<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058</id><updated>2012-01-26T06:22:05.361+02:00</updated><category term='Tatlı Öyküler'/><category term='Salata Öyküleri'/><category term='Meyve Öyküleri'/><category term='Tuzlu Öyküler'/><category term='Kurabiye Öyküleri'/><category term='Yemek Öyküleri'/><category term='Çorba Öyküleri'/><title type='text'>Bir Porsiyon Öykü</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>216</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-5332699198972641272</id><published>2011-12-21T15:39:00.004+02:00</published><updated>2011-12-21T16:18:16.860+02:00</updated><title type='text'>Ne söylediğin değil nasıl söylediğin önemlidir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-eZC-RQoGLd4/TvHpHrd08uI/AAAAAAAAB6k/XUKQXuFO3Ag/s1600/women.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-eZC-RQoGLd4/TvHpHrd08uI/AAAAAAAAB6k/XUKQXuFO3Ag/s320/women.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5688584122481832674" /&gt;&lt;/a&gt;Herşey değişiyor bu aralar bizim evde. Minicik birine yer açabilmek için koca koca eşyalar yer değiştiriyor, bütün ev ayağa kalkıp yeniden düzenlenmeye çalışıyor. Yüreğimizde, hayatimizda ona yer açmak için az mı uğraştık senelerce, varsın eşyalar da biraz rahatsız olsunlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları kategorize etmeyi hiç sevmem ama bazen de kategorize etmekten başka çıkar yolumuz kalmıyor sanki. Mesela son 4 aydır yedisinden yetmişine ''Türk Kadını'' nın tatminsiz ve doyumsuz olduğu kanaatindeyim. Şöyle ki ne söylerseniz söyleyin onlara bir türlü yetmiyor kanımca.  Çook eskileri düşünün mesela flörtün vardır ne zaman ciddileşecek diye sorarlar. Adam gelir seni babandan ister nişan ne zaman derler. Süslü püslü nişan yaparsin düğünü merak ederler. Allı pullu gelin olursun çocuk sormaya başlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu soruları bıkmadan usanmadan soran kişiler de hamile kaldiğin andan itibaren kendileri sorup kendileri cevaplar bir hal içerisindeler. Hiçbir zaman içimde bulunduğum durumu saatlerce ve her fırsatta anlatıp karşımdakini bunaltan, bulandıran biri olmamışımdır. Öyle ki girdiğim ortamlarda bile hala ''aaaa göbeğin çıkmış'' seslerine bile gülümseyerek teşekkür edip başka konulardan konuşmaya çalışıyorum. Başka konuşacak konu mu yok arkadaşım niye hep benden, ve sadece benim başıma gelmiş gibi görünen birşeyden bahsediyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse bunu hissettirip çaylarımızı yudumlarken meraklı gözlerden biri seni şööyle baştan aşağı süzdükten sonra o çok merak edilen soruyu herkes adına soruverir; '' Kaç kilo aldın sen şimdi?'' &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki karşımdaki gerçekten benimle ilgileniyormuş gibi nezaketle ve güleryüzle cevap veririrm ''3,5''. Bu nedir? Ben böyle bir soru sorsam bana bu cevabı veren kişiye büyük olasılıkla ''aaaa ne güzel insallah boyle cok kilo almadan tamamlarsın'' gibilerinden bir cevap veririm. Ama bu bahsettiğim türk kadınına bu cevap yakışmaz elbet. Elindeki çayı sehpaya bırakan türk kadını hemen başlar cümlesine ''OOOO 4 ayda 3,5 kilo hiçbirşey değil, sen asıl bundan sonra şişicen....''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden şişiyorum? Ben günde kaç saat spor yapıyorum sen biliyor musun? Ne yiyorum haberin var mı? Artı böyle cevap vereceksen bana neden bu soruyu sordun? Kilomla mi ilgileniyorsun yoksa içine düşeceğim durumları gözlenlemekten mi zevk alıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sorular bu cevapler yetmiyor bu insanlara. İlk 3 ay miden bulaniyor mu diye soranlara evet çok kötüyüm yatiyorum hamilelik ne zormus diye cevap verdiğimde bana hemen '' ay bu da birşey mi hele bi karnın şişsin, gece uykuların kaçsın, ordan oraya yuvarlan ban sana soracagim'' dediler. Öliyim mi ben şimdi? Başka anlatacağın olumsuz birşey var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uyuyormusun diyenlere mesela saf saf ''ay evet gece gunduz uyuyorum'' dedigimde ''uyu uyuyabildiğin kadar, hele bir cocuk gelsin bu gunlerini ararsin'' diyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamiyorum. Cesaret mi vermeye çalışıyorsun, gerçekleri mi göstermeye çalışıyorsun yoksa kendi çektiğin eziyetleri ille başkasının da yaşadığını görüp kendini mi rahatlatmaya çalışıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki çok sakin, çok güzel uyuyan, çok uyumlu bir çocuğum olacak benim? Belki sadece 9 kilo alacağım hamlieyken? Belki karnım öyle kapılara bacalara sığmayacak kadar şişmeyecek? O zaman ne yapacaksın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür insanları anlamiyorum. Ve artık çoğunu tersliyorum. Bebek doğdıuktan sonra ay hele bi ek gıdaya geç o zaman görücem seni, hele bi yürüsün, hele bi okula başlasın sesleri hiç bitmeyecek biliyorum. Senin yaşadığın hiçbir zoruluğun onlar için önemi yok cünkü onlar ennn büyüğünü ennnnn zorunu yaşamışlar, senin yaşadığın ne ki? Bu yüzden bu nsanları vakit varken yavaş yavaş hayatımdan çıkarma uğraşındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç ay sonra ''Nasıl doğum yapacaksın'' diye soran bu kişilere eğer hala saf saf '' normal doğum istiyorum'' diye cevap verirsem bana duydukları en iğrenç, en zor, en kanamalı normal doğum hikayelerini anlayacaklarından da eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorum ya çok şey değişiyor bir minik gelecek diye, daha da çok değişeceğe benziyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-5332699198972641272?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/5332699198972641272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=5332699198972641272' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5332699198972641272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5332699198972641272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/12/ne-soyledigin-degil-nasl-soyledigin.html' title='Ne söylediğin değil nasıl söylediğin önemlidir'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-eZC-RQoGLd4/TvHpHrd08uI/AAAAAAAAB6k/XUKQXuFO3Ag/s72-c/women.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4661991195066934716</id><published>2011-12-15T22:27:00.004+02:00</published><updated>2011-12-15T22:45:39.286+02:00</updated><title type='text'>En güzel haber</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-GOtC9zVrrVI/Tupbyd4-irI/AAAAAAAAB6Y/fx2U-0gJDAc/s1600/baby-vintage-chair.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 229px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-GOtC9zVrrVI/Tupbyd4-irI/AAAAAAAAB6Y/fx2U-0gJDAc/s320/baby-vintage-chair.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5686458402083867314" /&gt;&lt;/a&gt;Öyle bir mevsimdeyiz ki bu günlerde, herkes umut peşinde, güzellikler, iyiliklerin peşi sıra koşuşturuyor. En umutsuzu bile unutmak istiyor 2011!i, yeni yıl güzel şeyler getirsin istiyor.  Halinden en memnunu ise 2012 de böyle güzel olacak mı acaba diye geçiriyor içinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etraf cıvıl cıvıl, kırmızının o kanımızı kıpırdatan enerjisi her yerde.  Bir çoğumuz hediyelerimizi bile tamamladik, özene bezene aldığımız minik kırmızı kutluları sevdiklerimize ulaştırmak için gün sayıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra hesaplaşmalarımız var içimizde. Net bir şekilde kutlulmak istediğimiz 3 kilomuz, biriktirmek istedipğimiz paramız, daha çok vakit ayırmak istediğimiz sevdiklerimiz, azaltmayı umduğumuz mesait saatlerimiz, bırakmak istediğimiz sigaramız, pişirmeyi öğrenmek istediğimiz yeni tariflerimiz, sonunu bir türlü bağlayamadığımız öykülerimiz, senaryolarımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlara konsantre olmuşken dışarıda devam eden sıkıntılı da bir hayat var aslında. Şehitlerimiz, depremlerimiz, hiç çıkmasını istediğimiz halde bir gecede salıverilenler, ya da bir gecede içeri alınıverenler, durmadan zam gelen fiyatlar, her ay artan faturalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bense ne 2011 in hesaplaşmalarındayım bu aralalar, ne 2012 nin beklentilerinde ne de gündelik sıkıntılarda.... O gün ne yaşarsam yaşayayım, ertesi sabah uyandığımda karnımın içinde kıpırdayan minikten başka birşey düşünemiyorum. Bunca zaman hasretini çektiğim, içimi serinletecek, dertlerimi bitirecek, ufkumu açacak, günüme anlam katacak Poyraz'ımdan başka birşey düşünemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf http://www.simplybabyphotography.com/ sitesinden alıntıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4661991195066934716?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4661991195066934716/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4661991195066934716' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4661991195066934716'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4661991195066934716'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/12/en-guzel-haber.html' title='En güzel haber'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-GOtC9zVrrVI/Tupbyd4-irI/AAAAAAAAB6Y/fx2U-0gJDAc/s72-c/baby-vintage-chair.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4472643177338162555</id><published>2011-10-14T18:10:00.003+02:00</published><updated>2011-10-14T18:23:54.381+02:00</updated><title type='text'>Bizim evde sonbahar halleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-QneAVBXPSs8/Tphh9T1vmvI/AAAAAAAAB3k/K7hj8q3nFSE/s1600/pmby.red.8.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 234px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-QneAVBXPSs8/Tphh9T1vmvI/AAAAAAAAB3k/K7hj8q3nFSE/s320/pmby.red.8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5663384237344004850" /&gt;&lt;/a&gt;Bloglarda bolca sonbahar fotoğrafı, yazısı görüyorsunuzdur son günlerde. Benimki biraz geç kalınmış bir yazı olacak ama ne yapayım bizim eve sonbahar bugün geldi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gibi kışı, soğuğu, karanlık gökyüzünü sevenler için çook uzun, çok keyifli günler başlıyor. Yazı sevenler ise kışı sevenleri bir türlü anlayamıyor, bu soğukta lahana gibi kat kat giyinmenin, üşümenin, yağıştan soğuktan kısıtlı kalmanın nesini seviyorsunuz diyorlar. Biz aslında yazı da seviyoruz da, kıştan nefret etmiyor, tadını çıkarmasını biliyoruz aslında. Yoksa temmuz ortasında İstanbulda, denizin üstünde bir iskelede buz gibi rakı içerken ürperen omuzlarımıza bir incecik şal örtmenin nesini sevmeyelim. Özetle kışı seven insanların daha pozitif olduklarını düşünüyorum. Hava soğudu diye şikayet etmiyor, gidip bir tarçınlı zencefilli çay demleyip en sevdiğimiz eldivenleri yukarki raflardan aşağı indiriyoruz o kadar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim bizim eve neden sonbaharın geç geldiğine. 10 günü aşkın bir süredir hasta br vaziyette evde yatıyorum. Tek aktivitem film izlemek ve kitap okumak. Yani ben en son dışarı çıktığımda manavda kocaman Bursa şeftalileri vardı diyim siz anlayın. Bugün battaniyemin altından blogları gezinirken yazıma eklediğim fotoğrafa&lt;a href="http://pembeyastik.blogspot.com/"&gt; Pembe Yastık&lt;/a&gt; blogunda rastladım aşık oldum. Bana daha dün gece şakır şakır yağmur yağdığını, dışarısının buz gibi olduğunu, hatta az daha hasta yatarsam yılbaşı ağacımı kurmak için kalkmam gerekeciğini hatırlattı. Hemen giyinip mavana gittim. Nar, mandalina, elma ve patates aldım. Eve gelir gelmez kaloriferleri yaktım, digiturk kanak 429 u açtım (şiddetle tavsiye ederim). Mini mini elbiselerimi yukarı kaldırdım, siyah herşeyimi aşağı indirdim. Airfryerde kocaman bir tabak masum patates kızartması yaptım. Kocam da kapıyı çaldı mı müthiş bir sonbahar haftasonu başladı demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: İnat etmeyin, kaldırın yazlıklarınızı. Sizlanmaktan da vazgecin. Her mevsimin keyfini çıkarın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4472643177338162555?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4472643177338162555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4472643177338162555' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4472643177338162555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4472643177338162555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/10/bizim-evde-sonbahar-halleri.html' title='Bizim evde sonbahar halleri'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-QneAVBXPSs8/Tphh9T1vmvI/AAAAAAAAB3k/K7hj8q3nFSE/s72-c/pmby.red.8.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-8666162442967293419</id><published>2011-10-02T19:58:00.006+02:00</published><updated>2011-10-02T20:16:10.819+02:00</updated><title type='text'>Olmazsa olmazlarım</title><content type='html'>Sevgili&lt;a href="http://www.sibelinkahvesi.com/"&gt; Sibelciğim, &lt;/a&gt;bana '' "Issız bir adaya düşseniz veya ultra milyoner birileri sizi bedavadan Ay'a seyahate gönderse yanınıza alacağınız 4 lezzet nedir?" diye sormuş. Eskiden bloglarımız arasında böyle mimler vardı, hem kendimizi anlatırdık, hem de değişik bir çok yeni blog tanırdık. Aklıma geldi... Böylece Sibel sayesinde hem blogumda, hem de yemekler arasında nostaljil bir yolculuğa çıkmış oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-Hmvvpub4kUs/ToinKKZF0FI/AAAAAAAAB1A/YGBcgdFTB5k/s1600/kahve2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Hmvvpub4kUs/ToinKKZF0FI/AAAAAAAAB1A/YGBcgdFTB5k/s320/kahve2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658956724821151826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim olmazsa olmazim &lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/kahve-tadmnn-puf-noktalar.html"&gt;kahvedir,&lt;/a&gt; yanıma ilk önce kahvemi  alırdım.  Süt bulursam latte, bulamazsam azıcık suyla Americano, yok o da olmasi sek espresse seklinde tüketebilirim, hiç farketmez, kahve olsun yeter...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-ea9dcNnEvtM/Toin3AVYIFI/AAAAAAAAB1I/35C8N4x8-24/s1600/corba.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-ea9dcNnEvtM/Toin3AVYIFI/AAAAAAAAB1I/35C8N4x8-24/s320/corba.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658957495215333458" /&gt;&lt;/a&gt;İkinci alacağım şey &lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/2010/10/arkas-yarn.html"&gt;yoğurtlu çorbam&lt;/a&gt; olurdu. Çünkü nedendir bilmem, ne zaman hasta olsam, grip, karın ağrısı, bel ağrısı hiç farketmez, ya da ne zaman moralim bozuk olsa, bu çorba bana hep ama hep iyi gelir! İçindeki yoğurdun probiyetiklerinden midir, yoksa nanenin ferahlatıcı tadından kokusundan mıdır bilinmez. Bizim evde haftada 3-4 gun bu çorbadan muhakkak bulunur. Bazen bir kasede çorba niyetine, bazen de içine minik köfte koyup ekmek doğrayarak bir öğün niyetine..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-_fmpTHgvKGM/ToioYn6QARI/AAAAAAAAB1Q/WOcNA9FRh0w/s1600/IMG_7440.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-_fmpTHgvKGM/ToioYn6QARI/AAAAAAAAB1Q/WOcNA9FRh0w/s320/IMG_7440.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5658958072774656274" /&gt;&lt;/a&gt;Bir de olmazsa olmaz &lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/krmz-hafta-ve-geri-saym.html"&gt;çikolata &lt;/a&gt;alırdım tabiki yanına.Çikolata parçalı bir güzel kek pişirirdim, tabi diğer malzemeleri bulabilirsem.  Çorbanın üzerine içtiğim kahvenin yanına pek yakışır doğrusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bu mimi sevgili &lt;a href="http://www.pecetedennotlar.com/"&gt;Peçeteme&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://bizimpastane.blogspot.com/"&gt;Bizim pastaneye&lt;/a&gt; ve&lt;a href="http://www.kristalkelebek.com/"&gt; Kristal Kelebek'e&lt;/a&gt; pasliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-8666162442967293419?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/8666162442967293419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=8666162442967293419' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8666162442967293419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8666162442967293419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/10/olmazsa-olmazlarm.html' title='Olmazsa olmazlarım'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Hmvvpub4kUs/ToinKKZF0FI/AAAAAAAAB1A/YGBcgdFTB5k/s72-c/kahve2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7534982399930891619</id><published>2011-09-12T09:19:00.004+02:00</published><updated>2011-09-28T16:52:42.300+02:00</updated><title type='text'>Airfryer Etkinlikleri-Osmanlı Yemekleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-DoGrHMuYEQ8/Tm20ouFjv9I/AAAAAAAAB0A/z6or2kOa1ME/s1600/airfryer3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-DoGrHMuYEQ8/Tm20ouFjv9I/AAAAAAAAB0A/z6or2kOa1ME/s320/airfryer3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651371719078952914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-mTpBjQ9IHyE/Tm20oUyrznI/AAAAAAAABz4/ppxTMKJN5ig/s1600/airfrayer2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 314px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-mTpBjQ9IHyE/Tm20oUyrznI/AAAAAAAABz4/ppxTMKJN5ig/s320/airfrayer2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651371712288902770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-qo72uBFDaB0/Tm20ofuipNI/AAAAAAAABzw/E-gLYS7iA3c/s1600/airfrayer1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-qo72uBFDaB0/Tm20ofuipNI/AAAAAAAABzw/E-gLYS7iA3c/s320/airfrayer1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5651371715224315090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz haftalarda Philips Airfryer'in Osmanlı Yemekleri İftar Sofrasında buluştuk. Daha önceleri de sizlere bu ürünün tanıtımı için yapılan etkinliğe katıldığımdan bahsetmiştim. Etkinlik sonrasında hepimiz Airfryer ile evimizde bir Osmanlı yemeği pişirip tarifini Philips ile paylasmistik. Aynı yemekleri hepbirlikte pişirip yemek için yeni bir etkinliğe katıldık. Bu etkinlik sayesinde ürünün içinden çıkan tarif kitabı dışında pek çok güzel yemeğin de pişirilebileceğini öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünü aldığımda sadece yağsız patates kızartırım zannediyordum. Fakat kullanmaya başladığımdan bu yana mutfağımda elim ayağım oldu diyebilirim.  Hem de sağlıklı bir şekilde! Geçenerde mücver denedim. Mücver de patates kızartması gibi yemekten her zaman çekindiğim ama tadını da o kadar çok özlediğim bir yemekti. Onlarca tarif denedim daha önceden. Fırında pişirmeye denedim, un miktarını arttırarak muffin kaplarında kek gibi pişirmeyi denedim ama hiçbiri gerçek mücver gibi olmadı. Airfryerde mücveri bilgiğiniz anne tarifi ile hazırlayıp piirdim hem de gram yağ koymadan! Şimdiye kadar yediğim en lezzetli mücverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünü henüz almamış herkese hala aynı hevesle tavsiye ediyorum. Phillips e etkinlikler ve tanıtımları için bir kez daha teşekkür ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7534982399930891619?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7534982399930891619/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7534982399930891619' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7534982399930891619'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7534982399930891619'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/09/airfrayer-etkinlikleri-osmanl-yemekleri.html' title='Airfryer Etkinlikleri-Osmanlı Yemekleri'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-DoGrHMuYEQ8/Tm20ouFjv9I/AAAAAAAAB0A/z6or2kOa1ME/s72-c/airfryer3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-8585678493117106014</id><published>2011-09-09T11:09:00.005+02:00</published><updated>2011-09-09T11:42:10.955+02:00</updated><title type='text'>Nostalji: Rotring okul kalemlerim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-c3eDAFwrD0c/Tmnd2jIpFII/AAAAAAAABy4/Wr-dS_cIYcc/s1600/kek2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-c3eDAFwrD0c/Tmnd2jIpFII/AAAAAAAABy4/Wr-dS_cIYcc/s320/kek2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5650291136727159938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasil bir jenarasyon atladik, neler değişti insan hayretler içerisinde izliyor bu yıllarda. Bizlerin annelerimiz ile aramızdaki uçurumun on katindan fazlasini çocuklarımızla yaşıyoruz. Ve onlara ''ben kucukken'' diye anlattiğimiz hikayeler bizim çocukken annelerimizden değil anneannelerimizden hatta ninlerimizden dinlediklerimiz gibi geliyordur eminim. Bu sebeple bugün anlatacaklarim en çok 1987 doğumluları ilgilendirebilir, daha küçükler okurken anlamakta zorluk çekebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Years, and years ago.. ortaokul yaşına gelene kadar eve girme zamanımız akşam ezanlarıydı. Bu sebeptendir ki yaz olup günlerin uzaması en çok işimize gelen şeydi. Kış vakti sinemaya gitsek akşam beşte, yaz vakti yan bahçedeki arkadaşımıza  gitsek akşam sekizde evde olmamız şarttı. Büyüyüp de aradaki tutarsızlığı annelerimize anlattığımızda da herhangi bir tatmin edici cevap alamazdik. Çünkü onların sözleri kanundu, en kötü ''seni ikna etmek zorunda değilim'' derlerdi susardık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha zaman geçince izinlerimiz yatsı ezanını bulmuştu. Yazın saat onbirde eve gelmek iyi hoştu da yine kış olunca izinler akşam yediye dayandığında biraz da ergenliğin verdiği deli dolulukla az isyan etmemiştim anneme. Ama annem nuh diyip peygamber demiyordu, izinler girişler çıkışlar hep beş vakit üzerinden hesaplanıyordu. Öğlen gibi çık, ikinci çayına yetiş, akşam evde ol, yatsıya kalma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize bu durumda yaz vakti saat 11 e kadar dayanan izinerin tadını çıkarmak kaliyordu. Kalıyordu kalmasına da, temmuz sonundan itibaren yine günler kısalıyor, yine izinler yetmemeye başlıyordu. Hele eylul gelip de yazlıktaki son haftamızı geçirirken zaman hiç mi hiç yetmezdi. 