18.08.2010

Kaldığımız Yerden

‘’Nerde kalmıştık?’’ diye başlanır ya söze, aslında hiçbir yerde kalmaz insan, eski bir tabirle otlarla kayalarla kaplı bile olsa su yolunu bulurmuş ya, insan da öyle yaşar gider işte zamanı. Ben de bir yerde kalmadım bu misal, araya arkasından ‘’bekliyorduk’’ desek de hayat boyu hiçbirimizin beklemediği ölüm, ardından kabullenme, yenilenme, dinlenme zamanları girdi, benim de ruhum işte o su gibi yolunu buldu aktıııı gitti bugünlere geldi. Hayat körpe ruhlarımızı olgunlaştırmak için bizlere verilmiş fırsatlardan ibaret sanki, acı da olsa tatlı da olsa her yaşanılan bizi büyütüyor bazen ağlatarak bazen de güldürerek. Her acıya ağlayacak olsak var halimize! Her birinden varlığa dair bir anlam, sebebe dair bir işaret bulup inanıp törpülüyoruz kendimizi. Eğer tüm bu olgunluğu sıkıntılarımız geçtikten sonra değil de sıkıntımızın tam da ortasında söyleyebiliyorsak bir arpa boyu yol almış sayılır mıyız?



Tüm bu ruhsal gel-gitlerin yanında devam eden gündelik hayatta hepiniz gibi ben de bayıltan sıcaklar ile mücadele ettim. Hani kışın fırtına şeklinde kar yağdığında evden dışarı çıkamaz mahsur kalırız ya, aynen o misal bu sıcaklarda ben de klimanın altından bir yere ayrılamadım. Fırsat bu fırsat diyip bol bol okudum, aklımdakileri pişirdim, yazıda da gördüğünüz gibi evimde sevdiğim şeylerin fotoğraflarını çektim. İzlenmeyi bekleyen filmler, evimde yapmayı hayal ettiklerim derken biraz hava serinlese de fotoğraf makinemi alıp artık kendimi İstanbul’un aşkına vurabilsem diye söylenmedim desem yalan olur. Hava durumunun hafta sonundan itibaren kuvvetli poyraz ve yağış uyarısı verdiği bugün benim umutlarım yeniden yeşerdi sanki. Kışı ve serini o kadar özledim ki alışveriş merkezlerinde sonbaharlık kreasyonlarını çıkaran mağazalardaki yağmurluklara dokunmak bile beni heyecanlandırıyor. Sıcaklardan herkes bunaldı da normalde bile yaz mevsimini, sıcağı sevmeyen biri olarak bir de benim halimi düşünün…















Bu arada hem dinlenmek hem de teselli bulmak için 3 gün İstanbul’da 4 gün yazlıkta annemle birlikte vakit geçiriyorum. Sanırım ihtiyacım olan bu ki, Annem mutfakta yemek yaparken televizyon karşısında elimde bir dergi ile uyuyakalmanın huzurunu şu an nerede arasam bulamam gibi geliyor. Yine yazlıkta olduğum bir güne rastlayan meteor yağmurunu zifiri karanlıkta dalga sesleri ve kulağımda Melon Şapka ile izlemek beni çocukluma götürdü. Çok ünlü bir gösteriye özenle hazırlanmış bir sahne gibi gökyüzünde sanki avucumun içine kayan tüm yıldızları tek tek saydım ve dilek tuttum, bu sene de dileklerim gerçekleşir mi?















Ben bu sıcakları domatesli tarifler ve karpuz ile geçiştirip enerji topluyorum, Yazmak istediğim çok yazı, çekmek istediğim çok fotoğraf, pişirmek istediğim çokça yemek var. Hepsi sırada, hepsi ruhumda. Ve bunlar birleştirince büyük bir hayalime kavuşmuş olacağım,

Domatesli Biberli Arpa Şehriye Pilavı

1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı tereyağı
3 adet tatlı sivribiber
3 adet orta boy domates
2 su bardağı arpa şehriye
2 su bardağı sıcak su
1 tatlı kaşığı tuz
Taze çekilmiş karabiber

Hazırlanışı
1-Zeytinyağı ve tereyağı pilav tenceresiye koyup bu yağda ince dilimlediğiniz sivri biberleri çevirin.
2-Bu arada domatesleri rendeleyin ve kavrulan biberlere domatesi ekleyin, 5 dakika boyunca suyunu çektirene kadar çevirin.
3-Ardından şehriyeleri ve sıcak suyu ekleyip karıştırın.
4-Tuzu da ekleyip altını kısıp suyu bitene kadar pilav gibi pişirin. (Burada süre veremiyorum cünkü bütün pilavlar pirincin cinsine, tencereye ve ısıya göre değişik sürelerde pişiyor)
5-Sıcakken tane karabiber ekleyip servis edin.

