3.02.2008

Anlatamadığım elmalı ayva tatlısı


Zamanın ne kadar çabuk geçtiğini etrafımızda değişen şeylerden nasıl da farkediyoruz değil mi? Aynadaki yüzümüzden, ya da fotoğraf karesinden çıkan insanlardan, o kareye giren yeni insanlardan... Dün hayatımızı karartacak derecede mühim bir gelişmenin bugünkü şartlarımız içerisinde bir anlam ifade etmeyişinden, ya da yıllardır bizi takip eden bir türlü sıyırıp atamadığımız o çok korktuğumuz ‘’korkumuzdan’’, ya da sevdiğimiz birinin yüzündeki derin çizgilerden... Oysa benim zamanı algılayışımda kendim de çözemediğim bir boyutsuzluk var sanki. Başrolü pek tabiki bana ait olan şu hayatımda yerleri değişen, ya da oyundan çıkan-giren o kadar çok figüran var ki, banzen bu değişim karşısında kendimi 60 yaşında gibi hissedebiliyorum. Bazense durup durup aynı noktada, insanda takılıp kalışımdan sanki çok az zaman geçmiş gibi hissedebiliyorum. Ama sanki bu yakınlarda hissettiklerimi anlatışımdaki kelimelerim değişti, yerlerini başkaları aldı ya da benim kalemimi bir başkası kullanıyor gibi hissediyorum. Eskiden ‘’Papatya’’ olarak buraya yazarken çoğu insan için renksiz, cinsiyetsiz ya da şekilsiz bir kelime, cümle iken, şimdi kitaptan sonra Zeynep Fidan’a dönüşmek, beni engelliyor gibi geliyor. Kendimi çok berbat hissettiğim bir akşam yazdıklarımdan sonraki sabah yanımdaki çalışma arkadaşım moralimin kötü olduğunu bilip bana taraflı davranıyor, ya da alınmaması geken insanlar üzerlerine başka şeyleri alınıyorlar, ve ben rahat rahat içimi dökemiyormuşum gibi geliyor. Herşeye rağmen yarın sabah bu yazdıklarımı okuyacaklara rağmen bugünü yazmak biraz tuhaf geliyor o yüzden. Ya da herşey vıcık vıcık edene kadar düşünmeye alışık ruhum bu işi de fazlasıyla büyütüyoyor olabilir. Neyse...

Daha önceki yazılarımdan birinde de yazmıştım yaşayan evlere özlemimi.... O yazıyı yazdığımdan bu yana kendi evime kafamı o kadar taktım ki anlatamam... Son birkaç zamandır henüz uyum sağlayamadığım çalışma tempom yüzünden daha çok ihmal ettiğim evimin boş mutfağı, sağa sola katlanmadan atılmış bir battaniye, ya da boynu bükülmüş menekşem beni daha çok üzmeye başladı. Ama sadece bana kalan Pazar gününde kitap okusam bana küsen düzenlenmeyi bekleyen çekmeceler, ya da evde eşelensem müzik dinlemeye aç ruhum karşısında kendimi çaresiz hissediyorum. Daha çok evde olmak bu evi daha çok yaşatmak ve hayatıma hakettiği rengi kendi ellerimle sokmaya çalışıyorum. Bugün her sabah normalden yarım saat daha erken kalkıp kahvaltımı evde yapmayı, böylece en azından sabahları ışıkları açmadan sadece güneş ışığı ile evimle başbaşa kalmayı bile düşündüm. Siz bu konuda neler yapıyorsunuz Allah aşkına bana akıl verir misiniz?

Herşeye rahmen dün aldığım kitabıma olan merakıma bile yenilip, dün akşam da 8 ay sonra rahat rahat o şiddetle beklediğimiz Lost’un yeni bölümünü izlemişken mutfağa girdim. ‘’Tamam Zeynep’’ dedin kendi kendime, herşeyi ve herkesi aynı anda mutlu edemezsin, bak kocan da dünden beri ıspanak, ıspanak diye aşeriyor, gir mutfağa kaybet kendini... Soğan, salça ve kıyma üçlüsünü kullanacaksam yemekte, illeki biraz fazla yapar, yemeği eklemeden ayırır, ekmeğin içinde eşime veririm, bayılır onu yemeğe... Hemen işe koyuldum. Soğan ile kıymayı kavururken ıspanakları yıkadım, salçayı ekledikten sonra da doğradım. Suyunu tuzunu pirincini derken ayvaları doğrayıverdim.Bu arada buzlukta artık tüketmesem birkaçgün sonra içime sinmeyecek etler vardı, hemen çıkarığ çözdürüp hooop salçalı bifteğe dönüşyürdüm, yanında da pirinç pilavı... Bu arada elmalı ayva tatlısı için annem uslulü ayvalar pişip resimlendi tabi hem de yanında kaymak ya da dondurma ile servis yapılmayacaklarını bile bile boyunları bükükken...

Nasıl yazsam, ne anlatsam derken bu cümleye kadar geldim. Hem de hiç bana ait olmayan bir tarzda, şimdiye kadar bu sayfalarda hiç okumaya alışkın olmadığınız biçimde... Ama bu aralar biraz tutuk kaldım dediğim gibi beni biraz idare eder misiniz? Ya da sıradan yazılar gibi okur musunuz?

