22.07.2007

Pazar Yemeği


Hafta içi ne zaman banyo yapmış olursak olalım, Pazar günleri muhakkak saltanat şeklinde temizlik günümüz olurdu. Annem cumartesi yıkadığı önlük ve yakarlımızı sabahtan kolalar ve ütülerdi. Ben en çok iri dantelli ve uzun beyaz yakamı sever, hep onun ütülenmesini keyifle izlerdim. Kolalandığı zaman da öyle güzel dururdu ki sormayın. Ardından annemin gözetiminde sırayla ayakkabılarımızı boyar, üzerinden bezle geçip bir güzel parlatırdık. O zamanlar günün belirli saatlerinde kısıtlı olarak şehir suyu akardı, ama apartmanımızda su deposu olduğu için biz çok da fazla hissetmezdik bu kesintileri. Yine de eğer sular birkaç günden beri kesik ve hafta sonu kalabalığına dayanamayan su deposu bitmiş ise Pazar günü sularımız kesik olabiliyordu. Bu zamanlarda ilk önce tırnaklar kesilir, ısıtılan sular ile el, ve ayaklar itina ile yıkanır, sabunlanan yüzlerimiz de önce ense ve boynumuz sonra alnımız kolonyalı mendillerle bir güzel silinirdi. Ama eğer sular kesik değil ise annem sıra ile önce ağabeyimi sonra da beni yıkardı. Eğer mevsimlerden kış ise banyodan hemen sonra saçlar gürül gürül yanan kaloriferin yanında taranır havlu ile sarılırdı. Zaten cumartesiden yapılmış ödevlerimiz bir güzel toplanır, koca sırt çantalarımıza yerleştirilir, mantolarımızın eteklerindeki çamurlar fırçalanır ve biz yeni okul haftası için hazır olurduk..

Bu temizlik zamanlarını tek kanallı televizyon dönemimizin yayın akış saati belirlerdi elbette ki. Hala cumartesi sabahları 09.30 da kalkıp izlediğim Şirinler, o zaman Pazar günleri saat 16.00 yayınlanırdır. Hemen arkasından Charles İş Başında başlardı. Ve biz bütün hafta bu saatleri beklediğimiz için yıkanma saatlerini kavga gürültü öne almak için savaşırdık. Annem de bu zevkimize özen gösterir 14.00–16.00 arası her şeyi halletmeye başlardı. Pazar günleri ardı ardına yayınlanan bu güzelim dizileri daha da güzelleştiren şey elbette yemek seçme özgürlüğümüz oluyordu. En sevdiğimiz TV programını en sevdiğimiz yemekle tamamlamak isteyen biz, Pazar günü TV karşısında yemek için en çok sucuklu yumurta ve salçalı sosis istiyorduk annemden. Annem ya işaret parmağımız ile gösterdiğimiz sucukları bir lokma ekmek ile sıyırıp ağzımıza verirdi, ya da her ikimize de en sevdiğimiz yemek yeri olan koltuklarımızda tepsi ile sosis yememize izin verirdi. Eğer anneme gösterdiği sucuğu diğerimize verdiğini iddia edersek, o yemek boyunca bir daha sucuk seçme hakkımız sona ererdi. Teflon tavaların olmadığı, yumurtaların sahanda piştiği o yıllarda, sahana yapışan yumurtayı ekmek ile kazımak ne zevkliydi.

Hala Pazar günleri TV’de herhangi bir kanalda Şirinler’e rastlarsam aklıma o günler, burnuma buram buram yumurta ve sosis kokusu geliyor. Hayatımda var olan problemlerin bir gün Pazar günleri yıkanma saatine karar vermek kadar basit olabileceği ve orda kalacağını ümit ederek uyanıyorum sabahları. İnsanın hayatta probleminin olmadığı gün ömrünün son günü olduğunu bilerek mucize beklemiyorum, ama kişisel terazimde huzurun ağır basacağı günlerin artık uzak da olmadığını görüyor ve düne göre az da olsa gülümseyebiliyorum.

Bu tebessümlerimi en çok kalıcı kılan şey de tabiî ki eskiye dair hatırladıklarımı yazarken burnuma gelen bir yemek kokusu, o yemeğin yapılışı, resminin çekilişi ve tabiî ki diğer geniş yürekli küçük kadınlar ile paylaşma dakikalarım oluyor. Pazar günkü temizlik günleri yolculuğum, bu seferlik seçim sebebi ile İstanbul’da kaldığımız bu hafta sonunda sıcaktan dolayı evde geçirdiğim bu Pazar günü sıkıntıdan onu şunu ve bunu temizlemekle geçti.Eşimin de benim de canımızın çok istemesi ile sosiste son buldu. Bir dahaki Pazar anısında da sucuklu yumurta hayali ile TV’de Şirinler’i arıyor olacağım…

Malzemeler;

250 gr sosis
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tepeleme yemek kaşığı salça
1 yemek kaşığı kekik
1 litre kaynamış su
Tuz

Hazırlanışı;

1-Sosisleri dilimleyin.
2-Zeytinyağında salçayı kavurun.
3-Dilimlenmiş sosisleri ekleyip kavurmaya devam edin.
4-Kaynamış su, kekik ve tuzu ekleyip kapağını kapatarak 15-20 dakika pişirin.

