3.03.2008

Rüyadaki Ayrıntı


Kapkaranlık gecenin ortasında, göremediklerimi tarif edebileceğim tek şeydi benim için. Ucu bucağı olmayan bir çölde mi yoksa gökyüzüne yakın kocaman bir dağın tepesindemi oluğumu anlayabileceğim tek şey... Uzaktaydı ama can’ım kadar da yakındı bana, üstelik öyle de güzeldi ki. Duyar duymaz anladım evimin hemen dibindeki deniz kenarında hem de senelerin yavaş yavaş yıkıp harabeye döndürdüğü iskelenin son kalan parçasıın üzerinde olduğumu. Poyrazı hissedemeyecek kadar üşüyor, ayağımın dibindeki kumlara yabancı kalacak kadar yaşlanmıştım oysa, sanki yıllar öncesinde de aynı yerde hiç durmamışım gibi... Uzandım ve sırtüstü yere yattım. Gözümü kıstığımda etraftaki ışıkları süzebiliyor, sadece samanyoluna odaklanıp ne kadar küçük olduğumu hisdebiliyordum. Ben tam da sanki bunun bir rüya olduğunu biliyor da ona göre hareket ediyordum zannediyorum. Ama rüya olsa nerede olduğumu hissettiren birçok kahkahanın arasına karışmış babamın udundan gelen nihavent müziği bu kadar da net duyamazdım diyorum ve anı yaşamaya devam ediyorum. Uzaklardan kocaman bir gemi geçmiş olmalı, yaşlı dalgası benim bulunduğum kıyıya ardarda vurmaya başladığında saatin 00:00 olduğunu farkediyorum. O karanlığın ortasında bi siluet görünüyor gözüme sanki, sonra gökyüzünde harfler ve sayılar okuyorum bu bir tarih sanki, sanki gitmem gereken bir yere ait bir davetiye... Sonra içimi sebebini bilmediğim ve tarif edemeyeceğim bir huzur kaplıyor, annemin bana seslenen kadifemsi sesini duyuyor ve rakamlara arkamı dönüyorum. Bu sebepsiz ama tatlı huzur biter mi?...
....diye kendime sorarken uyanıyorum.

Bu huzuru bulabldiğim tek yeri çok özlediğimi farkediyorum.

Sonra annem geldi bana ve sakin ve olması gerektiği gibi bol kurabiyeli bir Pazar günü geçirdik. Dünden beri buralarda bir bahar havası var ya, yaz geliyor galiba ben yazlığı çok özledim dediğimde annem ve eşim de yazlığı ne kadar özlediklerinden bahsettiler. Eşim her zamanki gibi çıkacağı balıktaki avlayacağı balıkların hayalini kurarken, annem birlikte kaygısız zamanların hayalini kurdu. Ben ise içimden gizli gizli bir gece yarısı, son parçası da bu sene kopmuş olan iskeleye gidip babamın udunun sesini duyup rüyamı gerçekleştirmenin hayalini kurdum.

Ve bu huzur dolu rüyamı,henüz gerçekleşmiş bir ruyamı anlatırken yazmalıyım dedim kendime. Çünkü Lezzet dergisinin Mart sayısında yayınlanan tariflerim ancak gerçekleşen bir rüya konulu yazıma misafir olabilirdi.

Portakallı Üzümlü Kurabiye

Malzemeler


100 gr. Tereyağ
1 su bardağı pudra şekeri
1 adet yumurta
2.5 su bardağı tam buğday unu
1 paket kabartma tozu
1 çay bardağı kuru üzüm.
1 adet portakalın kabuğunun rendesi

Hazırlanışı

Tereyağ, yumurta portakal kabuğu rendesi ile pudra şekerini yoğurun.Un ve kabartma tozunu ekleyip yoğurun. En son üzümleri ekleyip hamuru tamamlayın. Un serpilmiş tezgahta 2 cm kalınlığında eliniz ile açıp kalıp ile kesin 170 derece ısıtılmış fırında 20-25 dakika pişirin.

6 yorum:

Zehra dedi ki...

Ne güzel bir yazı yazmışsın Sevgili Papatya. Huzur dolu bir hafta diliyorum...

sevgiler

zehra

Papatya dedi ki...

Zehracigim;

Sana huzur dolu bir hafta diliyorum ben de

Sevgiler;

Hülya dedi ki...

Rüyalarının gerçekleşmesini diliyorum Sevgili Zeynep..

gezicini dedi ki...

sevgili Zeynep/Papatya,
fotografına da bayıldım, hikayene de. ne güzel anlatıyorsun. demek Lezzet dergisini alacaüım bu ay, eline saglık!
güzel bir hafta diliyorum sana...
sevgiler
gorki

http://ballkabak.blogspot.com/ dedi ki...

Çok hoş olmuş yazı.Kalemine vede ellerine sağlık.Sevgiler

nino dedi ki...

ellerine saglik canim harika gorunuyor
yeni adresim
http://ninomutfakta.blogspot.com/