1.02.2010

Mektup-1

Hani bana Cuma gunu dedin ya ‘’sen gelince Ankara’nın havasi isiniyor, halbuki burası o kadar soguk ki normade’’ diye. Sen nasil beni inandıramıyorsan Ankara’nın soguk olduguna ben de sen olmayınca nasil bir ben oldugumu sana, hatta kendime bile inandıramıyorum çoğu zaman. Oysa beni ben yapan şeyler o kadar basit ki, ama hepsi seninle beraber gittiler....

Biraz zaman gecti, uyuduk uyandık,ben seni özlemşsindir diye oradan oraya et yemeye sürüklerken, senin zorunla oturdugumuz o huzurlu restaurantta, ilk aksam yemegimizde ‘’Sen busun iste’’ dedin garsona siparis verirken, ‘’sen permasanlı roka salatasının yanında kırmızı sarap içen birisin, neden bir baskası gibi olup etrafındakileri mutlu etmeye calisiyorsun’’? Bir an kendime geldimo an, sahi ben neden sadece ben olamıyorum sence?

Neden her istedigimi net bir sekilde ifade edip, beni mutsuz eden seyleri hayatimdan cikaramiyorum? Oysa birbirimizi o kadar iyi tanyoruz ki biz seninle, mesela tam 28 gun sonra seninle birlikte kesintisiz gecen bu 2 gunden senin aklında kalan ve kalacak olan tek şeyin saatlerce sokaklarda elele yurumemiz oldugunu soyleyeceksin bana degil mi? Oysa daha ne cok sey yaptık seninle dusunsene...İstanbul’da, bu esir alınmıs 24 saatimizde, çogu yere soguktan, üşengeclikten ya da nedensizlikten araba ile giderken, birlikte elele, saate bakmadan, yonumuzu bile bilmeden yuruyebilmenin kıymetini anlayabilmek icin 6 ay ayrı mı kalmamız gerekiyordu seninle? Sokakta nedensizce, sebepsizce, vakitsizce elele saatlerce yuruyebilmek icin..... Ne çok şey için ayrı kalmamız gerekiyormus oysa yeni yeni anliyoruz degil mi?

Sonra belki erken yapilan bir kahvaltıdan sonra televizyon izlerken elele uyuyakalmamızı soylersin bana. Elimde telefon aramanı beklemeden, uyandığımda yalnız olmayacagimin bildigi huzur ile, korkmadan, sıcramadan, kabus gormeden bir ogleden sonrası uykusu cekmeyeli ne kadar oldu sahi? Biliyormusun ki bir Cumartesi ogleden sonrası sen evde Simpson seyrederken omzuna dayanıp uyuyakalmak, o uyku ve uyanıklık arasında televizyondan gelen seslerin bilindikliginin verdigi his dunyanın en huzurlu seylerinden biridir bu kadın icin. Sahi safak 103 mu demistin bugun telefonda, daha o kadar cok mu var gelmene...

En cok İstanbul’u ozledin biliyorum, Karakoyden Eminonune gecen kopruden asagiya bakıp gecen teknelere el salladigimiz o gun gibi bir gun yasamak istiyorsun hayalinde. Hatta belki canın sonra da Saray’da Supangle yemek isteyeceki yanında da buzz gibi bir diet kola. Sonra Selçuk Abi’yi arayip rakı kavun ve peynir bir de bizim CD’yi hazirlamalarını isteyip kendini boğazın hırcın guzelliğine teslim etmek isteyeceksin. Sahi sensizken sensizlik kadar çirkinleşen bu şehir sen varken bu kadar guzel olabilecek mi?

Simdi sen benden ellerimle yazılmıs, parmaklarımın kokusu sinmis mektuplar istiyorsun biliyorum. Burayi okuyanlar da ilgilerini cekebilecek başka konularda yazmamı. Ama ben bu aksam herkesin istegini toparlayamayacak kadar tarifsiz duygular icerisindeyim.Gun gectikce daha karmasiklasan, vakit gectikce gelişin yaklaştıkça rahatlayacagina daha bir gomulen ayriliga...

Bu sitenin sakinleri sen gelene kadar ‘’seni’’ yazmama kızarlar mı acaba?

Not: Bu tarifi de sen geldikten sonra sana hazirlayabilmenin umudu ve hayali ile yaptım. Çok sevecegine o kadar eminim ki.
Mantar ve sebzeli arpa şehriye salatası.

Malzemeler

2 su bardagı arpa şehriyesi
2 litre su
1 tatlı kaşığı tuz
2 yemek kaşığı zeytinyağ
2 adet kırmızı biber
1 adet kabak
1 adet patlıcan
1 su bardağı ince dogranmış mantar
½ su bardağı beyaz şarap
Karabiber
Kekik
1 yemek kaşığı tereyağ

Hazırlanışı

1.2 Litre suyu tencereye koyup kaynatın, şehriyeleri ve tuzu haşlanması içine ekleyin ve ara ara karıştırarak şehriyeleri haşlayın.
2.Derince bir tavada zeytinyağını kızdırın, biber, kabak mantar ve patlıcanı minik minik doğrayarak ekleyin
3.Beyaz şarabı da ekleyerek, sık sık karıştırarak sebzeleri pişirin.
4.Sebzeleri ocaktan almadan karabiber ve kekiği ekleyin.
5.Haşlanan şehriyeyi sebzelere ekleyip karıştırın ve ocagın altını kapatın.
6.Fırın ısısını 180 dereceye getirin ve tum bu karisimi derin bir borcama alın, tereyağını da ekleyip fırına verin ve 15 dakika pişirin.

3 yorum:

Açalya dedi ki...

kavusana kadar boyle tarifler, boyle guzel hikayelerinizi anlatacaksan ne diye kizalim? :)

tarifi yapmam lazim, bir tek patlican yok evde, bugun karniyarik yapmistim bitirdim hay allah bir tane biraksaymsiim bari...

Fulya dedi ki...

SEvgili Zeynep..İnsan düşünen hayvandır derler ya. O yanlış bir deyiş aslında, hayvanlarda düşünür. Ama insanın farkı, insan düşündüğünü de düşünür. Sen bir insana yakışan gözlemlere, sorulara ve yanıtlara mesai harcıyorsun. Görünen o ki bu ayrılık sizi güzelleştiriyor. Çok sevdiğim Nietzsche der ki " hissettiğin acının bir kalıp aracılıgı ile dökülmesine sanat denir, böylece karsısına gecip bakabilirsin ". Bu ayrılığa bir özlem, bir hasret ve 30 lu yaslarında sana tanınan bir AŞK YAŞAMA şansı olarak bakabilmeni...dilerim. Sevmiyor musun hasretini..sevmelisin..

kristalkelebek(aslı) dedi ki...

Papatyam ayrılık zor, çok zor ama sonucunda kavuşacağını bilmek de güzel şey. Bak bu yazının üzerinden bile bir buçuk ay geçivermiş. Zaman su gibi geçecek ve sevdiceğinle yine hayallerindeki gibi yanyana olacaksınız.
Bu güzel yemeği başbaşa yiyeceksiniz:)..
Çok öpüyorum canım papatyam;).
aslı