27.01.2008

Kar geliyor!


Meteoroloji dünden bu yana yarın ve sonraki gün için İstanbul’a yoğun kar yağışı geleceğinin uyarısını yapıyor. İçimi bayan bir sıcakta bir yudum buzlu limonatayla kendimi avutmaktansa, buzz gibi bir kış günü içtiğim bir yudum çorbanın lezzet merkezimden izlediği yolları hissederek ısınmaya bayılan ben, bu sebeple her türlü hazırığımı yapmışve nefis kar yağışı için kendimi sabırsız hissediyorum.Meyveli çaylarım, dolapta ısıtılıp içine çay kaşığının ucuyla türk kahvesi ve 2 adet kesme şeker atmamı bekleyen yarım yağlı sütüm, çorabımın üzerine giyeceğim ponponlu patiklerim ve pek tabiki bu an için saklanmış aşk anlatan romanlarım. Hepsi şu kahvemi içtiğim mutfak masamda her dakika daha çok kararan havanın gürleyip kar tanelerini bırakmasını bekliyor.Tam da bu hislerime uygun olarak dün akşam Beykoz’un ayazında, bu ayazı kıracak kadar sıcacık bir evde, bu anlattığım türk kahveli süt kadar sıcak insanlarla vakit geçirmiş, ve kendmi uzun süredir ‘’aile’’gibi hissetmişken, sabah uyandığımda meteorolojinin güncellenmiş sayfasını okumak içimi daha bir ısıttı. Evlenirken arkama bakmayayım diye sabah evden gelinliği ile çıkıp, kuaförden nikah salonuna geçmiş aykırı bir gelin olarak ben, bu evdeki bu 3 kadının bu sıcak, yaşayan ve hayat dolu olan küçük evden nasıl oldu da gelin olarak çıkabildiler, dün akşamdan beri kafamı düşünüyorum. Oysa insan evlenirken ardında neler bırakıyor hiç düşündünüz mü? Bir yaşayan evi bırakıp, başka bir ev yaratıp o evi hayatta tutmaya çalışıyor ve her küçük gelin kendi evini, çocukluğunun evine benzetmeye çalışıyor. Bazıları o evi yaşatabiliyor, bazıları ise yazabiliyor...

Biz de eşimle evimizi annelerimizin evi gibi yaşanabilir kılmak için sabah bakkaldan birsürü gazete ve dergi söyleyip çay, kahve ve bol okuma ile klasik bir Pazar günü yaşıyoruz. Ben kalkıp havuçlu bir kek yapıyorum ev vanilya koksun diye, eşim Pazar kokan bir maç izliyor, akşam gideceğimiz yemeğin hazırlıklarını kafamızda yapıyor ve yoğun bir hafta için aklımızı dinlendirmeye çalışıyoruz. Eğer siz de bu kapalı ve soğuk Pazar gününde içinizi ısıtacak birşeyler okumak ve içmek istiyorsanız Lezzet derginin Şubat ayındaki sıcacık çorba tarifleri bendenize ait... Tam da önümüzdeki kar yağışında camın önüne yakışacak tarifler, öyküsü ile birlikte dergide...

Malzemeler;

3 adet yumurta
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı süt
3 su bardağı kepekli un
1 su bardağı rendelenmiş havuç
1 tatlı kağışı tarçın
1 tatı kaşığı yenibahar
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

Hazırlanışı;

1-Yumurta ile şekeri iyice çırpın
2-Ardından sıvıyağ ile sütü de ekleyip çırpın
3-Un, kabartma tozu, vanilya, yenibahar ve tarçını ayrı bir kapta karıştırdıktan sonra eleyerek ekleyin ve karıştırın
4-Havucu ekleyin
5-Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 40-45 dakika pişirin.

11 yorum:

İşitme Kaybı dedi ki...

Lezzette mi yazıyorsun sevgili Zeynep,hemen gidip alıyorum öyleyse...Derginin içeriğindeki güzel öykülerin ile evimin daha da ısınmasını sağlamak için...

Tijen dedi ki...

Kar aslında ne güzel, nasıl da doğal ama korkar olduk. Dikkat dikkat... Kar geliyorrrr...

Tijen dedi ki...

Ay pardon, son kısmı okumamışım. Dergidaş olmuşuz Zeynep'ciğim, ne güzel! Daim olsun...

Hülya dedi ki...

Şubat ayının Lezzet'ini almak için sabırsızlanıyorum.
Bakalım Sevgili Zeynep öyküleri ile bizi yine nerelere götürecek...

Nezaket dedi ki...

Papatyacigim, ellerine saglik. Lezzet dergisini aldigimda Tijen in sayfasini bir solukta okurum hep. Simdi senin yazilarini da gormek icin sabirsizlaniyorum. Hepimiz icin guzel bir hafta olsun, sevgilerimle

gezicini dedi ki...

Ankara'da kar yağıyor bu sabah, bayılırım ben kar seyretmeyi. şimdi bir de senin kekinden olacak, oo nefiss.
kar yağışlı güzel günler..
sevgiler
gorki

Sibel dedi ki...

Kar yağsın evet, pişirelim keklerimizi, evlerimiz hep vanilya koksun! Ben öyle seviyorum ki vanilya kokusunu, kek yapmakla kalmayıp vanilyalı tütsüler de yakıyorum Zeynepciğim. Ne güzel anlatmışsın bir Pazar gününü.
Sevgiler..

Papatya dedi ki...

Sevgili İşitme Kaybı,
Bu ay bir dosya hazıladık Lezzet ile hem tarifli hem öykülü:)

Tijenciğim evet, inşallah daim olur dileğin gibi..

Sevgili Hülya,
En kısa sürede okuman dileği ile:)

Nezaketciğim,
Tijeni ben de her ay merakla beklerdim, iyi haftalar hepimize,


Gorkicigim,
Ay biz de sabahtan beri kar duasına çıktık resmen cam önlerinde bekleşiyoruz darısı başımıza:)

Sibelciğim,
Vanilya kokusu sohbet çağrıştırır hep bana, aynen senin blogun gibi:)

http://ballkabak.blogspot.com/ dedi ki...

Missgibi olmuş ellerine sağlık.

Adsız dedi ki...

Ütopyalarını okurken şaşırdım kaldımmm.Çünküüü 4,5 sene bale yapan biri olarak hayatımda gitmek istediğim o paris ve şanzelize sokaklarını hayal eder dururum ki.Kesinlikle 1930 lu yıllarda yaşamış olmalıyım çünkü o yıllara çok ama çok hayranım.Bu arada aşureni allah kabul etsin.Sevgilerrrr

ball kabak dedi ki...

Ütopyalarını okurken şaşırdım kaldımmm.Çünküüü 4,5 sene bale yapan biri olarak hayatımda gitmek istediğim o paris ve şanzelize sokaklarını hayal eder dururum ki.Kesinlikle 1930 lu yıllarda yaşamış olmalıyım çünkü o yıllara çok ama çok hayranım.Bu arada aşureni allah kabul etsin.Sevgilerrrr