26.11.2010

Kırgınlık, bugun açılan Ladurée ve Sebzeli Lazanya

‘’Kırılma ama’’ diye başlayan bir cümleyi karşımızdakinin kırılıp kırılmayacağından emin olamadığımız durumlar için mi kullanırız yoksa kırılacağını bile bile söyleyip kendimizi emniyete almak için mi? İşte ben bazen buna emin olamıyorum, ve kim olursa olsun bu kelimelerle başyan bir cümleyi ister istemez sorguluyorum. Kırılıyorum ve cevap olarak ‘’kırılıyorum ama’’ diyen bir başka cümle ile de başlamak istemiyrum. Evet kırıldım, ve şimdi sana ne anlatsam hangimize ne faydası olacak ki?

Şimdi benim bu kırgınlığıma en iyi gelecek şey dışarı çıkmak. Dünku güneşe inat bugun kapalı bir hava ve serpiştiren bir yağmur var dışarıda fotoğraf çekmeyi sevenlerin en sevdiği cinsten. Evde incirli ve pekmezli kek pişti az once, ev işte şimdi ev gibi kokuyor. Laptopumun açılış sayfasında bugunku Hurriyette çıkmış bir haber: ‘’II:Abdulhamidin arşivinden İstanbul fotoğrafları’’. Gözlerim dala dala bakıyorum her bir detaya. Aylardır haberini beklediğimiz Laduree da bugün açılmış Bebek'de. Şimdi çıkıp sahile kadar yürüsem, ardından otobüs seyahatinin en zevkli güzergah olan boğazdan Bebeğe varsam iyileşir miyim? Rengarenk makaronlar fotoğraflasam, iki tane da ağzıma ativerip yollara düşşem iyi gelir mi?



Düşünüyorum da her bir hissimiz, her bir duygumuz bildiklerimizdir aslinda. Kızmayı, üzülmeyi ya da sevinmeyi gülmeyi hep sonradan öğreniyoruz biz. Hiçkimse hayattaki en doğru şeyi bilmiyor elbette ve yapamıyor da. Ama biz beklenti içinde isek eğer, sanirim ne olursa olsun mutlu sonla çıkamıyoruz o hikayeden.

Başka şeyler yazacaktim bugun, güzel bir Mimar Sinan hikayesi, kırgınlıgım yüzünden yarına kaldı. Siz bugün kırgınlıgıma ortak oluverin benim, yarın içinizi açacağım söz!

Başemel sos sevmediğim için kendi kendime uydurduğum ve tüm aile tarafından çok sevilip defalarca yenen bir Lazanya tarifi vermek istiyorum size. İçerisindeki domates sosunu eylül ortasndaki son kırmızı Çanakkale domateslerinden yapıp kış boyu kullanmak üzere dondurucuya stokladığım domateslerden yaptım. Domatesi rendeliyor, çok az tuz ve 1 kesme şeker ile kaynatıyor, soğutup 2 şer su bardağı boyutunda buzdolabı poşetlerinde saklıyorum.Eğer sizin bu tarz bir stoğunuz yok ise karton domates rendelerinden ya da en kotu taze domates satın alarak yapabilirsiniz.

Sebzeli lazanya

Malzemeler
½ paket lazanya
2 su bardağı domates sosu ( ya da 2 su bardağı rendelenmiş ve kaynatılmış domates)
1 diş sarımsak.
2 adet patlıcan
2 adet kırmızı biber
1 s bardağı kaşar peynir rendesi

Hazırlanışı.
1-Dolaptak domates sosunu çözdürüp ezilmiş 1 diş sarımsak ile kaynatın. Domates sosunuz tok ise domatesleri rendeleyip az tur ile kaynatıp sos yapın)
2-Patlıcanları alaca soyup, enine dilimleyip tuzlu suya yatırın.
3-Bu arada biberleri enine dilimleyip ızgarada her iki yanını pişirin.
4-Patlıcanları da tuzlu sudan çıkarıp kurulayarak yine her iki yanını ızgara edin.
5-Buyukce bir borcamın dibine 2 kepçe domates sosu dökün, üzerine 1 sıra lazanya dizin.
6-Lazanyanın üzerinde biber ve patlıcan dilimleri yerleştirip 2 kepçe sıcak domates sosu dökün.
7-Böylece bir kat lazanya ve sebze, bir kat domates sosu olarak malzemeleri dizin.
8-En üstüne rende kaşar peynirini serpin ve fırına verin.
9-200 derecede 30-35 dakika pişirin.

11 yorum:

aslı dedi ki...

Hele bu cümleyi hiç ummadığınız birinden duyarsanız, o kırgınlık bir daha asla geçmez...
Çok keyifle okudum bu güzel naif yazınızı. Böyle bir cümle ile hiç karşılaşmamanız dileğiyle...

Sevgiler...

zeynep dedi ki...

zeynep biliyormusun bence insan kendini emniyete almak için kırılma ama diye başlıyor cümlesine..kırılacağını bile bile..bazen canını çok yakan cümleler duymak sadece kırmakla kalsa iyi!
bu arada şu bahsettiğin fotoğrafları çok merak ettim canım..

Papatya dedi ki...

Aslıcıgım; teşekkür ederim, kimse karsılasmasin bu cumle ile herkes apacik kursun butun cumlelerini insallah:)
Sevgiler,

Papatya dedi ki...

Zeynepcigim, fotografları yarın ya da en gec pazar yayınlayacagım, ama oykuyu okuyunca anlayacaksın, sevimsiz bir bekci yuzunden elimde cok adet yok:)

Defne dedi ki...

O kelimelerle başlayan bir cümle bir nevi saldırı cümlesidir, apaçık yaralamak için söylenir aslında ama kelime oyunlarının arkasına sığınılır bence...

Lazanya hem de sebzeli, çok severim. Beşamel sosunu sevmeyen kocaya lazanya belki bu tarifinle yedirilir ha ne dersin?

Kocaman kucaklarız... Duru ve ben.

estergonyesil dedi ki...

Bir keresinde arkadaşım üzgün bir anımda bana kırılma ama dedi ve cümlesi bitmeden kırılırım ama dedim yuttu resmen söyleyeceğini...

Elbette hatalarımız var elbette bazen hata yapıyoruz ama insana çok daha güzel dille anlatılacakken kırılma ama demek o insanı inada bindiriyor inadına buyum diyesi geliyor en azından bana öyle oluyor.

Sevgiler...

LaMa dedi ki...

lazanyayi cook seviyorum ben! su islerimi halledeyim hemen yapayim ben de! hem kasar rendesi de kotu olmaktan kurtulur!

LaMa dedi ki...

bu arada diger meseleye deginmemem, yaziyi okumadan yorum yazmamdan degil, o konuya hic girmek istemedigimden! "kirilma ama" tamam mi: )

Papatya dedi ki...

Defnecigim, emin ol çok sevecektir, sebzeli börek gibi oldu, şimdiden afiyet olsun.
Duruyu da seni de kocaman kucaklarım,

Papatya dedi ki...

Sevgili Estergonyeşil,
Ne güzel yapmıssın! Bravo valla ben de aynısını yapacagim artik, kırıldım diyecegim cok haklısın.

Papatya dedi ki...

Lamacigim:))))
Çok güldüm sana, kırılmam tabiki:))))