8.12.2010

Bebek Laduree Açıldı

Merakla takip edilen ilgiyle beklenen Laduree pastanesi İstanbul Bebek’de açıldı sonunda. Gidip gelirken inşaatına, vitrinine baktığım, Paris hayelleri kurduğum Laduree Pastanesi’nin açılmasının üzerinden neredeyse 1 ay geçecek ama ben daha geçtiğimiz hafta gidebildim, görebildim.

Lacivert bir akşamüzeri yaşanıyor İstanbul’da, biz Arnavutköy’de taksiden inip minik bir yürüyüş yapmak istiyoruz. Biz yürüdükçe adımlarımızla bir batıyor güneş, hava kararıyor. O karanlığın aksine Bebek ışıl ışık, cıvıl cıvıl. Birkaç adım sonra Laduree’nin önündeyiz..Senelerdir uzaklardan takip edip aylardır da açılmasını beklediğimiz için heyecanlıyız, yüzümüzde taşıdığımız bir heyecanla açıyoruz kapıyı. Enerjimizi gözlerimizdeki pırıltı ile birleştirip o güzel küçük yeşil kapıdan içeriye uzatyoruz ki garip bir elektrik ile karşılaşıyoruz. Doğma büyüme İsviçreli bir Türk kızının yarım yamalak Türkçesi ile bize canı gönülden etmeye çalıştığı yardım ve misafirperverlik dışında geri kalan herkes dünyanın asıl sahipleri sanki, ve biz de onlara ait dünyanın garip yabancıları… O yasak bu yasak, sanki bir devlet dairesindeyiz gibi hissediyoruz kendimizi. Sanki birazdan bir taahhütname uzatıp alışverişimizi maddelere bağlayacaklar, hadi hayırlısı diyoruz.

Öncelikle fotoğraf çekmek yasak –ki hiçbir yerde bunun sebebini anlayabilmiş değilim. Eğer senin bilgi paylaşımının bu kadar yoğun oldugu bir devirde, bir internet siten var ve butun urunlerin sadece 1 tık ötede sergilenebiliyorsa, ürünlerine seven müşterilerinin fotoğraf çekmesini neden istemezsin hiç anlamam. Bu sebeple hiç fotoğraf çekemeden hevesim kırılıyor ve başıyoruz ürünleri incelemeye.





Parisdeki mağazaların aksine macaron dışındaki butik bölümü oldukça eksik, zaten mağaza çok küçük, ama yine de Laduree’a ait birçok şey bulabiliyorsunuz. Çok çeşitli çaylar, reçeller, çikolata ve mumlar ilk göze çarpanlar. Ama asıl gönlümüzde yatanlar büyüklü küçüklü kutular bizim, hemen incelemeye başlıyoruz. Güzelim Laduree kutularının arasında bir güzel kutu beğeniyoruz arkadaşımla, bir hayli büyük ama bir o kadar da şık ve zarif. Bunlara ek olarak da birer küçük kutu macaron alıp akşam yemeği öncesi ağzımızı tatlandırmak istiyoruz. Çeşitler çok çok fazla ama Laduree’nin gül yaprağı ile çok ünlü bir macaronu var ilk onu tercih ediyor diger tercihleri görevliye bırakıyoruz ki bize en güzellerinden versin diye. Tam bu esnada bir ikram bekleyip tadına bakmak istediğimizi iletiyoruz ki o da yasak. Senelerce Türkiye’de içeriye girdiğim her pastanede ne almak istersem once bir parça uzatarak ikram eden misafirperver Türk insanın aksine, ikram etmeyi bırakın, bir ikram isteğini reddeden bir zihniyet bana zerafeti ile gönlümü çalan Fransız insanına mı yoksa Türkiyede Fransızlaşmaya çalışan garip karekterlere mi bilmiyorum ama birsürü duyguya isyan ettiriyor.



Tadına da bakmak istemiyoruz, fotoğraf da çekmeyecegiz bize kutumuzu ve macaronlarımızı verin çıkalım diyoruz ki içeriden birden mağaza müdürü çıkıyor. Hanımefendi bize o beğendiğimiz büyük kutuları almak istiyorsak içlerini 4 değişik ürün ile doldurmamız gerektiğini, Parisde prosedurun böyle olduğunu ama bu mağazada 3 ürün alsak yeteceğini söylüyor. Senelerde müşteri hizmetleri alanında İnsan Kaynakları yapmış biri olarak, bir prosedürü çalışanı atlayarak müdürün iletmesenin müşteride ne tarz gerginliklere yol açtığını müşteri tarafından bildiğim ve anladığım için kırılıyor, peki diyoruz, şu 3 ürünü de alalım da gidelim bir an once buradan.

