
Eşimle yaşadığımız birbirinden çok farklı çocukluk günlerimize rağmen o farklı günlerden aynı tadı, aynı hissi aldığımızın en güzel örneğidir Pazar günleri börekleri. Bizim evdekinin aksine göçmen olan eşimin ailesinin evinde yaprak yaprak yufkalar elde açılır sabah güneş doğarken. Her bir yufka özenle rulo yapılıp tepsiye yuvarlanır, kızrıncaya kadar başında beklenirdi. Bazen diyorum ki avutulmadığımız, avutulamadığımız o çocukluk günlerinde mis gibi böreklerle mi avuttuk acaba minik ruhlarımızı?
Hepinize buradan anlatmaya çalıştım geçen haftalarda. Çok bunaldım, çok ama çok mutsuz oldum son 7 aydır. Hayatta hep karşımdaki insanlara bana davrandıkları gbi davranırsam ben ‘’ben’’ olmaktan çıkar onlar gibi olurum korkusuyla, felsefesi ile yaşadım. İnsanlar bana haksızlık ettiklerinde kabul edip affettim, kötülük yaptıklarında sessiz sakin uzaklaştım. 2 senedir yüzünü bile görmek istemediğim kuzenim doğum yaptığında ‘’hayırlı olsun’’ diye telefon açtım, ben dünyaya bir evlat getiren anneyi aramazsam nasıl insan olurum? İşte böyle böyle de kendimi yedim hayatta, değişmemeye, homojenize olmamaya çalıştıkça sıktığım dişlerim de beni ısırdı sanki içerden içerden. Son 7 aydır da bana davrandığı şekilde karşılık vermemek için kendim olmaya çalışırken, tam da kendimi kaybetmek üzereyken, bundan tam 10 yıl önce ilk işyerimde, ilk kez malıştığım müdürüm bana tesadüfen tam da bu dönemde o kadar güzel bir iş teklif etti ki… Hani sanki bir kağıda yazsam şunları şunları istiyorum diye bu kadar tatmin olurdum diye düşünüyorum bazen. Tamam dedim zirncir kırıldı Zeynep, at şu zayıf halkayı, gerisi gelecek… Yönetimine, kimyasına, mesleğime sonuna kadar inandığım işyerimden, kendim gibi olamadığım bir insan yüzünden ağlaya ağlaya ayrıldım, ağlaya ağlaya da uğurlandım. İlk birkaç gün kendime gelemedim ama sonra hayat öyle bir döndü ki… O kadar güzel şeyler oluyorki ardarda ben bile inanamıyorum.
Ve tüm bunlar olurken ben de başka birçok şey için o kadar çaba sarfediyorum ki. Hava diyorum fırtına lodostan tam da istediğim gibi poyraza döndü, bu rüzgarla avucumdaki bütün kum tanelerini salıveriyorum kuzeyden güneye… Ben oluyorum, biz oluyoruz bu evde, bu ikimize dair hayatta… Ama en başından başlamak gerekiyor, o börek kokan huzur kokan Pazar günlerine…
Aşamları mutluluktan gözlerim dolarak günde 12 saat haftada 6 gün çalışıyorum, ama Pazar beni bana götürsün istiyorum. Evime, mutfağıma, aynadaki gözlerime, eşimin dinginlik kokan ellerine, can veren gülümsemesine…
Bu Pazar sizde dönün kendinize, aynaya bakıp gözlerinizde gördüğünüz insana sarılın, ona kaygısız, ödevsiz, kömür kokan Pazar günlerini bir dilim patatesli börekle Dany Brillant’dan ‘’Dieu’’ şarkısını hediye edin Paris sokaklarından ne dersiniz?
Malzemeler
3 adet yufka
3 adet orta boy patates
100 gr. Beyaz peynir
Tuz
Karabiber
½ su bardağı zeytinyağ
½ su bardağı süt
2 adet yumurta
Patatesleri haşlayıp ezme aleti ile ezin, peynir tuz ve karabiber ekleyip böreğin iç harcını hazırlayın. Börek için kare borcamınızı yağlayıp 1 yufkayı serin. İkinci yufkayı elinizle parçalayıp yufkanın üzerine dağıtın. Patatatesli harcı eşit şekilde yaydıktan sonra üçüncü yufkayı da yine parçalayarak üzerini örtün. Birinci yufkanın dışarda kalan kısımlarını da kapatın ve bıçakla birkaç yerden kesik atın böreğe. En son üzeri için yağ,süt ve yumurtayı iyice çırpıp üzerine dökün ve böreği buzdolabına kaldırın. Fırın ısınızı 180 dereceye getirin. Fırın ısınınca dolaptan böreği çıkarın ve birkaç yerine fındık büyüklüğünde tereyağ ekleyin. Fırında yaklaşık 35-40 dakika pişirin.
Devamı için tıklayın..