8 ay görmeyeceğimiz arkadaşlarımızla geçirilen son günlerde, okulun da açılacak olmasının verdiği huzursuzluk anneyi ikna çabalarına zorlardı bizi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-JukhIuIh654/Tmnd2iIgOTI/AAAAAAAAByw/y2f-5XnLuYk/s1600/kek1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-JukhIuIh654/Tmnd2iIgOTI/AAAAAAAAByw/y2f-5XnLuYk/s320/kek1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5650291136458144050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yatsı okunurken saate baktim da, içinde onbeş yıl öncesinden kalmış, yumruk gibi oturmuş bir sıkıntı çıktı aniden. Hemen eve dönmek istedim suç işliyor gibi. Kahvemi hızla bitirdim, arabama atladım koşar adım eve geldim. İçimden de ah anne dedim, nasil bir sorumluluk yarattıysan içimde... Her yere en az on dakika erken varmam, saat çalmadan üç dakika önce uyanmam, verdiğim her sözü muhakkak tutmam.. hep senin eserlerin bunlar. Şikayetçi miyim? Tabiki hayır. Ama o gençlik yılları içimde kalmış hep ''beş dakka daha anne noooolursun'' yalvarmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi okullar açılıyor. Mini mini birler, çalışkan ikiler hep stres içinde bu günlerde. En güzel çanta, en havalı kalemtraş (tabi hala açılan kalem varsa), en son moda beslenme çantası peşindeler. Bizim bir ronting kalemimiz vardı aynı kalemle liseyi bitirdiğimiz, bir de hep tükenen 0,5 uçlarımız. Ha bir de mis kokan arı maya silgilerimiz. Hala yazılının ortasında ''sıfırbeş ucu olan var mı?'' diye seslenen öğrenci var mı merak ediyorum. Ya da ''yazılı'' diye br kavram kaldi mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeşit yoktu, her istediğimiz alınmazdı, biz de istememeye alışmıştık. Önüklerimiz kollarımızı öne uzattığımızda dar gelen omuzlar kendisi gösterdiğinde değişirdi. Her pazar kolalanan dantel iğrenç yakalarımız vardı. Bir de erkeklerin bir koşu açıp kaçtığı belimizdeki siyah kurdeleler. Ne yıllardı.. Yine de çok güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim evde okul açıldığında hep kek pişerdi. Okuldan gelince her öğlen çeşit çeşit kek olurdu evimizde. Ben de okulların açılmasına yakın kek pişirdim dün. Sanki pazartesi okul açılacakmış gibi kramp saplandı karnıma, geçen seneki ronting kalemimi aradı gözlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vişneli keklerimiz geçen sene vişne likörü yapıp tanelerini buzlukta sakladığım vişneler ile yaptım. Harika oldular&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;3 adet yumurta&lt;br /&gt;1 su bardağı şeker&lt;br /&gt;1/2 su bardağı ayçiçek yağı&lt;br /&gt;1/2 su bardağı vişne suyu&lt;br /&gt;2 su bardağı un&lt;br /&gt;bir paket kabartma tozu&lt;br /&gt;bir tutam tuz&lt;br /&gt;1 kase çekrdekleri çıkarılmış vişne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Yumurta ile şekeri kar gibi bembeyaz olana kadar çırpın&lt;br /&gt;2-Ayçiçek yağını ve vişne suyunu da ekleyip çırpmaya devam edin.&lt;br /&gt;3-En son un ve tuz ile kabartma tozunu ekleyin.&lt;br /&gt;4-Vişneleri ekleyip tahta kaşık ile karıştırın.&lt;br /&gt;5-Küçük kalıplar ile yapıyorsanız 180 derecede 20-22 dakika, büyük kalıp ile yapacaksanız 35-40 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-8585678493117106014?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/8585678493117106014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=8585678493117106014' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8585678493117106014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8585678493117106014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/09/nostalji-rotring-okul-kalemlerim.html' title='Nostalji: Rotring okul kalemlerim'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-c3eDAFwrD0c/Tmnd2jIpFII/AAAAAAAABy4/Wr-dS_cIYcc/s72-c/kek2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7132871002812321837</id><published>2011-09-06T16:06:00.011+02:00</published><updated>2011-09-09T11:36:33.333+02:00</updated><title type='text'>Leyla ile Mecnun</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-Er6eUzkTK1o/TmYu8pyW1jI/AAAAAAAABxo/ic8p2T3kL5A/s1600/ekmek3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Er6eUzkTK1o/TmYu8pyW1jI/AAAAAAAABxo/ic8p2T3kL5A/s320/ekmek3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5649254402126960178" /&gt;&lt;/a&gt;Günlerden bir gün Leyla ile Mecnun'un aşkı devrin hükümdarının kulağına gitmiş. Mecnunun Leyla uğruna bunca perişanlığı hükümdarı meraklandırmış. Derhal Leylayı bulun bana getirin demiş. Mecnun bu kadar aşka düştüğüne göre Leyla çok güzel bir kız olmalı diye düşünmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yardımcıları hemen Leylayı bulup hükümdarın huzuruna çıkarmışlar. Hükümdar bir bakmış ki, Leyla senin benim gibi bir insan. Ne öyle ahım şahım bir güzelliği var, ne de alımı çalımı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer de aşkın sebebini anlamak için Mecnunun emretmiş hemen, bulup getirmişler. Hükümdar sormuş Mecnuna '' Bunca perişanlığın bu kadın için mi, güzel bile değil'' diye.&lt;br /&gt;Mecnun cevap vermiş hükümdara; ''Leyla'yı görebilmek için Mecnun olmak gerekir''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-NxOidPcYUIY/TmYvELrTtdI/AAAAAAAABxw/F62oE_eiznA/s1600/ekmek2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-NxOidPcYUIY/TmYvELrTtdI/AAAAAAAABxw/F62oE_eiznA/s320/ekmek2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5649254531483284946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbaharı sevmek için de Zeynep olmak gerekiyor diye düşünüyrum bazen. Hüzün diyorlar, eve dönüş diyorlar, yaprak dökümü diyorlar sevmiyorlar sonbaharı. Oysa bütün yaşananlardan, yorgunluklardan arınma, dinlenme süreci değil midir sonbahar? Evimize yuvamıza dönüyoruz, içimize karışıyoruz biz oluyoruz aslında. Zeynep nasıl olunur , sonbahar nasıl görünür onu bilmem işte. Hep sıradan olmayan, anlamı olan şeylere tutkulandım, peşinden gittim. Öyle büyük şeyler de değiş peşinden gttiklerim. Bayram tatilinde bir kahve makinesi aldim misal. Sabah kahvaltısından sonra bir espresso yapmıyor muyum, kokusu ömre bedel. Bütün evi sarıyor, gözümü kapatıp kokluyorum, sakinliğime şükrediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-ZxlRPVGe6qY/TmYvOO5ICQI/AAAAAAAABx4/ZeoLQ3IE74M/s1600/ekmek4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZxlRPVGe6qY/TmYvOO5ICQI/AAAAAAAABx4/ZeoLQ3IE74M/s320/ekmek4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5649254704145238274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gündür bir serinlik var İstanbulda. Güneş bulutların arasından bir görünüyor bir kayboluyor. Üzerimde hırkama inat pencereleri de kapatmıyorm, evin içinde nasil bir serinlik, nasil bir temizlik duygusu anlatmaya kelimeler yetersiz kalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah pencereden bir patlıcan kızartma kokusu geldi. Hayaller, yemekler hala yazda, yaz yemeklerinde. ama ben bu seninliği bulunca kışın çokça yapıp yazın rafa kaldırdığım ekmek tariflerimle özlem giderdim. Nicedir denemek istediğim minik fransız ekmekleri vardı. Bu hafta spor yok, temizlik yok, ütü yok, arayan yok, gelen yok, zaman çok. Sabahtan giriştim mayalamaya. Nasıl güzel oldular, çıkar çıkmaz iki tanesini reçelle götürdüm bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes evine, normale dönüyor. Biraz fazla trafik, biraz fazla kalabalık var biliyorum. Saatleri de geri alırlar, bir depresif eder insanı. Okullar, ödevler, projeler, soğuklar çok tatsız geliyor anlatırken. Yine de tadını çıkarın, sahip olduğunuz herşey için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarifi 40 fırın ekmek sitesinden aldım, üzerinde biraz değişiklik yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-IPZKD7fr0R4/TmYvnIC3ElI/AAAAAAAAByI/8IYkfbR0XFc/s1600/ekmek1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-IPZKD7fr0R4/TmYvnIC3ElI/AAAAAAAAByI/8IYkfbR0XFc/s320/ekmek1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5649255131803750994" /&gt;&lt;/a&gt;Minik Fransız Ekmekleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayası için&lt;br /&gt;1,5 su bardağı beyaz un&lt;br /&gt;1 paket kuru maya&lt;br /&gt;1 su bardağı ılık su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamuru için&lt;br /&gt;1 su bardağı hazırlamış olduğunuz maya&lt;br /&gt;2,5 su bardağı un&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığınsan az tuz&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı toz şeker&lt;br /&gt;1 paket maya&lt;br /&gt;1/2 su bardağı su&lt;br /&gt;4 çorba kaşığı zeytinyağ&lt;br /&gt;4 çorba kaşığı süt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayayı yapmak için un, kuru maya ve suyu karıştırın. Üzerini strech ile örtün.  Ilık bir yerde 2 saat mayalanıp kabarmasını bekleyin. (Ben fırının yoğurt yapma programında beklettim)&lt;br /&gt;2 saat sonra ekmek hamuru için kuru bütün malzemeleri karıştırıp yoğurun.&lt;br /&gt;Ardından yine 1 saatlik mayalanmaya bırakın&lt;br /&gt;Mayalandıktan sonra hamuru un serili tezgahınıza alıp rulo şekline getirin.&lt;br /&gt;Eşit büyüklükte parçalar kesin ve her bir parçayı elinize un alıp yuvarlayarak tepsiye dizin.&lt;br /&gt;Tepsideyken de 30 dakika mayalandırın&lt;br /&gt;200 derece fırında 20-22 dakika pişirin. Pişirirken de kabuğunun sert olmaması için ısıya dayanıklı kuçuk bir kaseye su koyup bu kaseyi fırının içine yerleştirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7132871002812321837?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7132871002812321837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7132871002812321837' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7132871002812321837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7132871002812321837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/09/leyla-ile-mecnun.html' title='Leyla ile Mecnun'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Er6eUzkTK1o/TmYu8pyW1jI/AAAAAAAABxo/ic8p2T3kL5A/s72-c/ekmek3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-2769606241316812579</id><published>2011-09-04T21:12:00.002+02:00</published><updated>2011-09-04T21:27:52.563+02:00</updated><title type='text'>Yüzyılın Aşkları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-klYZZpyn_E8/TmPRE-6CkbI/AAAAAAAABwA/QKxvBuZmtBY/s1600/candundar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 299px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-klYZZpyn_E8/TmPRE-6CkbI/AAAAAAAABwA/QKxvBuZmtBY/s320/candundar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5648588241188852146" /&gt;&lt;/a&gt;Akşamdan bu yana MFÖ dinliyorum. Sonbaharın ilk günlerinde Mazhar'ın buğulu sesi çok iyi geliyor: Korkunçtur yalnızlığımız, bir oyun oynanır oyalanırız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün bir kitap aldım kitapçıdan. Can Dündar'dan Yüzyılın Aşkları.. Açıkcası bu kitabın varlığından bile habersizdim, Bedri Rahmi Eyüpoğlu ile ilgili birşeyler araşırırken rastladım geçen hafta, hemen okunacakların arasına not aldım, ilk kitapçı ziyaretimde de hemen buluverdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap geçtiğimiz yüzyıla damgasını vurmuş aşkları belgeler ve fotoğraflar ile hem tanıkların alıntılarından, hem de Can Dündar'in görüşü ile hikaye tadında anlatıyor. Elime aldığımda beğeneceğimi biliyordum da, bir akşamda bitereceğimi düşünmemiştim. İzlediğiniz bir fimde son sahne gelir ve film hiç bitsin istemezsiniz ya, bu kitap da öyle geldi bana. Okudum bitti, kitaplığıma kaldırmaya elim gitmedi, hala başucumda duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok Selahattin Pınar ile Afife Jale'nin öyküsünden etkilendim, ''Nereden sevdim o zalim kadını'' şarkısının öyküsünden mi bilinmez, karşılaştığım herkese anlatıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaz çok okumalı geçti. Hiç bir yaz mevsiminde sağlayamadığım dinginliği, ve kendimle kalma lüksünü sonunda kana kana yaşadım. Okudum, yazdım, dinledim. ama yine de sonbaharı özledim. Balkonun camını açtığımda hırka giymeyi, gece uyurken yorgana sarılmayı, buzlu kahveden sıcak kahveye geçmeyi ve kahve içerken Fred Astaire dinlemeyi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun, ve doyumsuz bir bahar var önümde. Yapmak istediğim o kadar çok şey var ki, zamanı durdursam hep sonbaharda kalsam istiyorum. Sırada okunacak çok şey var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-2769606241316812579?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/2769606241316812579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=2769606241316812579' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2769606241316812579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2769606241316812579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/09/yuzyln-asklar.html' title='Yüzyılın Aşkları'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-klYZZpyn_E8/TmPRE-6CkbI/AAAAAAAABwA/QKxvBuZmtBY/s72-c/candundar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-5673690505129304657</id><published>2011-07-28T11:02:00.000+02:00</published><updated>2011-07-28T11:03:13.607+02:00</updated><title type='text'>İskender</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-_dTeeHRBHTc/TjElp9TY7kI/AAAAAAAABro/Z31CjKFl-bs/s1600/photo-4.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-_dTeeHRBHTc/TjElp9TY7kI/AAAAAAAABro/Z31CjKFl-bs/s320/photo-4.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5634326011577953858" /&gt;&lt;/a&gt;Bir bardak daha kahve içesim ve bir iki satır daha fazla yazasım var bugün. İskender için, çoğumuzun içindeki İskenderler için..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her bebek mantı burunlu minik ayaklı doğuyor diyor kitapta, ama bazı ebeler bilmeden ileride katil ya da hırsız bir bebek doğurtuyorlar, bilseler doğurturlar mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz koklanası öpülesi birer bebek olarak doğuyoruz da ne bizi yalancı yapıyr şu hayatta? Hangi etkenler hırsız olmamız yol açıyor, hangi sebepler bizi İskender yapiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese, yaptığı herşeyden dolayı hak vermenin, herkesi kendi şartları içinde değerlendirip onu anlamaya calışmanın  ve hep böyle davranmaya gayret göstermenin kadar doğru olduğunu bir kez daha hatırlattı bana İskender. İyiki böyleyim diye şükür ettim. Pembe de haklıydı, İskender de, Esma da, Yunus da tüm söylediklerinde, tüm yaptıklarında. Ama her birinin bir adımı diğerinin hayatına mal olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna benzer ne çok şey yaşıyoruz gündelik hayatta. Ne zaman namus kavramını kafadan çıkarıp bacak arasına soktuk biz? Bir fahişeden daha mı ahlaklıdır yetim yeğeninin hakkını yiyen amca? 15 yaşında sevgilisinden hamile bir küçük kadından daha mı namusudur evimden 8 aylık alyansımı çalan hırsız? Büyütülmüşlüklerimizle karşı cinse duygu ve dürtülerimizi bastırabiliyoruz da nasıl bu kadar kolay yalan söyleyebiliyor, göz dikebiliyoruz en yakın arkadaşımızın tek taş yüzüğüne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yalan aynı zamanda doğru, bir doğru aynı zamanda yalandır her zaman. Ve nasıl bakıyorsan öyledir aslında hakikat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nietzche Ağladığında, (İrvin Yalom) Kumral Ada Mavi Tuna, (Buket Uzuner) Başucumda Müzik, (Kürşat Başar) Aşk, (Elif Şafak) bir yana İskender bir yana artık. Hatta Şeytanın Fısıldadıklarının (Emre Yılmaz) yanı başına...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-5673690505129304657?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/5673690505129304657/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=5673690505129304657' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5673690505129304657'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5673690505129304657'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/07/iskender.html' title='İskender'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-_dTeeHRBHTc/TjElp9TY7kI/AAAAAAAABro/Z31CjKFl-bs/s72-c/photo-4.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-8045641067764288521</id><published>2011-06-23T21:09:00.004+02:00</published><updated>2011-06-23T21:30:04.374+02:00</updated><title type='text'>Poyraz, bahar, rüzgar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-zPZUwLJW3iE/TgOSXUTyamI/AAAAAAAABqw/SylBaMKm5Tc/s1600/ruzgargulu.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-zPZUwLJW3iE/TgOSXUTyamI/AAAAAAAABqw/SylBaMKm5Tc/s320/ruzgargulu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621497689174862434" /&gt;&lt;/a&gt;Hani derler ya, ben sensiz yaşayamam, diye. Ben onlardan değilim. Ben sensiz de yaşarım; ama seninle bir başka yaşarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demis üstad Nazım Hikmet. İnsanı elinde bir kadeh şarap ile saatlerce düşündürür bu söz. Hayatımızda var olan ve olmasını istediğimiz herşeyi, sonsuz bir uyum içinde birleştirme arzumuz bizi kanatır, acıtır. Bir bütün olmak isteriz doğduğumuz andan itibaren, elimizdeki herseyn diğer yarısını arar dururuz. Yarıyı bulduğumuzda elimizdekini kaybederiz çoğu zaman. Bazen de o yarıyı bulmayız bir türlü. Öyleydi böyleydi derken dakikalar saatlere, saatler günlere dönüşür, ömrümüz de böylece akıp gider...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar bunlardan biri benim için. Rüzgarsız da yaşarım yaşamasına da, rüzgarla bir başka yaşarım hep. Bu yüzdendir baharı sevişim, bu yüzdendir poyraza aşkım, ve bu yüzdendir ikisini yanyana getirip bir bütün oluşturma uğraşım, inadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırf bu sebepten bugünlerde artı mutlu hissediyorum kendimi. Bahar, poyraz, rüzgar hep bir aradalar. Sabah erkenden kalkıp kocama el sallıyorum camdan. Sabah serinliği ürpertiyor üzerime bir ince hırka alıyorum. Sonra çayımı koyup balkona geçiyorum. Rüzgar bana akşam astığım çamaşırların mis gibi kokusunu getiriyor, gözlerimi kapatıp uzak diyarlara gidiyorum. Ardından kahvaltımı ediyorum, rüzgar, saksımdaki rüzgar gülümü pırr diye çeviriyor, peçetemi uçuruyor, yerden alırken bir uğur böceği görüyorum kendi halinde bekleyen. Elime alıp dilek turup şarkı söylemeye başlıyorum ona uç uç böceğim diye. O uçuyor, ben dileğim gerçekleşecek diye umutlanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yatağımı topluyorum. Bir camdan giren rüzgar diğerinden çıkarken odamı temizliyor, beni yeniliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkıyorum yürüyorum, duruyorum, bakıyorum, düşünüyorum. Hep aklımda bahar, beni serinleten poyraz, mutlu eden rüzgar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polyanna gibiyim değil mi? Aksini yaparsam beni yataklara düşürecek o kadar şey var ki. Derler ya ya katil olacağım ya rahip diye. Sabırla katil olmamaya çalışıyorum, rüzgarla avunuyorum, poyrazla seviniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni merak eden, yazmadığım için arayan soran herkes. İyiki varsınız. Bir düğüm şu andan hayatım. Çözdüğüm an rutine döneceğim. Çok az kaldı!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-8045641067764288521?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/8045641067764288521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=8045641067764288521' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8045641067764288521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8045641067764288521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/06/poyraz-bahar-ruzgar.html' title='Poyraz, bahar, rüzgar'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-zPZUwLJW3iE/TgOSXUTyamI/AAAAAAAABqw/SylBaMKm5Tc/s72-c/ruzgargulu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4185006405692320475</id><published>2011-05-12T09:01:00.000+02:00</published><updated>2011-05-13T22:22:35.960+02:00</updated><title type='text'>Üşüyorum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-oJtCsvONt7Y/TcuHHzAU04I/AAAAAAAABqk/QuvDcqdiPYg/s1600/cikolatal%25C4%25B1kek.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-oJtCsvONt7Y/TcuHHzAU04I/AAAAAAAABqk/QuvDcqdiPYg/s320/cikolatal%25C4%25B1kek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605722729213121410" /&gt;&lt;/a&gt;Hiç üşümediğim kadar çok üşüyorum bu aralar. Koca kışın ortasında eksi 10 derecelerde karlar altında yaptığımız tatilde bile bu kadar üşümemiştim. Saat 18:00 den sonra kaloriferleri yakıyor, polar üzerine hırka giyiyor, ayaklarıma kalın çoraplar geçirip, yetmiyor üzerine de tozluklar giyiyorum. Kucağımda bir sıcak su torbası, neresinden sarılayım diye şaşırıyorum.&lt;br /&gt;Oysa Mayıs ayında okul kirip havuza gidip pembeleştiğim günler var hafızamnda, yoksa yaşlanıyor muyum?&lt;br /&gt;Balkonumdaki minik bahceme bir dolu sardunya ekeli, kalın kazaklarımı ve montlarımı bazama kaldıralı, renkli tisortlerimi cıkaralı çok oldu benim. Sabırla baharı bekliyorum, bahar gelmiyor ben hayal kırıklığına uğruyorum.&lt;br /&gt;Bol bol Bouna Vista Social Club dinleyip isinmaya çalışıyorum. Sıcak çayların, limonlu ıhamurların yerini buz gibi limonatalar alsin istiyorum. Bir sabırsızlık ki bendeki sormayın.&lt;br /&gt;Derince bir uyku ve halsizlik, hastalık halinde yattığım kış uykumdan mart gibi uyandım ben. Her yerim uyuşmuş, eklemlerim tutulmuş gibiydi kendime geldim. Şimdi bir enerji ki sormayın. Her günüm dolu her anım bekleyemeyecek kadar değerli. En çok okumalı, en çok yazmalı yetiştirmeli günler var, sabah erkenden başlıyor.