Laduree Türkiye’den hayal kırıklığı ile ayrılarak, çıkıyoruz. Biliyoruz ki heryerin, her işletmenin kuralları var, hele ki yabancı bir markanın mağazasıysanız bir gram bile şaşamazsınız o kuralardan. Ama senelerce öğrendiğim ve öğretmeye çalıştığım birşey var; insiyatif ile zerafet birleşince ‘’müşteri memnuniyeti’’ oluşuyor, buna çok üzülüyorum.

Yakın bir zamanda İstinye Park’da bir şube daha açacaklarını duydum. Hayallerimi yeni şubeye saklıyorum, ve umutla bekliyorum.

13 yorum:

Sütüme Sarelleme Karışma!!! dedi ki...

herkes yabancılar gelmiş bizi kırmamışlar yermeyelim gibisinden, muhteşem ifadeler ile anlatırken, gayet mantıklı ve yerinde eleştiriler ile bence çok güzel ifade etmişsiniz durumu! benim de bir eleştirim var, içerisi macaron/bakery/pastane hariç herşey kokuyordu, al beni yaratmadı kokusu bende, üstelik o birbirinden güzel kutuların yapışkanları kokuyor gibi geldi bana! çok soğuktu evet!

canan's culinaria dedi ki...

zeynepcigim,

ben burada paris, zürih, istanbul arasinda almanyadan ladurée nin türkiye de acilisina sevinirken, yazdiklarini cok ilginc buldum ve bire bir gözümün önünde canlandirdim. böyle güzel bir ismi cok daha büyük bir nezaket ile insallah istanbulda yasatabilirler!

sitenin yeni görünümüne bayildim, cok hosuma gitti. bir ara sana özel olarak mail gönderecegim.

sevgiler,
canan

Adsız dedi ki...

Bu kadar rahatsız olmanıza rağmen yine de alışveriş yapmış olmanızı anlayamadım ,tavrınızı sadece sattıkları malı almamayı tercih ederek en doğru şekilde gösterebilirsiniz.Sadece tüketmeyi değil bilinçli tüketmeyi tercih etmeliyiz,elimizdeki gücü kullanalım.

Papatya dedi ki...

Sevgili Sütüme Sareleme karisma;
Ben senin ismini ogrensem aslinda ne iyi olur, bunca zamandr birbirimizi ziyaret ediyoruz, isimini sormamıs miyim bu gune kadar ne ayip:)

Yapiskan kokusu konusunda sana katiliyorum evet , belki havalandırma mı yetersiz orada?

Sevgiler,

Adsız dedi ki...

Düşüncelerinizi söyleyip, birşey almadan çıksaydınız keşke.

Papatya dedi ki...

Canancigim, evet benim de temennilerim oyle, umarim Laduree calisanları bu nazik Laduree tavrini İstanbulda da oturtabilecekler,

Ozel mailini merakla bekliyorum, ekine pismaniyemin fotograflarını da eklemeyi unutma:)

Bu arada yarindan tibaren 10 gun almanyadayim Frankfurt ve Kolnde, ama sen duseldorfda miydin canim?

Sevgiler,

Papatya dedi ki...

Sevgili adsız,

Tavrim Laduree pastanesine degil ki, neden urunlerini almayayım? Tavrim orann 1852 den beri suregelen nazik misafir agirlama kültürlerine olan uyumsuzluklarına. Eger ben calsana kızıp pastanenin urununu almazsam kime yarar ki, ben kuserim almam, sen kuser almazsin o kuser almaz sonra bir bakarsın Laduree kapanmıs. Etrafımızdaki cirkinlikleri güzelliğe cevirebilmenin yolu onlara kusmek degil ki. Tam aksine, elimizdeki gücü yani sesimizi rahatsiz olduklarıızı elestirerek duyurmalıyız ki elestirilerimiz yapici olsun bir ise yarasin.

