2.05.2007

Sağlık, Huzur ve Bereket...


Bir koca kış daha geride kaldı. Güneşsiz günlerin, soğuk akşamların, meyvesiz sofraların yavaş yavaş bizleri terk etmeye başladığı şu günlerde baharın gelişi, bütün dinlerin ortak inandıkları ve uyanma adına kutladıkları mucizelerden biri olan Hıdrellez’de ile kutlanacak. Sayısız hikâyeden biri olan inanışa göre hayat suyu içerek ölümsüzlüğe kavuşan Hızır, bahar aylarında insanların arasında dolaşıp, yardıma ihtiyacı olanlara yardım edip onlara bereket sağlar, aynı zamanda da insanın ve tabiatın uyanışının simgesi olarak da 6 Mayıs günü Hıdrellez Şenlikleri ile kutlanır. Çok eski uygarlıklardan bu yana kutlanan baharın gelişi, bizim kültürümüzde de uzun yıllardır neşe içinde kutlanmaktadır. Özellikle Anadolu’da Hıdrellez için aynı bayram günleri gibi temizlikler, yemekler tatlılar şeklinde hazırlıklar yapılmaktadır.

Bizim evde de Hıdrellez her sene ayrı bir coşku ile kutlanırdı. Biz çocukların teyzemin başında toplanması ile dileklerimiz özenle bir kâğıda tek tek yazılırdı. İlk önce geçen sene gerçekleştirilen dileklerimiz için teşekkür ile başlar, sonra yeni senenin isteklerine geçerdik. Kimimiz ev, araba gibi maddi şeyler isterken, kimimiz sağlık huzur gibi manevi ihtiyaçlarının garantisi içinde uzuuun uzun sayfalar yazardık. Sonra bunlar kurdeleler ile süsler ve renkli mandallar ile gül ağacına asardık. Hızır’ın gelip mektuplarımızı okuyup dileklerimizi gerçekleştireceğine inandığımız o günlerde çoğu akşam uyanıp Hızır gelip mektubumu açmış mı diye kontrol etmekten uykusuz kaldığımı hatırlarım. 5 Mayıs akşamı mektupları gül ağacından indirmemize kadar geçen süre sabırsızlanarak devam ederdi çünkü asıl eğlence o akşam başlardı. Önce hepimiz güzelce yıkanır temiz kıyafetler giyer dinimizce ve elimizden geldiğince kişisel ibadetlerimizi yapar dua ederdik. Sonra hepimiz arka bahçeye iner kocaman iner çalışmalara başlardık. Büyükler ateş yakarken biz gül ağaçlarının altına yapacağımız maketler için taş, kiremit gibi şeyler toplamaya başlardık. Ateş yandıktan sonra şarkılar eşliğinde ağacın altına taştan evler, arabalar insanlar yapar Hızır’ın bizi ve huzurumuzu ayırmaması için dualar ederdik. Ateş yüksekken büyükler atlar, küçüldüğü zamanda biz küçükler sırayla atlardık. En son da eve çıkar, bozuk paraları kocaman kırmızı kurdeleler ile bağlar, bolluk ve bereket getirmesi için çantalarımıza koyardık. Ertesi günde sabah erkenden yola çıkar dilek kâğıtlarımızı dua ederek denize bırakırdık.

Zaman geçip herkes hayatın kendince gerekliliklerine yoğunlaştıkça, her şey gibi bizim Hıdrellez partilerimiz de küçüldü küçüldü ve sonunda bitti. İlk önce vakitsizlikten dolayı yıkanmalar giyinmeler sonlandı ve her şey çabuk çabuk yapılır oldu. Sonra ibadetler, dualar hızlandı. Şimdi teyzemler aynı hazırlıkları yapıyorlar mı bilmiyorum ama ben evlendiğimden sonra Hıdrellez neşesini kendi evime de dağıtmaya çalışıyorum. Umutlarım ve hayatım açısından iyi gitmeyen ve benim için önemi çok büyük olan Hıdrellez zamanı da tartarak bitmesini umut ettiğim geçtiğimiz yıl için, aklımdaki ve ruhumdaki sayfaları kapatıp yepyeni tertemiz sayfalar açabilmek adına bu sene daha bir özenle hazırlanmak geldi içimden Hıdrelleze.

