27.11.2010

Çikolatalı Kek ve Mihrimah Camii Öyküsü




Haftalardır kitaplıkta duran bir kitap var ‘’Mehmet Coral Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım’’. Süleymaniye’de bir hastanede doğmamdan mıdır yoksa hayatta güdülendiğimiz herşey gibi bu da sonrada öğrenmedir mi bilmem, Mimar Sinan ve Kanuni zamanı İstanbul mimarisine, havasına pek meraklıyım. Sayısız hikaye, makele kitap okudugum, belgesel izledigim, sohbetine dahil olduğum bu konu benim ilgimi çeken araştırmaların en başında gelir. Senelerce Süleymaniye’deki restaurantlarda yediğim yemekten sonra içtiğim kahvenin katık olduğu hayallerim, aldigim nefes İstanbul’un tartışmasız en huzur veren yeridir bana. Kitap da elimdeki kitap bittikten sonra okunacak sıradaydı ve başlayıp bir çırpıda bitiriverdim elbet. Bitirdiğimin gecesi arefeydi ve bildiginiz üzere başbakan bayramın 1. Günü 3 yildir restarasyonda olan Süleymaniye’yi ibadete acacak, Mihrimah sultan camiini de 13 yıl aradan sonar halka acacakti. Tüm bunlar bi araya gelince beni arefe gecesi bir heyecan sardi. Rüyamda once Mihrimah Sultanı sonra zavallı Şehzade Mehmet’I gördüm. Hal boyle olunca bayramın birinci günü tüm ziyaretleri bitirip düştük adı Güneş ve ay anlamına gelen Mihrimah Camii yollarına.






Yılın sadece birkaç gününde Üsküdar ve Edirnekapıdaki iki Mihrimah Sultan Camiinde bir camiinin arka cephesinde güneş batarlen, diğerinden ay doğmaktadir. Çokça rivayete gore Mimar Sinan’in Mihrimah Sultan’a olan gizli ve karşıkılsız aşkını ithaf ettiği bu iki güzel eserde camiinin pencere sayısının eşit olduğu dinsel kelimelerden, içindeki ferahlık ve aydınlığın aşkına karşılık gediği çinilere kadar sayısız detay ve gizem saklı. Tam da bizim gittiğimiz gece bir köşesinden parıl parıl göz kırpan ay ışığı beni ne kadar mutlu etti anlatamam. Basılmaktan bir kısmı erimiş mermere adım attığımda 500 senelik bir taşa bastığımı, camiinin açılışında buraya teşrif eden kişilerden, Mihrimah’ın yüzüne kadar nice hayeller kurdum. Tam bunları sonsuz bir huzurla yaşarken gece bekçisi kapimizi çalıverdi. Süleymaniye’de çokça yaşadığım ‘’Hanım başını örtüver’’ cümlelerinden biri ile karşılaşacagimi sanirken çok daha tuhaf ve acısını yaşadım. Camiiyi doyasiya yaşayıp fotoğraflayabilmem için bekçiyi oyalamaya çalışan eşim bekçiye once kendisini tanıttı. Bekçi 13 yildir yani restorasyon başladığı günden itibaren bu camiide çalıştığını söyledi. Eşim kendisine ‘’bu camiiyi kim yaptirdi biliyor musun?’’ sorusuna ‘’Evet biliyorum bizim patron yaptirdi’’ seklinde cevap Verdi. Bu insanı isyan ettirecek cevaba karşılık yılmayan eşim kendisine ikinci bir soru sordu ki ben kitabımı ona hediye etmek istedim ama ne care? Kendisi ‘’Mihrimah Sultan kim biliyor musun?’’ sorusuna da ‘’Yok abi bilmiyorum’’ diye cevap Verdi. Biz camiide biraz daha kalabilmek amacı ile restorasyon muduru ile gorusmek istedik ve kendisi ile hem camii hem de restorasyon konusunda cok faydali bilgiler edindik. Ama13 yil ekmeğini yedigi bir iş hakkında merak edip de iki helime okumayan, hele ki yaşadığımız toprakların altın çağına hükmetmiş bir padişahın kızına Mimar Sinan gibi bir dehanın yaptığı bir eser hakkında herhangi bir fikri olmayan yurdum insanı beni çok çok üzdü. Biliyorum ki ne kadar bilgi sahibi olur, ne kadar tanırsak o kadar sahip çıkarız özümüze. Hala gidip tek tek anlatasim var ona ama denizde bir kum tanesi, neye yarayacak çabam?







Oradan çıkıp Süleymaniyeye, sonra da Şehzadebaşı camiine gittik. Gece yarısına kadar sokaklarda fotoğraf çektim, bomboş İstanbul’un aşkını iliklerime kadar hissettim.