Sevgiler,

HİLAL dedi ki...

merhaba..
ben ısrar ile bizden hoşkut kalmadığınızı belirttiğiniz bir laduree çalışanıyım.
sizi memnuz edemediğimiz için üzgünüm. fakat hiç kimse şimdiye kadar böyle yorum yapmamıştı bende şaşkınlığımı ifade etmek istedim
Oysa biz her zaman sevdiğimiz ve gönül verdiğimiz işimiz ile gurur duyarız ve misafirlerimiz ilede öyle ilgilenırız. her zamanda misafirlerimizden çok olumlu sözler almışızdır. Ve alıyoruz.
Bence gelirken olumsuz değil olumlu şekilde dükkanımıza gelin. BEKLERİZ.

Bir Porsiyon Öykü dedi ki...

Sevgili Hilal,

Öncelikle Laduree adına yapmış olduğunuz yorum için teşekkürlerimi iletmek isterim. Nacizhane bir müşteri olarak kişisel blogumda söylemiş olduğum fikrimin ilgili yerlere ulaşmış olduğunu görmek beni pek memnun etti.
Dükkanımıza olumlu şekilde gelin demişsiniz. Arnavutköyden Bebege ulaşana kadar yapmış olduğumuz yürüyüşte günbatimi, istanbulun güzel havasi ve Laduree'nin açılışından duyduğumuz heyecanı yazımın başında aktarmaya çalıştım. Tekrar okudum ve yazımda dükkanınıza olumsuz, önyargı ya da kötü hiçbir duygu ile geldiğimi belirtir bir bölüm bulamadım.
Yazıma yapılan yorumları okuduysaniz, dükkanınıza bir daha uğramamam, ürünleri almayıp çıkmam önerileri de yapilmiş. Onlara verdiğim cevaplari da okursaniz size küsmek ya da olumsuz propoganda yapmamın bana ve size bir faydasi olmadigini, aksine düşüncelerimi dile getirir ve sesimi size ulaştirabilirsem, bir müşteri olarak benim rahatsiz olduğum konuların dikkate alınacağından bahsettim. Aksine sizden benden özür dileyen, kırgınlığım konusunda gönlümü almak için de dükkanınıza bir davet beklerdim. Fakat bu tavrınız laduree çalışanları hakkında yazdığım yazının ne kadar da dogru olduğunu bana bir kez daha gösterdi.
Ben İstinye Park şubenizden alışverişe devam ediyorum. Kırgınlıklarıma rağmen gönlümü almaya çalışmayan görevliler olduğu müddetçe de şubenize uğramayı düşünmüyorum.
Size kendinizce haklı politikalarınızın yönlendirdiği düşünce tarzı ile iyi alışverişler, mutlu müşteriler dilerim.

Adsız dedi ki...

bir porsiyon öykü sitenıze bayıldım. fakat bır gerçeğide geçemeyeceğim. yenı yıla gırerken hoş bır tat olsun dıye uzaklardan istanbula geldım ve bebek laduree ye uğradım. mağazasını savunan hilal hn ılede tanıştım. çokta memnun oldum inanın çok sevecen ve işine saygı duyan bırısı . o rengarenk tatları öyle bır anlattıkı hangısını alacagımı şaşırdım. makaronlarda personelde çok sevimli

Bir Porsiyon Öykü dedi ki...

Sevgili ADSIZ,
Hem blogumda Laduree ile ilgili yazıma gelen yorumların tümünü okuyup, hem de sehir disindan gelip Bebek subesine gidip Hilal Hanım ile tanismanız cok buyuk tesaduf olmus.

Hilal Hanım gün gelir magazada musterilerine sergiledigi objektf nezaketini Laduree hakkindaki tum elestirilere de gosterir elbet. O zaman ben de Bebek Subesinden seve seve alisveris yaparım.

Bilgilendirmeniz icin cok tesekkur ederim.

Sevgiler,

senıha berk dedi ki...

papatya yorumların çok ilgimi çekmişti ve i,stınye parka yolum düşünce uğradım uzun zaman sonunda.ınanılmaz amaürünleri eskıymış açılıştran kalma satıyorlarmış yan tarafta oturdum bır sure çünkü 17.ooo tl ceza kesıldı gözümün önunde tarım bakanlığınca. inaılmaz bıorşey.hayalını kurduğummacaronlarıda almadım kahvemı ıçtım yanda cafe de ladure personelının halını gördüm .yazık böyle bir markaya.

Adsız dedi ki...

herkesın gözü aydınnnnnn laduree istanbul iflas etmış