Şimdi bir an dursam, elime kağıt kalem alsam 1 agustosa kadar planladığım her günümü yazabilirim size. Televizyonu kapatalı çok oldu, biraz daha az uyusam bu iş olacak gibi hissediyorum.&lt;br /&gt;Gözüm kapalı yaptığım bir kek bu, artık ölçü bardağı bile kullanmıyorum. &lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/2011/02/saglkl-keyif-keki.html"&gt;Çokça kez değişik varyasyonlarını da yayınlamışımdır size.&lt;/a&gt; Zira bugünlerde fotojenik olan herşyin peşindeyim ben. Pudra şekeri de benim için en fotojenik gıda. Pazar kahvaltısında rüya gibi görünsün diye yaptım.&lt;br /&gt;Herkese sıcacık günler temennisi benden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4185006405692320475?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4185006405692320475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4185006405692320475' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4185006405692320475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4185006405692320475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/05/usuyorum.html' title='Üşüyorum'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-oJtCsvONt7Y/TcuHHzAU04I/AAAAAAAABqk/QuvDcqdiPYg/s72-c/cikolatal%25C4%25B1kek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-3046855726839173060</id><published>2011-04-25T09:42:00.008+02:00</published><updated>2011-04-25T09:59:23.970+02:00</updated><title type='text'>Philips Airfryer</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-bTeeJqLKzc8/TbUnxDGzQ6I/AAAAAAAABqE/BQfjeEm4MD4/s1600/philips4.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 175px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-bTeeJqLKzc8/TbUnxDGzQ6I/AAAAAAAABqE/BQfjeEm4MD4/s320/philips4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599425435305984930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-GE2k9yukqaU/TbUoEkoDb0I/AAAAAAAABqc/aVqTzgic5sw/s1600/philips7.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 266px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-GE2k9yukqaU/TbUoEkoDb0I/AAAAAAAABqc/aVqTzgic5sw/s320/philips7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599425770721341250" /&gt;&lt;/a&gt;Fritöz desem değil, mini fırın desem hiç değil, mikrodalga desem ı-ıhh o da değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Philips Airfryer başka birşey. Koca yaz bir parça tadına bakıp doya doya yiyemediğimiz şakşukayı koca bir dilim ekmekle bandıra bandıra yyiyebilmemizi sağlayacak. Hani hep uzak durduğumuz ama üzerine ketçap bulayıp afiyetle mideye indirmek istediğimiz patatesi yeniden soframıza getirecek. Kızartma olduğu için pek tercih etmediğimiz hamsiyi yeniden bizimle bulusturacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaka yapmıyorum.Philips Airfryer yağsız bir kızartma teknolojisi. Nasıl olur demeyin, oluyor. Rapid Air Hızlı Hava Teknolojisi sayesinde koca bir sepet patatese tek gram yağ eklemeden kızarttık afiyetle yedik. Köfteler yoğurup top top yaptık ve pişirdik. House Cafe'nin kibar ikramları sayesinde çok keyifli bi gece geçirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Philips Airfryer'in en sevdiğim özelliği yağsız pişirmesi elbette, ama bir diğer sevdiğim 2 özelliği var ki, insanın ağzını açıkta bırakıyor şaşkınlıkta. Akşam eve yorgun argın geldiniz mesela, köfteleri patatesleri Philips Airfryer'a attınız, dakikayı ayarlayıp duşa girebilirsiniz mesela. Siz evi toparlarken, ya da teefonla konuşurken, salata yaparken yemeğiniz bir anda hazır olabiliyor. Ve en en en önemlisi de bir gram koku, buhar, duman çıkarmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-vVUwjncQWYs/TbUoER_p1MI/AAAAAAAABqU/pKi_6VekzZc/s1600/philips2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-vVUwjncQWYs/TbUoER_p1MI/AAAAAAAABqU/pKi_6VekzZc/s320/philips2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599425765720052930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-1P01rtEVblk/TbUn19A7JNI/AAAAAAAABqM/_iKhDmBOUCg/s1600/philips6.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 213px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-1P01rtEVblk/TbUn19A7JNI/AAAAAAAABqM/_iKhDmBOUCg/s320/philips6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599425519570068690" /&gt;&lt;/a&gt;Bu benim katildiğim ilk etkinlikti.Hem çok güzel bir ürünle tanıştım, hem uzun yıllardır takip ettiğim ve tanışmak istediğim bir çok blogcu ile tanıstım, hem de çok keyifli leziz ve sağlıklı bir gece geçirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah uyanır uyanmaz annemi ve en yakın arkadaslarımı aradım, ürünü anlattım. Herkes çok şaşaırdı ve almak için sıraya grdi. Sizlere de bu ürünü büyük bir iştah ile öneriyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-3046855726839173060?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/3046855726839173060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=3046855726839173060' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3046855726839173060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3046855726839173060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/04/philips-airfryer.html' title='Philips Airfryer'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-bTeeJqLKzc8/TbUnxDGzQ6I/AAAAAAAABqE/BQfjeEm4MD4/s72-c/philips4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4553353262652219087</id><published>2011-04-20T11:10:00.004+02:00</published><updated>2011-04-20T11:29:36.520+02:00</updated><title type='text'>Sonunda tomurcuk veren orkidem!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-kIEKMNl2Rnk/Ta6nKaz92YI/AAAAAAAABp8/k2XYn5eMwOI/s1600/orkide.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-kIEKMNl2Rnk/Ta6nKaz92YI/AAAAAAAABp8/k2XYn5eMwOI/s320/orkide.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5597595184305920386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/tum-pozitif-enerjim-orkideme.html"&gt;Önce o döktü çiçeklerini sonra ben.&lt;/a&gt; İkimizde bir kuru dal olarak kaldık koca kış boyunca. İkimizi de tek koruyan şey koca yeşil yapraklarımız ve beslendiğimiz toprağımızdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce onu budadım üçüncü boğumundan, sonra kendimi. Kuruyan, bize hastalık veren tüm yapraklarımızı söktüm attım bir çırpıda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapraklarımız kalınlaşıp koyulaştıkça suyunu arttırdım, yeşillenip yumuşadıkça azalttım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkimize de haftada bir kez su verdim en dinlenmiş, PH oranı en az olan markadan. Her su verme seansından önce saksıyı su dolu bir kaba oturtum 10 dakika bekledim ve nemlendirdim ruhunu beslediği toprağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkimizi de koca kış çok ender kendini gösterse de muhakkak bizi ziyaret ettiği en güneşli köşesine koydum salonun. Üşüdükçe kaloriferi arrtırdım, sıcakladıkça kıstım ama ikimizi de yerimizden hiç kımıldatmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir ek besin vermedim ikimize de, nasıl alıştıysak, nasıl doğup da çiçeklerimizi açtıysak öye besledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en önemlisi ikimizin de kırılan yerine bir damla mum döktüm, bundan sonraki çiçeklerimiz kırıldığımız yerden değil, başka güzel taraflardan açalım diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 koca ay geçti, annelerin yüreklerine bebekler düştü, düşen bebekler dünyamızda nefes almaya başladı. Kar yağdı, yağmur yağdı, müzik sustu, kelimeler bazen yetersiz kaldı. Bazen hiç olmayacakmış gibi geldi ama ikimizi de çöpe atmaya gönlüm el vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda geçen hafta minicik bir filiz çıktı ikimizin de yüreğinden.Yeniden büyümek, yeniden yeşermek, bembeyaz çiçekler vermek için ikimiz de uyanıp merhaba dedik güneşe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kış havasında mutsuz da olsak baharı bekleyip büyüyoruz şu an. Çok mutluyuz, çok umutluyuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönlüzdeki tomurcuklar, içiizdeki çiçekler hiç solmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4553353262652219087?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4553353262652219087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4553353262652219087' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4553353262652219087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4553353262652219087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/04/sonunda-tomurcuk-veren-orkidem.html' title='Sonunda tomurcuk veren orkidem!'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-kIEKMNl2Rnk/Ta6nKaz92YI/AAAAAAAABp8/k2XYn5eMwOI/s72-c/orkide.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1061656172834795790</id><published>2011-03-16T14:02:00.000+02:00</published><updated>2011-03-16T14:03:05.446+02:00</updated><title type='text'>Gelismeler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-8ia1ZmK6wMQ/TYCmoQEH4MI/AAAAAAAABp0/16zW8ZisupQ/s1600/ims108.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-8ia1ZmK6wMQ/TYCmoQEH4MI/AAAAAAAABp0/16zW8ZisupQ/s320/ims108.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5584646748376654018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglar acildi acilmasina da ben değişikliklere cok kolay uyum sağlayan biri olmadığımdan, kendme gelmek yazmak icin paşa gönlümün gelmesini bekliyorum malesef. Sahi siz bloglarinizda eski keyfinize, hızınıza dönebildiniz mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim havalar ısındı, güneş yüzünü gösterdi İstanbul'da. Ben kendimi sokaklara attım, iki gündür çokça spor yaptım, sokaklarda yürüdüm kendime geldim. Biraz yağmur gelecekmis iki gün sonra olsun varsın, kar kalktı ya, lahana gibi giyinmeyeceğiz artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar güzel gelişmeler var hayatımda baharla birlikte. Uzun zamandır &lt;a href="http://sekercupcake.blogspot.com/"&gt;sekercupcake.blogspot.com&lt;/a&gt;'dan cupcake yaptigimi biliyorsunuz çoğunuz. Gece gündz yaptığımız çalışmalar atrık meyvelerini vermeye başladı. Seker Cupcake ürünleri artık &lt;a href="http://www.istanbulmeyvesepeti.com/"&gt;www.istanbulmeyvesepeti.com&lt;/a&gt; üzerinden satılacak. Böylece daha çok çalışıp, daha güzel şeyler yapacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu birinci güzel haber, bir de ikincisi var ki hepinizin çok hoşuna gidecek bir haber ama paylaşmak icin henüz zamanım var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyfim gelir yakında benim, girerim tekrar mutfağa, ama o zamana kadar hepinizi kucaklıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1061656172834795790?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1061656172834795790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1061656172834795790' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1061656172834795790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1061656172834795790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/03/gelismeler.html' title='Gelismeler'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-8ia1ZmK6wMQ/TYCmoQEH4MI/AAAAAAAABp0/16zW8ZisupQ/s72-c/ims108.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4419688823187752420</id><published>2011-03-09T17:05:00.003+02:00</published><updated>2011-03-09T17:14:17.324+02:00</updated><title type='text'>Kaçan keyfimizi kar yerine getirir mi?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-r1lwwOhqdsE/TXeZITIwAiI/AAAAAAAABo8/YFxXtZZkBaw/s1600/marti.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-r1lwwOhqdsE/TXeZITIwAiI/AAAAAAAABo8/YFxXtZZkBaw/s320/marti.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5582098631003996706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'da her yer bembeyaz. Bloglar kapalı, ama biz haklarımızı binbir takla atarak almaya o kadar alışkınız ki, iki kelime yazıp sesimizi duyurabilmek, paylaşabilmek için yine çeşitli yöntemlere başvuruyoruz. Digiturk haklı, ama biz blogcular daha haklıyız. Bu işin sonu nereye varır bilinmez, ama blogların kapatilmasina verdiğimiz tepkinin, çıkardığımız sesin yarısını korsana verseydik kanunlarımız yasaklama değil korsana engel olma yönünde düzenlenir miydi? Bir umut...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ben yine karlar altında bir ülkeden taşıyıp getirdiği m portakallı çayımı demledim az önce, camın önünde lapa lapa yağan karı seyrediyorum. Televizyonda her görüntü bembeyaz, herkes sıcacık giyinmiş. Seneler önce daha evli bile değilken, elektrikler kesik olduğu için ısınamadığımız, asansör çalışmadığı için de 6 kat yukarıya odun taşıyamadığımızdan evde dergi gazete eski eşyalar ne varsa şöminede yakıp annemle şarap içip şarkılar söylediğimiz bir akşam geliyor. Bu gece de camın önünde sevgilimle battaniyeye sarılıp huzur bulacağım. İnsan evliyken, aynı evdeyken kocasını özler mi? Ben bugün özledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keyfimiz kaçık, yazmak paylaşmak istemiyoruz. Ama ben hergün ne kadar soğuk olursa olsun sahile inip martıları fotoğraflıyorum. Kaçan keyfimi kar ile yerine getirmeye çalışıyorum. Sahi martılar üşümezler mi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4419688823187752420?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4419688823187752420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4419688823187752420' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4419688823187752420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4419688823187752420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/03/kacan-keyfimizi-kar-yerine-getirir-mi.html' title='Kaçan keyfimizi kar yerine getirir mi?'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-r1lwwOhqdsE/TXeZITIwAiI/AAAAAAAABo8/YFxXtZZkBaw/s72-c/marti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1552955956991810876</id><published>2011-02-23T11:10:00.004+02:00</published><updated>2011-02-23T11:42:12.970+02:00</updated><title type='text'>Gücümüz ve Güçsüzlüğümüz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-MthdGH2TrWY/TWTVnUu16nI/AAAAAAAABms/9ix_T-JD1HE/s1600/intothewild.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-MthdGH2TrWY/TWTVnUu16nI/AAAAAAAABms/9ix_T-JD1HE/s320/intothewild.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576817110148311666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizin tek hüneri şiddetli darbelerdir, ve ara sıra da olsa kendni daha güçlü hissetme şansı. Doğrusu deniz hakkında fazla şey bilmem, fakat denizde durumun böyle olduğunu biliyorum. Ve yine hayatta güçlü olmanın çok gerekli değil, ama kendini güçlü hissetmenin çok önemli olduğunu, en azından bir kere bile olsa kendini tartmanın, bir kere bile olsa kendini, insanın en antik koşulları içerisinde kendini bulmanın, ellerinizden ve kafanızdan başka, size yardım edecek birşey olmadan, kör ve sağır taşla tek başına yüzleşmenin gerekli olduğunu biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki kelimeler, iki kez üstüste izlediğim, üçüncüsünü beşincisini tekrar tekrar izlemeye karar verdiğim İnto The Wild filminden. 23 yaşındaki bir çocuğun sorumluluklar, sorunluluklar ve kaderin kendine yaşattıkları sonucunda kendini tanımak, keşfetmek ve gücünü hissetmek için çıktığı içsel ve dışsal yolculuktan. Herşeyi, arabasını, parasını yakıp, ailesine haber bile vermeden yürüyerek, otostop çekerek Atlanya'ya yaptığı yolculuğu, içindeki yolculuk ile paralel hale getirme çabasından. Bir nehirde yıkanarak, bir hayvan vurup pişirdiğinde karnını doyurarak, ama en çok okuyarak 2 yıl boyunca süren serüveninden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi izlediğimden bu yana yukarıdaki dizeleri düşünüyorum. Hayatta gücümü neyle ölçüp neyle değerlendirdiğimden, kendimi tanımaktan. Sahi en çok hangi durumlarda gücümüzü hissedebiliyoruz? Bize yapilan bir haksızlık karşısında verdiğimiz tepki ile mi, hislerimizi, hayallerimizi gerçekleştirmeye çalıştığımız zamanlardaki çabalarımız ile mi, yoksa Alex'in yaptigi gibi doğada sadece hayatta kalma çabası ile kör ve sağır bir yaşla yüzleşerek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım durup düşünmek gerekiyor. Bazen hiç farkında olmadan geliştiriyoruz kendimizi. Yanımızdaki bir arkadaşımıza öğüt verirken arkadaşımız benzer bir olayda bizim verdiğimiz tepkiyi veremediğinden hayıflanıp bizim o olay karşısında kendisinin hayran olduğu gücümüzü anlatır bize. Farkına varırız ki güçlüyüzdür aslında, başımıza gelen yüzlerce olay gücümüze güç katıyor aslında zamanın içinde biz farkına bile varmadan. Hani Nietzche der ya bizi öldürmeyen şey güçlendirir diye.Hayatta kaldığımız müddetçe güçlüyüz aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazense aynı aynı hep aynı şeylerin altından kalkamaz, kendimizi kabullenip ağlarız ya, işte o zaman gücümüzü ölçmenin tam zamanıdır aslında. Karşımızda kör ve sağır bir taş vardır, işte o taşla mücadelenin ve gücümüzü hissetmenin tam zamanıdır. Nedense kaçar gideriz o zamanlarda, güçlü olabileceğimiz başka şeyler seçeriz, gücümüzü ispatlar mutlu olur yatar uyuruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünmeli, bir kelime okumalı, bir dakika izlemeli ama 10 dakika düşünmeliyiz üzerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açma börek yaptim geçen hafta. Hep derler ya aldığı kadar un diye, hep kızardım anneme. Bu sefer cesaret ettim, tarifi o kör sağır taş yerine koydum. Yarım kiloya yakın un döktüm yoğurma kabına, biraz tuz ekleyip azar azar su ekleyerek yoğurmaya başladım. Toparlanmadı su ekledim, yoğurdukça cızıklaştı azar azar un ekledim ama kendimce bir hamur tutturdum. Beklettim biraz dinlensin diye. Bu arada patatesi haşladım minim minik dilimledim. Sonra dinlenen hamurları 10 adet minik bezeye ayırdım. Bezeleri nişasta ile açtım, aralarına yağ koyup 5 ini üstüste koydum. Sonra o 5 erli hamuru tek bir hamurmuş gibi ipincecik açtım. Üzerine patatesi koydum, tuz ve biber ekledim. Üstine tekrar o 5 li hamuru açıp koydum. En üstüne de biraz tereyağ erittim döktüm mis gibi olsun diye. Fırına verdim, 45 dakika sonra çıkarıp üzerine 1 çay bardağı su döküp 10 dakika daha pişirdim. Oldu, gerçekten çok güzel oldu. Anne koktu börek, hemen çay demledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1552955956991810876?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1552955956991810876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1552955956991810876' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1552955956991810876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1552955956991810876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/02/gucumuz-ve-gucsuzlugumuz.html' title='Gücümüz ve Güçsüzlüğümüz'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-MthdGH2TrWY/TWTVnUu16nI/AAAAAAAABms/9ix_T-JD1HE/s72-c/intothewild.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-2612485416435651933</id><published>2011-02-21T13:50:00.008+02:00</published><updated>2011-02-21T14:59:04.439+02:00</updated><title type='text'>Kararmış gümüş gibi bazılarımız</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/-79xA3dB8P4U/TWJae6s2kGI/AAAAAAAABmU/lkcKxkVxheU/s1600/supangle.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-79xA3dB8P4U/TWJae6s2kGI/AAAAAAAABmU/lkcKxkVxheU/s320/supangle.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576118775838052450" /&gt;&lt;/a&gt;Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil-Fuzuli&lt;br /&gt;Kararmış gümüş gibi bazılarımız, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar. Oysa tanrı değil mi onları narin işlemelerle yaratan, fısıldamiyor mu kulaklarına ölümlü olduklarını?&lt;br /&gt;Kararmış kalmışlar bir köşede, dizginleri kendi ellerine, ayna tutabilecek sevdikleri ise olabildiğince uzakta. Çünkü kararmış gümüş sevmiyor kendini görmeyi, gerçekleri farketmeyi, bu yüzden kaçıyor, konuşmuyor, dünyevi dertlerini diyorum ya hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar.Ve onlara ne söylesek Fuzulinin dediği gibi tesiri yok, ama susmaya da gönlüm razı değil ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-2tILLyCNI_A/TWJbAAF-tuI/AAAAAAAABmk/vVVMoeYABoc/s1600/catal.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-2tILLyCNI_A/TWJbAAF-tuI/AAAAAAAABmk/vVVMoeYABoc/s320/catal.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576119344221304546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-sE5Gud2u-OI/TWJRzC6gm4I/AAAAAAAABmE/7tZzb7ter4o/s1600/kasik.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-sE5Gud2u-OI/TWJRzC6gm4I/AAAAAAAABmE/7tZzb7ter4o/s320/kasik.