20.09.2008

Sonbahar

Ben Eylül’ü çok özlüyorum Kısa kollu bir pijama ile uyduğumuz bir Kasım akşamının sabahında hırka giyerek işe gittiğimiz gün kış gelmiş oluyor. Gri olmadan siyahta beyaza geçmek ne zor oysa... Oysa bugun günlerden cumartesi, dün akşam erkencecik uyuduğum için sabah sayılan bir saatte enerjik bir biçimde uyandım bugün. Eşim ofiste, bense evdeki işleri yoluna koyduktan sonra bile saat henüz öğle vakitleri. Erken kalkmak bu yüzden guzel işte, uzun bir kahvaltı, ardından orta şeker bir türk kahvesi, ortalık toplamaca yemek yapmaca bitti mi hala öğlen. Şimdi bu saatleri evde yaşarken ilkokul zamanı sabahçı olduğum zamanlarda bu vakitler eve geldiğimde annemi mutfakta bulduğum aklıma geldi.

Demekki o da bizi okula gönderip kahvaltısını yapıp belki komşu teyze ile orta şeker bir türk kahvesi içip yemeklerini bitimek üzereyken ben geliyordum. Büyüdükçe annemin yaptığı bazı şeyler daha manalı geliyor bana.

Ben sonbahar bekliyorum şu sıralar. Hani yaz sonu domatesler, reçeller yapılır ya kış hazırlığı diye, ben ruhuma kış hazırlığımı bugün evimde yaptım. Boğazlı merserizelerimi indirdim raftan, birleştirilmeyi bekleyen 1000 parçalık puzzlımı açtım salonumun tam da ortasına. Evde kahvem bitmişti, hafta içi starbucks a uğrayıp sert içimli kahvemi çektirdim makineme göre. Kahvem demlendikçe kokusu ile birlikte karışsın diye de tarçınlı bir kek attım fırına. Ayağımda sıcacık çoraplar, bir de joy fm açık yazı yazıyorum. Anlayacağınız üzere tek eksik olan sonbahar. Daha çok çağırsam daha erken gelir mi?

Meteoroloji bugun uyarı yaptı İstanbullular için, yarın hem hava sıcaklığı düşecek hem de çok şiddetli bir sağanak ziyaret edecekmiş biz romantikleri. Balkonumda yazdan kalma son sardunyalarımı kenara aldım sert poyraz boyunlarını bükmesin diye. Eşimi kandırabilirsem bir termos kahve ve sarı yağmurluklarımızla denize götürmek istiyorum onu. Kimbilir belki üşür üşür eve gelir sıcacık çorba içip bir Pazar öğleden sonrası uykusu uyuruz elele...

Eğer sonbahar gelirse yarın sırada kış var. Çağla çıkınca bahar, kiraz çıkınca yaz, incir olunca sonbahar geldi diyorum ya hep, bol soğanlı kıvırcık salataya eşlik eden nar gibi kızarmış palamut tabağıma düştü mü de kış gelecek hemen ardından.

Ben bahar bekleyedurayım, manavlarda hala yaz sebzeleri bir bir sıralanmış. Bu fırında kabak yemeği de son yaz yemeğim olsa keşke..

Malzemeler

2 adet kabak
1 litre su
1 tatlı kaşığı tuz
100 gr. beyaz peynir
1 demet dereotu
1 adet yumurta
4 yemek kaşığı zeytinyağ
50 gr kaşar peyniri rendesi

Hazırlanışı

1-Kabakları enlemesine 2 ye bölüp tuzlu suda 15 dakika haşlayın.
2-Suyu süzüp kabakları soğuk sudan geçirin ve içlerini sandal gibi oyun
3-Frının ısısını 180 dereceye getirin
4-Derin bir kapta beyaz peynir, dereotu ve yumurtayı karıştırıp kabakların içine doldurun.
5-Üzerinleri kaşar peyniri rendesi ile birer kaşık zeytinyağ gezdirip fırın tepsisine dizin.
16-80 derece ısıtılmış fırında 15 dakika pişirin.

5 yorum:

Hülya dedi ki...

Her mevsimin ayrı bir güzelliği var değil mi ?
Hele de şu kuraklık korkusundan sonra sonbahar ve yağmur daha bir güzel geliyor insana.

Zeynep dedi ki...

Ben de çok seviyorum Sonbahar'ı Zeynep.Yavaş yavaş havanın soğuması,yağmurların başlaması,hırkaların çıkması...
Bir de yağmurlu havalarda çayını kekini alıp televizyonun karşısına geçip Türk filmi izlemek.Ne güzeldir değil mi?:)
Kabak yemeği de çok güzel görünüyor.
Sevgilerimle

ayse dedi ki...

Ne güzel anlatmışsın ağzına sağlık.Kabakta çok hoş görünüyor..

kristalkelebek (aslı) dedi ki...

Zeynepcim ben de yazı geride bırakıp da soğuklara alışamıyorum birden bire. Ankara'nın sonbaharı da yok gibi zaten; daha dün askılı bluzlerimi giyerken bugün hırkam yeterli gelmiyor.
Yağmuru özleme konusunda hemfikiriz; şöyle yağsa ama doya doya, toprağı doyura doyura...Azıcık yağmur atıştırdığında atıveriyorum zaten kendimi dışarı, hava soğuk da olsa içime ıslanmış toprağın kokusunu çekmek ayrı bir keyif.
Yine de gardrobumdaki yazlık kıyafetleri kaldırma konusunda isteksizim; onlar bana bakıyor ben onlara. Direniyorum ya bakalım ne zamana kadar:).

PiopyIgnino dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.