2.07.2007

Özlem


Gün olurda belki bir gün benden bıkarsan
Gün gelirde hani bu evden çıkıp gidersen
Bir başka âlem seni benden alırsa
Bir başkasına olur da âşık olursan
Sanma ki senden, senin uğruna verdiklerimden
Geriye bir şey isterim sen ayrılırken
Sanma ki senin için yaptıklarımın hesabı sorulacaktır senden

Beni benimle bırak giderken
Başka bir şey istemem ayrılırken
Bana bir tek beni bırak ne olur
Gerisi senin olsun.


Ne gözümü kapattığım anlarda özendiğim koca gemilerin içindeki mutluluk, ne de her bir anımı dilediğimce özgürce yaşayabileceğim ebedi rahatlık. Bir tek sen lazımsın bana, bir tek senin sıcaklığın..

Çok zaman oldu gideli, nerdesin? Sen gittiğinde ilk zaman kafamı kaldıramadım yataklardan. Ne çalışıp hayatımı kazanmak geldi içimden, ne de dinlemek sen getirme ihtimali olan şarkıları. Bitkisel bir hayatta, gördüğüm gözlerimden ibaret yaşadım bir ölü gibi. Ne sensiz yapabildim ben yokluğunda, ne de başka şeylerde seni bulabildim. Sen bir tek sende varsın biliyorum, ne bir çocuğun gözleri verebiliyor senin bana verdiğin aşkı, ne de doğaya merhaba diyen papatyalar. Bir sen beni ben yaptın bu karmakarışık ruhumda. Önce sesin, sonra o derin dinginliğin. Ama alışmak istemiyorum yokluğuna, sensizlik bana ait bir şey olsun istemiyorum gel artık. Gel de gönlüm sevinsin, yazın bile üşüyen ellerim huzur bulsun sıcaklığında.

Beni engin denizlere götür ilkin. Önümüzde varamadığımız lacivert ufuk çizgisi, arkamıza hiç bakmayalım. Dört bir tarafımız deniz, esen rüzgar bıraktığın gibi deli bir poyraz, uzaktan usul usul gelen nihavent bir ezginin yarım yamalak tınısı, önce kavuşmanın heyecanıyla uzun uzun ağlayalım. Ne olur bana bir şey sorma, ben en çok seni yeniden bulduğumda ağlamanın hayalini kurdum. Bırak beni önde denizin tuzunu içime çekeyim ağır ağır, sonra saatlere ağlayayım, bırak ki anlatacaklarım değil gözlerim versin sana yokluğundaki acılarımı. Sonra al beni ıssız adalara götür. Çok düştüm kalktım ben aşkın olmadan, ne olur şifalı ellerinle uzun uzun iyileştir yaralarımı. En çok da gözlerime değsin narin ellerin, en çok da mavi gözlerimi dindir ne olur. Göreceksin ki terk ettiğin o dimdik kadın çok eğildi yokluğunda, ama ben bilirim ki beni ben yapan sendin zaten, ben seni bir kez koklasam içime çeksem dünyaları yıkan o güçlü kadın olurum yine, neredeysen, ne olursan olsun sen yeter ki gel.

Al elimden geceler boyu gördüğüm bütün kâbusları, bitmek bilmeyen, o koşuşturmacalarda, kaybolduğum dar sokaklarda, sen diye yalvardığım karanlık gecelerde, hep yarın geleceksin diye uyudum. Bu gece son sensizlik gecem, yarın çalacaksın kapımı, ellerinde taze papatyalar, ben bir demlik çay ile karşılayacağım seni diye. Ama gelmedin. Her kapıyı sen diye açtım nefes nefese.. Ama ne ettim de beni terk edip gittin? Ne ettim de bitmedi b sensizlik cezam benim?

Benden sonra çok kişiyi sevdin biliyorum. En çok da elimden alıp götürdüğün şeylere sahip olanları kıskandım. Ama sana sevgim hiç nefrete dönüşmedi inan. Yine seviyorum seni ik günkü gibi, yine muhtacım sana nefes kadar…

Adım gibi ezberledim bıraktığım şarkıyı çok zamandır, gel de kapat artık sesini, gel ki bu leziz melodi kulaklarımda ayrılık şarkısı olarak kalmasın.

Ellerimde, gözlerimde ben olan, sensiz yataklara düştüğüm ey huzur. Gel artık gönlüm şenlensin. Gel de soframa bereket getir, lezzet getir yüreğimin dostu huzur, gel ki serin bir kadeh beyaz şarap eşliğinde yediğim bu güzelim yemeklerim bana şenlik olsun.