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5576109226035551106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem evlenirken verdi bu gümüşleri bana, onun evlendiği senelerde düğüne gelip altın para mara takılmazmış herkes bir hediye verirmiş ne güzel. Benim evimde de şu an anneme düğün hediyesi olarak gelmiş bir çok gümüş, porselen ve Kristal var. Bu takimi hiç kullanamadık manevi değerinin büyüklüğünden dolayı, ama fotoğraflarını çekmek istedim sizinle paylaşmak için. Ne güzel olurdu bize de böyle değerli torunlarımıza birakabileceğimiz düğün hediyeleri gelseydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve fotoğrafları çekerken de bu kelimeler geldi aklıma hep. Zihnimde birkaç yüz bu gümüşlerle özdeşleşiverdiler bir anda. Hayatımdaki kararmış gümüşler, aynaya baksanız da gerçek değerinizi bilseniz ne güzel olurdu diye geçirdim içimden. Sonra da ya onlar olmasaydı diye düşündüm, iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı aynı günde yaşamasak eğer, mukayese ve seçim yapma gücümüzü nasil geliştirirdik, nasil koruyabilirdik diye şükrettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel bir rüya gördüm dün gece. Geçen gün İz TV’de rüyalar ve psiklaniz hakkında bir programda, rüyamızda gördüğümüz imgelerin geleceği haber veren herhangi bir anlam taşımadıklarını, aksine beynin uyku haklindeyken dışarıdan gelen bir gürültü ya da uykuyu bölebilecek herhangi bir etken karşısında, uyanmamak için verdiği tepkinin rüya olduğunu söylediler. Ben yine de açtım baktim rüya tabirine. Kimileri güzel kimileri kötü yorumlamış her zamanki gibi, ama ben rüyanın kendisine aşık oldum, gerçekleşsin istedim. Birşeyi 40 kez söylersek olurmuş söylesem mi acaba&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta herkesin gördüğü bir güzel rüyanın gerçek olmasını dilyorum, ve Kararmış gümüşlere inat bu rengarenk, capcanlı, tatlı supangleyi aliyorum evime, hayatıma. Ben böyleyim çünkü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Supangle&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;1 litre süt&lt;br /&gt;12 yemek kaşığı toz şeker&lt;br /&gt;3 yemek kaşığı mısır nişastası&lt;br /&gt;3 yemek kaşığı un&lt;br /&gt;2 paket bitter çikolata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı,&lt;br /&gt;Çikolata hariç tüm malzemeyi ocakta karıştırarak kaynatın, kaynadıktan sonra altını söndürüp çikolataları ekleyip karıştırarak eritin ve servis edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-2612485416435651933?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/2612485416435651933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=2612485416435651933' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2612485416435651933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2612485416435651933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/02/kararms-gumus-gibi-bazlarmz.html' title='Kararmış gümüş gibi bazılarımız'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-79xA3dB8P4U/TWJae6s2kGI/AAAAAAAABmU/lkcKxkVxheU/s72-c/supangle.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-5946279207553503428</id><published>2011-02-19T16:27:00.004+02:00</published><updated>2011-02-19T17:02:04.572+02:00</updated><title type='text'>Büyüyorum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-iAfztbpVXhc/TV_ZtypjTTI/AAAAAAAABlo/EY_FZGqPJZA/s1600/p%25C4%25B1rasaf%25C4%25B1r%25C4%25B1n.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-iAfztbpVXhc/TV_ZtypjTTI/AAAAAAAABlo/EY_FZGqPJZA/s320/p%25C4%25B1rasaf%25C4%25B1r%25C4%25B1n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5575414244421356850" /&gt;&lt;/a&gt;Zorluyorum, bu sefer tüm imkanların, tüm elverişlerin, isteklerin ve yasakların peşinden gitmeye niyetliyim. Tek engelim duygularım, çünkü ne yazıkki dizginlerini hala elime alamadığım duygularım var benim. İnanmak ya da inanmamak meselelerini bir kenara bırakan, eğer gönlü yatıyorsa onaylayan, hissetmiyorsa çekip giden duygularım. Mantıklı bir açıklamasını yapamadığım durumlarda bile eğer istemiyorsam bana faydası olsa bile asla el atmadığım tüm gündelik şeylere bir dur deme çabasındayım. Çünkü hiç yoktan kapatırım kendimi kabuğuma, sıkıldığı, bunaldığı zaman giyinen makyaj yapan dışarı çıkan ve gülen eğlenen insanlara hep imrenerek.. Ama herşeyi elimin tersi ile itip sadece aynaya bakmak, ihmal ettiğim önceliklerimle tanışmak ve değerini bileceğim küçük anları yanyana getirip zamanı oluşturmak için evimdeyim, kendimleyim. Ve bu süreçte herşeyi halletme, yaralarımı sarma, büyüme endişesindeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan 30 undan sonra da büyüyebiliyormuş öğreniyorum.&lt;br /&gt;Zaman aslında sadece hissettiğimiz an bizi olgunlaştıran bir kavrammış görüyorum.&lt;br /&gt;Tercihlerimi daha titiz yapiyor, engellerimi daha net koyuyorum artık ortaya.&lt;br /&gt;Biliyorum ki ne varsa insanın hissettiğinde var aslında, insan kendine iyi gelecek şeyi bilinciyle değil icgüdüleriyle otomatikleştiriyor belli bir yaştan sonra.&lt;br /&gt;Seçiyorum artık hayatımdakileri, yemeklerimi, müziklerimi, en çokda insanları.&lt;br /&gt;Artık telefon çaldığında, istemediğim bir telefon görüşmesi yapmaktan daha yararlı birşey olduğunu biliyorum o telefona cevap vermemenin. Bu yüzden yaptıklarımın arkasında duruyor, mutlu oluyorum.&lt;br /&gt;Faydanın hayatta en gerekli şey olduğunu görüyor, ve faydam çerçevesinde yazıyorum çiziyorum tüm günümü.&lt;br /&gt;Yaşıyorum, erken kalkmak istediğim sabahlarda hep saat 10 a kadar uyuyuşumun, zihnimin diğer zinhimle inatlaşması olduğunu görüyor ve siliyorum aklımdan erken kalma meselasini ve bir sabah gözümü kendiliğimden ve uykumu almış bir şekilde saat 07:30 da uyanırken buluyorum. Bu yüzden inatlaşmyorum artık bünyemle, biliyorum ki bünyem herşeyi seçtiği gibi kendine en iyi olanı seçip verecek bana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Hayatta ne istersem yaptığım, ne arzu edersem elde ettiğim herşeye rağmen, alamadığım, sahip olamadığım ve ağladığım o güzel rüyanın bünyem, hayatım gerçekten istediğinde gerçek olacağını biliyorum, bekliyorum. Ama kek yapip çay demleyip kapıda misafir bekler gibi değil, en pasaklı, en umarsız olduğum gün kapı kendi kendine çalacak hissediyorum.&lt;br /&gt;Pilatese ve dans derselerine başladım, aynanın karşısında kendimi dans ederken seyretmenin ne kadar keyifli ve eğlenceli olduğunu yaşıyor, aynada gördüğümle gurur duyuyorum. &lt;br /&gt;Senelerdir 3 verip 2 aldığım ve ne yaparsam yapayım veremediğim 5 kilom için kararlıyım, 3 ünü verdim 2 si için yürüyorum, koşuyorum, dans ediyorum.&lt;br /&gt;30 yaşımdan sonra tesadüfen kahveme şeker koymayı unuttuğum bir gün aslında kahvenin şekersiz ne kadar muhteşem bir şey olduğunu farkediyor,  geride farketmediğim neler var acaba diye bir dedektif gibi araştırıyor, bulmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;Baharın ilk güzel ayı olan mart ayında beni bekleyen 2 güzel süpriz var, neteşip sizinle paylaşabilmem için sabırsızlanıyorum.&lt;br /&gt;Sardunyalarım hala renk renk çiçek açıyor, onları suluyor, şarkılar söylüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey ''daha'' güzel olacak hissediyorum ve yeni tarifleri deniyorum mutfağımda. Aliyor, yıkıyor, doğruyor, karıştırıyor ve pişiriyorum, çok da güzel oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırında Pırasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;1 kilo pırasa&lt;br /&gt;3 adet patates&lt;br /&gt;2 adet havuç&lt;br /&gt;1/2 demet dereotu&lt;br /&gt;1/2 demet maydanoz&lt;br /&gt;1 çay bardağı yoğurt&lt;br /&gt;1 yumurta&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı un&lt;br /&gt;tuz, karabiber,&lt;br /&gt;1 çay bardağı rendelenmiş beyaz peynir&lt;br /&gt;çörekotu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı,&lt;br /&gt;1-Patatesleri haşlayıp minik küpler halinde doğrayın.&lt;br /&gt;2-Pırasaları ve havucu halka dilimleyip haşlayın.&lt;br /&gt;3-Pırasa, patates, havuç, dereotu, maydanoz, yoğurt, yumurta, tuz, karabiber ve unu derin bir kapta karıştırın.&lt;br /&gt;4-Yuvarlak bir tepsi ya da fırın kabına koyun, üzerine rendelenmiş peynir ve çörektu serpin&lt;br /&gt;5-200 derece ısıtılmış fırında 50 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-5946279207553503428?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/5946279207553503428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=5946279207553503428' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5946279207553503428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5946279207553503428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/02/buyuyorum.html' title='Büyüyorum'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-iAfztbpVXhc/TV_ZtypjTTI/AAAAAAAABlo/EY_FZGqPJZA/s72-c/p%25C4%25B1rasaf%25C4%25B1r%25C4%25B1n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-853263308515530986</id><published>2011-02-14T12:20:00.003+02:00</published><updated>2011-02-14T12:47:27.874+02:00</updated><title type='text'>Bahar Özlemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-jjGCgYWdKhs/TVkH-xKCL2I/AAAAAAAABlg/IjfB_fN8Jlk/s1600/kereviz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-jjGCgYWdKhs/TVkH-xKCL2I/AAAAAAAABlg/IjfB_fN8Jlk/s320/kereviz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5573494788776406882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma akşamı kızkıza şarap içtik Yeniköy'de, saatlerce iki kadeh şarabın etrafında bıkmadan, sıkılmadan hatta sıkmadan aynı şeyleri konuşabilmenin yeniden doğuran etkisi olmasa hayatımda çok büyük bir boşluk olurdu eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süleymaniye'de kurufasulye yedim cumartesi. Bana İstanbul'da daha iyi gelen, nefes aldıran, yenileyen bir yer daha yok sanırım. Sonra akşamında iki güzel dostla balık yedik her zamanli yerimizde. Kahkaha, sohbet, lezzet hepsi bir aradaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü yürüyerek Santralistanbul'a gittim. Üç güzel dostla, ayazı delen kış güneşinde kahve içtim, fotoğraf çektim. Çok sevdiğim dostum yeni döndüğü memleket tatili Bulgaristan'dan fotoğraftaki bileklirlerden getirmiş bana. Adına Martaniçka gibi birşey deniyor, getiren bu bilekliği sana takarken bir dilek diliyor, sen de o sırada bir dilek diliyorsun. Mart ayı geldiğinde leyleği ilk gördüğün gün bu dilekleri denize atıyorsun, içinden geçirdiğin güzel düşünceler gelsin hayatına girsin, seni güzelleştirsin, beslesin umudu ile. Ve bahar. Yine tüm yenilenme, arınma, güzellşeme umutları ile birlikte geliyorsun kapımıza. Önce bilekliklerimiz, sonra cemreler, en son hıdırellez. Aklımda bu sene balkonuma envayi çeşit çiçek ekme, bir saksıda biber yetiştirip kahvaltılarda yeme, sabah güneşinde onları sulama besleme umutları var. Bütün bir sonbahar ve kışı ölümler, hastalıklar ve kötü haberlerle geçirdik, bu bahar tüm bu kötülükleri alsın götürsün yemyeşil yeni umutlar, filizler versin bize istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kereviz pişirdim bugün enginar niyetine. Çok az kaldı biliyorum enginarın mutfağımıza girmesine, ben bekleyemedim kerevizden yaptım enginarı. Aklımda semizotu, taze nane, kocaman patlıcanlar, kıpkırmızı domatesler, minicik cilek ve kirazlar, sulu şeftatiler var, çok az kaldı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytinyağlı kereviz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 adet iri kereviz&lt;br /&gt;1 adet orta boy soğan&lt;br /&gt;1 kutu garnitür&lt;br /&gt;1 çay bardağı sıcak su&lt;br /&gt;zeytinyağ, tuz, dereotu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Kerevizleri ayıklayıp halka halka kesin ve kararmamaları için limonlu suya koyun.&lt;br /&gt;2-Bir tavada az zeytinyağında sudan çıkarıp kuruladığınız kerevizleri arkalı önlü hafifçe kızartın.&lt;br /&gt;3-Bir tenzereye zeyntinyağında soğanı havurun ve kızarttığınız kerevizleri tencereye alın.&lt;br /&gt;4-Üzerlerine garnitürü ekleyin, 1 çay bardağı sıcak su koyun, tuzunu da eklerip 20-25 dakika pişirin.&lt;br /&gt;5-Dereotu ile servis edin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-853263308515530986?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/853263308515530986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=853263308515530986' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/853263308515530986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/853263308515530986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/02/bahar-ozlemi.html' title='Bahar Özlemi'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-jjGCgYWdKhs/TVkH-xKCL2I/AAAAAAAABlg/IjfB_fN8Jlk/s72-c/kereviz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-627104637286523903</id><published>2011-02-11T10:46:00.004+02:00</published><updated>2011-02-11T11:24:36.835+02:00</updated><title type='text'>Korkularımız</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-FX1OQRV7U_k/TVT-mwlDG4I/AAAAAAAABlQ/WL8L5_-qCXk/s1600/k44.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-FX1OQRV7U_k/TVT-mwlDG4I/AAAAAAAABlQ/WL8L5_-qCXk/s320/k44.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5572358580792925058" /&gt;&lt;/a&gt;Karanlıktan korktuğum bir gece, kendi kendime kitap okurken aniden elektrikler kesildi. Laptopumun şarjı bitti, telefonumun da bitti bitecek.Mum var odamda ama tuvalete gitmem gerek, aksi gibi en korktuğum şey karanlıkta yürümek. Ben korktukça elektrik gelmedi, elektrik gelmedikçe tuvalete gitmem gerekti inat ettim, açtım yanıbaşımdaki başka bir kitabın herhangi bir sayfasını. Şaka gibi bir cümle çıktı karşıma '' neyden korkuyorsanız tanrı size onu gönderir, çünkü korktuğunuz şeyle tanışıp, barışıp kendinizi geliştirmeniz gerekir'' Bu kadar korku bu kadar tesadüf olamaz dedim, benim karanlık korkumu yenmem gerekiyor demekki. Kalktım yürüdüm karanlıkta, hiçbirşey olmayacağını biliyordum elbet her korku gibi, bunu da yaşamam gerekiyormuş. O gün anladım aslında başımıza neden kötü şeyler geldiğini. İsyan etmeyi, üzülmeyi birakıp başıma gelen o kötü  şeylerle tanışmaya başladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumdan beri her sene 3 ayımı geçirdiğim bahçeli evimizde her yerden çıkan muhtelif haşerelere alışığımdır aslında korkmam. Ama bir tanesi, daha çok küçük bir kızken gece yatağımdan çıkmış ve yüzümde yürümüştü. Kahverengi, çok fazla ayağı olan çok hızlı yürüyen bir böcek. Çığlık atarak annemi çağırmıştım, ama böcek hızlı bir şekilde kaçtığı için onu yakalayamadık, ve ben kaç gece geri gelecek diye o odaya giremedim, doğru dürüst uyuyamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seneler seneler sonra geçen ay yılbaşı ağacımı kaldırmak için eğildiğim bir an, yerden bilmemkaç metre yüksekte, bahçe ile alakası olmayan evimde karşıma çıktı o böcek. Ben bağırdım o kaçtı parkenin kırık bir yerine girdi saklandı. O gün eşim eve ilaçlama şirketi gönderdi, tüm eve ilaçlama yapıldığı, günlerce ilacım kalması gerektiği için terliksiz yürüyemediğimiz, yemek pişiremediğimiz yetmiyormuş gibi evin parkeleri dekaldırılıp altları ileçlandı değişti.O odadaki eşyaları oraya taşı, sonra sil süpür geri taşı, bizden kaçan böceklerin ölüleri ile karşılaş, tekrar çığlık at derken minicik bir haşereden korkmam benim tam 1 haftama maloldu. Bu koca şehrde hamamböceği, fare, karında gibi türlü zararlı varken neden o böcek gelip yerleşmişti benim evime. O an da bunu düşünmüştüm, demek o sevimsiz hayvanın bende yarattıı korkuyu yenmem lazım.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grip sesim, enerjim, solunum yollarım ve tüm günümle birlikte duygularımı da esir aldı sanki. Tam 1 hafta gecti dün, kızmadım, öfkelenmedim, sinirlenmedim, söylenmedim hiçbirşeye, acıkmadım, susamadim ama heyecanlanmadım da, sevinmedim, mutlu olmadım, istemedim. Ve farkettim ki duygularımız ve tepkilerimiz olmadan bir hiçiz aslında. Ne zaman kızıyoruz ya da sinirleniyoruz, yaşıyoruz da aslında, aynen sevindiğimiz ve istediğimiz gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bitki gibiydim evde,  acıkmadan 6 saatte bir sadece çorba içen, ardından ilaçlarını alan, üzerine de evde ne bitki baharat meyve varsa hepsi ile kaynatıp limon ve balla tatlandırılan bitki çayını söylene söylene bitiren.Geceleri boğaz kuruluğu ve öksürükten mlyon kez uyanana, uyumadıkça huysuzlaşan, sevimsizleşen tam bir hafta.. Geri kalan 5 saatlik dilimlerde bir dolu film izledim, düşündüm. Çok eski bir film izledim mesela ''Dün aslında bugündür'' diye. Bir havadurumu spikeri sıradan geçirdiği bir günden sonra ertesi gün yine aynı güne uyanıyor. Radyoda aynı spiker, sokakta aynı satte karşılaştığı bir dilenci, ve hemen ardından yolda gördüğü bir adam. Önce tesadüf sanıyor geçiyor, ama bir sonraki gün de aynı güne uyanınca anliyor ki durum kötü. Önceleri keyif almaya çalışıyor, tavlamak istediği bir kız var, her gün onun hakkında bir şey öğrenip ertesi gün kızın gözüne girmeye çalışıyor an an. Sonra farkediyor ki tüm günler aynı, sıradan, basit. Hayat bir sonraki güne geçemediğimizde öyle zor ki. Ben de 1 haftadır bir sonraki güne geçemedim işte. Her sabah aynı saatte demledim çayımı, aynı satte kahvemi içtim, aynı koltukta uyudum.  Hava soğuk olmasına rağmen pırıl pırıl güneşli bana inat, sanki kendimi dışarı atsam iyileşecemişim gibi çıktım sinemaya gittim, hastalığımız uzatarak eve geldim. Sevmyorsun dedi bana biliyorum ama yatacaksın işte başka bir ilacı yok benim adımın dedi ben de pes ettim salı günü. Hala yatıyorum elimde mendil ve kumanda, teslim oldum artık bekliyorum terk etsin gitsin diye beni. Ve bu kadar az şeyle meşgulken beynim, ardarda bir sürü düşünce, sıkıntı ve korku çıkarıyor ortaya. Eşim işlerinin yoğunluğu sebebi ile her gece gece yarısı geliyor eve, ve ben yalnız kaldıkça düşünüyor, içimdeki gri örümceklerin ağlarını ördükçe örüyor, aşılmaz duvarlar oluşturuyorum. Bir ses lazım elimi tutacak, yaşam korkma çık yüzleş ve kurtul diyecek, ve  o sesin ne olduğunu sadece hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç bir gün kış yaşamamamıza rağmen bu sene bahar istiyor gönlüm. Sıcak değil soğuk değil serin bir salı günü mesela. Bir külah dondurma, ordan oraya koşturan insanlar, kulağımda çok sevdiğim bir albümden büyüleyen şarkılar. Şehrin kalabalığında, ama kendi içimde, kendim kadar yalnız bir gün bana iyi gelecek, öyle hissediyorum.Sevdiğim bir sardunyanın fotoğrafını çekmek, ardından yıllar sonra bende bıraktığı duyguları yazmak bana iyi gelecek.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-627104637286523903?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/627104637286523903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=627104637286523903' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/627104637286523903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/627104637286523903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/02/gunce.html' title='Korkularımız'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-FX1OQRV7U_k/TVT-mwlDG4I/AAAAAAAABlQ/WL8L5_-qCXk/s72-c/k44.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-3592555708495146947</id><published>2011-02-07T11:34:00.004+02:00</published><updated>2011-02-07T11:50:31.968+02:00</updated><title type='text'>Yeni enerji kaynağım- LOYA HOME</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TU-_YX7ZBFI/AAAAAAAABlI/ZsxQcGZo4W4/s1600/fincan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TU-_YX7ZBFI/AAAAAAAABlI/ZsxQcGZo4W4/s320/fincan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5570881689541477458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyduk duymadik demeyin, senelerdir bir çoğumuzun hem uygun fiyatlı hem de kaliteli oldukları için iç ve ev giyim alışverişlerimizi yaptığımız LOYA mağazası Osmanbey Şubesi'nde LOYA HOME mağazasını açmış bulunmaktadır, tüm ev alışverişi sevenler duyrulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nişantaşından Cevahir Alışveriş Merkezi'ne yürüyoruz annemle. Ve her o yolu yürüyüşümde uğradığım LOYA mağazasına uğruyorum. Bir de bakıyorum ki üst katinda Loya Home mağazasını açmışlar. Hemen hızla yukarıdaki kata çıkıyorum. Birçoğumuzun renkleri ve canlılığından dolayı tercih ettiğimiz Zara Home, English Home gibi markaların karışımı çok güzel ürünler koymuşlar. Mutfak, banyo, oturma odası yatak odası gibi yerlerin hem tekstil hem de diğer aksesuarlarını çok güzel bir dizayn ile dizmişler. Annem aşağıda beklediği için söyle bir bakıp çıkma niyetindeydim ama fiyatları görünce kilitlendim kaldım. O üründen bu ürüne saldırırken, çoktandır almaya niyetlendiğim ama beğenime göre bir tercih yapamadığım bu güzelim fincanları gördüm bir anda. Fiyatini görünce bir daha dönüp bakacağım kadar ucuz olduğunu farkettim ve hemen alıp kasaya geçtim. Kasadaki görevliye mağaza ve ürünler ilgili iltifatta bulunacakken ne diyeceğimi şaşırdım ilkten. Ürünler çok güzel fiyatlar çok uygun derken görevli ödemem gereken rakamı söyledi ikten. Yanlis hesapladınız sanırım ben 2 değil 5 adet fincan aldım dediğimde, bu ürünler kasada indirimliler dediğinde ne kadar şaşırdığımı gören görevli bana ''şaka gibi değil mi?'' diye sordu. Evet dedim kadına, ben de size iltifat ederken tam bu kelimeleri söyleyecektim ama biraz jargon geldi bana sustum, ama hakikaten şaka gibi dedim birlikte güldük:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve geldiğimde küçük şeylerin beni ne kadar mutlu ettiğini farkettim. Oysa eve geldiğimde o dakkikadan şu ana kadar beni yatak döşek yatıracak sinsi gribin başlangıcını önemsememiştim. Fincanlarım ile hemen bir kahve demleyip içtim. Tüm hafta sonu gribimin mutsuzluğunu çay, kahve ve bitki çayı keyfime eşlik ederek giderdiler. Böyle sarılıp uyuyasım geldi o kadar sevdim.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Mağaza meğer 6 ay evvel açılmış, diğer şubelerde de açsalar bütün kızlar çok sevineceğiz sanirim. Şimdiki hedefim diğer mağazalarda çok pahallı olduğu için almadığım patcwork yatak örtüsü, fiyati o kadar uygun ki, iki tane bile alabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize yolunuz düştüğünde uğramanızı tavsiye ederim. Bu mağazanın güzel ürünleri sizleri de en az benim kadar mutlu edecek eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese mutlu, güneşli, huzurlu haftalar dilerim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-3592555708495146947?