
Bir önceki yılın neler yaşattığı, bir sonraki yıldan neler beklendiği gibi muhasebelerin yapıldığı şu yılın son birkaç gününde benim de gözümün önünden hep ‘’Neden?’’ sorusunu sorduğum anlar gelip geçiyor. En çok da koca bir yılı neden birilerini ikna etmekle geçirdiğimi düşünüyorum. Mutlu olduğuma, ya da mutsuz olduğuma, üzgün olduğuma dair ikna etmek, sonucu ‘’kötü’’ olsa da ‘’iyi’’ birşey yapmaya çalıştığıma dair ikna etmek, ‘’sevdiğime’’ dair ikna etmek, en çok da bunca kayıba rağmen iyi olacağıma dair ‘’kendimi’’ ikna etmeye çalışmakla koskoca br yıl geçirdim. Söyleyeceğim her yeni kelimenin karşımdakine bir önceki kelimeden farklı bir anlam ifade etmeyeceğini bile bile konuşmak, anlatmak, belki gerçekten anlatabilim diye didinmek, ama her bir adımın yanında anlaşılamamanın yanına eklenen yeni sıfatlar, yeni yaftalar...
Mutsuzluklardan umut, kayıplardan da ders çıkarmaya çalışan şu otomatikleşmiş ruhum işye yine aynı şeyi yapıyor, parmaklarımın arasından akıp gitmiş avuç avuç kuma aldırmadan, elimde kalmış son birkaç taneden neler yaratabilirim diye düşünüyor. Benim için çok zor bir yıl oldu, daha zorları da olacak biliyorum, ama kendimi ikna etmeye çalışmadan anlaşılabileceğim bir yıl diliyorum kendime. Kimbilir belki ben gerçekten kötü ya da zorumdur da aynaya balmıyorumdur. Eğer öyle isem de büyükçe bir ayna olsun karşımda bu sene kendimi ve diğer saklı ruhları görebileceğim.
Biraz zaman diliyorum yeni yıldan onu yaşayabilmek için. En azından yılbaşı kurabiyeleri yapmak için aldığım şeker hamurunu zamansızlıktan kullanamadığım için hamurdan özür dilemeyecek kadar.
Sadece hal hatırlaştığımız bir arkadaşımın beni anladığının onda biri kadar anlasın beni istiyorum geçmiştekilerin.Anlamayacaklar ise de Tanrı’dan unutma yeteneği istiyorum yerine başka birşey koymaksızın.
Nihavent beni bırkmasın yanında da rakı olsun, bir de upuzun dost sofraları olsun, anlattıkça anlatayım kulak çınlatayım istiyorum.
Yapmak isteyip yapamadıklarımı, söylediklerimden pişman olduklarımı, bir de içimdeki aşkı anlatabildiğim kalemim bu sene de kırılmasın benimle olsun istiyorum.
Öğrenip de sindirdiğim herşeyin yanına bir de affetme yetisi istiyorum bu sene. Bir porsiyon öyküme konu olan herşeyi bir bir affedip çekilmek istiyorum yaralı geçmişimin yanından.
Dünyanın öbür ucunda, unutamadığım bir Avrupa şehrine, yine Noel Arefesi’nde gitmek, bu sefer eşimin ellerini tutan ellerime gri yün eldivenler giymek, bir yudum kahve içmek, dünyayı da pembe görmek istiyorum.
Bütün bir sene ne yaşarsam yaşayım fonda Vaya Con Dios’dan Je l'aime je l'aime çalsın, içim hop hop etsin, yüzüm de hep gülsün istiyorun.
En sevdiklerim yanımda olsun, hayatımdan çıkardıklarım çıktıkları yerde dursun, bir de elmalı tarçınlı kekler pişirmeye devam edeyim istiyorum.
Malzemeler;
3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı sıvı yağ
1 su badağı yoğurt
2 su bardağı tam buğday unu
1 paket kabartma tozu
1 büyük elma
Tarçın
Hazırlanışı;
Fırın ısısını 175 dereceye getirin. Şeker ve yumurtayı köpük köpük olana kadar çırpın. Yağ ve yoğurdu ekleyip çırpmaya devam edin. Un ve kabartma tozunu beraber ekleyip kek hamurunu tamamlayın. Yuvarlak kek kalbınızı yağlayın. Elmanın kabuklarını soyun, dilimleyip kalıbın dibine dizin. Üzerina önce tarçın serpin, sonra kek hamurunu dökün. 40-45 dakika pişirin. Kalıptan çıkardıkta sonra üzerini pudra şekeri ve file fındık ile süsleyin.
Devamı için tıklayın..