17.10.2007

Tatildeyim


Bu hafta yazın kullanamadığım yıllık iznimden bir hafta kullandım. Farkettim ki 10 yıllık çalışma hayatımda izinlerimi hep tatile gitmek, birinin birşeyi için koşturmak ya da en basitinden birşeyleri halletmek için kullanmışım. Bazı izinlerimi tatille gitmek için yarısı bavul hazırlayıp, ve gelince bavul yerleştirerek, geri kalan yarısının da bir bölümünü yollarda harcadım. Bazı tatillerimi de yazlıkta geçirdim, ama onlarda da yine bir koşturmaca, bir telaşla geçti günlerim.

Hayatımda ilk kez tatildeyim, evdeyim, cebim belli zamanlar dışında kapalı, MSN açmıyorum maillerime günde sadece 1 kez bakıyorum. Sabahlarımı TRT’nin türk filmlerine adadım. Şanslıyım ki hava 2 gündür de yağmurluydu ve ben battaniyem dizlerimde elimde çayım Türkan Şoray’ın Kara Gözlüm filmini bekledim. Hep hafta sonu ya da hafta içi akşam yürüyüş yaptığım deniz kenarım hafta içi misafirlerini evine göndermiş ev sahibi gibi beni bekliyor.Uzun uzun yürüyüp sonra bir banka oturup gazete okuyorum. Boğazı hiç bu kadar bana ait hissetmemiştim.

Yürüyüş sonrası asansörden itibaren kokusunu duyduğum güzel evime gelip kahvemi hazırlıyorum. Acaba 10 sene evvel bugün nereeydim ne yapıyordum, 10 sene sonra nerde olmayı hayal ediyrordum diyip bugünüme ve bulunduğum yere şükür ediyorum. Birtek annemi özlüyorum kahvemi içerken.

Kahveden sonra yazmaya başlıyorum. Ne hissettiğimi, ne yaşadığımı anlatmak, paylaşmak, paylaştıkça da büyümek için. Marketten aldığım ‘’Kış’’ çayını demleyip geçiyorum kağıdımın kalemimin başına. Kış mevsimleri daha mı keyifli acaba? Ama bir bakıyorum hava kararmış akşam olmuş. Sanki dün yaşamamışım gibi heyecanla eşmin gelmesini bekliyorum birlikte gece yarısına kadar sarılıp Friends izlemek ve Joey’e bininci kez gülmek için. Bugünlerde sadece gülmek istiyoruz, sebepsizce gülmek..

Gece oluyor, yatağıma yatıp kitabımı açıyorum. Aklımda ertesi günün heyecanı var neyi sığdırsam, nasıl daha doyursam günlerimi diye. Doğduğum apartmana gitmeye niyetleniyorum kendi kendime nerede kaldığımı bulabilmek için.

Evlendiğimden beri işten arta kalan zamanlarında ilgilenebildiğim evimle doya doya ilginyorum. Bazen takıntılı ruhuma iyi gelsin diye kazakları renklerine ve boylarına göre düzenliyor, bazen de bu kadar huzurlu ve mutlu ve uzak olsam da özlediğim arkadaşlarıma hediye cookieler yapıyorum beni ansınlar diye.

Malzemeler;

½ su bardağı tozşeker
200 gr oda sıcaklığında tereyağ
1 adet büyük yumurta
2 yemek kaşığı nutella
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Damla çikolata

Hazırlanışı;

1-Fırın ısınızı 175 dereceye getirin
2-Tereyağ ile şekeri mikser ile iyice karıştırın.
3-Yumurtayı ekleip karıştırın.
4-Nutellayı da ekleyip iyice karıştırın.
5-Ayrı bir kapta un, kabatma tozu ve vanilyayı karıştırın.
6-Az önceki karışıma eleyerek ekleyin ve yoğuruup krabiye hamurunu elde edin.
7-Elinizle şekil verip damla çikolata ile süsyleyin.
8-175 derecde 15-18 dakika pişirin.

17 yorum:

Yasemin dedi ki...

ah ah su evde gecen tatillere hasret olarak bende senin yerinde olmak istiyorum.. ama simdilik sadece calisiyor calisiyor calisiyorum!!

Papatya dedi ki...

Yaseminciğim, yahu ben o kadar keyif alıyorum ki kadının yeri evidir düye düşünmeye bile başladım :P

melda dedi ki...

kurabiyeler çok güzel görünüyor. denenecekler listesine aldım bile :)

Burçin'in Denemeleri dedi ki...

Bence de kadının yeri evidir. :)))) Sabahın neredeyse karanlığında kapalı bir mekana girip güneş batana kadar orada kalmak artık benim içimi bunaltmaya başladı. Dışarıda olmayı, hayatın içinde olduğumu hissetmeyi, bazı şeyleri gün ışında görebilmeyi, evimle çocuklarımla daha fazla ilgilenmeyi çok özlüyorum çookkk.

