23.01.2008

Terk, Tango ve İsyan...


Bugünlerde kendimi hep ‘’neden?’’ sorusu ile başbaşa buluyorum. Belki de bir balerinin parmakucundaki gibi dengede tutamadığım hayatıma bir bahane, bir suçlu arayıp özümü rahatlatmaya çalışıyorumdur kimbilir. Hayat boyu hep korktuğumuz ve gündemde tuttuğumuz şeylerin karşımıza çıktığını kanıtlayan öğretileri okumuş, dinlemiş kafa yormuşuzdur. İşte benim de hayatımda hep aynı şeylerin başıma gelmesi tek ama tek bu açıklama ile netleşebilir. Kaderin rüzgar olup dalından koparıp başka mevsimlere sürüklediği bir yaprağa dönen yaşantılarımızda, yönümüzü değiştirebilmemizi sağlayan tek şey gücümüz iken, gücümüzü nasıl da bu kadar çabuk tükettik bilmiyorum. Oysaki ilk defa bu akşam poyraza dönecek lodos bitmeden, bu yalancı kış güneşi gözüme vururken, Heybeli Ada’da Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Çamlimanı’nda, sanki mevsimlerden yaz imiş gibi üzerimde askılı bir bluz ile, sahilde arkadan gelen yunanca bir ağıta eşlik eden tınıyı, omzuma değdirdiği dudağı ile eşimi ve tüm bunları hayal eden mavi gözlerimi bir kenarda sıkıca tutmak istiyorum. O zaman her sabah çiçek verdiğim bir ele uzanan yakıcı ateşi söndürebilir, kendime sil baştan bir ‘’ömür’’ yaratabilir ya da basitçe bir aşkı taşıyabilirim parmakuçlarıma. Ya da bir gün Sezen Aksu’nun ‘’Gidiyorum yine bu şehirden’’ isimli şarkısını ben de hayatıma alır, yıllar sonra dinlerken hakkını verebilirim. Bu şehri bana yaşattığı herşeyiyle, ama herşeyiyle bırakıp gitmek, şu binlerce fırça değmiş resmi yırtıp atıp yeni baştan sadece kendi fırçamla resmimi çizmek istiyorum. Gözleri görmeyen bir kadının evindeki tüm eşyaşarı ezberlediği gibi ezberlediğim Paris sokaklarında, içimde bir yumruk gibi duran aşkımı nehre salmak, sonra annemin babamla yaptığı son tangoyu hatırlamak, annemin yüzünde aynı gülüşü görmek için hayatımı vermek ve beni elinde adamışlığı ile bekleyen bu koca adama bir defa daha aşık olmak istiyorum. Kimbilir belki de bu akşam lodostan poyraza dönen rüzgar, yarın sabah ne yaşayacağımı bilmeden uyandığım yeni bir sabaha hoşça gelir, benim olur, denizimi delirtir, içimi dinlendirir...

Çok Ağladım, Çok İnledim

Çok ağladım, çok inledim
Günlerce ben dert dinledim.
Seni nasıl unutmalı,
Bu sevgiyi nasıl uyutmalı...

Çok ağladım, çok inledim
Günlerce ben dert dinledim...

Senin gezdiğin yerlerde gezmiyorum,
Senin geçtiğin yerlerden geçmiyırum.
Seni bir gün görürsem bin yıl yaşarım
Senden kaçayım derken seni ararım.

Elimden gelse seni unutmak için,
Seni seven şu gönlü hemen yakarım.
Biliyorsun ki bunlara sebep sensin.
Sen sevgili değil başıma bir dertsin...

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Erol Uras ile derlediği Tango Turco isimli albümü mutlaka edinin. Evinizdeki en güzel köşeye gidin, akşamdan yaptığınız Biscottiyi ve bir shutlık espressonuzun keyfini çıkarırken, bu ağzınızda ve kulağınızda kalan ‘’tadın’’ bir porsiyon öyküsünü hayal edin.

Not: Sevgili Cafe Fernando ile Burçin'de ne zamandır Biscottileri gorup denemek istiyordum, ilk tarifim Lezzet dergisinin Ocak 2008 sayısı için verdiği ‘’Güzel Şeyler’’ ekine ait. Tarifin orjinalini biraz değiştirdim ama o kadar lezzetli oldular ki hala sabah çantama koymadan çıkamıyorum.

