6.04.2008

Zamanda Geriye

Yaklaşık beş haftadır cumartesi günleri akşama kadar çalıştım. Altı gün çalıştıktan sonra insan pazar günü ne yapacağını şaşırıyor doğal olarak. Biraz uyuyayım derse hafta sonu kahvaltısını, haydi fotoğraf makinesi ile deniz kenarına dersem de uykuyu kaçırıyor insan. Metabolizmanın istediği doğal dinlenme ile ruhun istediği tatmin sırada beklerken evde miskinlik yapayım, giymediğim kazaklarımı ayırıp ihtiyacı olan birine vereyim ya da dayımı özledim bir kahve içmeye gideyim gibi istekler de sıralanıp sıralanıp bekliyorlar ardımda.

Bu beş haftanın tamı tamına 3 pazarını da ateş ve grip ile evde yorgan altında uyuyarak geçirdiğimi düşünürsek ne kadar sıkılıp bunaldığımı bir hesaplamaya çalışın.


Tüm bunlar ile uğraşırken neyseki saatler ileri alındı ve ben işten çıktığımda köprüyü geçerken denizi tam da sevdiğim gibi güneş battıktan sonraki lacivert hali ile görür, mutlu olur oldum. Aynı on yıl önceki gibi... On yıl önce de aynı köprüden eve bu sefer okuldan önerken geçer aynı hisleri biriktirirdim içimde. E bir de daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi on yıl önce çalıştığım müdürüm ile çalışıyor olmak, aynı ekip ile yeniden bir araya gelmek de kendimi çok ama çok genç hissettiriyor bana. Sanki araya on koca yıl girmemiş, beni yıpratamış büyütmemiş ya da üzmemiş gibi... O köprüden geçerken bu on yılın bana kattıklarını düşündüğümde ruhumdaki gelişime ben bile inanamıyorum, ama bir an olsun gözümü kapattığımda on yıl önceki sesleri duyarken o zamanlardaymış gibi hissetmeninde kimseye bir zararı yok değil mi? Sanki akşam olunca eve döndüğümde annem mis gibi yemekler pişiricek, ben ertesigün uyandığımda eğer mevsim sonbahar ve hava da poyrazdan esiyor ise okula gitmeyip annemle kendimizi İstanbul'un enbeyaz sokağında kahve içerken bulabilecekmişim ya da cuma akşamı geldiğinde ben önce Süper Baba'yı ardından da Beyaz Show u izleyecekmişim gibi hissetmek beni de çok mutlu ediyor. E bir de buna bu ay Lezzet Dergisi'nde yaptğım diyet çay saatinden tarifimin kapak olması da mutluluğuma mutluluk katıp beni bulutların üzerine çıkarıyor!

Tamam hayatta güzel şeyler oluyor ama ben de yoruldum derken babamın br şehir dışı seyahati ile annem bana geldi ve ben bu cumartesi ofise gitmedim. Böyle olunca haftada iki gün çalışmamanın insanı ne kadar dinlendirdiğine kendim bile inanamadım. Bu satırları yazdığım şu pazar akşamüzeri saatlerinde kendimi bir haftadır tatilde falan gibi

hissediyorum. Sabah uyku uyudum, evimi topladım, kitap kudum, annem ve abimle üzerimize yağmur yağmasına engel olan bir tentenin altında denize karşı süper bir kahvaltı yaptık, iki saattr home TV izleyip yemek sitelerini geziyorum, kendime bir de kırmızı biberli semizotu salatası yaptım ve hala hafta sonu bitmedi, hava da hala aydınlık inanamıyorum. Acaba zaman insanın ruh haline göre değişiyor mu diye düşünmeden de edemedim. İki gün annemle olmak bana tatlı br keyif verdi. Önümüzdeki hafta yaklaşık 2 aydır gitmediğimiz ve çok özlediğimiz yazlığa gitmek için sözleştik bile. Hani hatırlarmısınız geçen sene eriğine yetişemediğim için içime oturan o mevsim bu sene şükür ki yine geldi. Belki diyorum, bu sefer gittiğimde erik çiçek açmıştır ne dersiniz?

