22.03.2007

Bu sabah yağmur var İstanbul'da



Uzun ama kurak geçen bir kış, ardından Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır’a inat bahardan öte yaz gibi bir 5 günden sonra yaklaşık 3 saattir kesilmeden yağan yağmur için heyecandan ne yazacağımı şaşırdım. Bolluk bereketten huzur veren sesine kadar birçok şeyin arasında yine aklıma ilk gelen eski zaman günleri oldu. (Sarınım ben bu blogun adını Bir Porsiyon Öykü değil Bir Porsiyon Nostalji falan koymalıymışım) Ofisimde masam hemen kocaman bir camın önünde ve şanslıyım ki camdan görünen boğazın Marmara Denizi’ne açılan ucu..Camdaki iri iri damlaları geçip de denizi gördüğümde canım terasa çıkıp ıslanmak istiyor. Ama arkadaki görüntüyü boşverip damlalara baktığımda sanki ilkokul öğretmenimin sesini duyar gibi oluyorum. Biz çocukken ne çok yağur yağardı değil mi? Yumurta kokan ve çocuklar ıslan ayakkabıları ile kaymasınlar diye sarı sarı talaşlar ile bulanmış koridor camlarında hep bu görüntü olurdu. 5. sınıfların numara sırası ile nöbetçi öğrenci olduğu günler ise hayal dünyam ve yağmur ile baş başa kalabildiğim için en sevdiğim anlar olurdu. Elektrik kesilince de Hababam Sınıfı’ndaki Hafize Teyze gibi kocaman bir çanı sallaya sallaya katlarda dolaşırdık. Tabi yağmur yağdığı için bahçeye çıkmak yasak olur, sınıflardan fırlayan bütün öğrenciler koridrları tıkış tıkış doldurup koşmaya çalışırlardı.Ben tenefüslerde spor salonuna inmeyi severdim. Minik bir hanımefendi gibi balerin olacağım diye tutturup annemin beni bale bölümüne yazdırmıştı. Sağ ayağımın parmak ucunda dururken sol ayağımı en tepelere kaldırmak benim için çocuk oyuncağı idi ama gel gör ki sol elim o havadaki ayağımın topuğuna yetişemiyordu ki tutayım. Bu yüzden balerin olma hayalim diğer kızların boyunun 3 katı olduğum için sene sonu AKM’de en arkalarda kendi kendine çiçek toplayan çiçekçi kızı oynamamla sadece bir sene sürebilmişti. Üçüncü tenefüs ise beslenme tenefüsüydü. Artık 5. sınıfa gelmiş çocuklar büyüdükleri için beslenme çantası getirmeye utanır, annelerinden sadece üçüncü tenefüs kantinde verilen sıcak simit ile gazoz olabilmek için harçlık alırlardı. Ben hala o simitlrin tadını Eminönü fırınlarından çıkan simitler dahil hiçbir simitten alamadım.



İşte bu sabah evden çıkmadan tv’de Şirinler’i seyretmemden midir nedir yağmur yağında, koklamaktan kokusunun biteceğini sandığım arı maya silgilerim, Milliyet gazetesinden her Cuma alıp kesip yapıştırıp mahalleler kurduğumuz karton evlerim, okuldan eve yürüyerek gidişerimdeki sokak kokusu, evde öğleden sonrası şekerlemeleri ve daha birsürü şey geldi. Yağmur birkaçgün hiç dinmese keşke, en azından hafta sonu uzun yürüyüşler ile tadını çıkarabiliriz.

7 yorum:

canan's culinaria dedi ki...

papatyacigim,

bende yagmuru cok severim, bilhassa sera-mina nin dogumundan sonra evde oldugumdan beri bana da bazen cocukluk günlerimi hatirlatiyor. böyle yagmurlu günlerde ben kücük erkek kardesim ile ne oyunlar oynardim. simdi ve yagmur yagiyor bende kizim ile evcilik oynuyorum. iste bu basit güzelliklerin tadini cikartabilmek ya da hissedebilmek ne kadar güzel degil mi?

sevgiler,
canan

Papatya dedi ki...

Canancigim,
Bahsettiğin gibi insanin en iyi hissettiği an kimsenin farkedemediği şeyleri farkedip kendine pay çıkardığı anlardır. Benim gerçekten birsürü kategoriyi eleyen istisnasiz en büyük hayalim bir kızımın olması, onunla senin gibi oyun oynamak, birlikte yemek yapmak. Insallah birgün yine seninle, benim en büyük hayalimi yani senin şu an yaşadığını paylaştırabilir hayat bana.
Sevgiler

Defne dedi ki...

Ankara'ya yağmur yağsın dileğim gerçekleşmedi henüz ama yakında galiba yağmur bulutları :).

Bu arada yorumunda dilediğinin aynısı diledim ben de Canan'ın yorumunu okuyunca, umarım yakındır o keyifli zamanlar bizim için de...

Sevgiler.

Papatya dedi ki...

Defnecigim,
Bu hafta tüm yurtta yağmur bekleniyor Ankaraya'da gelir yakında,
Bugünkü yazında okudum eşin askerde bu yüzden bebek için bekliyorsunuz sanırım, benim eşim de askerliğini henüz yapmadı da:)
Neyse umarım hayallerimiz gerçekleştirkten sonra yine paylaşırız bunları,
Sevgiler,

canan's culinaria dedi ki...

sevgili papatya,
sevgili defne,

allah ikinizin de gönlüne göre versin. aslinda... bütün hayaller, gec de olsa, gerceklesiyor.

sevgiler,
canan

Cemil dedi ki...

Ben bu yaziyi okurken o gunleri hatirlamanin verdigi hazdan cok (ozellikle o karton evler:)) acaba sonunu hangi yemege baglayacak bu deli kiz diye dusunuyordum! Cok harika bi kompozisyon olmus. Ellerine, gonlune saglik.

Papatya dedi ki...

Sevgili Cemil,
Sonu bir yemege bağlamadım bu sefer haklısın, yağmur yağıyordu, ofisteydim ve şükür ki makinem yanımdaydı, sonu öylece yemeksiz kaldı:)