16.03.2007

Yaşasın Çağla çıktııııı!









Üniversite öğrenimimde Davranış Bilimleri dersi yok diye çok üzülmüştüm. Benzer bölümlerde okuyan arkadaşlarım büyük bir gururla çeşitli psikolojik teorilerden bahederken, ben bu kadar ilgim olan br konuya akademik olarak yaklaşamamanın üzüntüsünü yaşadım. Tabiî ki hiçbir konu, kendi kendimize arştırdımızda okulda değerli akademisyenlern deneyimleri ile öğrettikleri gbi güzel anlaşılamaz ama, ben yine de bu konuyu kendi çapımda bu güne kadar araştırıp durdum. Taaa ki geçen sene eşimin açıköğretim sınavları gelene kadar. Benim bitirdiğim bölüme giren eşime kendi eğitimimi tekrarlamak için seve seve yardım ettiğim geçen yılda karşıma Davranış Bilimleri dersi çıktı.Nasıl sevindim bilemezsiniz. Hayatımızda yaşadığımız etkilere karşı verdiğimiz birçok tepkinin sebeplerini ve sonuçlarını artık teorik olarak bilmek beni çok mutlu ediyor. Örneğin artık her sene belki de aynı zamanda yediğimiz bir meyvenin bzi hep aynı anıya götürmesinin sebeplerini anlayabiliyorum.

Bence çağla size de benimle aynı anıyı çağrıştırıyor; ilk okul günlerini… Çağla ardı ardına gelen yağmulardan sonraki ilk güneşli günde okul önündeki renkli macuncunun tahtını devralmıştır. Hıdırelleze kadar geçecek sürede baharın geleceğini kesinleştiren ikinci büyük kanıt 1-2 hafta önce tezgahlarda yerini alan papatyalardan sonra çıkan çağladır. Her dersten ayrı ayrı olduğumuz 3 yazılının ya ikincisini olmuşuszdur, ya da ikincsinin sonucu açıklanmıştır. Cebimizdeki günlük harçlığımız üçüncü tenefüsteki gazoz ve simit kadar olduğu için çıkışta gördüğümüz çağlayı alamamış, ertesi gün için hayal kurmaya başlamışızdır. Okul önündeki satıcılardan bir şey almak yasak olduğu için annenize bundan bahsedemez, ertesi gün simit yememeyi göze alıp çağla için aç kalmışsınızdır. Çünkü çağla (o zamanlar) 6 ay boyunca yiyip bıktığımız elma mandalina ve portakaldan sonra yeşil erik çilek kiraz karpuz kavun kayısı gibi rengarenk ve birbirinden lezzetli birsürü meyvenin de habercisidir sanki.

İşte ben de iş dönüşü aynen okul çıkışı gibi bakkalda çağlayı gördüm. Sadece süt almak için bakkala gittiğimden arabadan az para alımıştım yanıma. Sütü alıp bakkaldan çıkarken manav reyonunda çağla gördüğümde ayı 20 sene önceki gibi bir tepki vermiş olmalıyım ki manavda görevli amca yanıma gelip ‘’ben de çok sevindim abla’’ dedi Tıpkı okul günlerinde olduğu gibi yanımda para olmadığını fark ettğimde gülmem geldi. Amca bana ne kadar cereyim diye sorduğunda yanımda para olmadığını söyledim, o da bana ‘’abla o kaar sevindin ki bu bana yeter senden para alama zaten helal olsun’’ dedi O kadar sevndim ki koşa koşa eve gelip eşime anlattım, herbr çağlayı yıkadım, resimlerini çektim. Ama aynı ilkokul günlerinde olduğu gibi hepsini yemeye kıyamadım.Şimdilik her akşam 1-2 tane yiyorum.

Şimdi çağladan sonra yeşil erik ile çilek, onlardan sonra da kiraz ve karpuzun gelmesini iştahla ve sabırsızlıkla bekliyorum. Yaşasın yaz geliyooorr!:

5 yorum:

Edos dedi ki...

Papatya,
ne kadar icten, sicacik bir yüregin var böyle! Yazilarina bayildim! :)

Simdi Almanya'da da baharin habercisi tomurcuklar vs görmeye basladiysak da (gecen haftaya kadar hala 17-18C'ydi!), son bir kac gündür o özleyip de yasayamadigin soguk vardi ya esinle, konu yasiyoruz. Bugün kar yagdi lapa lapa, yazik ki pek tutmuyor, ama sanki kar yagip sert bir kis gecince, tüm cicekleri, leziz ve rengarenk meyveleri, havadaki sekerli kokulari, kus sesleri, piknikleri ve tüm nesesiyle gelen bahari daha bir haketmisiz gibi oluyor, degil mi? Belki de kisin soguk gecmesini beklememiz (istememiz) bundandir ;)

Hep böyle sevgi dolu, yari cocuk kalsin yüregin insallah! Markette cagla görüsünü okurken nerdeyse agladim, ne tuhaf..

Sevgilerle,
Eda

Papatya dedi ki...

Sevgili Edoş
Bu sene kış gelmeyince Aralık ayında Almanya'da yaşayan kuzenimin yanına gittim hani belki orada kış yaşarım diye, ama oradada güneş karşılamıştı beni:) Bilseydim bu mevsim giderdim, yaz güneşi, taze meyveler ve kıyafetlere esir olmayan bedenimiz bir yana sıcacık atkılarla sahlep içmek de ayrı bir keyif. Ama dediğim gibi biz bu sene bunu yaşayamadık, ne güzel sen keyfini çıkar, benim için de şöyle güzel bir tarçın çayı yapıp cam kenarında içer misin?

Sevgiler,

Edos dedi ki...

ama tabii ki de! ;) Tarcin cayi bulabilirsem tabii!
Bu arada kardan eser yok yine ama olsun :) Soguk soguktur, tadini cikarmali! Dün dece bu kis boyunca ilk kez battaniye koymak zorunda kaldim yorganimin üstüne, o kadar soguk yani.

Neyse :) Sen de karsiliginda caglalarin tadini cikar madem ;) Örnegin 1-2 tane yerine 3-4 tane yer misin bugün, ikisi benim adima olsun? ;)

Sevgiler,
Eda

Edos dedi ki...

ps. bu arada, ODTÜ kantininden, sosyal bina'dan filan söz etmissin, Matematik mi okudun orda?
Ben de ODTÜlüyüm de :) Belki ondan böyle sicak geldi yazdiklarin.. Senin mezuniyet yilin kac? (sen sen deyip duruyorum ya, kimbilirkac yas var aramizda..)
Ankara'ya gittigimde her sefer mutlaka kampüse de bir ugruyorum, insan bi sekilde özlemis oluyor, o zaman dersler sinavlar lablar varken pek tadini cikaramamis olsa da :P Bazen stadyumda kosmaya, bazen arkadaslarla bulusmaya, Cilli'ye ya da tenis oynamaya..bak canim cekti simdi!! :)
Iyi bak kendine.
Eda

Papatya dedi ki...

Sevgili Edos,
Tabiki yerim çağlaları seve seve, hele bir kiraz çıksın sen o zaman gör:)
Edos, ODTU derken bugunku yağmur ile ilgili yazdıklarımı mı kasdettin? Ben Marmara Univ. mezunum cunku, ama sen de o kadar güzel ODTU anlattın ki, yakında bir Ankara gezim var, oraya da ugrayasim geldi.

Sevgiyle kal