
İnsanları kategorize etmeyi hiç sevmem ama bazen de kategorize etmekten başka çıkar yolumuz kalmıyor sanki. Mesela son 4 aydır yedisinden yetmişine ''Türk Kadını'' nın tatminsiz ve doyumsuz olduğu kanaatindeyim. Şöyle ki ne söylerseniz söyleyin onlara bir türlü yetmiyor kanımca. Çook eskileri düşünün mesela flörtün vardır ne zaman ciddileşecek diye sorarlar. Adam gelir seni babandan ister nişan ne zaman derler. Süslü püslü nişan yaparsin düğünü merak ederler. Allı pullu gelin olursun çocuk sormaya başlarlar.
İşte bu soruları bıkmadan usanmadan soran kişiler de hamile kaldiğin andan itibaren kendileri sorup kendileri cevaplar bir hal içerisindeler. Hiçbir zaman içimde bulunduğum durumu saatlerce ve her fırsatta anlatıp karşımdakini bunaltan, bulandıran biri olmamışımdır. Öyle ki girdiğim ortamlarda bile hala ''aaaa göbeğin çıkmış'' seslerine bile gülümseyerek teşekkür edip başka konulardan konuşmaya çalışıyorum. Başka konuşacak konu mu yok arkadaşım niye hep benden, ve sadece benim başıma gelmiş gibi görünen birşeyden bahsediyoruz?
Neyse bunu hissettirip çaylarımızı yudumlarken meraklı gözlerden biri seni şööyle baştan aşağı süzdükten sonra o çok merak edilen soruyu herkes adına soruverir; '' Kaç kilo aldın sen şimdi?''
Sanki karşımdaki gerçekten benimle ilgileniyormuş gibi nezaketle ve güleryüzle cevap veririrm ''3,5''. Bu nedir? Ben böyle bir soru sorsam bana bu cevabı veren kişiye büyük olasılıkla ''aaaa ne güzel insallah boyle cok kilo almadan tamamlarsın'' gibilerinden bir cevap veririm. Ama bu bahsettiğim türk kadınına bu cevap yakışmaz elbet. Elindeki çayı sehpaya bırakan türk kadını hemen başlar cümlesine ''OOOO 4 ayda 3,5 kilo hiçbirşey değil, sen asıl bundan sonra şişicen....''
Neden şişiyorum? Ben günde kaç saat spor yapıyorum sen biliyor musun? Ne yiyorum haberin var mı? Artı böyle cevap vereceksen bana neden bu soruyu sordun? Kilomla mi ilgileniyorsun yoksa içine düşeceğim durumları gözlenlemekten mi zevk alıyorsun?
Bu sorular bu cevapler yetmiyor bu insanlara. İlk 3 ay miden bulaniyor mu diye soranlara evet çok kötüyüm yatiyorum hamilelik ne zormus diye cevap verdiğimde bana hemen '' ay bu da birşey mi hele bi karnın şişsin, gece uykuların kaçsın, ordan oraya yuvarlan ban sana soracagim'' dediler. Öliyim mi ben şimdi? Başka anlatacağın olumsuz birşey var mı?
Çok uyuyormusun diyenlere mesela saf saf ''ay evet gece gunduz uyuyorum'' dedigimde ''uyu uyuyabildiğin kadar, hele bir cocuk gelsin bu gunlerini ararsin'' diyorlar.
Anlamiyorum. Cesaret mi vermeye çalışıyorsun, gerçekleri mi göstermeye çalışıyorsun yoksa kendi çektiğin eziyetleri ille başkasının da yaşadığını görüp kendini mi rahatlatmaya çalışıyorsun?
Belki çok sakin, çok güzel uyuyan, çok uyumlu bir çocuğum olacak benim? Belki sadece 9 kilo alacağım hamlieyken? Belki karnım öyle kapılara bacalara sığmayacak kadar şişmeyecek? O zaman ne yapacaksın?
Bu tür insanları anlamiyorum. Ve artık çoğunu tersliyorum. Bebek doğdıuktan sonra ay hele bi ek gıdaya geç o zaman görücem seni, hele bi yürüsün, hele bi okula başlasın sesleri hiç bitmeyecek biliyorum. Senin yaşadığın hiçbir zoruluğun onlar için önemi yok cünkü onlar ennn büyüğünü ennnnn zorunu yaşamışlar, senin yaşadığın ne ki? Bu yüzden bu nsanları vakit varken yavaş yavaş hayatımdan çıkarma uğraşındayım.
Birkaç ay sonra ''Nasıl doğum yapacaksın'' diye soran bu kişilere eğer hala saf saf '' normal doğum istiyorum'' diye cevap verirsem bana duydukları en iğrenç, en zor, en kanamalı normal doğum hikayelerini anlayacaklarından da eminim.
Diyorum ya çok şey değişiyor bir minik gelecek diye, daha da çok değişeceğe benziyor....
Devamı için tıklayın..