17.11.2007

Hava Aydınlık Kalsın!


Günler uzasa, 24 saat değil 29 saat olsa, o 5 saat de benim olsa, ama hava da aydıınlık olsa..

Kendimi Beyoğluna atardım ilk gün.İlk önce evden çıkmadan cep telefonunu kapatır sonra doğruca Metropol pasajının en dibindeki dükkana Özel Bal şiirleri okumaya giderdim. Uzun uzun şiirleri okur, her baktığım taraftan başka bir kelimesini keşfeder, sonra üzerimdeki kıyafete tarza falan da aldırmadan cap canlı harflerle Carpe Diem yazan bir yaka iğnesi satın alır, çantama iliştirir doğruca Galatasaraya doğru yürümeye başlardım O eskiden postane olan mermerlerini çok sevdiğim kocaman binanın bir kareye sığacak siyah beyaz fotoğraflarını çekmek için kendime son model bir objektif satın alırdım. Gerçekten ve gerçekten beşyüz tane resim çekmek isterim orada. Çektiğim fotoğrafları aktarmak için küçük şirin sevimli bir cafede sıcacık bir portakal çayı içer, tek başıma olmanın huzurunu gözlerimi kapatıp bir kez daha içime çekerdim. Hayatımda aynı renk göremediğim bütün insanları tek tek düşünür, eski renkleri ile görmeye çalışır, sonra vazgeçer tekrar bakardım çektiğim resimlere. Bu sırada hava hala aydınlık olurdu..........

Bugünlerde akşam 20:00 de evde olsam erken geldim falan diye sevnip ne yapacağımı şaşırıp bir oradan bir oraya koşturuyorum evde. O yüzden bugünü kendime ayırdım hava aydınlıkken kendi kendime ‘’birşeyler’’ yapmak istedim. Sabah erkenden kalkıp kahve termosuma çay demledim. Şehir çok uzak olduğu için vazgeçip sahile indim.Yürüdüm, sonra koştum, sonra yine yürüdüm. İçimde, ruhumda biriken bütün enerjini denize bıraktım geldim. Çok uzun zamandır vakitsizlikten bekar evine dönen mutfağımda eşimle ‘’bir yemek olsa, salçalı suyu olsa, suyuna da ekmek bansak’’ diye konuştuğumuzun üzerinden 2 gün geçmişti. Bu yüzden kendimi mutfağa atıp basitçe çiftlik köftesi yaptım. Mis gibi, acı acı, sulu sulu. Ardından eşimin en sevdiği yiyecek olan patatesi kızartıp, üzerine domatesli sos yaptım görünce sevinçten çıldırsın diye. Baktım dolabımda ayıklanmış yıkanmış ıspanak pakedi de var bu kapalı kırmızı sonbahara çok yakışır diye çok zamandır denemeyi istediğim ıspanak çorbasını da yapıverdim yanına yeni tatlara kapalı eşimin içmeyeceğinden emin bir tencere çrbanın bana kalacağını bile bile.

Şimdi o cumadan ödevlerin bittiği ama ertesi güün de tatil olduğu için en çok sevilen Cumartesi gecesinin başındayım. Telefonum kapalı, ev telefonumun fişi çekik. Film kanallarında dolaşırken Prison Break’in yeni bölümlerini mi seyretsem diye düşünüyor, yok yok ben kalkıp bir çikolatalı tart yapayım diye aklımı çekerken de hepsini boşversem, kocam gelse de sinemaya gidip patlamış mısır yesek diye hain planlar yapıorum. Ama bu gece TV açık, ama yanında laptoptan da Sezen Aksu Çalarken Scrabble oynayıp boş boş güleceğimizi de o kadar iyi biliyorum ki. Huzurlu muyum neyim?.

Beyoğluna gidemedim, bir dahakine gideceğim söz!

Not: Aşağıdaki ölçüler denemek için yaptığım için az, 3 kişilik çorba anca çıkar. Siz kişi sayısına göre arttırabilirsiniz. Ben çok ama çok beğendim.

Malzemeler

250 gr ıspanak
1 kucuk soğan
1 yemek kaşığı zeytinyağı
1 yemek kaşığı un
1 su bardağı süt
1 su bardağı su
Tuz
Karabiber

Hazırlanışı

Zeytinyağında soğanı ve unu kavurun. Doğranmış ıspanağı da ekleyip kavurmaya devam edin. Su ve sütü ekleyin. Bir taşım kaynadıktan sonra tuz ve biber ekleyin. Pürüzsüz olana kadar blanderden geçirin.

