5.01.2009

Ben ve kendim

En sevdiğim havalar bu havalar, karanlık, yağışlı, hani yolda yürürken üşüyen ellerinizi sevgilinizin cebine sokup bir fincan kahve için sıcak bir yerler arayacağınız türden.. Ama sanki bu sene bana iyi gelmedi. Aslında suçu havalara da atmamak lazım belki de çok çalışmaktan bu havaların tadını çıkaramıyorum diyedir keyifsizliğim. Tam ramazan bayramı arefesinde başlayıp hala da artarak süren bir iş yoğunluğum var, sabah erken saatte ofiste olup geceye doğru bazen 21:00 banzen 22:00 de çıkıyorum işten. Hafta içi böyle olunca da bütün Cumartesi pazarlarım ellerim kollarım uyuşuk, yarı uyur yarı uyanık uzanarak ya da birşeyler okuyup miskinlik yaparak geçiyor. Öyle ki bu hafta sonu evden çıkmadığım dördüncü hafta sonu. Uzun bir zamandan bu yana geçmesini, bitmesini dilediğim bir dönemin son beş altı aylık son dönemlerine girmişken, hayatın bu kadar dolu olması, zamanın bu kadar hızlı geçiveriyor olması da bir nevi işime geliyor tabi ama ruhum sıkılıyor işte. Eski ylın son günlerinde ofisin merdivenlerinden yuvarlanıvermemle yatakta ayağım yukarıda geçirdiğim günler hayatım girince iyice herşeyden hevesim kaçtı, bloğuma bile yazamaz oldum. Kimsenin yeni yılını kutlayamadım, eski yıla veda edemedim, yeni yılı karşılayamadım. Düşünün ki bir senedir istediğim objektifi bana yeni yıl hediyesi alan eşimin sevinçten boynuna atladım da daha sahalara çıkıp deneyemedim bile kendisini. Gerçi hala ayağım inceden inceye ağrıyor bunun korkusu da yok değil...


Tüm bunlar olurken aslında kendi içimde de kendimle yalnız kalası bir durumum var. Müzik arşivimi düzenleyeyim, İz TV izleyip Fener’de herhangi bir sokaktaki küçücük bir caminin eskiden kilise oluşunu izleyip düşünesim, İlber Ortaylı dinleyip hayallere dalayım, ballı kurabiye yapıp yiyesim var. Bugün Sertab Erener’in otobiyografisini aldık DNR’dan, öyle güzel bir biyografiydi ki eve gelip DVD’yi çalıştırdığımda koltuğa geçmek için gözlerimi televizyondan alamadım ve bütüm biografiyi DVD’nin yanında yerde izledim. Kendisine extra bir hayranlığım olmamasına rağmen Sezen Aksu’ya olan hayranlığım dolayısı ile bu kadının da hayatı hep ilgimi çekmiştir. Çünkü ben Sezen Aksu’nun birşeyi olmak istemişimdir hep hayatta. Ünlü ya da çok sevdiği birisi değil, kuzeni, köpeği, evindeki menekşesi ya da makyözü hiç farketmez, ama o kadının hayatında birşey olmak isterdim. Bu yüzden bu biyografiyi çıkmadan beklemeye başlamıştım. Hepinize hatta Sertab sevenlere özellikle tavsiye ederim.



Sezen Aksu demişken, Cuma günü de Uzay Heparı anısına yapılan albümü edindim hızlıca. Çocukluğumuzdan bu yana birçok değişik insandan dinlediğimiz o muhteşen Uzay şarkılarının, günümüzden birsürü güzel ses ile yorumlanmış bu albüm üç gündür hayatımda. Ne kadar dinlesem de tükenmeyecek bir albüm, özellikle Ayşe Özyılmazel’in seslendirdiği ‘’Biçare’’ çok derin ve manalı olmuş.



Ne düyordum nerelere geldim, daha yeni yılda kendime vereceğim sözleri bile listeyemedim. Ekmek makinemde çok güzel bir mısır ekmeği yaptım resmin bile çekemedim. Laptopumda da eskiden yapılmış tarifini sizlerle paylaşmamı bekleyen birsürü tarif var. Kanyonda bir restaurantda yiyip tarifini de Portakal Ağacı’nda bulduğum Falafel bunlardan biri. Araştırmalarıma göre Falafeli hafif olması için fıfında yapanlar bile var, ben ilk denemem olduğu ve misafirlerime ikram edeceğim için ana tarifin dışına çıkmadan kızartarak yaptım, ama neredeyse hiç kızartma yemeyen bana bile ağır gelmedi.