(Not: Resimde gördüğünüz patlıcanlı başlangıcı çok yerde yedim ve evde defalarca denedim. Ama en son geçen akşam yemeğinde sosunun domates değil kırmızıbiber olduğunu keşfeden kırmızıbiber sevmeyen eşim ve işinde kekik olduğunu fark eden abim sayesinde tarif sonunda oturdu. Yediğim tarifte patlıcanlar kızartılarak yapılıyor, fakat bizim evde mecbur olmadıkça kızartma yapılmadığından ben ızgara ile yaptım, pişman mıyım? Evet! Siz kızartarak yapın yanında da mutlaka buz gibi beyaz şarap tüketin.)

Malzemeler;


3 adet patlıcan
6 adet kırmızıbiber
50 gr kadar mozerella peyniri
2 adet domates
1 diş sarımsak
Kekik
Tuz
Zeytinyağı

Hazırlanışı;
1-Fırın ısınızı 200 dereceye getirin.
2-Patlıcanları alacalı soyup boyuna ince dilimler halinde dilimleyin ve tuzlu suya koyun.
3-Kırmızıbiberleri fırınlayın, közleyin ya da buharda pişirin. Ben buharda 20 dakika pişirdim tam kıvamındaydı
4-Patlıcanları kızgın yağda kızartıp, peçete üzerinde yağlarını çektirin.
5-Kırmızıbiber, sarımsak ve domatesi rondoda püre oluncaya kadar çevirin.
6-Sosa tuz ve 1 çay kaşığı kadar kekik ekleyip tencereye koyup bir taşım kaynatın.
7-Patlıcanların en başına mozerella peyniri koyup rulo halinde sarın ve fırın tepsisine yerleştirin.
8-Üzerine biberli sostan döküp 200 derecede 10–15 dakika pişirin.
9-Ilıkken servis yapın.

10 yorum:

Evcilik Lezzetler dedi ki...

Tüm yazıyı yine tek solukta okurken çok defalar tıkandım öyle derin vermişsin ki o ayrılık acısını ...Ellerine sağlık
Acı patlıcan da terkedilirken başı dik duran acılı kadına çok yakışmış...
Sevgiler...

Nihan dedi ki...

Ne güzel söylemiş atalarımız, acı patlıcanı kırağı çalmaz değil mi...

gezicini dedi ki...

yine insanı bu zamandan alıp başka zamanlara taşıyan bir yazı. daldım gittim okurken.
hep yazmaya devam et olur mu?
sevgiler
gorki

Papatya dedi ki...

Burcuşcuğum çok çok teşekkür ederim, tüm içtenliğimle yazdığım bu yazıyı, sen de tüm içtenliğinle okuyup yorum yazmışsın ellerine sağlık:),

Nihancığım sana derinden katılıyorum!

Gorkiciğim,
Böyle güzel sözler duyup yazmamak mümkün mü, bazen üstüste gelen yazılara verecek tarif bulamiyorum:)

Sevgiler,

Defne dedi ki...

Sanırım ben bir süre ara vereceğim blog yazılarıma ama seni okumaya devam edeceğim Papatyacığım. Okurken de sevinçlerim, hüzünlerim, özlemlerim...yaşadıklarımı hep gözden geçireceğim.
Sevgiler.

Papatya dedi ki...

Defneciğim hiçbiryere gidemezsin yaaaaa nereye gidiyorsun:((

Adsız dedi ki...

Sevgili papatya;
sabahtan 2 kez aşındırdım kapını bakmadın kapına. duymadı,işi vardır şansım yok demiştim.
Varmış oysaki :) bugünki yazacağın yazın ile kendimi çok mutlu etmek isteyerek kapındaydım.Bugün doğum günüm ve gerçekten çok güzel yazmışsın çokkkkk:)seni geç bulduğum için biraz kızgınım kendime ama yazılarını çok keyif alarak okuyorum.Bu ayrılık acısı olsada. O sevgiliyi hatırlamamak ne mümkün.Hee ayrıca çok sevdiğim patlıcanıda yazmışsın bugün. Ellerine yüreğine sağlık.. Emine

Papatya dedi ki...

Sevgili Emine,

Mutfakta yemek pişiriyordum duymamışımdır kapıyı:))

Doğum günün kutlu mutlu olsun, yeni yaşın sana ''huzur'' getirsin emi:))

Selen dedi ki...

Bir yazı bu kadar mı sürükler insanı ve tahmin edemediği bir sona götürür. Ben her yazına harika demekten bıkmayacağım. Umarım sen de bıkmazsın.
Uğurlu kalemin hiç kırılmasın, yazıların bizi hiç bırakmasın...

Papatya dedi ki...

Seenciğim,

Canım benim öpüyorum seni kocaman:)