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/3592555708495146947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=3592555708495146947' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3592555708495146947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3592555708495146947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/02/yeni-enerji-kaynagm-loya-home.html' title='Yeni enerji kaynağım- LOYA HOME'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TU-_YX7ZBFI/AAAAAAAABlI/ZsxQcGZo4W4/s72-c/fincan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-5101116294945624917</id><published>2011-02-03T14:11:00.007+02:00</published><updated>2011-02-04T17:04:56.052+02:00</updated><title type='text'>Sağlıklı Keyif Keki</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUqfS8DCydI/AAAAAAAABlA/xblGNk8G28A/s1600/kekson.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUqfS8DCydI/AAAAAAAABlA/xblGNk8G28A/s320/kekson.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5569439036902394322" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Televizyonda sabahtan akşama kadar yayın yapilan Mısır'daki isyan, dün Defne Joy Foster'in vefatı, bugünde Ankaradaki patlama. Çok gergin, sıkıntılı ve zor günler yaşıyoruz. Gözlemliyorum ki kimsenin bloguna neşeli, güzel şeyler yazası yok zaten herkes gün boyu süren haberlerden bunlamış, sıkılmış durumda. Her ne yaşıyor isek yaşayalım malesef ki devam eden bir hayatımız var. Zaman bizim yönetemeyeceğimiz bir kavram gibi gorunse de, o zamanı doldurduğumuz şeylerle bağlantılı olarak aslında elimizde tuttuğumuz bir şey. Bu yüzden hergün yaşadığımız günü güzel geçirebilmek için çaba sarfetmeli, gayret etmeliyiz. Güzel şeyler konuşmalı, iyi şeyler yapmalı, silkinmeli aynaya bakmalıyız. Canımız istemese de giyinmeli, gözümüze bir kalem sürmeli sokağa atmalıyız kendimizi. Yoksa gün boyu pijamalarımızda battaniye altında kalıp bir günümüzü daha çöpe atarız farkında bile olmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tum bunları düşünerek bir sürü yemek yaptım bugün. En güzeli de bu çikolatalı kekti. Çünkü bugünlerde keyfimi yerine getirebilecek teş şeyin sıcak bir kahve eşliğinde bir dilim çikolatalı birşeyler olduğunu hissediyordum. Umarım size de iyi gelir, ağzınıza olduğu kadar ruhunuza da tad verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUqfEdiT4dI/AAAAAAAABk4/pm0tEz5phw8/s1600/kek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUqfEdiT4dI/AAAAAAAABk4/pm0tEz5phw8/s320/kek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5569438788193870290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Kimilerimiz diyet yapmak ya da sağlıklı beslenmek için sağlıklı malzemeler kullanıyor mutfağında. Esmer şeker ya da tatlandırıcı, pekmezle yapılan kurabiyeler, kepekli undan tatlılar, az yağlı yemekler hepimizin başvurduğu yöntemler. Kimileri ise bunları hiç kullanmıyor, damak tadından ödün vermeden, gerçek lezzeti ile yaparim az porsiyon tüketirim diyor. Tercihiniz her ne olursa olsun bu kek hem damak tadından ödün vermeyeceklerin aradigi tatta, hem de sağlıklı beslenmek için malzemelere değer verenlerin tercihinde bir kek. Yağı zeytinyağ, unu tam buğday unu, sütü yağsız süt, şekeri yarı pekmez yarı esmer şeker, çikolatasi %90 kakao oranlı çikolata.  Söyle diyebilirim ki ben hayatimda bu kadar lezzetli bir kek yemedim. Kekin her türlüsünü çok severim, en çok pişirdiğim havuçlu pekmezli cevizli kektir. Çikolatalı bir keki bu şekilde hafifletmek hiç aklıma gelmemişti, fakat o kadar güzel yumuşak ve lezzetli ki, bizim evde haftada 1 kez yapılacak gibi duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;3 adet yumurta&lt;br /&gt;1 çay bardağı pekmez+ 1/2 su bardağı esmer şeker&lt;br /&gt;1/2 su bardağı zeytinyağ&lt;br /&gt;1/2 su bardağı+1 çay bardağı light süt (üzeri için)&lt;br /&gt;1/2 paket %90 kakao oranlı bitter çikolata&lt;br /&gt;1,5 su bardağı tam buğday unu&lt;br /&gt;4 yemek kaşığı kakao&lt;br /&gt;1 paket kabartma tozu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı.&lt;br /&gt;1-Yumurta, pekmez ve şekeri iyice çırpın.&lt;br /&gt;2-1/2 su bardağı süt ve 1/2 su bardağı zeytinyağını da ekleyip çırpın.&lt;br /&gt;3-Çikolatayı benmaride eritip ekleyin ve yine çırpın.&lt;br /&gt;4-En son kuru malzemeler olan un, kakao ve kabartma tozunu da birlikte ekleyip karıştırın.&lt;br /&gt;5-175 derecelik soğuk fırına verin, 50 dakika pişirin.&lt;br /&gt;6-Fırından çıkmış sıcak keke 1 çay bardağı süt dökün ve ılıtıp servis edin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-5101116294945624917?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/5101116294945624917/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=5101116294945624917' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5101116294945624917'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5101116294945624917'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/02/saglkl-keyif-keki.html' title='Sağlıklı Keyif Keki'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUqfS8DCydI/AAAAAAAABlA/xblGNk8G28A/s72-c/kekson.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-2395505889805434349</id><published>2011-02-01T14:06:00.012+02:00</published><updated>2011-02-01T14:45:02.650+02:00</updated><title type='text'>Lüsyen ve Mantar Çorbası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUf--pa01wI/AAAAAAAABik/i6PPDc_W1K0/s1600/z2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUf--pa01wI/AAAAAAAABik/i6PPDc_W1K0/s320/z2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5568699816490620674" /&gt;&lt;/a&gt;Sakin, sessiz, karmaşasız bir gün.. Evde olmak, iki küçük kar tanesinin düşeceğini beklemek elimde fotoğraf makinesi ile, ve mutfağımda pişen güzel yemeklerin kokusu ile bir yudum kahve, iki satır öykü.. Bugün güzel aydınlık ve renkli bir gün tüm soğuğu ısıtan, hatta içimi ısıtan.  hiç adetim değildir çok satan kitaplar listesinden kitap alıp okumak, ama kitabın arkasını okuyunca dayanamadım aldım. Ne yalın bir anlatim, ne sürükleyici bir öykü, 60 yaşındaki Abdülhak Hamit Bey'in, ömrünün sonbaharında 18 lik Lüsyene ilk görüşte aşkı. Daha ilk sayfalarında Orson Welles'in ''i now what is this to be young'' şarkısı aklma geldi. Ben genç olmanın ne demek olduğunu biliyorum, fakat sen yaşlı olmanın ne olduğunu bilmiyorsun... 1912 senesi Brüksel-Londra arası Avrupa kokusu, ve o titiz, özenli, şık günler geceler... Bu kalın kitap bana epey bir zaman hayal kurdaracağa benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUf--JwiEkI/AAAAAAAABic/NIC9MkfXogs/s1600/z1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUf--JwiEkI/AAAAAAAABic/NIC9MkfXogs/s320/z1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5568699807991730754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantar almıştım marketten, fırında yapmak için, ama sabah havada kar görünce çorba pişiresim geldi. Sıcak, koyu ve lezzetli mantar çorbası bu soğuk kış gününü ısıtacağa benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUf--OcbIlI/AAAAAAAABiU/ngUMusKeXYw/s1600/z3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUf--OcbIlI/AAAAAAAABiU/ngUMusKeXYw/s320/z3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5568699809249567314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;300 gr mantar&lt;br /&gt;1 litre su&lt;br /&gt;1/2 çay bardağı zeytinyap&lt;br /&gt;3 yemek kaşığı un&lt;br /&gt;1 su bardağı süt&lt;br /&gt;tuz karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Mantarları ince dilimleyip 1 litre suda haşlayın.&lt;br /&gt;2-Başka bir tencerede yağ ile unu kavurun, kavrulan una mantarları ekleyin ve karıştırın. Arsından blendardan geçirin.&lt;br /&gt;3-1 bardak süti tuz ve karabiberi de ekleyerek bir iki dakika kaynatın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-2395505889805434349?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/2395505889805434349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=2395505889805434349' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2395505889805434349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2395505889805434349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/02/lusyen-ve-mantar-corbas.html' title='Lüsyen ve Mantar Çorbası'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUf--pa01wI/AAAAAAAABik/i6PPDc_W1K0/s72-c/z2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-9019694375936161421</id><published>2011-01-31T14:45:00.004+02:00</published><updated>2011-01-31T14:56:26.787+02:00</updated><title type='text'>Salıncak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUavx0SHOSI/AAAAAAAABiM/rfLwmdpb6-E/s1600/salincak.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUavx0SHOSI/AAAAAAAABiM/rfLwmdpb6-E/s320/salincak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5568331259673262370" /&gt;&lt;/a&gt;Şimdilerde Yeniköy'de bir parkta ikamet eden, tekerlekleri kimbilir kaç senedir dönmemiş güzel salıncak. Ne zamandir gelip gidip fotoğrafını çekmek istiyordum senin. Eskici dükkanlarında yıllardır sahibini bekleyen ama ilgi çekmeyen ürünlerin şimdilerde moda olduğu gibi senin de modan gelecek mi yeniden İstanbul'a? Yeniden göyüzüne çıkarırcasına döndürecekmisin bizi kollarında? Oysa biz çoktandır bayram harçlıklarımızı hazırladık seni bekliyoruz bak, sıraya bile girdik bağırış çağırış. Sahi yoksa sen bizim evin önüne kadar gelen salıncak mısın? Eğer öyle ise seninle eskileri yad edecek ne çok şeyimiz var. Bana biraz beni anlatsan salıncak, zorlasam da tıkanıp kaldığım düğümleri açsan da anlatsan neler yaptık seneler seneler evvel seninle? Kapı kapı gezsen, kollarına sarıdığın bütün çocukları bulsan da anlatsan ne güzel olurdu be salıncak! Bayramlıklarımızı, pembe çantalarımızı anlatsan bize, kimlerin harçlık verdiğini, kimlerince mendil verip çocuk aklımızı üzdüğünü hatırlatsan bize. Sonra evin az aşağısında koca bir lünepark vardı ya hani şimdilerde kocaman bir market olan, çok üzüldü mü onu yıktıkları zaman? Sahi bir de pamuk helvacı olurdu ya yanında sana rakip. Azıcık paramızla helva yesek sana kavuşamazdık, sana kavuşşak helva diye ağlardık ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksimde kar atıştırdı bugün yürürken minik minik, eskicileri gezdim eski eski kokularla, çocuk olasım geldi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-9019694375936161421?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/9019694375936161421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=9019694375936161421' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/9019694375936161421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/9019694375936161421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/salncak.html' title='Salıncak'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUavx0SHOSI/AAAAAAAABiM/rfLwmdpb6-E/s72-c/salincak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-5270587432700062453</id><published>2011-01-26T14:23:00.004+02:00</published><updated>2011-01-26T14:25:51.315+02:00</updated><title type='text'>Kış akşamları ve Wallking Dead</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUASm_p7S6I/AAAAAAAABdE/gwLvVTKS7U0/s1600/2kis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUASm_p7S6I/AAAAAAAABdE/gwLvVTKS7U0/s320/2kis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566469600561548194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıllarda daha güzel diziler mi vardı bilinmez, her akşam eve gelmeyi iple çekerdik. Yemeğimizi yer, televizyonun basina kurulur başlardık arka arkaya izlemeye… Lost, Prison Break, 24, Nip Tuck, Supernational, Friends, My Wife And Kids, hem yurtdisinda hangi gün yayınlandıklarını takip edip yayınlanır yayınlanmaz seyreder, hem de birikenler arasında hangisini izleyeceğimize şaşırırdık. Bu sene de kış olunca bir müddet dizi aradık ne izleyeceğiz diye. Pazar akşamları Nip Tuck’ın son sezonu ile hemen arkasından Six Feet Under izlemeye başladık. Ama dizilere alışan hafta içi akşamlarımız bir türlü dolmuyordu. Ta ki bu pazar CNBC-e de başlayan Wallking Dead’i yakalayana kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 gun sonra ve 28 hafta sonra ile başlayan, Will Smith’in ‘’I am Lagent’’I ile devam eden ve benim hayatta en büyük korkumu farketmeme yol açan olayın bir de dizisini yapmışlar. 28 gün sonra filminde bir adam bir hastane odasında uyanıyor, tüm şehir yerle bir ve şehre bir virus yayılmış, tüm insanlar yaşayan bir ölüye dönüşmüşler. Bu ölülerin beslenebildiği tek kaynak ise bir canlı! Yani şehirde her an bir yaşayan ölü ile ısırılma ve onlara dönüşme korkusu ile birlikte yaşıyor ve onlardan kaçıyorsunuz. 28 hafta sonra ise bu filmin devamı, yani virüsten 28 hafta sonra tüm dünyada olanları konu aliyor. I am lagent ise bir başka versiyonu, bunda ise zombiler sadece geceleri ayaktalar ve Will Smith sadece gündüzleri dışarıda yemek, güvenlik ve temel ihtiyaçlarını arayıp, hava karardığı anda evine dönüp korku içinde yaşıyor. Ve elbette her versiyonda da hayatta kalanlar dünyanın her yerinde diğer hayatta kalanlar ile bir bağlantı kurmaya çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUASd4C_NLI/AAAAAAAABc8/N3Sv8zn6T2s/s1600/1kis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUASd4C_NLI/AAAAAAAABc8/N3Sv8zn6T2s/s320/1kis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566469443900355762" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece zombiler değil, dünyada bir gün hayatın kalmadığı, ama benim yalnız başıma uyandığım fikri çokça geceler rüyama bile girmiştir. Hayatta yalnızlıktan başka büyük korkusu olan var mı bilmiyorum, ama benim gerçekten yüzleşmem ve yaşamam gereken bir konu olduğunu biliyorum. Bana kalsa hem dizide hem de filmed hiç çaba sarfetmeden gidip bir zombiye kendimi ısıttırır kurtulurdum yalnızlıktan. Hani yalnız kalacağıma öleyim daha iyi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wallking Dead ise bunun diziye dönmüş bir hali. Bir polis memuru vuruluyor ve yoğun bakıma giriyor, uyandığında ise tüm dünya zombilerle dolmuş. Daha ilk bölümünde bizim evden tam not aldı, ve biz pazar gecelerini bekleyemeden dizinin diğer bölümlerini de hemen edindik. Dizi şu an birinci sezonu bitimiş ve ikinci sezon için 13 bölümlük bir anlaşma yapıp çekimlere başlamış durumda. Dileyenler için her pazar saat 23:00 de CNBC-e de, dileyenler için tüm bölümleri DVD’cide. Kış akşamlarınızı sürükleyici bir dizi ile geçirmek isteyenler için biçilmiş kaftan.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-5270587432700062453?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/5270587432700062453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=5270587432700062453' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5270587432700062453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5270587432700062453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/ks-aksamlar-ve-wallking-dead.html' title='Kış akşamları ve Wallking Dead'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TUASm_p7S6I/AAAAAAAABdE/gwLvVTKS7U0/s72-c/2kis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-8431602397755868872</id><published>2011-01-23T19:56:00.004+02:00</published><updated>2011-01-23T20:00:55.615+02:00</updated><title type='text'>Dostlarımız kendi seçtiğimiz kardeşlerimizdir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTxr3H3dH2I/AAAAAAAABc0/iwARPBYFxdg/s1600/3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTxr3H3dH2I/AAAAAAAABc0/iwARPBYFxdg/s320/3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5565441834271711074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pazar sabahı.. Kahvaltıdan hemen sonra bir gece onceki yorgunlugu üzerimden atabilecek tek şey olan kahvemi pişirmek istiyorum kahvaltıdan hemen sonra, bakıyorum ki kahve bitmiş, saysan iki kırıntı var kavanozda. Kolay değil bir gece önce tam oniki kişiydik bizim evimizde, bir telefonumuzla evimize gelen, zamansızlıktan dışarıdan söylediğimiz yemeği bizimle seve seve paylaşan, bir kısmı Ocak ayına inat yumuşacık bir gecede balkonda, bir kısmı mutfakta sigara içen, bir kısmı salonda bir minik kızla oyunlar oynayan… Tamam diyorum ben bir türk kahvesi yapayım o zaman ve bakır cezvemde ağır ağır pişerken şekersiz türk kahvem başlıyorum düşünmeye…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostları olmalı insanın hayatta, her neredeyseler bile sen çağırdığında seninle vakit geirmeyi isteyip bir telefonunla sana gelebilecek kadar yakın..Yoksa hayatta başka ne mutlu edeiblir ki seni? Şarap dolabında yeni aldığın şarapları açıp açıp kendin içeceksen ne tadı var o şarabın? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir makarna reklamıydı sanırım televizyonda ‘’dostlarımız kendi seçtiğimiz kardeşlerimizdir’’ diyordu üzerine basa basa. Herşeyden öte bir kızkardeşi olmalı insanın bir tane olsa bile yeter ya Allah’ın bize verdiği ya da bizim kendi seçtiğimiz. İstanbul’un bitmek tükenmek bilmeyen o en cehennem trafik saatinde seni çağırdığında düşünmeden yola çıktığın bir kızkardeşin yetmemeli sana. Evine yakin bir ev bakmalısın ona akşamüzeri sıcacık bir mercimek çorbasını bir sefertasına koyup terliklerinde ve üzerinde incecik bir şalınla kapısını çalamıyor olmak rahatsız etmeli seni. Ve sırf bu hayalini gerçekleştirmek için bıkmadan yorulmadan emlakçı emlakçı, ev ev gezmelisin onun için. Evin ne kadar dağınık, pis bile olsa onun sohbeti için bir telefon edebilmeli, kapında gördüğün zaman sarılıp ‘’iyiki varsın’’ diyebilmelisin.  Ya da çok moralin bozuk, modun düşük diyelim, yarım saat bir kahve içsen eve kahkahalarla dönmeni sağlayacak, moralin çok yerindeyken onun söylediği bir üzücü haberde derdini dert edinebilmelisin isteye isteye..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezdik tozduk, zamansız anlar, hesapsız günler yaşadık hayatlarımızda. Ama artık bugünden sonra çocuklarımızın ömür boyu ‘’teyze’’ diyeceği dostlar edinmeli, varsa da kıymetini bilmeliyiz. Yıllar geçtiğinde, paslı birer teneke kutuya dönüştüğünde ruhlarımız, herkes uzaktan bize imrenerek bakmalı, bizim yerimizde olmak için çaba sarfetmek istemeli gün be gün. Eski, paslı, yıpranmış da olsak, aynı bu fotoğraftaki gibi yakışıklı çıkmalıyız karelerde, çocuklarımızı dostluğumuza özendirmeli, onları kendilerine getirmeliyiz, aynı akşamki misafirlerimiz gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarın yepyeni bir hafta, erken kalkmak lazım. Tam sabah kahvesine geçtiğimizde ofisteysek toplanti odasına gitmeli, evdeysek güzel bir müzik açıp kızkardeşlerimizi aramalıyız, yalnız olmamak, ve yalnız olmadıklarını kulaklarına fısıldayabilmek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-8431602397755868872?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/8431602397755868872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=8431602397755868872' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8431602397755868872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8431602397755868872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/dostlarmz-kendi-sectigimiz.html' title='Dostlarımız kendi seçtiğimiz kardeşlerimizdir'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTxr3H3dH2I/AAAAAAAABc0/iwARPBYFxdg/s72-c/3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1443026444157679069</id><published>2011-01-21T11:21:00.007+02:00</published><updated>2011-01-21T14:15:27.261+02:00</updated><title type='text'>Ayranlı Tarhana Çorbası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTl3zMSJDsI/AAAAAAAABcs/FlZ4SqFJwhY/s1600/tarhana.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTl3zMSJDsI/AAAAAAAABcs/FlZ4SqFJwhY/s320/tarhana.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5564610535947308738" /&gt;&lt;/a&gt;Kar olmadan kış olur mu hiç, soğuk olmadan ısınmanın keyfini çıkarabilir miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen ayki Avrupa tatilimizde bir kez Almanya'da otobanda bir kez de Paris havaalanında bizi sabaha kadar mahsur edecek kadar çok kar vardı. Hayatımda hiç hissetmediğim kadar soğuk, bugüne kadar görmediğim kalınlıkta karlar vardı. Ama çocukluğumuzda İstanbul'da yağan kara o kadar hasrettim ki yetmedi bile bana. Oradayken hep İstanbul'a salonumun hemen önündeki çam ağacına karlar yağsa da evimde sıcak çorbamı içsem diye hayaller kurdum. &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/16818612.asp?gid=373"&gt;Şimdi meteoroloj uyarı yaptı önümüzdeki hafta İstanbul'da kar var diye. &lt;/a&gt; İstanbul'un karı anneannemin tabiri ile kedi karıdır, yağar ama tutmaz, tutsa da hemen erir, ama en azından camın önünde kar yağışını seyretmek beni çok ama çok mutlu edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili &lt;a href="http://acalya.blogspot.com/"&gt;Açalya'nın&lt;/a&gt; Facebookda actigi&lt;a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=306401537987"&gt; ''Hergun bir ev yemeği menüsü'&lt;/a&gt;' isimli sayfasi var. Bu sayfada üye olan herkes o gün evde kendi malzemeleri ile pişirdiği yemeklerini yazıyorlar. Böylece hergun bugun acaba ne pişirsem derdinden kurtuluyorsunz. Ben her sabah muhakkak bir kez ziyaret ediyorum, boylece hem yeni tarifler öğreniyor hem de değişik menüler oluşturabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çorbanın tarifi de bu sayfada, Açalya'nın yapip tarifini yayınladığı bir çorba. Açalya tarhanayı ayran ile islatmış, ne kadar değişik bir fikir. Bazen anne tariflerine değişiklik katmayı hiç düşünmüyoruz. Zaten annemin evinde tarhana hep birşeyler katilarak içilirdi, ekşimik, süt, yoğurt... Ama pişirmeden evvel su yerine ayranla ıslatmak tarhanaya çok ama çok güzel bir aroma katti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşallah güzelce kar yağar İstanbula, işe gidenleri trafikte zorlamayacak, evde kalanların da keyfine keyif katacak cinsten. Birer ayranlı tarhana pişirir içine köy ekmeği doğararız, önce tarhanamızı sıcak sıcak içer sonra dizlerimizde bir battaniye ile başlarız lapa lapa yağan karı seyretmeye..