Malzemeler



1 su bardağı haşlanmış nohut

1/2 soğan

¼ demet ince kıyılmış maydonoz

1 yemek kaşığı kişniş baharatı

1 tatlı kaşığı tuz

½ tatlı kaşığı pul biber

4 diş sarımsak

1 tatlı kaşığı kimyon

1 tatlı kaşığı kabartma tozu

5 yemek kaşığı un

Kızartmak için sıvıyağ


Hazırlanışı


Nohut, soğan, maydanoz, kişniş, tuz, biber, sarımsak ve kimyonu mutfak robotunda kıyıp larışmalarını sağlayın.

Kabartma tozunu ve 4 yemek kaşığı unu ekleyip karıştırın.. Elinize yapışmayan bir kıvama gelene kadar un veya bulgur ekleyin.

Karışından küçük parçalar koparıp yuvarlayın.

Kızgın yağda altın rengi alana kadar kızartın.

10 yorum:

Sibel dedi ki...

Çok geçmiş olsun Zeynepciğim.. İnşallah yeni yılda hayatında herşey çok güzel olur ve bu şanssızlıkları, karanlık zamanları unutturur sana. Felafeli ben de çok severim, ellerine sağlık. Ben de Pazar kahvaltımıza senin patatesli böreğinden yaptım, hani sen annenin ellerinden yemiştin ya? (yanlış hatırlamıyorsam:)) Kulaklarını çınlattık sofrada.
Sevgilerimle canım..

kristalkelebek (aslı) dedi ki...

Papatyacım çok çok geçmiş olsun, umarım şimdi iyisindir.
Falafeli ben de bir kere üniversitemin bahar şenliğinde ülkeler stantında tatmıştım, gerçekten hoş bir lezzet. Ellerine sağlık canım:)..
Yeni yılda, kendine ayıracağın daha çok zaman, bol enerji, bol neşe, sağlık, mutluluk....diliyorum:).
Sevgileeer;))..
aslı

Nihan dedi ki...

Zeynepcigim,
Oncelikle gecmis olsun ve iyi seneler. Bu kapali havalar nedense beni de cok mutlu edemedi bu sefer. Oysa ki ben de cok severim bu havalari. Felafel cok severim ben, Ingiltere'de okurken Mısırlı komsumdan ogrenmis sonra da muptelasi olmustum. Ama Mısırlılar (ya da en azından benim komsum) felafelin icine maydonoz degil de taze kisnis koyuyorlar. Cok degisik bir kokusu oldugundan cogu insan sevmez kisnisi ama bence felafele cok yakisiyor.

Açalya dedi ki...

Umarim simdi daha iyisindir canim.
Bu felafeli denemek lazim, hic merak edip tarifine bile bakmamistim, ama ne kadar kolaymis...ellerine saglik.

Zeynep Fidan dedi ki...

Sibelcigim cok teşekkür ederim arkadaşım, yeni yıl hepimize güzellikler getirecek inşallah. Patatesli böreği denemene sevindim, klasik patatesli böreklerden farklı olarak içinde soğan olmaması çok güzel bence,

Zeynep Fidan dedi ki...

Kelebekciğim teşekkür ederim, yeni yıl sana mutluluk neşe getirecek eminim:)

Zeynep Fidan dedi ki...

Nihancigim farkındayım, bu kış daha sessizsin sanki yazılarına da yansıyor.
Ben de falafeli geçen akşam House Cafe'de yedim içinde kişniş olduğunu farkettim çok lezzetliydi, bir dahaki sefere ben de deneyeceğim.
Sevgiler,

Zeynep Fidan dedi ki...

Sağol Açalyam, dene sen de muhakkak belki kızartma değil fırında yaparsan Dante Paşa da sever:)

gkcflikyu dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
googler dedi ki...

You these things, I have read twice, for me, this is a relatively rare phenomenon!
handmade jewelry