16 yorum:

Burçin'in Denemeleri dedi ki...

Papatya'cığım ben bir de pazar sabahları yayınlanan çoğunlukla da kovboy filmi olan pazar sinemalarına bayılırdım. Tırnaklarımı da her seferinde ne kadar dipten kestiğim geldi bir de aklıma şimdi. 1-2 gün sızısı geçmezdi okulda.
Salçalı sosisi uzun zamandır yapmadım. Eminim çok lezzetli olmuştur. Fotoğrafa ise bayıldımmm.
Sevgiler,

Evcilik Lezzetler dedi ki...

İç ısıtan bir yazı daha :) Ellerine kalemine sağlık Papatya...
Pazar günü demişken, Hikmet Şimşek yönetimindeki konserler geldi aklıma :)) Belki sıkıcı da olsa iyi birşeyler dinleniyormuş o zamanlar...
Sevgiler

Papatya dedi ki...

Burçinciğim,

O filmleri dakikaları sayarak beklerdik doğru. Tırnaklarımızı evet neden o kadar dipten keserdik:))

Fotoğraf gelişiyor, sen farkediyorsun çok seviniyorum:)

Sevgiler canım,

Papatya dedi ki...

Burcucuğum,

Ah evet doğru ya, Hikmet Şimşek vefat etti ama di mi? Ne kadar doğru dedin, o zamanlar sesini kısardım ama keşke şimdi olsa, keyifle pazar kahvemi Hikmet Şimşek ile içerdim..

Sevgiler,

gezicini dedi ki...

sevgili papatya
içimi ısıtan yazılarından birini daha okudum, çok mutluyum. pazar günü ben ve kardeşim için okula hazırlık, kıyafetlerin ütülenmesi, pazar günü banyoların yapılması anlamına geliyordu. hala her pazar akşamı banyo yapmalıyım, haftaya hazırlık yapmalıyım diye dolaşır dururum.
sevgiler
gorki

butterfly dedi ki...

Papatyacım, ne güzel; buram buram yaşam kokan, insanı ensesinden tutup o eski zamanlara götüren bir yazı bu. Her kelimesini zevkle okudum.
Beni ilk okul günlerime taşıdın adeta. Acaba herkesin banyo günü müydü Pazarları:)?
Dediğin gibi çocukken sorunlar da bizim gibi küçükmüş meğer, geçmişe özlemin önemli bir nedeni de bu belki.
Geçmişte de kalsa ne güzel çocukluklar yaşadık değil mi? Umarım gelecek nesiller de bizler kadar şanslı olur.
Sıcacık bu öykü ve bir tabak salçalı sosis görünümündeki çocukluk özlemlerimi hatırlattığın için yürekten teşekkürler.
Sevgilerimle:)..
aslı

Papatya dedi ki...

Gorkiciğim, ben de aynen senin gibiyim, pazar gunu ne olursa olsun haftaya hazırlık yapmak isterim, demekki annelerimiz alışkanlık kazandırmayı başarabilmişler bizlere:))

Papatya dedi ki...

Aslıcığım,

Annem hep yarın daha zor olabilir, bugunden yakınma alışmaya çalış derdi, doğru da söylüyormuş. Ama yine de hala şükür ettiğimiz günler yaşıyoruz çok şükür ki,

Sevgiler,

Selen dedi ki...

Pazar günleri bizde de banyo günüydü. En çok da yıkanınca annemin önüne oturup saçımı taratmaya ve kurutmaya bayılırdım.
Bu arada çok severim ben de salçalı sosisi. Annem de çok yapardı. Bu akşam ben de yapsam mı acaba? Rejime dokunur mu ki :))

Papatya dedi ki...

Dokunmaz şekerim protein öğününde yiyiver:))

daimamutfak dedi ki...

Yine bir öykü..pek güzel anlatmışsın canım...sevgiler..neriman

Aklımdakiler... dedi ki...

Sevgili papatya, kocaman bir merhaba sana.. Anlattıklarınla, hatırladıklarına birbirimize nasılda çok benziyoruz, nasıl da mutlu ettin beni yazılarınla.. Çok memnun oldum kendi adıma seni keşfettime.. Favorilerime ekledim bile seni.. Sevgiyle kal, hep böyle kal.. Filiz.

Selen dedi ki...

Hehe dün akşam biberli ve rende domatesli yapıp yedim :) Akşamları protein öğünüm de.. Elimize sağlık şekerim

Papatya dedi ki...

Sevgili Neriman çok teşekkür ederim,

Sevgili Filiz,

Öncelikle hoşgeldin, demek birbirimize benziyoruz, o halde ben de seninle tanışmak için hemen seni ziyarete geliyorum:))

Selenciğim;

Ye güzelim ye afiyet şeker olsun:))

Nihan dedi ki...

Papatya nasıl da özledim çocukluğumun pazar günlerini yazını okuyunca, acaba kızım da büyüyünce kendi çocukluğunun pazar günlerini özleyecek mi?

Papatya dedi ki...

Sevgili Nihan,

Eğer sen çocukluğunu böyle özleyen bir anne isen, bence kızına da bu değeri verirsin ve o da özler,

Sevgiler,