13 yorum:

gezicini dedi ki...

sevgili papatya,
hava aydınlık olsun, yağmur kar olsun ama hava ve aydınlık olsun. yanımıza çorbamızı alalım, kitabımızı da. hayatımıza, elimizdekilere şükredelim, mutlu olalım. yeniden baharın geleceği günleri düşünelim.
ıspanak çorbana bayıldım.
sevgiler
gorki

Papatya dedi ki...

Gezicinim;
Bahar gelmesin daha, kışın tadını çıkaralım, çorbamızı alalım ve şükredelim ama;
Lapa lapa kar yağsın;
Hava aydınlık olsun..
Kucak dolusu sevgiler,

Burçin'in Denemeleri dedi ki...

Papatya'cığım,
Yazılarını okumayı çok özlüyorum. Şöyle gün aşırı sayfayı güncellemeni rica etsem çok şey mi istemiş olurum acaba? :))
Bayılıyorum geçmişi hem de en ince ayrıntılarıyla geçimişi hatırlatan yazılarına.
Yeni yıl köşesi de nefis olmuş. Artık bloglar ışıldamalı yavaş yavaş değil mi? Bir hafta kadar sonra benden de bir katkı olur belki bu ışıltıya :))
Ispanak çorbasına karşı biz de ön yargılıyız ne yazık ki. Kendime kalacağını bildiğim için yapmıyorum hiç. Ellerine sağlık.

serenity dedi ki...

ım nefis görünüyor. bayılırım sebze çorbalarına. bir keresinde haşladığım brokolinin suyundan çorba yapmıştım nefis olmuştur.
elinize, yüreğinize sağlık...

Müge dedi ki...

Papatyacığım,
Burçin şekerim lafı ağzımdan almış, ne de güzel söylemiş. Bende senin yazılarını okumayı çok seviyorum. Mini bir kitap gibi, gün içinde alınmış kısa ama derin bir nefes gibi.
Bizim evde neredeyse bütün yemekler senin ıspanak çorbası işlemi görüyor desem:( Kendim yapıp kendim yemekten o kadar sıkıldım ki, sadece kek kurabiye pişiriyorum bende.

Papatya dedi ki...

Sevgili Burçnciğim,
Ben yazayım sorun değil de, bu sabah yaptığım cupcake lerin fotografını çekerken balkonda fırtınadan ucuyordum:)
Havalar erken karardığından bu yana ben çok ftograf sıkıntısı yaşıyorum, yoksa beni dinlemek isteyenler varsa eger ben hiç susmam ki:)
Işıltını merakla bekliyorum:)

Papatya dedi ki...

Sevgili Serenity teşekkür ederim:)

Papatya dedi ki...

Sevgili Mügecigim;
Ben derhal bir kitap yazıyorum o zaman senin için , böyle trafikte bunaldığında, ya da aksam evde yalnız hissettiğinde paaat diye çıkarır okuyeverirsin:)

butterfly dedi ki...

Canım Papatya yine ne güzel dökülüvermiş kelimeler:).
Ahhh ah, hangimiz istemiyoruz ki şöyle sadece kendimize ait olacak bir kaç fazladan saat, ama fırsat olmuyor işte. Haftasonları bile koşturmacalar içinde geçiyor çoğunlukla..
Eskiden, hayatı kolaylaştıran bu kadar çok elektronik araçlar da yokken, insanlar nasıl olup da hayatı ıskalamadan yaşamayı daha bir güzel başarıyorlardı acaba?
Belki de biz şimdi tüm o koşturmacaların içinde, hayatı dolu dolu yaşayamadığımız kaygıları altında hayattan beklentilerimizi çok yüksek tutuyoruz kimbilir (en azından benim için geçerli bu:)). Belki de en önemli şey senin de bahsettiğin "huzur". Huzuru nerde, kimlerle, ne zaman yakalayabiliyorsak bunun tadını çıkarmayı bilmek önemli olan...
Ispanak çorbasını ben de geçen sene tüm ailenin beğenisine sundum. Başta kabul ettirmek çok kolay olmadıysa da, tattıktan sonra fikirleri değişti herkesin:).
Ellerine sağlık canım.
Sevgiler ve kocaman öpücükler:).
aslı

www.edasuner.com dedi ki...

Papatyacım ne güzel ne huzur verici yazmışsın canım. Baharı ruhumuzda yaşayalım mühim olan bu canım.Sevgiler canım

Tijen dedi ki...

Kış gelip de akşam hava erkenden kararınca yatıp uyumak gerektiğini düşünüp erkenden yatağa girerim.

leziz-özlem dedi ki...

canım gerçekten banada lazım karanlık olmayan bir günün 24 değil
30 saat olduğu günler...keşke....

Selen dedi ki...

Kevgir Aralık sayısı sevgili Esra için hazırlanıyor. Ayrıntılar burada. Lütfen tıklayın.