11 yorum:

Adsız dedi ki...

"Hayat körpe ruhlarımızı olgunlaştırmak için bizlere verilmiş fırsatlardan ibaret sanki, acı da olsa tatlı da olsa her yaşanılan bizi büyütüyor bazen ağlatarak bazen de güldürerek. Her acıya ağlayacak olsak var halimize! Her birinden varlığa dair bir anlam, sebebe dair bir işaret bulup inanıp törpülüyoruz kendimizi" tam burada buldum kendimi. Yine şahane şeyler okuyorum. Siz gittikten sonra sıkı takipçisi oldum ben bu bloğun sizin yazdıklarınızı okumak içimi rahatlatıyor. Gözlerim sizi görmemeye alışamadı ama hala:(

Papatya dedi ki...

Leylacıgım sen misin?

narcicegirengi dedi ki...

NE kadar hos cumleler. Bir cirpida okudum kocaman bir tebessumle. Sevgiler

Miskokulu Lezzetler -Mine- dedi ki...

Ben neden böyle yazamıyorum diye keyifle okudum sanki benim yerime yazmışlar gibi kaleminize sağlık İzmirden sevgiler...

Adsız dedi ki...

Ne guzel anlatıyosun kendini Zeynep! Bazı cumleleri birkaç kez okudum ama içimde bir ses anlayabildiginden fazlası var der gibi...
Kelimeler, içimizdekine kılıf oldukları için olsa gerek, bozulmadan iletemiyorlar; yada bazı şeyleri kelimelere sokabilmek zor.

İyi ki bir yerlerde kalmamışsın!
Sevgiler
Yurdanur

Papatya dedi ki...

Sevgili Narçiçeği,
Çok teşekkür ederim:)

Papatya dedi ki...

Sevgili Mine,
Çok teşekkür ederim, İzmir'in mis kokusu güzel kelimelerinde buralara kadar geldi:)
Sevgiler

Papatya dedi ki...

Yurdanurcugum,
Bazıları hayattan şikayet edyorlar, isyan ediyorlar. Seneler sonra birbilerini anlamadiklari açin ayrı düşen iki dostu tam da birbirlerini anlayabilecekleri yerden bir araya getirerek mucizeler yaratan hayatın nesinden şikayet ederler ki!

Seviyorum seni ben, iyiki varsın!

Sevgiler,

HamaratAbla dedi ki...

İftar sofralarınız için lezzetli tariflerini hazırlarken, iftar sofralarınızı süsleyen tariflerinizi bizlerle de paylaşmaya ve birbirinden değerli hediyeler kazanmaya ne dersiniz?

Çünkü biz bu Ramazan, Hamarat Abla olarak sofralarınızın lezzet ortağı MAGGI® sponsorluğunda lezzetli ve besleyici Fırında Tavuk tariflerimizi birbirimizle paylaşacağımız bir etkinlik düzenledik ve tarifleriyle bu etkinliği zenginleştirecek katılımcılara bazı hediyeler vermek istedik.

Ayrıntılar için http://www.hamaratabla.com/

canan's culinaria dedi ki...

zeynepcigim,

biz, yani deniz-can ve ben, artik normallestik ve senin güzel yazilarini büyük bir keyifle okuyorum. pismaniye bu hafta artik ufak bir at binicisi oldu ve onu birazdan deniz-can ile alicaz. yakin zamanda büyümüs binici pismaniyenin resimlerini yayinliyacagim.

öptük,
canan

Papatya dedi ki...

Canancigim,

Pismaniyeyi en son Deniz-Can dogdugu zaman gormustum, bu 2 yilda pek buyumus olsa gerek, hele at binen fotograflarını merakla bekliyorum:)
Sevgiler,