20.03.2007

Tavuklu ''Jamil'' salatası














Dün radyoda bir psikolog depresyon konusunu incelerken ‘’Eğer İstanbul’da yaşıyor ve hergün işe gidiyor iseniz, iş hayatınızın, özel hayatınızın ya da evliliğinizin kötü gitmesi gerekmiyor, günlük trafik zaten sizi depresyona sokuyor’’ dedi. Benim gibi depresyonuna sebep arayan ama bulamayan insanlar için gayet tatmin edici bir açıklama oldu bence Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız güne 1-0 yenik başlıyorsunuz zaten, işe henüz varamadan gülük enrjinizin 1/3 ünü kaybediyor, sabır düzeyinizin yarılarına kadar geliyor, ve endişe sınırınızın sabah sabah farkına varaviliyorsunuz. Dönüş trafiğini de ele alırsanız 8 saatlik çalışma temposu için 24 saatlik yaşam diliminizden ve ömrünüzden neler verdiğinizi görmek yedeklediğiniz sabrınızı da bitiriyor. Tüm bunlara karşın trafiği olmayan ülkelerde yaşayan insanların ne kadar şanslı olduğunu düşünüp hayallenebilirsiniz. Aynen tarif ettiğim gibi trafik olmayan, korna sesi duyamadığım bir ülkede yaşayan kuzenim bugünlerde hepimizin sahip olsa havalara uçacağı şartları dahi göremeyecek kadar mutsuz ve gergin. Kuzenim tezini teslim etmesi için gereken krediyi tamamlattıracak dersten geçen dönem bir talihsizlik sonucu kaldı. Bu ona bir dahaki sinav dönemine kadar olan 6 ayık dönemi tekrar çalışmak için ne yazıkki kaybettirdi. Ne yazıkki diyorum çünkü sevgilisini İstanbul’da bırakan kuzenim içim geçmek bilmeyen günler ardı ardına eklenmeye başladı. İlişkilerde gidişhatın belirsizliğinin ne kadar zor olduğunu anlayan biri olarak bu dönemde yanında olmaya çalışıyorum elbette. Fakat yarın gireceği sınav için günlerdir çalışan, ve bugün de tüm gerginliği ile zaman geçiren kuzenimi motive etmek bugün mümkün olmuyor ne yazıkki. Birlikte bilmediğimiz bir ülkenin bilmediğimiz bir şehrinin bilmediğimiz sokaklarında fotoğraf çekerken aldığımız keyfi hatırlatmak adına önümüzdeki hafta burada olduğunda hafta içi bir gün fotoğraf makinemiz ile İstanbul’u fotoğraflamayı teklif ettim. Fakat bununla bile kendine gelmeyen kuzenimin genetik şifresi gereği motive edecek şeyi sanırım buldum.Hafta sonu kuzenimin annemde yediği ve çok sevdiği için Türkiye’ye gelişinde onun için yaptığım bir salatayı yaptım. Bu salataya yazacak bir şeyler ararken bu satırlar aklıma geldi. Ben bu salataya ‘’Jamil Salata’’ ismini taktım. Yarın saat 11:00 de sınava girecek kuzenime edeceğimiz duaların yanında geçen sene eşim ile seyredip çok etkilendiğimiz bir belgesel olan ‘’Ne biliyoruz ki’’ ‘den öğrendiklerimi de tekrar edeceğim. Fizik kurallarına göre benzer şeyler benzer şeyleri çeker. Pozitif şeylerin olmasını istiyor isek pozitif düşünmeliyiz. Ben kuzenimin sınavının yarın çok iyi geçeceğine inanıyor, kendisine buradan bildiğim bütün duaları, çakraları, reikileri, pozitif düşünceleri bu salata ile gönderiyorum.


Malzemeler;

300 gr tavuk göğüs
1 adet kıvırcık salata
1 avuç iri kıyılmış ceviz
3 yemek kaşığı yoğurt
2 yemek kaşığı mayonez
1 diş sarımdak
Tuz
Karabiber

Tavukları sıcak suda iyice haşlayıp etleri ince ince didikleyelim. Kıvıcık salatayı çok ince şeritler halinde doğrayıp didilmiş tavuk ile karıştıralım. Bu karışıma tuz, sarımdak, karabiber ve ceviz ekleyelim. 3 yemek kaşığı yoğurdu karışıma ekleyip karışım toparlanana kadar karıştıralım. En son mayonezi ekleyelim.(Mayonezi ben de sevmiyorum ama bazı yoğurtlu salatalara çok lezet veriyor. Yine de siz mayonez eklemek istemez iseniz 1 yemek kaşığı yoğurt daha ekleyebilirsiniz). Üzerini taze otlarla süsleyebilirsiniz.

2 yorum:

Cemil dedi ki...

Sevgili kuzenim bana bu yaziyi tam ben bahsi gecen sinavima girmeden once gonderdi. Kendisisnin morali ne kadar bozuk olursa olsun, isleri ne kadar ters gitmis olursa olsun (arada aglayip, zirlasa da:)) bir yerlerden buldugu o muthis pozitif dusunme yeteneginden bana da az da olsa bulastırdıgını anlamıs oldum bu yaziyi okurken. Kesinlikle pozitif dusunurseniz pozitif seyler oldugunu farkediyorsunuz. Her zaman sizden daha kotu durumda ve zor sartlar altinda olan birilerinin oldugunu unutmamaniz gerek.

Bir de bu salata nasil bir salata ben bilmiyorum! :) Seneler once ilk kez sayin Papatya'nin annesi olan halam yapmisti bunu ve ben o gece herkes uyurken surekli dolaba gidip azar azar yedigimi hic unutmam. Daha genctik tabi o zamanlar :) kasik yemistim. Tabiki ertesi gune pek birsey kalmamisti :)

Sayin Papatya'ya buradan tekrar tesekkurlerimi sınarim ve gelince de bu salatadan yemek isterimmmm ! (homer simpson atmosferi:))

Papatya dedi ki...

Seni o kadar özledikki sen bir gel hele, ne istiyorsan onu yapariz kardeşim!
Bu arada kuzenim sınavındn geçti, biz de ailecek rahatladık:)