8.09.2008

22


Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

Can Yücel


Devamı için tıklayın..

31.08.2008

Denge

‘’Günlerce hatta haftalarca beklediğimiz ‘’yaz’’ın son günü bugun’’ diye başlayan kaçıncı yazım, kaçıncı düşüncem bu bilinmez. Ama yazın, en sevdiğim mevsimin, sonbaharın ilk gününe doğru aldığı bu ağır adımları izlemenin verdiği keyif bu sene bir başkaydı sanki. Hem bu sene ramazan dolayısı ile yaz erken de bitti ya, sanki yaz orda öylece duruyormuş da ben ara vermişim ve tekrar ona geri dönecekmişim gibi bitirdim bugun yazı.

Yazın bitişini simgelediği için en sevmediğim meyve ünvanını seneler önce alan incirler masamızın yanına teker teker döküldükçe ben daha bir alıştım sanki sonbahara. Bir de asmalardaki kara üzümlerin herbiri mevsime büründükçe tamam dedim işte yaz bugun bitti galiba. Uzun uzun yüzdüm, hatta kumların üzerinde yatıp bronzlaştım bile ama güneş erken batınca, bir de akşamüzeri serini tenimi üşütünce ben de sıcaklara göçen leylekler gibi topladım tasımı tarağımı döndüm evime...


Hala beni okuyan, ya da birşeyler yazdım mi diye beni ziyarete gelenler var mı bilmiyorum, ama ben bugün yine paylaşmak istiyor, yazmak ve hepinize ulaşıp içimi anlatmak istiyorum yeniden.


Devamı için tıklayın..

8.08.2008

Avare Gönlüm

Çok şey oluyor arada, ama bir türlü toparlayamıyorum anlatabilecek kadar. Yaz olunca böyleyim ben zaten hep, 4 gün burada 3 gün diğer yarımda. Böyle olunca günler haftalar nasil geçiyor anlamiyorum, bir bakıyorum Pazartesi bir bakıyorum hoop Cuma olmuş yine yazlıktayım. Uzun zamandır hiç almadığım kadar keyif aldığım geçtiğimiz hafta sonu yazlığı anlatacakken size, bu sabah bir kalktim ki ruhum gönüm avare. Saatlerce yüzdüğüm, balık tutup eğlendiğim, sokaklarında bol bol nefes aldığım yerden uzaklaşıp bir kuş misali 2 hafta evvelki tatilimize gitmişim, Alaçatı sokaklarını dolaşıyorum! Ruhumuzu da aynen bu fotoğraftaki gibi boyumuzu uzattığı kadar uzatan, esneten ve rahatlatan bu sokaklarda olduğumu, buz gibi bir Mojito ile serinleyip sevgilimin gülen gözlerine baktığım anlardayım sabahtan beri. Az evvel birdağıma kahve koyup içine su eklemeden masama gelmişim gerisini siz hesap edin...
Devamı için tıklayın..

2.07.2008

Beni bu sıcak havalar mahvetti...

Bu kabaklı börekden de sıkıldık dedğinizi duyar gibiyim. Ben de çok sıkıldım ama elimden birşey gelmiyor ki... Sıcaklı geldi geleli cacık ve karpuz ile beslenen bedenim birşey arzulamıyor ki mutağa gireyim. Sürekli bulantı, sürekli isteksizlik. Böyle olunca da ne özel şeyler pişirebiliyor ne de fotoğraflayabiliyorum. Yaşamak işin mutfağa giriyorum o kadar. Onda da en güzel menü yengemin çocukken çok sevdiğimiz için sürekli yaptığı kırmızı pilav (domatesli pilav), karpuz, beyaz peynir, yoğurt hadi bazen de patlıcan kabak fasülye..

Zaten yıllar geçtikçe huylarım da bir bir değişiyor sanki... 3 yıldır kullanmadığım dolabımın sebiline hiç soğuk su içemeyen ben bu yaz her akşam su eklerken buluyorum kendimi. Daha çok yüzerken, daha az içerken, daha az endişelenenir ve daha çok gülerken...Tamam yazlar daha sıcak geçiyor ama yaz gibi ben de geçiyorum sanki ne dersiniz? Doktorum sakın 30 undan sonra gelme bana doğurmak için diyor bana hiç takmayayım onu değil mi? Zaten geçen hafta eşimin ikiz doğuran kuzenini görmeye gittiğimizde onu gördüğüm ilk an ‘’biz buraya bebek gormeye gelmedik mi bu kız doğurmaış ki ayol’’ dedim. Allahtan kendi kendime demişim meğer ikizler doğmuş da kızın karnı öyle kalmış. Yok dedim saati saatine yediklerine dikkat eden, bir dilim çikolata yediği zaman 3 gün salata ile beslenen benim anne olmama daha çok var, henüz çıkamadığım bunalımlarıma bir de beden bunalımı ekleyemem..


Devamı için tıklayın..