Ben ruhumdan geçen her şeyi bir kâğıda döktüm, eşim ile abimin mektupları ile birlikte gül ağacına astım. Hızır’ın benim küçük evime uğrayıp dileklerimi okuması ve bereket vermesi için her gece dua edeceğim. Cumartesi sabahı erkenden kalkıp en güzel kıyafetlerimi giyip anneannemin dediği gibi Hızır’ın duyabilmesi için bacamı kokutup ona kek yapacağım. Akşam da Ahır kapı’daki Hıdrellez Şenliklerine katılıp gönlümce baharın gelişini kutlayacağım.

Dilerim bu bahar Hızır hepimizin kapısına uğrayıp bereketinden bolluğundan birer fiske bırakır, dileklerimizi gerçekleştirir ve bu bahar hepimiz için bir öncekinden çok çok daha iyi olur.

17 yorum:

gezicini dedi ki...

çok çok güzel duygular bunlar. rahmetli anneannemden hatırladığım kadarıyla, ben de gül ağacının altına isteklerimi yazdığım kağıdı bırakacağım! geçen senelerde istediğim gerçekleşti, bir dileğim daha var :-)
sevgiler
gorki

Burçin'in Denemeleri dedi ki...

Güzel dileklerine gönülden katılıyorum Papatya'cığım.
Hiç unutmuyorum. Ben mezun olduktan sonra bir süre iş bulamamış ve evde çok sıkılmıştım. Hıdrellez günü herkes gül ağacının altına dileğini çizerken ben de bir iş yeri çizmiştim ve ertesi gün müracaat ettiğim bir yerden işe başlamam için aramışlardı. Bilemiyorum belki denk geldi ama ben gerçekten çok inanarak çizmiştim.
Hıdrellezi anlatan beni yine geçmiş günlere götüren bu harika yazın için de sana teşekkür ederim... Sevgilerimle,

Papatya dedi ki...

Sevgili Gorki,

Ben büyüklerimizin bize anlattığı şeyleri unuttuğumuzu, bu yüzden çocuklarımıza anlatamayağımızı düşünüp üzülürüm, bu sebepten Hıdrellez ile ilgili anılarımı anlattım ki, paylaştıkça birilerinin aklına birşeyler getirir hatırlatırım dedim. Sende de rahmetli anneanneciğinin anlattıklarını hatırlatmış olmama çok sevindim. Umarım bu sene de dileklerin geçen yıllarki gibi çabucak olur,

Sevgilerimle,

Papatya dedi ki...

Burçinciğim,

Belki denk gelmiştir, belki olacağı varmıştır ama dileklerimizi ve geleceğimizi böyle saf şeylere bağlamak bizi pozitif düşünceye itiyor, pozitif düşünce de diğer pozitif düşünceleri bize çekiyor bence.

Senin de bütün dileklerin gerçek olsun bu sene inşallah,

Sevgiler,

canan's culinaria dedi ki...

sevgili papatyacigim,

senin güzel yazindaki dileklerine cani gönülden katiliyorum ve eski hidrellez günleri gözümün önünde canlandi...rahmetli annem, ay cok komik kücük bir ates yakardi ve komsu teyzeler ile atesin üzerinden atlardi. sonra dilekler ev, ya da herhangi bir arzu kibrit ile sekil verilirdi ve hakikatten olurdu. bende 6 yil önce esim ile bahceli bir ev kibrit ile sekil vermistim ve o da gercek oldu, belki de olucagi vardi.

güzel satirlarin icin cok tesekkürler,

sevgiler,
sera-mina ve canan

Papatya dedi ki...

Sevgili Cananciğım,

Vallahi herkesin en az bir tane dileği olmuş, bu sene de dileklerinin hepsi gerçekleşir inşallah, dilek mektubuna Sera Mina'nin dileklerini yazmayı unutma, artık Sera mina senden yazman için oyuncak mı ister pasta mi bilemem:))

Opuyorum ikinizi de

Açalya dedi ki...

Papatya, ne kadar rituelmis sizin evde Hidrellez (bu arada 6 Haziran yazmissin ilk paragrafta, sanirim 6 Mayis degil mi?). Ben hic bilmiyordum bu kadar ayrintisiyla bu kutlamalari, biz cocukken sadece atesten atlama faslini yapiyorduk :) onu hatirliyorum ben. Bir sey daha ogrendim, tesekkurler. Hidrellezde senin ve herkesin dilekleri gerceklessin o zaman.

canan's culinaria dedi ki...

papatyacigim,

unutmadan eklemek istiyorum...anneannenin dedigi "Cumartesi sabahı erkenden kalkıp en güzel kıyafetlerimi giyip anneannemin dediği gibi Hızır’ın duyabilmesi için bacamı kokutup ona kek yapacağım."

pek hosuma gitti...bende yapicam :-)

öptüm

BALDAN TATLI dedi ki...