Malzemeler;

2 adet ayva
1 adet elma
1 litre su
1 su bardağı tozşeker
4-5 adet karanfil
Kımızı gıda boyası
Ceviz

Hazılanışı;

1-Ayvaları ortadan ikiye kesip soyun ve çekirdeklerini atmadaniçlerini temizleyin
2-Suyu, şekeri, ayva çekirdeği ve karanfili ocağa koyup kaynatın.
3-Ayvaları ve gıda boyasını ekleyip ayvalar yumuşayana kadar yaklaşık 2-25 dk. Pişirin
4-Ayvaları alıp servis tabağına dizin.
5-Sudan bir kevgir yardımı ile ayva çekirdeği ve karanfili alıp kaynamakta olan suya rendelenmiş elmaları ekleyin.
6-10 dakika kadar pişirip alın ve ayvaların ortasına doldurun.
7-Ceviz ile süsleyin.

12 yorum:

Hülya dedi ki...

Merhaba Sevgili Zeynep,
Evde vakit geçirmek,evimle daha çok ilgilenmek isterken zaman sorunu ile karşılaşıyorum.Dün bloguma benzer şeyler yazmıştım.
24 saat bana yetmiyor..Çalışma hayatı (İstanbul'da yaşayanlara göre biz Ankara'da biraz daha şanslıyız hiç olmazsa trafikte saatler geçirmiyoruz),bakım ve ilgi bekleyen bir ev,aynı şeyleri bekleyen bir eş ve daha fazlasını bekleyen bir çocuk hem de okula giden bir çocuk (dersler,sosyal faaliyetler)bu arada Hülya da (kendim oluyorum)hoşlandığı şeyleri yapmak gezmek okumak istiyor....
Hepsine yetmeye çalışıyoruz.
Polyanna'cılık oynarsak...
Ya yapacak bir işimiz,düzenleyecek bir evimiz,ilgi bekleyen yakınlarımız,bize zevk veren hobilerimiz olmasaydı...
Sevgi ile kal...

Sibel dedi ki...

Sevgili Zeynep, inan ki yazsam aynı şeyleri yazardım. Dün evimi birazcık düzenlemiş toparlamışken, bir yandan belim ağrımış ve henüz hiiiiç bakamadığım Pazar gazeteleri bir köşede katlanmış duruyorken telefon çaldı, ve dışarı çıkıp arkadaşlarımızla görüştük. Oysa buzdolabında belki bloga koyarım diye hazırladığım birşeyler duruyordu ve onları fotoğraflayıp yazmak istiyordum. Okumak da istiyordum! Ve henüz evet.. ev işlerimi de tamamlamamıştım. Ama insanlarla görüşmem de gerek... ve bir an oturup ağlamak istedim. Hiçbirşey yapmak istemedim, herşeyi birden yapmak istedim. Ne olacak halimiz bizim?
Sevgiler...

Evcilik Lezzetler dedi ki...

Eve atıp kendimi çılgınlarr gibi düzenleme, hayat katmaya kararlı ve azimliyken bu yazı çok iyi gitti Papatyam :))

ayselce dedi ki...

tatlilarin nefis olmus...

ellerine ve yüregine saglik, afiyetler bal sekerler olsun sizlere :))

selamlar aysel

Adsız dedi ki...

Merhaba,

Hayat biz bayanlar için gerçekten zor.. Herşeyi yerinde ve zamanında yapıp başarılı olmaya çalışıyoruz. En çok ihmal ettiğimiz de evimiz, ailemiz oluyor. Aslında en çok onlara ihtiyacımız var. Sitenizdeki yazıları kısa bir zaman önce gördüm ve okudum. Özellikle içinde yaşanılan ama gerçekten yaşanılan ve sizi yansıtan, sizi çevereleyen evlerle ilgili yazınız beni düşündürdü. Ben de çoğu zaman aynı şeyleri hissediyorum ta derinden. Başka insanların ama çok yoğun olmayanların evlerine gittiğim de o sıcak evler beni ta kapısından karşılıyor. İçinde şen kahkahalar atılıyor. Hayat olan evler. Hep özlemini çekmiştirim. Henüz çocuğum yok belki de çocukla birlikte bunu da yakalayabiliriz. Sevgiyle kalın. Sizi tanımaktan gerçekten mutluluk duydum..

Papatya dedi ki...

Hülyacığım,
Ne güzel yazmışsın, evet polyannacılık oynamak gerekiyor, hem de hep:)

Papatya dedi ki...

Sibelciğim,
Sen de benim klasik bir pazar günümü o kadar güzel anlatmışsın ki.. Vallahi ne olacak bilmiyorum ben de, ileride bu tempomuzdan dolayı pişman olmaktan korkuyorum sadece.

Papatya dedi ki...

Canım evcilik lezzetim:)
Evinde o koşturduğun zamanların keyfini cikar!

Papatya dedi ki...

Ayselce çok teşekkür ederim:)

Papatya dedi ki...

İsimsiz;
Ben de sen tanımaktan ötürü çok keyif alacağım ama adını bile bilmiyorum, yine de hoşgeldin, iyi ki paylaştın:)

HULYA dedi ki...

Merhaba,
kitabınızı arkadaşlardan duymuş ve çok merak etmiştim ama ne yazık ki İzmir'de bulamadım henüz.Yine de bu ayki Lezzet dergisinde sizi görüp birkaç tarifinizi okudum.İnşallah en kısa zamanda kitabınızı da alıp okuyacağım.Anlatım tarzınız çok hoş.Ayva tatlısına bayılırım.ellerinize sağlık.Ben de beklerim.Sevgiler (MUTFAKTA BIRI MI VAR??? )

Cocukla Cocuk dedi ki...

merhabalar yazıların çok içten ve samimi, keyifle dolaştım blogund...meyveli tatlılar benim favorimdir heleki ayva tatlısı ...sevgiler