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayranlı tarhana&lt;br /&gt;1 su bardağı ayran&lt;br /&gt;1 su bardağı su&lt;br /&gt;3 yemek kaşığı tarhana&lt;br /&gt;1 adet küçük soğan&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı salça&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı zeytinyağ&lt;br /&gt;2 su bardağı su&lt;br /&gt;50 gr kıyma, tuz, karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-İlk önce kıymayı tuz ve karabiber ile yoğurup nohut büyüklüğünde toplar elde edin.&lt;br /&gt;2-Tarhanayı 1 su bardağı su, 1 su bardağı su karışımında karıştırarak eritin.&lt;br /&gt;3-Zeytinyağında rendelenmiş soğanları kavrun, salçayı da ekleyip karıştırın ve 2 su bardağı su ile sulandırın.&lt;br /&gt;4-Tarhanayı karıştırarak ekleyin, içine köfteleri de koyup 20 dakika kaynatın.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1443026444157679069?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1443026444157679069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1443026444157679069' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1443026444157679069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1443026444157679069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/ayranl-tarhana-corbas.html' title='Ayranlı Tarhana Çorbası'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTl3zMSJDsI/AAAAAAAABcs/FlZ4SqFJwhY/s72-c/tarhana.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4021132348774150326</id><published>2011-01-20T18:44:00.004+02:00</published><updated>2011-01-20T19:10:17.488+02:00</updated><title type='text'>Et sevmeyenleri kandırmak için patatesli ıspanaklı fırın köfte</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TThr4ZzNOJI/AAAAAAAABck/mfGt22YH9fM/s1600/kofte.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TThr4ZzNOJI/AAAAAAAABck/mfGt22YH9fM/s320/kofte.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5564315956358756498" /&gt;&lt;/a&gt;Bu tarif annem tarafından et sevmeyen ama vejeteryan olmayan birine et yedirme taktiklerinden sadece biridir. Kendisinin et yemediğim için yalvar yakar beni götürdüğü bir diyetisyenin bana göre manasız, ama et severlere göre oldukça yerinde olan uzun süreli bir konferansının sonucunda haftada 2 aksam kurubaklagil, 2 akşam balık, 2 akşam dolma ve 1 akşam tonbalığı yemeye mahkum edilmiş durumdayim. Zira annem her sabah telefon açıp bu akşama ne pişiriyordun diye sormakta, beni çeşitli halk hurafeleri ile tehdit etmekte, zorlandığı zamanlarda da duygu sömürüsü yapmaktadir.Hayatını roka, peynir ve domatesle geçirebilecek biri için bu duruma alışmak çok güç tabi ama anne hatridir, bilimsel gerçeklerdir deyip kendimi zorlamaktayim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Et severler okumasın- topraktan bitme otlar, sebzeler, meyveler kendi halinde dururlarken, bir zamanlar kırlarda bayırlarda hoplayıp zıplayan mutlu mesut yaşayan bir hayvanın yaşamına kurubaklagil dururken protein almak, pekmez dururken demir almak ya da sadece üzerine kekik ekleyip ekmek banmak fantezileri ile son veren bir sektörün ürünü olan kıymanın, yediğiniz zaman et kokmayan, lezzeti bana göre ''et kokmayan ama hayatımda olmasa da olur'' olan fırında pişmiş köftesidir bu fotoğraf.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Et sevmeyen ama yemek zorunda olanlara yegane kurtarici önerimdir. Beş gün gizli gizli marul yiyerek mutlu olabilir, bir gün balık yiyerek vicdanınızı rahatlatabilir, geri kalan yedinci gün de bu içinde ıspanak olduğu için sizi mutlu edecek köfte ile büyükleri ve doktorları memnun edeiblirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize sağlıklı günler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ispanak patates püreli fırın köfte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;köftesi için &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;350 gr kıyma&lt;br /&gt;1 adet kuru soğan&lt;br /&gt;1 adet yumurta&lt;br /&gt;1/4 bayat ekmek&lt;br /&gt;tuz, karabiber, kimyon&lt;br /&gt;1/2 demet maydanoz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;püresi için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 adet patates&lt;br /&gt;1/2 kg ince kıyılmış ıspanak&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı tereyağ&lt;br /&gt;1 çay bardağı süt&lt;br /&gt;tuz, karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Köfte için tüm malzemeleri yoğurun ve köfteleri mandalina büyüklüğünde toplar yapip ortalarını hafifçe bastırarak tepsiye disin, 200 derecede 30 dakika pişirin.&lt;br /&gt;2-Püre için patatesi haşlayın, süt ve tereyağ ekleyip karıştırırken, doğranmış ıspanakları da ekleyerek pişirin.&lt;br /&gt;3-Köfteleri fırından çıkarıp üzerlerine patatesleri ekleyip tekrar fırına verin&lt;br /&gt;4- 20 dakika daha pişirin servis edin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4021132348774150326?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4021132348774150326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4021132348774150326' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4021132348774150326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4021132348774150326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/et-sevmeyenleri-kandrmak-icin-patatesli.html' title='Et sevmeyenleri kandırmak için patatesli ıspanaklı fırın köfte'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TThr4ZzNOJI/AAAAAAAABck/mfGt22YH9fM/s72-c/kofte.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-9161465536881343796</id><published>2011-01-19T09:41:00.001+02:00</published><updated>2011-01-19T09:43:50.686+02:00</updated><title type='text'>Bakmak ve Görmek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTaV8utqi_I/AAAAAAAABaQ/U0XmPJDA66c/s1600/corba.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTaV8utqi_I/AAAAAAAABaQ/U0XmPJDA66c/s320/corba.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563799260227079154" /&gt;&lt;/a&gt;Annem gazetenin bir köşesinde okumuş; ‘’İran sınırında genç bir adam, hergün, günde iki kez ve aynı saatlerde bisikletinin önüne ve arkasına kum koyarak İran’a gecer ve geri dönermiş. Etraftaki kimse bu adamın kumları neden karş tarafa geçirdiğini bilmezmiş. Bazen iki bisiklete kum koyar yanyana bağlar karşıya geçer tek bisikletle dönermiş, bazen tam tersi tek bisiklet gidip iki bisiklet dönermiş ama bisikletlerin önü ve arasında hep kum olurmuş. Gel zaman git zaman meraklı mahalle halkı adamı gözlemlemeye başlamışlar. Dürbünle bakmışlar, kumu karıştırıp içine bakmışlar, kumundan birer avuç çalıp içinde ne var diye incelemişler , uyuşturucudan şühelenmişler fakat hiçbirşey bulamamışlar. Adam böyle senelerce kumları karşı tarafa taşımış durmuş. Seneler sonra bisikletli adama meraklı adamlardan biri başka bir şehirde rastalmış ve sormuş, demiş ki ‘’ çok merak ettik, kumundan çaldık, seni gözlemledik ama o kumları neden karşıya taşıdığını bir türlü öğrenemedik, seneler geçti zaten üzerinden, ne olur bu merakımı giderir misin?’’. ‘’Adam gülümsemiş ve açıklamış sırrını; ‘’Ben İran’a bisiklet kaçırıyorudum, halbuki siz kumdan başka hiçbir şeye bakmadınız ki!’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takıldığımız birşeyler var hayatta, onlara kanalize olmuşuz deiğerlerini, asıllarını göremiyoruz. Varsa yoksa kum var bazen hayatlarımızda, oysa ki sır kumu taşıyan bisiklette farkında mısınız? Bakıyoruz hayata uyuşturulmuş bir şekilde, ama görmüyoruz. Oysaki her an bir fotoğraf karesidir hayatta, her anın içinde apayrı bir ışık, derinlik, hikaye ve perspektif vardır, oysa basamıyoruz bile çoğu zaman deklanşöre…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıp görmediğimiz dostarımız tarafından inciniyoruz ya, suç onlarda mı yoksa bizim mühürlü gözlerimizde mi hiç düşündünüz mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gündür kış var İstanbul’da, hava buz, tam da akşamları kestane yiyip TV izlemelik. Ben de hergün yeni bir çorba yapıyorum soğuk evimi ısıtacak. Bu haftanın ilk çorbası bu, dumanı üzerinde, vitamin bol, tam bir kış çorbası baktığımızda, ama ya gördüklerimiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebze Çorbası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 adet kereviz&lt;br /&gt;1 adet kerevizin yaprakları&lt;br /&gt;2 adet havuç&lt;br /&gt;1 litre su&lt;br /&gt;1 litre tavuk suyu&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı yağ&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı un&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı salça&lt;br /&gt;1 adet limon suyu&lt;br /&gt;tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Kereviz ve havucu rendeleyip 1 litre suda 10 dakika kadar haşlayın.&lt;br /&gt;2- Sebzeleri süzün.&lt;br /&gt;3- Bir tencerede yağ ile unu kavurun ve salça ekleyin, yavaş yavaş tavuk suyunu ekleyin ve kaynatın.&lt;br /&gt;4- Ardından sebzeleri ve kereviz yapraklarını ekleyin, tuz ve limon da ekleyerek çorbayı bir iki kez kaynatıp altını kapatin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-9161465536881343796?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/9161465536881343796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=9161465536881343796' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/9161465536881343796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/9161465536881343796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/bakmak-ve-gormek.html' title='Bakmak ve Görmek'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTaV8utqi_I/AAAAAAAABaQ/U0XmPJDA66c/s72-c/corba.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-2648021369439211993</id><published>2011-01-17T18:23:00.005+02:00</published><updated>2011-01-17T23:47:20.522+02:00</updated><title type='text'>Benim Gözümden</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTRuPunZAUI/AAAAAAAABaA/YqFjE__dmh8/s1600/k20.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTRuPunZAUI/AAAAAAAABaA/YqFjE__dmh8/s320/k20.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563192656199745858" /&gt;&lt;/a&gt;Sesler, tatlar ve gözlerdir bizde iz bırakanlar.&lt;br /&gt;Bugüne kadar tatlar ile paylaştım, tatları yazdım sizle.&lt;br /&gt;Artık gördüklerimi de paylaşmaya, öykülerini yazmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;Bir Porsiyon Öykü'nün gözünden hayat sağ menüde, bölüm bölüm ayrılmış durumda. Dilerseniz bu yazıdan da ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/p/fotograflarm-cocuk.html"&gt;Çocuk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/p/fotograflarm-dugun.html"&gt;Düğün&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/p/fotograflarm-sokaktakiler.html"&gt;Sokaktakiler&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/p/fotograflarm-doga.html"&gt;Doğa&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/p/fotograflarm-yemek.html"&gt;Yemek&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatlar ve gözlerle birlikte ileride seslerle de paylaşmak dileği ile.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-2648021369439211993?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/2648021369439211993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=2648021369439211993' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2648021369439211993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2648021369439211993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/benim-gozumden.html' title='Benim Gözümden'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTRuPunZAUI/AAAAAAAABaA/YqFjE__dmh8/s72-c/k20.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-8531134090066103</id><published>2011-01-14T18:41:00.003+02:00</published><updated>2011-01-17T09:34:56.851+02:00</updated><title type='text'>Bugünü Yaşamak</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTB8z-GOiXI/AAAAAAAABPw/_NINUvciQTQ/s1600/turkkahvesi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTB8z-GOiXI/AAAAAAAABPw/_NINUvciQTQ/s320/turkkahvesi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5562082772086851954" /&gt;&lt;/a&gt;Unutmuyoruz geçmişi, bize mutluluk verse de acı verse de… Ne kadar güzel şeyler yapmış olursak olalım hayatta, insanların aklında istemeden de olsa onları kırdığımız, acıttığımız davranışlarla akılda kalıyoruz nedense. Oysa geçen akşam eşimle izlediğimiz bir filmde duyduğum bir söz var duvarlarıma, defterlerime yazmak istediğim; ‘’Geçmişte doğru şeyler yapmamış olabilirim, ama yarın daha güzellerini yapabileceğimi biliyorum’’ Bu kadar aslında hayat, geçmiş adı üstünde geçmiş bitmiş, bugun var yaşamamız gereken, bir de yarin var hazırlanmamız, planlamamız gereken, ama biz geçmişte o sözde o olaydayız nedense.  Olgun insanlar unutuyorlar, affediyorlar, şans veriyorlar, önlerine bakıp devam ediyorlar, ama diğerleri hani nasil derler takılmış plak gibi aynı şeyi düşünüp, aynı şeyi telaffuz ederek yaşıyorlar hayatlarını. Oysa ki konuştuğumuz kadarız aslında, başımıza gelenlerle değil, başımıza gelenlere verdiğimiz tepkiler, sergilediğimiz tavırlar ile anılmıyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki bilge, karşı cinsle ilişkinin, hatta temasin yasak olduğu iki bilge yolda yürüyorlar, derenin kenarında karşıdan karşıya geçemeyen bir kız görüyorlar. Kız bilgenin birinden yardım istiyor, bilge de kızı kucağına alıp karşıya geçiriyor. Kız teşekkür ediyor , iki bilge yollarına devam ediyorlar. Gel zaman git zaman saatler sonra diğeri soruyor kıza yardım eden bilgeye; ‘’Bizim bir kadına dokunmamız yasak değil miyidi?’’ Bilge olgunlukla cevap veriyor. ‘’Mirim’’ diyor, ‘’Ben kızı kucağıma aldım, karşıya geçirdim, ve yoluma devam ettim, oysaki saatler geçti senin aklın hala orada’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar güzel açıklıyor bazı şeyleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi, bedenimizi, ruhumuzu, kendimizi oluşturan şeyler düşüncelerimiz, duygularımız ve bu ikisi ile birlikte ortaya çıkardığımız davranışlarımızdır. Ne düşünüyorsak oyuz, ne hissediyorsak oyuz, nasıl davranıyorsak oyuz. Komşunun kızını çekiştirip, iki saat sonra bir dilenciye yardım ederek iyi niyetli biri olduğumuzdan söz edemeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş olsun evlerimizde bu hafta sonu, kahve fincanlarımıza yansısın. Cumayı perşembeyi unutalım, cumartesiyi pazarı yaşayalım hakkını vererek. Eğer yaşamaz isek pazartesi günü cumartesiyi düşünmek ve hayıflanmak zorunda kalacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-8531134090066103?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/8531134090066103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=8531134090066103' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8531134090066103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8531134090066103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/bugunu-yasamak.html' title='Bugünü Yaşamak'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TTB8z-GOiXI/AAAAAAAABPw/_NINUvciQTQ/s72-c/turkkahvesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7508664138687900799</id><published>2011-01-14T09:12:00.007+02:00</published><updated>2011-01-14T09:34:20.496+02:00</updated><title type='text'>Hindistancevizli Brüksel Lahanası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TS_639vJwrI/AAAAAAAABPQ/62PtRNWn4HQ/s1600/IMG_2371.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TS_639vJwrI/AAAAAAAABPQ/62PtRNWn4HQ/s320/IMG_2371.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561939904197935794" /&gt;&lt;/a&gt;Bu lahanaların adı neden Bruksel Lahanası bilmiyorum. Bruksele kadar gidip kendisini hiçbiryerde görmüşlüğüm yok, henüz hiçbir yerde de ''Brüksel usulu lahana'' tarifi de okumadim, bilen varsa beni bilgilendirsin lutfen. Okuduğum kadarı ile eskiden, çok eskiden et yemeklerinin yanına garnitür olarak yapılırmış. Bir dönem ilgi azalmış ve beğenilmemiş, kendisi de birkaç yüzyıl kadar ortalardan yokolmuş. Oysaki tadı, rahiyası o kadar güzel ki bana göre, birçok insanı pişerken çıkardığı koku rahatsız eder, ben başında durur koklarım pişerken. Üstelik minik olması da pek bir şirin, hem pişerken, hem servis ederken çok estetik duruyor, hem de fotoğrafını çekerken çok fotojenik. Brüksel lahanasının bu kadar pozitif özelliği olunca ben onu evime sokmadan duramıyorum tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TS_7GaaUS-I/AAAAAAAABPo/H5El3BWJ27Y/s1600/IMG_2380.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TS_7GaaUS-I/AAAAAAAABPo/H5El3BWJ27Y/s320/IMG_2380.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561940152413342690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TS_7Cg0AK2I/AAAAAAAABPg/gWmMWevEqtY/s1600/IMG_2366.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TS_7Cg0AK2I/AAAAAAAABPg/gWmMWevEqtY/s320/IMG_2366.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561940085412211554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TS_6_Fz5fAI/AAAAAAAABPY/WHj0ZvG1xyw/s1600/Untitled-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TS_6_Fz5fAI/AAAAAAAABPY/WHj0ZvG1xyw/s320/Untitled-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5561940026624408578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene tereyağlı ve pastırmalı olarak çok pişirdim. Rendelerip salatasını yaptım, salçalı yemeğini yaptım ta ki bu denenemeyi yapana kadar. Benim damak tadıma en çok yakışan tarif bu oldu, hepsini birden yiyip bitiriverdim, bugun tekrar alıp pişirmek istiyorum. Tarifi hiçbir yerde okumadim, tamamen kendi uydurmamdır. Pişirirken aklıma geldi ekledim de ekledim, hatta simdiye kadar uydurmaca olarak yaptigim en guzel yemek oldu diyebilirim.&lt;br /&gt;Güzelce pişmiş bir antirikotun yanında garnitur, bir davat sofrasında ara yemek, ya da bir sebzeseverseniz benim gibi yanında kızarmış köy ekmeği ile başlıbaşına bir öğün olarak tüketilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hindistancevizli Brüksel Lahanası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;250 gr brüksel lahanası&lt;br /&gt;1 küçük diş sarımsak&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı zeytinyağ&lt;br /&gt;1 çay bardağı süt&lt;br /&gt;2 tatlı kaşığı hindistancevizi&lt;br /&gt;1/2 limon suyu&lt;br /&gt;tuz, taze çekilmiş karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Brüksel Lahanalarını dışlarındaki yapraklarını soyup enine keserek ayıklayın ve yıkayın.&lt;br /&gt;2-Bir tavada ve yüksek ateşte sarımsak ile birlikte brüksel lahanalarını hızlı hızlı çevirerek kavurun.&lt;br /&gt;3-Lahanaların renkleri sararıp kızardıktan sonra altını kısıp sütü ekleyin, hindistan cevizini ekleyin ve karıştırın.&lt;br /&gt;4-Sütü çekern lahananın altını kapatın, tuz ve kararbiber ekleyerek servis edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7508664138687900799?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7508664138687900799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7508664138687900799' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7508664138687900799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7508664138687900799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/hindistancevizli-bruksel-lahanas.html' title='Hindistancevizli Brüksel Lahanası'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TS_639vJwrI/AAAAAAAABPQ/62PtRNWn4HQ/s72-c/IMG_2371.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7138992684433491542</id><published>2011-01-11T11:39:00.004+02:00</published><updated>2011-01-11T11:45:02.597+02:00</updated><title type='text'>Kahve Tadımının Püf Noktaları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSwlZi4ltDI/AAAAAAAABNw/beD4ybKz-MI/s1600/kahve2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSwlZi4ltDI/AAAAAAAABNw/beD4ybKz-MI/s320/kahve2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560860760686834738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü sevgili &lt;a href="http://www.zeynepinevi.com/"&gt;Zeynep’in&lt;/a&gt; organizasyonu ile sabah kahvemzi içmek ve kısacik zamanda kahve hakkında pek çok keyifli detay öğrenmek üzere Galatasaray’daki Starbucks’da idik. Ben ilk blog bulusmamis gerçekleştirdim, güleryüzlü, yetenekli, sohbeti doyumsuz 9 güzel insanla tanistim. Damağim kahve tadımını öğrendi, gözlerim güzel fotoğraflar gördü, kulaklarım güzel sohbetlerle pasini sildi ve bir tekrarını en kisa zamanda tekrarlama dilekleri ile aklim bu güzel insanlarda kaldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Starbucks 2003 de geldik İstanbul’a dedi, ben 1997 senesinde güzel kahve içebilmek için Carusel’in en alt katinda, atli karincanin hemen yanındaki cafede, canli piyano dinleyerek French Press'de kahve içmeye gittiğimi hatiladim. Ne fitre kahveyi biliyordum o zamanlar, ne esspressoyu, bir tek French Vanilya vardi Pressde, ben de hep ondan içerdim. O zamanlardan bu yana 13 sene geçmiş, benim de kahve tutkum gelişmiş, oturmuş ve bir alışkanlığa dönüşmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde evimde kahvenin her türlüsü hazirlamak için makinelerim, gerekli malzemelerim var. Pazar günü öğrendiklerimle de bilgilerim, damak zevkim daha çok gelişti, beni mutlu etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSwldzV0GHI/AAAAAAAABN4/KFTlkxr_P80/s1600/kahve.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSwldzV0GHI/AAAAAAAABN4/KFTlkxr_P80/s320/kahve.