9.05.2009

Süpriz

Cuma akşamını başbaşa geçirelim mi dedi sevgili. Elbet dedim, bir Cuma akşamını seninle başbaşa geçirmekten daha büyük bir keyif var mı benim için? Nereye gideceğiz dedim, sır... bir cevap yok. Sorgulamıyorum o halde ben de. İlla herşeyi bilmek zorunda mıyım? Bilsem ne değişecek ki şunu mu giysem bunu mu taksam diye stres olmaktan başka? Hem süprizleri keyifli kılan kendini süprize teslim etmek değil midir? O halde ben de sonuna kadar tadini çıkarayım bu süprizin dedim. Klasik Cuma kıyafetlerimi giydim işe giderken. Koca hafta giyilen ütülü pantolon, kol düğmeli gömlekten sonra Cuma giyilen jean nasil da kayif veriyor. Sırf bu sebepten bir kez daha en sevdiğim gün olabilirsin Cuma!
Neden bilinmez gri-beyaz-siyah olan gardrobuma renkli hem de pembe bir gömlek aldım bir gün evvel, hem de renkli olmayı sevmememe rağmen. Pembe gömleğime sarı saçlarımı tarayınca, mavi gözlerime delacivert rimelimi sürünce tüm gün barbie bebeğe benzettiler beni. ofiste Meğer ben tam süprize göre giyinmişim de bilmiyor muşum! Sonradan düşündüm ki nereye gideceğimi blseydim tam da böyle rengarenk, bahar gibi giyinmek isterdim.



Akşam olunca ‘’sen arabanı garajda bırak’’ dedi sevgili, ben seni başka bir arabayla almaya geliyorum! Allah allah desem de içimden yok dedim düşünmeyeceğim, sorgulamayacağım. Kendimi yedi yıl evvel gözüm kapalı nasil biraktıysam bu adamın kollarına, bu akşam da öyle bırakmak istiyorum. Bir kadeh şarap içip azıcık rahatlasam şu kontrol delisi durumumdan kurtulabilirim elbet ama akşamın 6 sinda ofiste şarap ne arar? Rujumu tazeledim bindim sevgilinin arabasına. Hop ikinci köprüdeyiz. Tamam dedim, ilk çıktığımız akşam gittiğimiz restauranta götürüyor bu adam beni ne güzel. Orada şarap da var hem, taze rokalı bir salata da istedim mi değmeyin keyfime. Sonrasında Bağdat Caddesinde bir dondurma turu diye düşünür buldum kendimi. Nolur biri bana yardım etsin, düşünmek istemiyorum derken Bostancı sapağından sapıverdik sağa. Demek Cafe Cara’ya gitmiyoruz dedim. Sonra arabamızı herhangi bir sokak arasıymış gibi görünen bir yere park ediverdik. Arabadan indik inmesine de insan neyreye gideceğini bilmediği zaman boş boş duruveriyormuş sokağın ortasında. Kendimi elimi tutan sevgilinin yönüne bırakıverdim. Caddeye çıkar çıkmaz ilk ışıklardan karşıya geçmek üzere yaya geçidinde durmuştuk ki artık dayanamayıp sordum ‘’Aşkım biz nereye geldik?’’ Sevgili yüzünde pek ender görebildiğim bana özel gülümsemesiyle gözlerime baktı, sanki birkaç dakika sürdü. Sonra yüzünü tam karşıya çevirip gümeye devam etti. Ben de sevgilinin baktığı yöne bakmıştım ki dizlerimin bağı çözüldü sanki. Hayatımda hiç canlı dinlemediğim, hep istediğim ama bir türlü gidemediğim Sezen Aksu Konseri’nin afişi tam karşımda duruyordu!.....
.................. derken Sezen çıktı sahneye. Senelerce düşünmüştüm ben Sezen’i sahnede ilk hangi şarkısı ile dinleyeceğim diye. En sevdiğim şarkısı ‘’Gül’’ mü? Yoksa çocukluğumu hatirlatacak eski bir şarkısı mı? Hüzünlü bir melodi ile mi görecektim ben Sezen’i ilk yoksa kıvır kıvır göbek atarken mi? Karşımda o sahnede devleşen minik bir serçe, ellerimde sevgilinin kalp atışlarını hissettiğim sıcacık elleri, gözlerimin yaşını sevgilinin omzuna bırakırken, tam da otuz yaşıma basmama üç gün kalmışken, haftalardır beynimde dolaşan duygularımı, biten giden dertlerin beni ittiği yeni bir başlangıcı yazmak istediğim, anlatmak istediğim düşüncelerimi sezen yazıvermiş zaten:

Başımı omzuna yaslamaya
Hayata yeniden başlamaya
Bağında, bahçende, pınarlarında
İçimi yıkamaya geliyorum


Kutlama - Sezen Aksu

Doğum günün kutlu olsun dedin sevgili. Hayatımda aldığım hiçbir hediye ile doğduğum güne bu kadar içten ‘’iyiki’’ dememiştim.. İyi ki doğmuşum, iyi ki beni Tanrı’ya bir kez daha inandıran bu kadını görmüş, duymuş,seyretmişim. Ve iyiki bu kadını dört saat boyunca sevgili ile elele, gözlerinin içine bakan gözlerinin yanı başında izlemişim.

Böylesine güzel bir süpriz karşısında sevgiliye en sevdiği yemek ile teşekkür etmeli.

Malzemeler
4 adet iri patates
2 yemek kaşığı zeytinyağ
Pulbiber
Kekik
Tuz
1/2 çay bardağı su

Hazirlanışı

Fırın ısısını 200 dereceye getirin. Patetesleri küp doğrayıp bütün malzemeler ile karıştırıp 50 dakika fırınlayın.

10 yorum:

Hayatın Ta Kendisi Lokantası dedi ki...

Ne hoş ve ince bir kutlama :)
Mutlu ve böyle aşkla dolu uzun yıllar...

pecete dedi ki...

Off dedirten cinsten. Mutlu ötesi var mıdır, bilmiyorum ama o neyse o şekilde geçsin beraberce yıllarınız...

Müge dedi ki...

Papatya sekerim;
Öykü her zamanki gibi...
Bir solukta okunan cinsten...

Süpriz ; şahane... senin adına ben bile çok sevindim, seni düşünemiyorum...

Tarihi yanlış hesaplamadıysam 10 mayısmı ? Öyleyse doğum günlerimiz aynı gün ! Ne hoş:)

Dogum günün kutlu olsun şekercim, hep güzel öyküler paylaşmaya devam etmeye bizimle olurmu ?

Papatya dedi ki...

Hayatin Ta Kendisi;
Hepimize olsun aşk, dolu dolu olsun, bittikçe yerine yenisi konsun.

Papatya dedi ki...

Ayşemciğim,
Bütüm bir yazıyı tek cümleye sığdırmaya çalışsam aynen böyle derdim: Mutlu ötesi...

Papatya dedi ki...

Sevgili Mügem;
Doğum günüm 12 mayıs aramızda iki gün varmış, çok teşekkür ederim iyi dileklerin için ayrıca, senin de doğum günün kutlu olsun, yeni yaşın huzurlu olsun canım:)

Miss Ada dedi ki...

Merhaba Papatya,
Tanımasam da iyi ki dogdunn demek istedim..:)) En sevdiğim çiçek papatya ve ofiste saksıda papatylarım var .. her 2 güne bir suluyorum büyük bir özenle, sanki onlarda sevgimi hissediyormuşcasına hergün daha da bir güzel açıyor..
Sevdiklerinle Mutlu, Huzurlu,Saglıklı günler geçirmen dileğiyle..

Ayse Pamuk dedi ki...

Harika bir sürpriz e iyi yapmışsın kendini bu adamın kollarına bırakmakla..

gorkem dedi ki...

tam oyku tadinda... gulumsedim okurken, cok sanlisin, tabi o da cunku patatesler muthis gozukuyor :)

Özlem dedi ki...

Ne güzel bir sürpriz olmuş, sürprizi yapan da neyin sürpriz olacağını iyi bilmiş...daha nice sürprizlere :)
sevgilerimle,