Malzemeler;

3 adet yumurta
½ su bardağı esmer şeker
1/2 su bardağı zeytinyağ
3 su bardağı tam buğday unu
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tarçın
File badem

Hazırlanışı;

1-Fırın ısınızı 190 dereceye getirin
2-Şeker ile yumurtayı 5 dakika boyunca çırpın.
3-Zeytinyağını ekleyip çırpmaya devam edin
4-Un tarçın ve kabartma tozunu ayrı bir kapta karıştırıp dier karışıma ekleyin.
5-Elde ettiğiniz hamuru 2 parçaya ayırıp dikdürtgen tepsiye boylamaısna şekil verip üzerine bademleri serpiştirerek yerleştirin.
6-190 derecede 15 dakika pişirin.
7-Fırından çıkarıp biraz ılıtın ve dilimleyip dilimleri yatay olarak yanyana dizin.
8- Tekrar fırına verip 10 dakika pişirin

11 yorum:

Defne dedi ki...

Biscottinin tadı damağımda yayılırken, hiç görmediğim Paris sokaklarından birinde avare avare dolaşırken buldum kendimi...Hayallerimi ayaklandırıyorsun :).

NOT: Dün akşamki bağlantı sorunundan dolayı üzgünüm :).

bocuruk dedi ki...

Harika yazıyorsun ne diyebilirim. Bu arada kitabını Epsilon kitabevinde sordum yok dediler. Kızımın indirim kartı olduğu için genelde kitaplarımızı oradan alıyoruz. Başka yere bakmaya henüz fırsatım olmadı. Ama en kısa zamanda edineceğim.
Bu arada tarifteki yağ miktarını tekrar rica etsem. Ellerine sağlık:) Bana da sabahları işe getirmelik tarifler lazım oluyor da:)
Sevgilerimle...

Papatya dedi ki...

Defneciğim,
Tahmin ettim bağşantında bir sorun olduğunu, ben de arkasından toplantıya girdim hemen zaten:)
Çalışmadığım başka bir akşam daha uzun sohbet etmek umudu ile seni öpüyorum,

Sevgili Bocuruk,
Yağ miktarını düzelttim şu an,
Kitabı da DNR, Remzi gibi yerlerden alabilir, indirimli istiyorsan da mesela www.hepsiburda.com dan alabilirsin, ama yine de yayınevine Epsilon'u soracağım,

Sevgiler,

İşitme Kaybı dedi ki...

papatyacım,çokçok çok güzel yazmışsın yine..hem ellerine,hem yüreğine sağlık...

Burçin'in Denemeleri dedi ki...

Yine zevkle okudum.
Benim tariflere göre çok daha sağlıklı bir versiyon olmuş bu tarif Papatyacığım. Tadını çok merak ettim. Ayrıca tebrik ederim bıraktığın yorumdan harika bir haber aldım. Devamının gelmesini tüm kalbimle diliyorum.
Seni çok çok öpüyorum...

Ball kabak dedi ki...

İçime sinerek okudum.Tarzına sağlık.Sevgiler

Papatya dedi ki...

Sevgili İşitme kaybı çok teşekkür ederim:)

Burçinciğim;

Sigarayi bırakalı 1.5 sene oldu. 10 sene boyunca günde 1 paket sigarayı neden içmişim, nasil içmişim anlamış değilim. Bu sebeple sigaranın yerini alan şekerden kurtulabilmek adına böyle misss gibi tarifleri sağlıklı hale getirmek zorundayım çünkü sonu gelmiyor:)

Sevgili Balkabak teşekkür ederim:)

yemekbahane dedi ki...

Çok güzel gözüküyor biscottiler..
Eline sağlık...
Yazını da keyifle okuduğumu belirtmek isterim

sevgiler
muge

erlanla dedi ki...

neden ? hayatta devamlı olarak sorduğumuz ama bir türlü cevabını bulamadığımız bir soru neden ??? istediklerin nedense hiç olmuyor
eskiden hayat daha güzel görünüyordu rüzgarın yüzüne vurması daha güzel geliyordu.
bazı şeyler için genede yaşamaya değer. yazıların çok güzel.
bb

Selen dedi ki...

Papatyacım,
Çok leziz görünüyor bu biscottiler. Ben hamuru iki parçaya ayırma kısmından sonrasını anlayamadım ama :(. Hamuru ikiye ayırıp iki şerit halinde mi dikdörtgen kaba yerleştireceğiz? Biraz piştikten sonra da enine kısa kısa dilimleyip dilimleri tekrar mı diziyoruz?

Biscotti deneyimi sıfır olan bir dost :)

Papatya dedi ki...

Selenciğim,

Evet canım hamuru iki eşit parçaya ayırıyoruz çünkü pişerken kabarıyor, eğer ayırmaz isek sonra dilimlerimiz çok iri olur.
İkiye ayırdığımız hamuru aynen somun ekmek gibi yapıp uzunlamasına kalıba koyup pişiriyoruz. Sonra dilim dilim kesip dilimleri bir kez daha pişiriyoruz.