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560860833823856754" /&gt;&lt;/a&gt;İlk saatlerde kahveyi elimizle üzerini kapatarak koklamayı öğrendik. Kahvenin yetişen bölgeye gore, o bölgedeki tüm kokuları çekirdeklerinin içine çektiğini ve bu sayede doğal bir aromalarının olduğunu öğrendim.  Latin Amerikada yetişen kahve çekirdeklerinin kakao koktuğunu, bu yüzden yanında kakaolu kek ya da çikolata yemenin o kahvenin tadımında yarattığı değişiklikleri tadarak deneyimledik. Yine Afrika Kahvelerinin portakal mandalina tadında aromalar içerdiğini limonlu kek yiyerek farkettik. Asya Kahvelerinin de toprak, kum gibi koktuğunu ve daha sert olduğunu öğrendik. Benim her zaman Starbucks’da tercih ettiğim ve evime de aldigim Sumatra Kahvesinin Asya Kahvesi olduğunu , en güzel lezzetini de peynir ve zeytinyağlı dolma yiyerek alabildiğini öğrendim ve eve gelir gelmez ilk yaptigim kahve demleyip peynir ile yemek oldu.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Starbucks’ın ana politikasinin evimiz ve işyerimizden sonra gidebileceiğimiz bir ortam yaratmak olduğu için bu politikalarini ‘’Üçüncü Durak’’ olarak nitelendirdiklerini öğrendiğim an diğer cafelere sadece birşeyler içmek ve yemek için gittiğimi, Starbucks’a ise evde okuduğum kitabın devamını orada okumak isteyebileceğim kadar sıcak hissettmemin sebebini de öğrenmiş oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sizlere kahveden alabileceiğiniz lezzeti daha da arttirmanin yollarını anlatacagim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bardak siyah kahvesi şekersiz ve sütsüz olarak alın ve burnunuza yaklaştirirp elinizle de bardağın üzerini kapatarak tüm kokuyu içinize çekin. Kakao, turunçgiller ya da topraktan birini hisedeceksiniz, buna gore bir yiyecek daha alın yanınıza. Önce kahveyi hiçbirşey yemeden dudaklarınız ile höpürdeterek içinize çekin ki kahve bu basınçla damla damla dilimizin her yerine püskürsün. Ağzınız kuruyor ise asiditesi düşük, eğer ağzınız sulanıyor ise asiditesi yüksek bie kahve içiyorsunuz demektir. Sonra kahvenize uygun yiyecekten bir dilim atin agziniza ve tekrar bir yudum daha için, böylece kahveden aldığınız lezzet farkını hissedeceksiniz. Unutmayın, bütün Starbucks calisanları hangi kahveyi içiyorsaniz size ona uygun yiyecek önerebilecek kadar bilgili ve hevesliler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili &lt;a href="http://www.zeynepinevi.com/"&gt;Zeynep’e&lt;/a&gt; bu organizasyonundan dolayı bir kez daha teşekkür ediyor, yeni tanıştığım blog dostlarına da sevgilerimi iletiyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7138992684433491542?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7138992684433491542/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7138992684433491542' title='19 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7138992684433491542'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7138992684433491542'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/kahve-tadmnn-puf-noktalar.html' title='Kahve Tadımının Püf Noktaları'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSwlZi4ltDI/AAAAAAAABNw/beD4ybKz-MI/s72-c/kahve2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1322478207076657849</id><published>2011-01-09T23:35:00.004+02:00</published><updated>2011-01-09T23:58:48.834+02:00</updated><title type='text'>Mantar Salatası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSouxfogm8I/AAAAAAAABNo/T1ufOO4ZFBI/s1600/mantar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSouxfogm8I/AAAAAAAABNo/T1ufOO4ZFBI/s320/mantar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560308117782174658" /&gt;&lt;/a&gt;Dün sabah erken kalkmakktan erken yol almaktan konustuk eşimle. Bu hafta sonu ev-sahil rutinlerinde gecen hafta sonlarımızdan farklı her iki gunu de dolu dlu yaşadığımız, gezdiğimiz ve bu uğurda da erken kalktığımız bir hafta sonu oldu. Sabahları öğlenlere kadar uyuyan biri olmadım hiç, ama ne kadar erken kalkarsam kalkayım uzun kahvaltı sofralarını ve radyo yanında gazete keyiflerini ve bunlarla yapılan miskinliği hep sevmişimdir. Fakat bu hafta sonu iki gün de yataktan kalkar kalkmaz disari firladik hemen. Dedim ya kalkınca konustuk diye eskiden ne çok erken kalktığımızı.. Mesela ben dedim konuşurken, dershaneye giderken hafta içi her sabah 06:30 da kalkıp sabah 07:00 de 2 km yol yuruyerek matematik hocamla birlikte dershaneye giderdim. Yol boyu gündemden, yazarlardan edebiyattan en çok da matematikten sohbet eder, bu sohbetimizi de sabah 08:00 de vardigimiz dersanenin cafesinde iki adet tereyağlı poğaça-kavhe eşliğinde ders başlayana kadar sürdürürdük. Daha mı gençtik, daha mı enerjik bilmiyorum ama bir sabah bile geç kalkmaz, bir sabah bile şikayet etmezdim bu duruma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde ise sabah 06:30 da uyansam diyorum, iki tereyağlı poğaça yiyemesem bile bir kahve içsem, gazete okusam sabah 08:00 e kadar, geri kalan zamanlarda neler yapar neler sığdırırım hayatıma ama olmuyor. Ne kadar zorlasam sabah 08:00 den evvel kalkamıyorum yataktan. Tereyağlı poğaçayı da kahvaltımdan çıkarıp yerine çavdar ekmeği ile light peynir eklediğim o kadar uzun zaman olmuştur ki, bir yudum poğaça yesem akşama kadar midem ağrır herhalde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Poğaçaların yerini çavdar ekmeği aldığı gibi, ana öğünlerde de hep hafif yemekler yer alıyor tabiki. Öyle eskisi gibi hamburger üzerine cips üzerine çikolata yemeyeli de yillar oldu, hani bir dilim pizza yesem ertesi sabah 1 kilo fazla çıkacak gibi metabolizmam, ağır ve narin, hatta alıngan... Bu durumda yeni tarifler, yeni denemeler olmadan da edemiyor tabi mutfağım. Hele ki kışın domatezsiz patlıcansız, taze otsuz kalınca ana yemeğin yanında birşeyler yaratmak o kadar zolaşıyor ki benim için, bazen çok sevdiğim kereviz, pırasa, lahanadan bile sıkılıyor insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Bu salata geçen akşam annemin mangal yanına yaptığı salatalardan biri. Hazırlaması pratik, bir o kadar da lezzetli ve doyurucu. Malzemelerinin de hazır, konserve olarak bulunuyor olması işi daha da pratikleştiriyor tabi. Farklı salatalar arayanlara alternatif olması dileği ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantar salatası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 kavanoz mantar konservesi (dilerseniz, taze mantar alip haşlayarak da yapabilirsiniz)&lt;br /&gt;1/2 kavanoz doğranmış yeşil zeytin&lt;br /&gt;1/2 kavanoz doğranmış siyah zeytin&lt;br /&gt;1/2 kavanoz doğranmış közlenmiş kırmızı biber (Yine mevsiminde kırmızı biberi közleyerek de yapabilirsiniz)&lt;br /&gt;Doğranmış dereotu ve maydanoz&lt;br /&gt;Zeytinyağ, limon tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm malzemeleri derince bir kapta karıştırın ve aromalarının brbirine geçmesi için en az yarim saat beklettikten sonra servis edin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1322478207076657849?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1322478207076657849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1322478207076657849' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1322478207076657849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1322478207076657849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/mantar-salatas.html' title='Mantar Salatası'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSouxfogm8I/AAAAAAAABNo/T1ufOO4ZFBI/s72-c/mantar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4609538661976205592</id><published>2011-01-07T19:43:00.004+02:00</published><updated>2011-01-07T19:56:07.434+02:00</updated><title type='text'>Mutlu Haftasonları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSdTVB3LpgI/AAAAAAAABNY/NL7O4ur9zq0/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSdTVB3LpgI/AAAAAAAABNY/NL7O4ur9zq0/s320/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559503885754410498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu bir haftasonu geçirmek istiyorum.&lt;br /&gt;Cuma akşamı adı sanı duyulmamış bir filmden alınan beklenmedik bir keyif kadar keyif, &lt;br /&gt;Cumartesi erken kalkıp geç yatılan günlerin bitmek bilmeyen zamanlar kadar enerji,&lt;br /&gt;Pazar günü ise uzun uzun okunan gazetelerin verdiği sakinlik kadar huzur istiyorum.&lt;br /&gt;Aynen bu fotoğraftaki renkler kadar cıvıl cıvıl geçsin istiyorum.&lt;br /&gt;Çünkü yıllardır başbaşa kalınamayan, çok uzak yollardan gelmiş kuzenle geçirdiğim bir öğleden sonrasının neşesi var içimde.&lt;br /&gt;Çünkü ne zamandır arayıp bulamadığım fotoğraf çerçevesini bulup bana gönderen bir dostun yarattığı mutluluk var evimde.&lt;br /&gt;Çünkü iki koca günü sevgilimle geçireceğim, ve hala cuma akşamında olduğumuz için duyduğum bir heves var gözlerimde.&lt;br /&gt;Çünkü önümüzdeki hafta için nefis enerjiler toplamam gerek.&lt;br /&gt;Tarifsiz bir mutluluk var içimde.Alenen çağırıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize bu fotoğrafın sizlerde hissettirdiği gibi zamanlar dilerim kocaman güneşli İstanbul haftasonunda,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4609538661976205592?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4609538661976205592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4609538661976205592' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4609538661976205592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4609538661976205592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/mutlu-haftasonlar.html' title='Mutlu Haftasonları'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSdTVB3LpgI/AAAAAAAABNY/NL7O4ur9zq0/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-9110164042273746341</id><published>2011-01-06T20:17:00.002+02:00</published><updated>2011-01-06T20:19:54.632+02:00</updated><title type='text'>İki Şekerli</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSYHcLAiW3I/AAAAAAAABNI/g7hCErCL-b8/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSYHcLAiW3I/AAAAAAAABNI/g7hCErCL-b8/s320/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5559138970608229234" /&gt;&lt;/a&gt;İki şekerli çay gibiyim bugünlerde. Bir azaltsam şekeri tadı tuzu kalmayacak çayın, ama iki şekerle de zorlama gibi oluyorsun be hayat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senelerce okurdum ben uzun sene çalışanların iş hayatını bıraktıktan sonra türlü türlü hastalıklara sahip olduğunu. Çünkü bu düzende çalışmıyoruz bzler aslında, enerjimizin son damlasını da verip uyuyoruz bir sonraki güne. Projeler, deadlinelar, sorumluluklar derken haftalar, aylar nasil geçiyor anlamiyoruz. Bir kahve sohbetinde kar yağmayacak mı diye konuşurken, bir başka kahveyi taze bahar dallarının altında içiyoruz. Tempo böyle olunca ağrı eşiğimiz de yükseldikçe yükseliyor bence. Baş ağrısı ile uyanıyoruz örneğin, ama işe gitmeyip dinlenmek ne mümkün, bir koyu kahve bir ağrı kesici ile başlıyoruz güne sonra bir bakıyoruz ki baş ağrımızı farketmeyecek kadar başka şeylere konsantreyiz aslinda. Gripleri ayakla, boyun ağrılarını masajla geçirmeye çalışıyoruz. Vücudumuz çalıştıkça çalışıyor, hiç dinlenmeden, yorulmadan. Sonra işi bırakıyoruz birden, ve  bu tempoya alışkın bedenlerimiz hastalanıveriyor aniden. Önceleri hala işe gidiyor gibi çalıştırıyoruz algılarımızı, erken kalkıp yapmak istediğimiz birsürü şeyi ardarda koyuyoruz 24 saatte, sonra bakıyoruz ki günler çok uzun bir günlük işi bir haftaya yaymaya başlıyoruz. Sonra senelerin verdiği duruş bozuklukları, ilgilenmediğimiz dişlerimiz, farketmediğimiz karın ağrılarımız bir bir çıkıyor karşımıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben işten çıktığımdan beri hatsayım, birgün oram birgün buram ağrıyor. Hiçbiri de şımarıklık, depresyon ağrısı değil yanlış anlamayın, herbiri doktorlu raporlu ilaçlı tedavili.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011 e enerjim çok düşük başladım ben. Resimdeki gibi iki şekerli bir ruhum, ama tek şekere emreden gönlüm var bu aralar. Hava da tam bu duruma uygun aksi gibi, adım atmadan battaniye altında günler geçirtecek cinsten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişecek ama değişmeli dedim, her kadın gibi saçlardan başladım değişikliğe dün akşamüzeri. Günlerden sonra bugun evden çıkıp Nişantaşını turladım yeni mantomla. Saatimi diger koluma taktım beş dakikada bir aklım koluma gitsin algımı değiştireyim diye. Kahvemi her zamankinden farklı söyledim, yemeğimi değişik… Hafta sonu sohbetinin bitmesini istemediğim dostlar gelecek yemeğe, hiç pişirmediklerimi pişirmek istiyorum uzun uzun… Yatağın diğer tarafında uyumak, sabah çay demlemeden yüzümü yıkamak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rutindeki tek bir değişikliğin huzursuzluk yarattığı bu bünyeye tüm bunlar çok ağır gelmesin?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-9110164042273746341?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/9110164042273746341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=9110164042273746341' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/9110164042273746341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/9110164042273746341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/iki-sekerli.html' title='İki Şekerli'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSYHcLAiW3I/AAAAAAAABNI/g7hCErCL-b8/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1308568155521618088</id><published>2011-01-03T20:55:00.001+02:00</published><updated>2011-01-03T20:57:54.699+02:00</updated><title type='text'>Kelebek Etkisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSIb9wTKQxI/AAAAAAAABMg/woFJuVQNdZ8/s1600/brokoli.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSIb9wTKQxI/AAAAAAAABMg/woFJuVQNdZ8/s320/brokoli.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558035637879849746" /&gt;&lt;/a&gt;Yilbasinini karşılamak için saçıma fön çektirmeye kuafördeyim. Saat sabahım koru, çünkü ben kuaförden sonra fizik tedaviye, ardından hazırlıklar için anneme gideceğim, erken kalktım erken kalkan yol alır diye. Düz seviyorum herşeyi, kıyafetlerimi, eşyalarımı, saçımı, bu yüzden düz fön çektiriyorum hep, ama kuaförüm bugün yılbaşı maşa yapalım dedi. Peki dedim, nasilsa evdeyim, saçım öyle içime sinmeyen bir şekilde olsa da ne farkeder, çok istediğim bir plan 2 gün once iptal olmuş, ben son anda annemmlerin ev partisine dahil etmisim kendimi, içim bir huzursuz, saçım istediğim gibi olmasa ne olur? Mutsuz değilim, içimde yeni yılı karşılayacağım için bir coşku, yanımda akşam giymeyi planladığım özendiğim kıyafetler ama içim öyle planım iptal olmadan önceki gbi kıpır kıpır değil. Neyse kuaför başlıyor maşa yapmaya, ben elimde deli gibi angry birds oynuyorum, derken kafamı bir kaldırıyorum ki saçım az sonra TRT’nin yılbaşı çekimine katılacakmışım gibi, sanki birileri içeride tuvaletimi ütülüyor.  Çok güzel oldu diyor kuaför, nasilsa akşama kadar düşecek bu saç, iyi de buradan hastaneye gideceğim, hiç acı çeken bir hasta gibi duruyor muyum ben? Durmak zorunda miyim onu da bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabama biniyorum, aksi gibi benzin lambasi yanıyor, ah bir de bu saçla benzin mi alacağım? Neyse hastaneye varıyorum. Hergün benimle ilgilenen bir fizyoterapist var, ismi Özlem. Daha asansörden iniyorum ki saçlarınız diyor, saçlarınız ne kadar güzel olmuş. Teşekkür edip yatıyorum yatağa. Özlem henüz 6 aylık evli, çok cici, çok enerjik bir kız. En büyük hayali liseden beri açmak istediği pasta dükkanı. Pastacılık kursuna gitmek istemiş lise ikinci sinifta , ama parası yetmemiş gidememiş. Olanlar, olmayanlar, istekler derken hayat onu benimle aynı hastanede karşılaşmaya kadar getirmiş.Bu sene de eşi ona bir milli piyango bileti almış, verirken de eğer büyük ikramiye onlara çıkarsa cuma akşamları seyrettikleri bir dizide çok beğendiği evi yaptırmak yerine Özlem’in istediği pasta dükkanını açmaya söz vermiş.  Benim kurabiye ve cupcake süslediğimi öğrendiğinden beri ayrı bir meraklı bana, soruyor, bakıyor öğrenmeye çalışıyor. Zeynep Hanım diyor bana, biliyor musunuz eğer ikramiye bana çıkarsa eşim istediğim dükkanı bana açacak, o zaman dükkanıma gelip kahve içer misiniz pastalarımla birlikte? İçmez miyim Özlemciğim diyorum seve seve…  Fakat Özlem bunları söylerken halsiz, mutsuz, içi aynı benim gibi tek eksik ‘’kıpır kıpır değil’’ Grip oldum Zeynep Hanım diyor, eşimle geçireceğim ilk yılbaşında grip oldum. Akşam da bir rezervasyonumuz var ama buradan eve bile gidebilecek miyim bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seans bitiyor, iyi dileklerimizi iletiyoruz birbirimize ve ben hastaneden ayrılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılın ilk pazartesisi, ilk seansı bugün yine hastanedeyim. İçeri bir giriyorum ki Özlem bir afet olmuş. Bir göz kalemi, bir ruj insanı bu denli değiştirir mi diye hayretler içerisindeyim ki asıl farketmediğim Özlem’in gülen gözlerinin enerjisi onu bu denli güzelleştiren. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma günü sizden sonra eve gittim diyor Özlem, eşimin işyerinde toplantısı uzamış rezervasyonumuz iptal oldu. Aklıma saçlarınız geldi. Birden bir enerji geldi ki bana sormayın, hemen gittim kuaföre saçlarımı yatırmaya, bir kıyafet bir makyaj ki sormayın, öyle güzelleştim ki… Eve geilp yemek hazırladım hemen, sonra birsürü mum yaktım güzel evimize ve eşimle ilk yılbaşımızı başbaşa, televizyon bile açmadan kutladık, unutamayacağım bir gece yaşadım. Tüm bunlara sebep sizin o güzel saçlarınız sze çok teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi davranışımızla, neye sebebiyet vereceğimizi bilmiyoruz elbet. Ama ne kadar ‘’güzel’’, ne kadar pozitif olursak, içimizdeki güzelliği o kadar çok yayar, mutlu insanların sayısını o kadar çok arttrırız. Kelebek etkisini tartışmıştık dün eşimle, ben yarın seansa en güzel kıyafetlerimi giyip gideceğim Özlemden bugün aldığım enerjiyle,bundan güzel örnek olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmediğimiz bir zincirin, adsız halkalarıyız biz. Ne yapsak bir diğerine sebebiyet veriyori sıkıca başlanıyor ve dünü oluşturuyoruz. Geriye dönüp baktığımızda gülümseyebileceğimiz zincirler olmalı hep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılın ilk tarifi de yeni yıl soframızdan. Çok methini duymuştum, yapilirken görme ve tatma şansına eriştim sonunda. Tam mevsimi brokolinin, kaçırmayın deri. Haa bir de brokoli aldığınız manava gülümseyip iyi seneler dilemeyi unutmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1/ kg brokoli&lt;br /&gt;¼ kg çarliston biber&lt;br /&gt;½ çay bardağı zeytinyağ&lt;br /&gt;2 diş sarımsak&lt;br /&gt;Tuz, karabiber, pulbiber&lt;br /&gt;Dövülmüş ceviz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brokolileri tuzlu suda haşlayın. Haşanırken biberleri minik minik doğrayın ve zeytinyağında sarımsak ile birlikte soteleyin. Ardından haşlanmış brokoileri de ekleyip pişirn. Servis tabağına alıp üzerine tuz, karabiber, pul biber ve en son çekilmiş ceviz ekleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1308568155521618088?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1308568155521618088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1308568155521618088' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1308568155521618088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1308568155521618088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2011/01/kelebek-etkisi.html' title='Kelebek Etkisi'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TSIb9wTKQxI/AAAAAAAABMg/woFJuVQNdZ8/s72-c/brokoli.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-3117853525306444518</id><published>2010-12-30T17:14:00.010+02:00</published><updated>2010-12-30T17:23:05.969+02:00</updated><title type='text'>Huzurla, Sağlıkla..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyi26G3-DI/AAAAAAAABMI/YHUvZmi7VdM/s1600/IMG_1828.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyi26G3-DI/AAAAAAAABMI/YHUvZmi7VdM/s320/IMG_1828.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556495104463075378" /&gt;&lt;/a&gt;Çocukluğumuzdan beri fotoğraflardaki gibi bir yilbaşı hayali kurduk biliyorum. Biraz kartpostallardaki, biraz da filmlerdeki gibi… Kocaman buyuk bahçeli bir evimiz olsa, etraf bembeyaz kar. Öyleki kar yağmış durmuş, biz çıkıp evimizi bahçemizi süslüyoruz rengarenk ışıklarla. Akşamüzeri oluyor, içeriden çıtır çıtır sesi gelen bir şöminenin yanında ısınıyor, ardından tekrar yağmaya başlan karı camdan dışarı bakarak izliyoruz. Müziğimiz, kocaman soframız, sevdiğimiz dostlarımız yanıbaşımızda. Yeni yılın ilk şarabını bahçedeki karların üzerinde içiyor, sevinçten soğuğu bile hissedemiyor ruhumuz…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eminim şu an kuzey Avrupada yaşayan tüm blogcuların bloglarını süslüyordur bu fotoğraflar, bir bilseler ne kadar şanslılar… Bizde de uyarı yaptı meteoroloji yılbaşında kar var diye, ama eminim yağacak kar hani eskiden anneannenim dedigi gibi yağıp giden, hiç tutmayan ‘’kedi karlarından’’ fazlası olmayacak. Tutmasa da yağar belki, evlerimizdeysek güzel camlarımızdan, dışarıdaysak da güzelim şehrin ışıkları altında seyrederiz diye hayal kuruyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiN_phqCI/AAAAAAAABLo/-deUvrC6byA/s1600/IMG_1840.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiN_phqCI/AAAAAAAABLo/-deUvrC6byA/s320/IMG_1840.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556494401575954466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiJIjhXqI/AAAAAAAABLg/DmZ4QV__8O8/s1600/IMG_1839.