Size tüm bunları yazarken ne tesaduftur ki İZ TV’de Mimar Sinan’in Cihangir içi yaptirdiği eserleri anlatan bir belgesel var. Yeni demlenmiş filter kahvemi yudumluyor, çikolata parçalı kekimi yiyorum. Havada meteorolojinin uyarı yaptığı güzel bir fırtına, fonda güzel bir Ray Charles şarkısı, aklımda hep gormek istediğim Mostar…

Çikolata parçalı kek
Malzemeler
3 adet yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
½ su bardağı erimiş tereyağ
½ su bardağı süt
1 su bardağı +2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı kakao
½ paket damla çikolata
kabartma tozu

Hazırlanışı.
1-Yumurta ile şekeri çırpın. Sırayla yağ ve sütü de ekleyip çırpın.
2-Un, kabartma tozu, çikolata ve kakaoyu aynı anda ekleyerek çırpmadan karıştırın.
3-180 derece soguk fırına ekleyip çalıştırın ve 50 dakika pişirin.

8 yorum:

zeynep dedi ki...

hiç şaşırmadım bu tavrına..ne gariptir ki insanımız tarihini merak etmiyor okumuyor bilmiyor..Belki bekçidir diye geçicez ama meslektaşlarım bile senede belki bir kitap bitiriyor ne yazık ki..

Papatya dedi ki...

Zeynepcigim, çok haklısın,okumadan olur mu hiç diye bagırasım geliyor bazen.

Mutfak Havlusu dedi ki...

Harikasınız!
İnsan işte böyle peşinden gitmeli hissettiklerinin ve onlara dair cümleleri olmalı,okumalı,bilmeli.Çok güzel..Tarihi sevmenizi sevdim bir tarihçi olarak,ne yazık ki ülkemizde varolması normal olan birşey lütuf gibi geliyor.Halbuki geçmiş olmadan gelecekle ilgili cümlelerimiz olamaz ki!
neyse çok uzattım kusuruma bakmayın..kolay gelsin,selamlar.

Papatya dedi ki...

Sevgili Mutfak Havlusu
Çok teşekkür ederim, tarihi çok seviyorum, okudugum ilgi duydugum araştırdıgım seyler hep tarih hakkinda. İnsallah insanlar da bir gun etraflarında neler olup bittigi ile ilgilenirler,

Sevgiler,

yüksell dedi ki...

merhaba Papatya Hanm keki kaç cm lik kalıba koyucaz? Birde neden soğuk fırına koyuluyor? teşekkürler...

Papatya dedi ki...

Sevgili Yüksell,
Ben 25 cm kalıp kullandım, aynı olcuyu yuvarlak ve ortasi delik kalıpta da kullandım daha once rahat rakat.
Ben senelerdir kekimi hep soguk firina koyar oyle calistiririm fırını. Benim bildigim keki sıcak fırına koyar isek birincisi disini cabucak pişirmeye başladıgı için içi ve dişı arasında orantısızlık oluyor ve içi hamur kaliyor, ikincisi sıcak fırın hızlı bir reaksiyon ile kek kabarmaya baslayınca hızlı kabarıyor ve yine içi hamur kalıyor.
Eminim sıcak fırına da koyan vardır ama ben daha once gic denemedim.
Sevgiler,

yüksell dedi ki...

merhaba papatya hanım kekinizi denedim çikolataların dibe çökmesi dışında kek muhteşemdi içi yumuşacıktı.Bu arada tereyağ yerine sıvı yağ ile yaptım.Teşekkür ederim...

Papatya dedi ki...

Yüksel hanım öncelikle afiyet olsun. Ben cok uzun yıllardır kek yapiyorum ve herkes tarafından çok begeniliyor yaptigim kekler. Ne zaman bir sorunla karşılaşşam hemen arastirip sebebini bulmaya calisiyorum. Sonra buldugum puf noktasına gore de tarifi revize ediyorum.
Kek yaparken sonradan ekledigimiz kuru malzemelerin dibe cokmesinin sebebi agir olmasidir. Bunun da baslica sebebi kek hamurun fazla sulu olması yani sıvı malzemelerin fazla unun az olmasidir. Bu durumda sut ve yagı birer parmak azaltıp unu da bir iki kaşık arttırır tekrar denerim. Bu kekin de bir kismini fotografta gordugunuz dikdortgen kalipta, artan kısmını da minik muffin kaplarında yaptim, cikolata cokmedi bende. Aynı tarifin farkli kisilerde farklı sonuc vermesinin sebebi ortamın ve malzemenin isisi ve fırın ayarları ile ilgilidir. Ornegin aynı tarifi annemin evinde annemin fırınında yaptgimda hemen hemen yari yariya pisirme suresini kısaltırım ben. Siz de sıvı malzemeleri biraz azaltıp unu bir iki kaşık arttirarak deneyin bence, aldiginiz sonuca gore de tarifinizi revize edebilirsiniz.
Sevgiler,