9.09.2011

Nostalji: Rotring okul kalemlerim



Nasil bir jenarasyon atladik, neler değişti insan hayretler içerisinde izliyor bu yıllarda. Bizlerin annelerimiz ile aramızdaki uçurumun on katindan fazlasini çocuklarımızla yaşıyoruz. Ve onlara ''ben kucukken'' diye anlattiğimiz hikayeler bizim çocukken annelerimizden değil anneannelerimizden hatta ninlerimizden dinlediklerimiz gibi geliyordur eminim. Bu sebeple bugün anlatacaklarim en çok 1987 doğumluları ilgilendirebilir, daha küçükler okurken anlamakta zorluk çekebilirler.

Years, and years ago.. ortaokul yaşına gelene kadar eve girme zamanımız akşam ezanlarıydı. Bu sebeptendir ki yaz olup günlerin uzaması en çok işimize gelen şeydi. Kış vakti sinemaya gitsek akşam beşte, yaz vakti yan bahçedeki arkadaşımıza gitsek akşam sekizde evde olmamız şarttı. Büyüyüp de aradaki tutarsızlığı annelerimize anlattığımızda da herhangi bir tatmin edici cevap alamazdik. Çünkü onların sözleri kanundu, en kötü ''seni ikna etmek zorunda değilim'' derlerdi susardık.

Biraz daha zaman geçince izinlerimiz yatsı ezanını bulmuştu. Yazın saat onbirde eve gelmek iyi hoştu da yine kış olunca izinler akşam yediye dayandığında biraz da ergenliğin verdiği deli dolulukla az isyan etmemiştim anneme. Ama annem nuh diyip peygamber demiyordu, izinler girişler çıkışlar hep beş vakit üzerinden hesaplanıyordu. Öğlen gibi çık, ikinci çayına yetiş, akşam evde ol, yatsıya kalma...

Bize bu durumda yaz vakti saat 11 e kadar dayanan izinerin tadını çıkarmak kaliyordu. Kalıyordu kalmasına da, temmuz sonundan itibaren yine günler kısalıyor, yine izinler yetmemeye başlıyordu. Hele eylul gelip de yazlıktaki son haftamızı geçirirken zaman hiç mi hiç yetmezdi. 8 ay görmeyeceğimiz arkadaşlarımızla geçirilen son günlerde, okulun da açılacak olmasının verdiği huzursuzluk anneyi ikna çabalarına zorlardı bizi.





Geçen yatsı okunurken saate baktim da, içinde onbeş yıl öncesinden kalmış, yumruk gibi oturmuş bir sıkıntı çıktı aniden. Hemen eve dönmek istedim suç işliyor gibi. Kahvemi hızla bitirdim, arabama atladım koşar adım eve geldim. İçimden de ah anne dedim, nasil bir sorumluluk yarattıysan içimde... Her yere en az on dakika erken varmam, saat çalmadan üç dakika önce uyanmam, verdiğim her sözü muhakkak tutmam.. hep senin eserlerin bunlar. Şikayetçi miyim? Tabiki hayır. Ama o gençlik yılları içimde kalmış hep ''beş dakka daha anne noooolursun'' yalvarmaları.

Pazartesi okullar açılıyor. Mini mini birler, çalışkan ikiler hep stres içinde bu günlerde. En güzel çanta, en havalı kalemtraş (tabi hala açılan kalem varsa), en son moda beslenme çantası peşindeler. Bizim bir ronting kalemimiz vardı aynı kalemle liseyi bitirdiğimiz, bir de hep tükenen 0,5 uçlarımız. Ha bir de mis kokan arı maya silgilerimiz. Hala yazılının ortasında ''sıfırbeş ucu olan var mı?'' diye seslenen öğrenci var mı merak ediyorum. Ya da ''yazılı'' diye br kavram kaldi mı?

Çeşit yoktu, her istediğimiz alınmazdı, biz de istememeye alışmıştık. Önüklerimiz kollarımızı öne uzattığımızda dar gelen omuzlar kendisi gösterdiğinde değişirdi. Her pazar kolalanan dantel iğrenç yakalarımız vardı. Bir de erkeklerin bir koşu açıp kaçtığı belimizdeki siyah kurdeleler. Ne yıllardı.. Yine de çok güzeldi.

Bizim evde okul açıldığında hep kek pişerdi. Okuldan gelince her öğlen çeşit çeşit kek olurdu evimizde. Ben de okulların açılmasına yakın kek pişirdim dün. Sanki pazartesi okul açılacakmış gibi kramp saplandı karnıma, geçen seneki ronting kalemimi aradı gözlerim.

Vişneli keklerimiz geçen sene vişne likörü yapıp tanelerini buzlukta sakladığım vişneler ile yaptım. Harika oldular

Malzemeler
3 adet yumurta
1 su bardağı şeker
1/2 su bardağı ayçiçek yağı
1/2 su bardağı vişne suyu
2 su bardağı un
bir paket kabartma tozu
bir tutam tuz
1 kase çekrdekleri çıkarılmış vişne

Hazırlanışı
1-Yumurta ile şekeri kar gibi bembeyaz olana kadar çırpın
2-Ayçiçek yağını ve vişne suyunu da ekleyip çırpmaya devam edin.
3-En son un ve tuz ile kabartma tozunu ekleyin.
4-Vişneleri ekleyip tahta kaşık ile karıştırın.
5-Küçük kalıplar ile yapıyorsanız 180 derecede 20-22 dakika, büyük kalıp ile yapacaksanız 35-40 dakika pişirin.

3 yorum:

CeReN dedi ki...

ben de 85 doğumluyum ve senin gibi ezan saatlerine endeksli bir çocukluğum oldu :))

Ama bunu okurken aklıma bir anım geldi paylaşmak istedim; bahçede oyun oynarken anneler bağırır ya; "Aliiii oğlum eve gel ezan okundu!!!" bu oyun saatinin bittiğine delalet eden ilk sestir ve aynı zamanda fırça yemeden önceki belki de son ikaz... Gene böyle bir akşam bahçedeki tüm çocuklar düşündük düşündük ve arkadaşımızın annesine "biz kıldık teyze" diye bağırıp mahalleyi dumura uğratmışlığımız vardır.. Sanırım ondan sonradır ki çocuklar artık camlardan böyle çağırılmıyor..

Bir Porsiyon Öykü dedi ki...

Cerencigim, cok güldüm anlattığına. Yaratıcı bir ekipmişsiniz siz çocukken:)

Gizem dedi ki...

merhaba,
uzuuun zamandır yazılarınızı takip ediyorum.okuyup da "benim hislerimin aynıları,ancak bu kdr güzel kaleme alınabilir" dediğim günler,kendimi bulduğum yada birgün bulacağımı düşünüp ağladığım,dertlenip bir şarap açmışlığım da çoktur açıkçası okurken :) bu yazınızda "87 doğumlular" diyince dayanamadım çünkü ben de 87 doğumluyum sizle aynı yaşta olduğumuzu öğrenmek beni ilginç bi şekilde mutlu etti :) harikasınız...