
Hafta sonu eşimle çocukluk fotoğraflarıma baktık. Benim ömrüme yeni bir gün eklendikçe ve ben hep bir önceki günün resimlerine baktıkça eski zamanları daha çok özler oluyorum. Bu yüzden de hep özlediğim şeyleri, yaşadığım ya da yaşamayı umduğum şeyleri yazmak istiyorum. Teknolojinin ve gelişmişliğin hayatımdaki bir sürü şeyi geliştirip değiştirdiğini ve bana kolaylık sağladığını biliyorum ama insan hayatındaki her şeyin teraziye konduğu ve bir iyi bir kötü tarafını ayrı ayrı tartıldığı zamanlar olmaz mı? Ben de her şeyi tarttım o resimlerle. Elimdekiler ile değiştireceğim şeylerin artılarının eksilerle kıyaslamasının yapılmadığını ve muhasebesel deyimle hiçbir hesabın açık vermediği bir durumda al oyuncaklarını ver bebeklerimi misali her şeyi değiş tokuş etmek istedim hayatla. O bana ne verdi ise iade edip vermediklerini zorla almak istedim.
Okuduk, kendimizi geliştirdik, para kazanmak istedik, ha şunu da yapayım ha bunu da yapayım derken 30 yaşına geldik ve hala anne olamadık. Ben elimdeki diplomanın, kariyerin, gelişmişliğin elimden alınıp anneliğin bana verilmesini istiyorum. Belimden kapkalın bir kemerle iyice sıktırılmış puantiyeli bir elbise ile küt kesilmiş saçlarıma upuzun bir bant takıp bir elimde bir de kucağımda iki çocuğumla henüz gencecikken resimlerim olsun istiyorum. Haydi gardırobumdaki spor ayakkabıları, bol pantolonları, yakası paçası ayrı yerdeki bütün kıyafetleri atıyorum. Ben incecik topuklu ayakkabılar, rugan küçücük bir çanta bir de yakası kocaman ama yere kadar kabarık bir manto istiyorum. Evet evet ben ayağımdaki spor ayakkabının rahatlığını, bana aynaya baktığımda huzur verecek iğne topuk ayakkabının fiyakası ile değiştiriyorum var mı itirazı olan?
Kapağında o restaurant, bu balıkçı, şu gazinonun amblemi olan bir çerçevede kıpkırmızı rujum ve buğulu makyajımla kol düğmesi takmış eşime bakan fotoğraflarım olsun. Evet dijital çekilmiş on bin tane fotoğrafımı geri verip karşılığında en doğan halim ile çıktığım buğulu fotoğraflarım olsun istiyorum.
Ben bütün o rahat eşofmanlarımı pijamalarımı geri verip gerisin geriye süslü ev kıyafetleri istiyorum. Cumartesi sabahı yataktan kalktığım pijamalarım ile öğleden sonraya kadar kaşınarak gazete okumak ve kahve içme lüksümden vazgeçtim, ben erkenden kalkıp kahvaltımı yapmak çayımı ise süslü ev kıyafetlerimi makyajımla tamamlayıp camımın önündeki tek kişilik berjer koltuğumda porselen çay takımımla içmek istiyorum.
Cep telefonum, bilgisayarım, elektrikli ev aletlerim mi? Hepsini verdim hayata iade olarak, karşılığında tavandan yere kadar koyu kahverengi gül ağacından bir kitaplık yaptırdım oturma odama, bu kitaplığa da sığmayan kitaplarım için evimin başka neresine kitaplık yaptırdım diye düşünüyorum şu aralar.
Oh ne güzel televizyondaki aptal dizileri zaplamaktan da kurtuldum artık, akşamları küçük radyomda Müzeyyen Senar eşliğinde dinlenmiş ruhum ile keyifli sohbetler yapıyor, uzun yemek sofralarının tadını çıkarıyorum. Cep telefonu olmadığı için haber veremeyen çat kapı gelen sevdiklerimin kapı ziller bende merakla karışık sürpriz heyecanlar yaratıyor, ben de duygularımla tekrar tekrar tanışıyorum.
Arabamı da veriyorum geriye, tenha kimsesiz İstanbul sokaklarında rahat rahat yürürüm ben. Hava güneşli ise beyaz bir şapka takar, bunaldığın an bir bankta tek başıma oturabilir, dönüş yolunda da sadece limonata ve kurabiye satan bir pastanede demir bir tabak ve kalın camlı bir bardak limonata ile fıstıklı kurabiye yiyebilirim.
Malzemeler;
120 gr tereyağı
1 yumurta
3 çorba kaşığı pudra şekeri
1 tutam deniz tuzu
1 paket kabartma tozu
1 + ¼ bardak un
2 yemek kaşığı toz Antep fıstığı
Hazırlanışı;
1- Tereyağı ve yumurtayı dolaptan çıkarıp, yarım saat kadar oda ısısına gelmesini bekleyin.
2- Un, Pudra şekeri, kabartma tozu ve deniz tuzunu bir kaba eleyin.
3- Una tereyağı, yumurta ve Antep fıstığını ekleyip iyice yoğurun.
4- Hamuru 15–20 dakika dolapta dinlenmeye bırakın.
5- Hamuru dolaptan çıkardığınız zaman fırın ısısını 180 dereceye getirin.
6- Hamuru 2 eşit parçaya ayırıp ince açın.
7- Her iki parçadan kalk kurabiye kalıbı ile hamurları çıkarıp ikisini üst üste koyun ve kenarını bir tutam fıstık ile süsleyin.
8- Yalpı kağıt serili fırın tepsisine kurabiyeleri dizin
9- 180 derece ısıtılmış fırında tam 15 dakika pişirin ve soğuması için fırın telinde dinlendirin.
NOT:
1-Bu kurabiye tarifini sevgililer günü kurabiyesi olarak bir gazeteden defterime yazmışım. Kurabiyenin tamamı kakaolu ve kalp kalıpla kesilerek yapılıyor. Ama ben evdeki toz antepfıstığı değerlendirmek için değiştirdim.
2-Tarif sevgililer günü tarifi olduğu için kurabiye sayısı az çıkıyor, tarif 1 ölçü arttırılabilir. Ama bu ölçü ile de 20–22 tane kurabiye çıktı.
Devamı için tıklayın..