Merhabalar;
Hıdrellezi çok seviyorum ben. Nede olsa 5 Mayıs doğum günüm. Hıdrellez çocuğuyum yani. Sevgiler..

Papatya dedi ki...

Gercek adiniz mi internetteki lakabiniz mi bilmiyorum, cunku bunu nick name olarak alanlari da gordum. Benim de adim Papatya :) (hem de gercek adim :))) hehe
Ben Giritten tarifleri paylasiyorum blogumda. Bazi bloglarda birakilmis notlardan gordum adinizi ve tanismak istedim :)

Papatyadan bir baska Papatyaya sevgilerle...

Papatya dedi ki...

Açalyacığım,

Ah evet 6 Mayıs tabiki, dalmışım ben sağol farkettiğin için hemen düzelttim.

Evet evet ateştan ateşten atlayan atlamayan herkesin dileği gerçek olsun:))

Sevgiler,

Papatya dedi ki...

Cananciğım,

Yap tabi kekini, bizim gibi hem iştahlı hem de yemek yapmaya meraklı blog sahipler için br bahane de Hızır olsun:))

Sevgili Baldan tatlı,

Bak sen çok berekeli bir günde doğmuşsun bence ne güzel, şimdiden doğum günün kutlu olsun, o zaman bu sene mumlarını üflerken bir kez de Hızır'dan dilek dilersin:))

Papatya dedi ki...

Sevgili Papatya,

Küçük çocukların çikolata falan gördüklerinde sevinçten ellerin çırpması gibi ellerimi çırptım yazını okuyunca, ne güzel ismin var ay ay ay:)

Benim gerçek adım değil papatya, ben papatyaları çok sevdiğim için nickimi papatya yaptım, blogun ismini de eşim bulmuştu, ama papatyayı bir isim olarak hiç düşünmemiştim şimdiye kadar çok heyecanlandım:))

Papatyacığım tanıştığıma çok sevindim ben de, hemen seni ziyarete geliyorum,

Sevgiler,

sunthing dedi ki...

Merhaba,blogunuzu çok sevdim gerçekten.Çünkü diğer yemek bloglarında bulamadığım oysa olması gereken "tat" var burada. Öykülerinizi paylaştığınız için teşekkürler.

Bolca ışık!

Papatya dedi ki...

Sevgili Sunthing,

Altını çizerek iletmeye çalıştığım ''tad''I farkettiğin için çok mutlu oldum, haklısın bazı yemek bloglarında bu tad var bazılarında yok ama o tad olmayan yemek bloglarında da çok marifetli çok lezzetli yemek tarifleri var mmmm:))

Hoşgeldin!

Nukhet dedi ki...

Papatya

Bak neasilda onemli bir seyi hatirlattin bana. Ben bunlAri cok yasadim ama kizimin bundan henuz haberi yok. Bu gun icin bir gul agaci bulabilir miyim bilmem ama ondan isteklerinin bir listesini isteyeyim(muhtemelen bas sirada yeni bir barbie olur o da baska bir mesele ya). Biz gul agaci degilde baska seyler yapardik ki annem hala bizler icin yapar. Onceden bir sogani saksiya diker ve yesermesini bekler. Hidrellez aksami herkes icin iki sogan sapini esit uzunlukta keser ve birine bir renkli ip baglar. Sabah mutlaka iki yapraktan biri daha cok uzar. Eger ip bagli olan uzarsa bu yil sefa cekeceksiniz, oburu uzarsa cefa cekeceksiniz der, ve isin ilginci yillarin deneyimiyle bunun dogru olduguna da hep inanir. Bu aksam arayayim da benim icin de yapmayi unutmasin, soganlari saksida hazirdir nasil olsa. Bir ikincisi de biz o gece bahceye ya da balkona ne istiyorsak taslardan, fasulyelerden, mercimeklerden cizeriz ve o yil gerceklesmesini bekleriz. Ben yaptigim bir kac yilda istediklerimin hep oldugunu hatirliyorum belki de hep olasi seyleri istedigim icindir kimbilir? Sevgiler

Papatya dedi ki...

Sevgili Nükhet,

Umarım gül ağacı bulabilmiş ve kızına anlatabilmişsindir.Soğanı ilk defa senden duydum ama çok ilginç geldi seneye soğan da dikmeliyim bu dilekler ya olacak ya olacak!:))

Sevgiler,