Nutellalı nutellalı nefistir eminim kurabiyler. Ellerine sağlık Papatya'cığım.
Sevgiler,

Nezaket dedi ki...

Ne kadar iyi gelir insana bilirim. Kalabalıkların tatil yaptigi donemleri ve genelde gidilen tatil mekanlarini hep reddetmisimdir. Evimde sakin huzurlu gecirdigim gunler beni cok ama cok dinlendirir, ne diyim Papatya benim icin de kahvenden bir yudum ic, bol enerji ve moral depola... Sevgilerimle

Papatya dedi ki...

Meldacığım,
Şimdiden afiyet olsun:)

Papatya dedi ki...

Burçinciğim,

Ne de güzel anlatmışsın, evet ya ben de kalktığımda hava aydınlanmamış oluyor, eve geldiğimde ise çoktan kararmış. Tamam sürekli evde oturmak da çalışan insanı bunaltabilir ama mesela şöyle ayda 1 hafta çalışmasak:P

Papatya dedi ki...

Nezaketciğim,

Mesela ben kendi tatilimi bitirsem sonra senin için 1 hafta daha tatil yapsam:P

Sevgiler,

bocuruk dedi ki...

Sayfana dün uğradığımda yazını tam okuyamamış, şöyle bir bakıp çıkmıştım. 17 yıldır durmaksızın çalışıyorum ben. Okulu bitirip işe başladığım ilk günlerdeki idealistliğimden de, kariyer hedeflerimden de, heyecanımdan da hiç birşey kalmadı artık. Bizim meslekte kadınların ilerlemesine, yükselmesine kolay kolay izin vermiyorlar. Ben zaten kişilik olarak bu mesleğe (inşaat müh.)hiç de uygun değilmişim. Büyük kızım 7. sınıfta ve okuluna 7 kere gitmişliğim yoktur. İlk işyerimde özveri ile çalıştım 16 yıl ve çocuklarımı doktora bile annemler götürdüğü halde ben işimden gücümden kalmayayım diye, her iznimde beni birkaç saat bile olsa işyerine çağırdıkları halde ayrılırken madalya takmadılar. Evimin tadını bile tam çıkaramadığımı düşünüyorum. Uzun oldu ama, anlayacağın yazındaki gibi günlerin özlemini duyuyorum. Sana iyi tatiller:)
Bu arada kurabiyelerin de çok nefis görünüyor. Ne iyi gider kahveyle:) Eline sağlık Sevgili Papatya.
Sevgilerimle...

ugurbocegi dedi ki...

Yazınızı okudum şöyle bir ahhhhh dedim, yaşım çok fazla değil 25 yaşındayım ama bu yaşıma göre stajımla birlikte tam 9 yıldır çalışıyorum.Tatil anlayışımız ne yazık ki şartlardan dolayı hazırlanması ve heyecanı neredeyse 1 ay süren, fakat bitişi sadece 1 hafta süren koşuşturmalı tatiller, aslında tatil değilde alışkanlığın yönettiği davranışlar, yıllık izin yazın alınır, denize gidilir...Ama aslında en güzelini siz yapmışsınız kışın tadı evde daha farklı,sıcacık evin içinde, kedi misali...Ahhhhhhhh ahhhhh, bende istiyorum attil :((( Lütfen keyfini bizim içinde sürün...İzmir'den selamlar...http://ugurbocegimleafiyetle.blogspot.com/

Selen dedi ki...

Papatyacım,
Oooohh değmeyelim keyfine. Ne güzel zevkle evinin tadını çıkartman,kendine zaman ayırman ve arada da bizleri unutmaman. Çok sevgiler canım

gezicini dedi ki...

sevgili papatya
ne güzel yazmışın yine, tam da sonbahara uygun bir ruh hali içindeyken ben.
acaba diyorum o kurabiyelerden bir tane bana da göndersen :-)
sevgiler
gorki

Papatya dedi ki...

Sevgili Bocuruk,

Hayat bize madalya takmıyor, ama hırsızmızdan da vazgecemiyoruz nedense. Ben de su an isyerimdeyim, dondum masamın basına. Mutsuz muyum? Hayır, ama ev de çok sıcaktı!

Papatya dedi ki...

Sevgili Uğurboceği,

Ben bu 1 haftadan sonra karar verdim ki 1 haftamı hep sonbaharda kullanacagım! Tavsiye ediyorum:)

Sevgiler

Papatya dedi ki...

Unuturmuyum seni Selenim:)

Papatya dedi ki...

Gezicinim;
Sonbahar dedin de, dun eşimle İstanbul'un Karadeniz sahillerindeydik, aklıma sen geldin!

yeliz dedi ki...

Merhaba,evde vakit geçirmeyi bende çok severim, kek pasta börek çeşitlerini denemek benim için büyük bir zevk.Kurabiye çok güzel görünüyor. Bende bugün un kurabiyesi yapmayı planlıyordum bir daha ki sefere bunu deneyebilirim.Sevgiler