Geçen hafta börek dedim, pazar dedim size, bu hafta da anne deyince kurabiye geliyor hep aklıma nedense. Tüm bunlar olup biterken canım hep fındıklı kurabiye istedi benim. Nasıl olacaksa bir kurabiye hem fındıklı hem de un kurabiyesi olsun dedim kendi kendime ve bu uzuun hafta sonunda mutfağa bile girdim. Un kurabiyesi tarifine birkaç ekleme ile onu fındıklı hale getirdim ve sizinle de paylaşmak istedim.

Malzemeler

250 gr. oda ısısında tereyağ
1 yumurta
2 yemek kaşığı nişasta 3 yemek kaşığı pudra şekeri
3.5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1/2 su bardağı ince çekilmiş fındık
1 kase dövülmüş fındık

Hazırlanışı

Yumurtasının sarısı ile beyazını ayırın. Sarısını tereyağ ile yoğurun. Üzerine Nişasta, un, kabartma tozu , pudra şekeri ve ince çekilmiş fındığı ekleyip iyice yoğurun. Hamru buzdolabına kaldırıp 30 dakika kadar dinlendirin. 30 dakika sonra fırın ısısını 175 dereceye gtirin. Hamurdan vezi büyüklüğünde parçalar koparıp ellerinizle yuvarlayp önce yumurta akına sonra iri çekilmiş fındığa batırın. Fırında 20 dakika pişirin.

7 yorum:

Nihan dedi ki...

İnanamıyorum Zeynep, bu haftasonu ben de annemle beraberdim. Hem de Hakanın bir iş gezisi sayesinde. Bana da çok iyi geldi bu anneli haftasonu...

Zeynep Fidan dedi ki...

Nihancigim,

Demek 3 kuşak kızlar birlikte hafta sonu geçirdniz ne güzel:))
Yaşadıklarınızı dört gözle bekliyorum

Nihan(cafenino) dedi ki...

Cumartesileri çalışınca tüm işler bitiyormuş gibi düşünülüyor ya hiç anlayamadığım birşey.Oysaki mecburiyetten gidilen cumartesi mesaisinde,ya pcde oyun,yaa kulaga yapışan tlf yada gazete okuyarak büyümüş gözbebekleri kazanılıyor.İstisnalar dışında tabii.Buarada güzel bir haftasonunu fındık kokan un kurabiyesiyle gecirdigine sevindim.Tarif alındı:)))

Defne dedi ki...

Ben de Pazar günlerim nasıl geçiyor anlamıyorum. Mutlaka birşey çıkıyor ve hafta boyu nasıl geçireceğimin hayalini kurduğum Pazar günüm hayalde kalmış oluyor. Şeytanın bacağı ne zaman kırılır bilmem ama sabrım yok keyifli Pazar-ları beklemek için, kazan kaldırabilirim heran :P.
Öpüyor ve bu akşam kendime semizotlu, kırmızı biberli salata yapmak için saatleri sayıyorum. :))

Sibel dedi ki...

Sevgili Zeynep, ben de tam 5 yıl boyunca cumartesileri çalıştıktan sonra nihayet son 1 yıldır haftasonlarımda özgürüm, her iki durumun da nasıl bir duygu olduğunu biliyorum. Ama en önemlisi işini gerçekten severek, huzurla yapmak.. Hele bir de arada böyle bonus tatiller olunca anneli kurabiyeli, canlanıp kendine geliyor insan. Un kurabiyesi fındıklı nefis olur, ben de yaparım bazen. Ellerine sağlık canım.
Sevgilerimle..

gülriz dedi ki...

Sevgili Zeynep, insan bir süre hafta sonları çalışmaya alıştı mı, tatil olan bir hafta sonu nasıl büyük bir nimet oluyor değil mi? Ben çoklukla cumartesi pazarları çalışıyorum; ne yalan söyleyeyim, hafta arası tatil yapsam da pazar kahvaltılarının yerini tutmuyor ki :)))))))) Ne güzel geçmiş hafta sonu, anneli-abili, güzel kahvaltılı, kitaplı, TVli ve en önemlisi kurabiyeli :))) Ellerine sağlık; kocaman sevgiler

senem dedi ki...

Sahane görünüyorlar,ellerinize saglik.