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiJIjhXqI/AAAAAAAABLg/DmZ4QV__8O8/s320/IMG_1839.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556494318067343010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiFyy3xmI/AAAAAAAABLY/hBiwbfWCqcU/s1600/IMG_1830.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiFyy3xmI/AAAAAAAABLY/hBiwbfWCqcU/s320/IMG_1830.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556494260686538338" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiSt1OIMI/AAAAAAAABLw/xjD2oGjlzFA/s1600/IMG_1841.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiSt1OIMI/AAAAAAAABLw/xjD2oGjlzFA/s320/IMG_1841.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556494482692513986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıl gelirken ne çok şey yazılıp çiziliyor hakkında.. Dilekler, istekler, beklentiler, hayaller, umutlar… Benim de var elbet birsürü dileğim isteğim yeni yıldan, ama biliyorum ki bunları yeni yil değil ancak ben getirebilirim hayatima.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatilden döndüğümden beri çok yoğun 2 hafta geçirdim. Önce hastalık girdi İstanbulla beraber hayatima, tedavi süreçler darken sıra geldi yılbaşı hediyelerini bir bir teslim etmeye. &lt;a href="http://sekercupcake.blogspot.com/2010/12/kalpli-kutuda-yilbasi-cupcakeleri.html"&gt;Her sene çok keyif aliyorum kurabiye, cupcake süslemekten ama bu sene ayri bir keyif aldim sanki hic bitmesin istedim&lt;/a&gt;. Yarınla beraber eski yılın son gününe uyanacağız. Hepimizin bir planı var elbet yılbaşı akşamı ile birlikte, planı olmayanların ise hayalleri, yalnızlıkları… Ben geçen sene ayri olduğum sevgilimleyim bu sene, başka da birşey istemem zaten yanımda olsun ya, nasil olursa olsun. Yeni yılın ilk günü için hayal kurup plan yaptik, sonlar değil başlangıçlar daha önemli çünkü bizim hayatımızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyibOTWDhI/AAAAAAAABMA/9VnaDtvnz8Q/s1600/IMG_1859.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyibOTWDhI/AAAAAAAABMA/9VnaDtvnz8Q/s320/IMG_1859.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556494628847750674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiWh_c5dI/AAAAAAAABL4/mSNcU2wqwd0/s1600/IMG_1843.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyiWh_c5dI/AAAAAAAABL4/mSNcU2wqwd0/s320/IMG_1843.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5556494548233676242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılda en çok huzur olsun, yanında sağlık. Sonra biz bu ikisi oldukça mutluluğu yaratırız zaten yoksa huzursuz ve sağlıksız mutluluk olur mu?&lt;br /&gt;Tüm sevdiklerimiz yanımızda hep gülüyor olsun.&lt;br /&gt;Güzel filmler çekilsin bu sene, yazın en kıpır kıpır albümler. Mesela birileri Josephine Baker’ın hiç bilmediğimi şarkıları diye bir album çıkarsın, heyecanlanalım…&lt;br /&gt;Daha çok üretelim, daha az tüketelim bu yıl. Birilerini sevindirelim, hiç tanımadığımız bir çocuğu güldürelim mesela.&lt;br /&gt;Hırslar, takıntılar uzak olsun bizden. Yeni dostlar girsin hayatlarımıza, eskiler hep yerlerini korusunlar. &lt;br /&gt;Özleyip ulaşamayacaklarımız huzur ve ışıklar içerisinde uyusun yattıkları yerde dualarımızla. Ölüm bizden uzak, yeni hayatlar, yeni minikler gelsin günlerimize..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ne bekliyorsa o olsun hayatında, gerisi kolay zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi seneler herkese!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-3117853525306444518?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/3117853525306444518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=3117853525306444518' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3117853525306444518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3117853525306444518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/huzurla-saglkla.html' title='Huzurla, Sağlıkla..'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRyi26G3-DI/AAAAAAAABMI/YHUvZmi7VdM/s72-c/IMG_1828.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4339992708024350278</id><published>2010-12-26T21:16:00.005+02:00</published><updated>2010-12-26T21:20:44.200+02:00</updated><title type='text'>Muhabbet Teyze</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TReUtFPDSvI/AAAAAAAABFg/mgRyRn81T68/s1600/IMG_1286.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TReUtFPDSvI/AAAAAAAABFg/mgRyRn81T68/s320/IMG_1286.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5555072167605127922" /&gt;&lt;/a&gt;Kahve Dünyası’nda oturmuş arkadaşımı bekliyorum. Bir sade Türk Kahvesi söylemişim, bir de yanında içeceğim puromu çıkarmışım çantamdan, çakmak istemek için garsonu kolluyorum. &lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/2007/06/pamuk-teyze.html"&gt;Derken bana seneler once yine Eminönü’nde yaşadığım Pamuk Teyze hikayesini&lt;/a&gt; anımsatacak bir hikaye yaşıyorum, hem de yaşadığım gerçek mi değil mi bilemeden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gündür belim ağrıyor, doktora gittim ki bir yığın detay, gider gitmez başlanan bir fizik tedavi, üstelik seanstan yeni çıkmışım canım da bir yanıyor ki… Bunlara konsantre olmuşken yanıma geliverdi Muhabbet Teyze. Üzerinde yere kadar kahverengi bir palto var, başında mavi çiçekli başörtüsü, elinde de kocaman siyah bir poşedi. ‘’Masa boşsa oturabilir miyim evladim’’ dedi, tabii buyrun dedim ama o buyrun demek kolay mı. Ne çok şey duyuyor, ne çok şey okuyoruz gazetelerde. Dilenciler, hırsızlar, deliler, arkadaşlarımızın başlarına gelenler. Ben otur dedim Muhabbet Teyze’ye ama belimin ağrısı falan geçti başladım Muhabbet Teyze’nin ne yapmaya çalıştığına….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturur oturmaz tobasından bir anahtarlık çıkardı üzerinde pembe giyisiler olan bir kız bebek anahtarlığı. ‘’Bunu sana yılbaşı hediyesi olarak vermek istiyorum’’ dedi. Art niyetliyiz ya, içimiz ruhumuz kurumuş bizim hemen ‘’satıyormuydun bunları’’ dedim ve yüzüme bir tokat gibi çarpan cevabı duydum. ‘’Satmıyorum kızım hediye ediyorum, çünkü hediye ederek sevindirdiğim bir gönülden dua kazanıyorum hem de milyon dolarların kat katı edecek kadar’’ dedi. Teşekkür ettim hediyeyi aldim. ‘’Bir arkadaşını bekliyorsun al bunu da ona hediye et, ikinizin de böyle melek gibi bebekleri olsun’’ dedi, arkadaşımın geleceğini, hele ki hamile olduğunu biliyormuşcasına…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garsonu çağırdı sonra, çıkardı bir anahtarlık da ona uzattı, garson almak istemedi satıyor sanarak, o an düşündüm ki Muhabbet Teyze o anahtarlıkları satsa, biz de para verip satın alsak ne kaybederiz ki? Garsonlar almak istemedi, Muhabbet Teyze’yi kaldırmak istediler masadan seyyar satıcı sanarak, o an yerin dibine giriyor gibi hissettim kendimi ‘’Teyze benim misafirim’’ diyebildim kısık bir sesle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘’Teyzecigim sen torunlarına mı aldın bu hediyeleri’’ diyecek oldum sonra. ‘’Yok be evladim dedi, torunlarımın bana geldiği mi var, biri Ankara’da biri Pendik’te yıldan yıla bi karış suratla gelirler ona da’’dedi. Oysaki ben sabah fizik tedaviye girmeden Radikal Gazetesinde anneannesi haftalardır yoğun bakımda olan bir kadının ona yapmaya çalıştığı vedasını okuyup, birkaç ay evvel hastalığı sebebi ile ellerimizin arasında vefat eden anneannemi hatirlamış, aklımda keşkelerle dolu bir sürü cümle kurmuştum. Bu kadar tesadüf olacak iş miydi, bu güzel güneşli cuma gününde, üstelik kızkıza bir Eminönü turu yapacakken, aklımı devre dışı bırakıp gönlümü eğlendirecekken bu kadar soru işareti gerekli miydi bana, küçücük aklıma?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘’Ben her sene alışverişe çıkıyorum yavrum’’ dedi. ‘’Hediye vermek çok büyük sevaptır, hele tanımadığın insanları sevindirmek çok daha büyük sevaptır. Ben hediyelerimi alıp, güzel insanlara hediye eder onları düşündürürüm’’ dedi. Teşekkür ettim Muhabbet Teyze’ye. Ben de ona hediye vermek istediğimden, ama yanımda ona verebilecek birşeyim olmadığından bahsettim, bir türk kahvesi ismarlamak istedim tamam dedi. Kahvesi gelene kadar sohbet ettik Muhabbet Teyze ile. Çocukları ayrı, torunları ayrı yerlerdeymis, kendi başına otururmuş Fındıkzade’de, zaman geçirmek için de böyle gelip dolaşırmış İstanbul’u bir başına. Yalnızlık dedim, sen benim en korktuğum şeydin, neden hatıratırsın kendini bana olmadık zamanlarda? Seni hatirlayip seni kabullenmeye ihtiyacim var biliyorum ama hastayım be en büyük korkum, ancak kendimle ugrasiyorum git basimdan diye bağırasim geldi birden sustum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşım geldi, Muhabbet Teyze kahvesini bitirdi kalktık. Kalkarken kendisine hçbirşey hediye edemediğimden dolayı mahcubiyetimi sundum. Bana ‘’Bu sigarayı içme kızım, bana vereceğin en büyük hediye budur’’ dedi. Tamam Muhabbet Teyze dedim, içmeyeceğim söz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalktık yürüdük sonra sessiz sessiz. Aklımda en son ne zaman tanımadığım birini sevindirmek için birşeyler yaptığım, karşılığında koca bir boşluk?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi bir ne zaman bize hediye vermek isteyen birinden korkar olduk? Ne zamandan beri iyiliği bile kötülük zannedip gardımızı alıp sonra bakıyoruz karşımızdakine? &lt;br /&gt;Ne zaman birilerine iyilik yapmayı istemekten vazgeçtik?&lt;br /&gt;Ne zaman bu hale geldik ne zaman?a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok düşündüm, hala da düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4339992708024350278?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4339992708024350278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4339992708024350278' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4339992708024350278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4339992708024350278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/muhabbet-teyze.html' title='Muhabbet Teyze'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TReUtFPDSvI/AAAAAAAABFg/mgRyRn81T68/s72-c/IMG_1286.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4741781611265172461</id><published>2010-12-22T18:46:00.024+02:00</published><updated>2010-12-22T19:02:01.178+02:00</updated><title type='text'>Parisde Gördüklerim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsBW404jI/AAAAAAAAA9Y/KHmCt_HxCYg/s1600/156301_10150142933333502_684568501_8261106_4489242_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsBW404jI/AAAAAAAAA9Y/KHmCt_HxCYg/s320/156301_10150142933333502_684568501_8261106_4489242_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553549692336661042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/2007/07/byl-ehir-paris.html"&gt;&lt;br /&gt;Paris, o kadar büyülü bir şehir ki. Her sokağında aynı bir hikaye, her penceresinde ayrı bir masal saklıyor sanki.&lt;/a&gt; Ürküten, aşık eden, vedayı unutturan, günler sonar bile evde battaniye altında ‘’La via en rose’’ seyrettirebilecek kadar kendine bağlayan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 gün süren Avrupa tatilimizde gezdiğimiz ülkelere 3 gün de Paris için ayırdık. 3 günün asla yetmeyeceği bu güzel şehirde geç yatıp erken kalktığımız her an dışında yürüdük, yürüdük yürüdük…  Daha once eşimle hiç gitmediğim için ona birsürü sokak, bir sürü detay gösterme heyecanı ile vardık şehire. Tüm havaalanlarını kapatacak, hatta bizi de dönüşte havaalanında mahsur edecek kadar kar, bugüne kadar hiç üşümediğim kadar soğuk vardı Pariste. Ama biz yılmadık yine de sokaklarda elele yürüdük, birbirimizi ısıttık. O kadar bağlandık ki bu şehre, dönüşte havaalanında kaldığımıza bile sevindik bir dakika bile olsa daha çok hissedebilmek için bu güzel şehri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döndüğümüzden bu yana yorulan bünyemi dinlendirmeye çalışıyorum. Yıkıyorum, asıyorum, ütülüyorum. Boşalan dolabımı yiyecekler ile doldurup yemek pişiriyorum, 10 gündür beni özleyen evimi tekrar eski ruhuna döndürmeye çalışıyorum. Sehpamda Paristen getirdiğim beyaz mekelerim bana göz kırpıyor. Kırmızı mumlarım her daim yanıyor, evde ise sadece Edith Piaf çalıyor bu aralar. Yaklaşan yılbaşından dolayı bi hayli siparişimiz var önümüzdeki hafta teslim etmemiz gereken, kurabiyeler cupcakeler. Hiç olmadığım kadar yoğunum anlayacağınız. Sizlere şimdilik biraz fotoğraf hediye edebiliyorum. Normal tempoma döner dönmez sizlere anlatacağım o kadar çok şey var ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsL-VHpZI/AAAAAAAAA9g/a9_PdqrabQc/s1600/156659_10150142924073502_684568501_8260940_7864115_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsL-VHpZI/AAAAAAAAA9g/a9_PdqrabQc/s320/156659_10150142924073502_684568501_8260940_7864115_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553549874723005842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIs4BfFXII/AAAAAAAAA-w/64lG5gTfW8Q/s1600/166321_10150142924833502_684568501_8260955_1500421_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIs4BfFXII/AAAAAAAAA-w/64lG5gTfW8Q/s320/166321_10150142924833502_684568501_8260955_1500421_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553550631484349570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIs0TyWP6I/AAAAAAAAA-o/LqwLQ4z5ANE/s1600/165442_10150142922253502_684568501_8260893_6803158_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIs0TyWP6I/AAAAAAAAA-o/LqwLQ4z5ANE/s320/165442_10150142922253502_684568501_8260893_6803158_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553550567677509538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIswCdlTaI/AAAAAAAAA-g/MhW21w1a7pQ/s1600/165436_10150142923373502_684568501_8260917_5280633_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIswCdlTaI/AAAAAAAAA-g/MhW21w1a7pQ/s320/165436_10150142923373502_684568501_8260917_5280633_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553550494307536290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsrpA7iJI/AAAAAAAAA-Y/4Y232O2paho/s1600/165417_10150142923848502_684568501_8260932_1653842_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsrpA7iJI/AAAAAAAAA-Y/4Y232O2paho/s320/165417_10150142923848502_684568501_8260932_1653842_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553550418756995218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsnbNHLAI/AAAAAAAAA-Q/fJpfLzfK4hE/s1600/164756_10150142934923502_684568501_8261124_3669965_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsnbNHLAI/AAAAAAAAA-Q/fJpfLzfK4hE/s320/164756_10150142934923502_684568501_8261124_3669965_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553550346330516482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIshWBGBvI/AAAAAAAAA-I/Kbo9VZ303I4/s1600/164709_10150142926378502_684568501_8260984_7748840_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIshWBGBvI/AAAAAAAAA-I/Kbo9VZ303I4/s320/164709_10150142926378502_684568501_8260984_7748840_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553550241858717426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIscp2tsxI/AAAAAAAAA-A/bKjjP9Vy91M/s1600/164331_10150142931108502_684568501_8261070_7695294_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIscp2tsxI/AAAAAAAAA-A/bKjjP9Vy91M/s320/164331_10150142931108502_684568501_8261070_7695294_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553550161284543250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsYAqojMI/AAAAAAAAA94/WNz2IPkGNh8/s1600/163984_10150142923893502_684568501_8260934_347460_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsYAqojMI/AAAAAAAAA94/WNz2IPkGNh8/s320/163984_10150142923893502_684568501_8260934_347460_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553550081508543682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsUB2pSvI/AAAAAAAAA9w/ygLt00dM9Ks/s1600/162999_10150142925538502_684568501_8260972_6955384_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsUB2pSvI/AAAAAAAAA9w/ygLt00dM9Ks/s320/162999_10150142925538502_684568501_8260972_6955384_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553550013107882738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsP6KR-EI/AAAAAAAAA9o/gkkLUgiVKB4/s1600/162941_10150142920783502_684568501_8260870_4620778_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsP6KR-EI/AAAAAAAAA9o/gkkLUgiVKB4/s320/162941_10150142920783502_684568501_8260870_4620778_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553549942323279938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIrj_gQnoI/AAAAAAAAA8o/nHabHYHuRNA/s1600/63190_10150142925403502_684568501_8260969_8071406_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIrj_gQnoI/AAAAAAAAA8o/nHabHYHuRNA/s320/63190_10150142925403502_684568501_8260969_8071406_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553549187843399298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIr8BhYlwI/AAAAAAAAA9Q/RrwrKM6eMFY/s1600/74612_10150142912328502_684568501_8260734_856231_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIr8BhYlwI/AAAAAAAAA9Q/RrwrKM6eMFY/s320/74612_10150142912328502_684568501_8260734_856231_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553549600701847298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIr20KDMvI/AAAAAAAAA9I/xT6cJQLJHAI/s1600/72021_10150142910428502_684568501_8260700_6405496_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIr20KDMvI/AAAAAAAAA9I/xT6cJQLJHAI/s320/72021_10150142910428502_684568501_8260700_6405496_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553549511214969586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIrySHPCHI/AAAAAAAAA9A/WkADW3tlrtg/s1600/69791_10150142926938502_684568501_8260991_5594752_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIrySHPCHI/AAAAAAAAA9A/WkADW3tlrtg/s320/69791_10150142926938502_684568501_8260991_5594752_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553549433356879986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIrtCOGKDI/AAAAAAAAA84/_zpie4gz-iI/s1600/68292_10150142924463502_684568501_8260947_372867_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIrtCOGKDI/AAAAAAAAA84/_zpie4gz-iI/s320/68292_10150142924463502_684568501_8260947_372867_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553549343191345202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIroioarOI/AAAAAAAAA8w/ar0n09ASGLc/s1600/68120_10150142920453502_684568501_8260858_101018_n.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIroioarOI/AAAAAAAAA8w/ar0n09ASGLc/s320/68120_10150142920453502_684568501_8260858_101018_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553549265992330466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4741781611265172461?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4741781611265172461/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4741781611265172461' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4741781611265172461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4741781611265172461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/parisde-gorduklerim.html' title='Parisde Gördüklerim'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRIsBW404jI/AAAAAAAAA9Y/KHmCt_HxCYg/s72-c/156301_10150142933333502_684568501_8261106_4489242_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7974770540730753589</id><published>2010-12-21T12:51:00.008+02:00</published><updated>2010-12-21T12:55:01.609+02:00</updated><title type='text'>Ah Paris...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRCHQtaN9VI/AAAAAAAAA8g/EpXDPIE9F54/s1600/68265_10150142933998502_684568501_8261117_1825250_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRCHQtaN9VI/AAAAAAAAA8g/EpXDPIE9F54/s320/68265_10150142933998502_684568501_8261117_1825250_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5553087061685040466" /&gt;&lt;/a&gt;Dizimize kadar kar vardı her yerde, agacların bembeyaz karlarının arasından ışıl ışıl süslerini gördü gözlerim. Soğuk, sevgilimin elini bıraktırmayacak kadardı, ne güzeldi...&lt;br /&gt;Dün gelebildik. Çantamda herkese hediye, unutulmayacak anılar, şimdiden özlenecek günler ama en çok da güzel mi güzel fotoğraflarım var.&lt;br /&gt;Biraz toplanıp hepsini size hediye edecegim.&lt;br /&gt;Özlemişim burayı!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7974770540730753589?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7974770540730753589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7974770540730753589' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7974770540730753589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7974770540730753589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/ah-paris.html' title='Ah Paris...'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TRCHQtaN9VI/AAAAAAAAA8g/EpXDPIE9F54/s72-c/68265_10150142933998502_684568501_8261117_1825250_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1850539594930073548</id><published>2010-12-10T00:43:00.003+02:00</published><updated>2010-12-10T00:45:56.010+02:00</updated><title type='text'>Tatil</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TQFb0yMLfSI/AAAAAAAAA8Y/uaZpIDy8fz0/s1600/benkendim.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TQFb0yMLfSI/AAAAAAAAA8Y/uaZpIDy8fz0/s320/benkendim.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548817178281344290" /&gt;&lt;/a&gt;Nereye gidersen git kendini de yanında götürüyorsun, En sevdigin sokaklarda yahut en çekindiğin kalabalıklarda hep yanında kendin, tam aynadaki aksin. Kızdın kırıldın ya da kaçtın diyelim, hiç bilmediğin bir ülkeye, tanımadığın insanların arasına. Yürürken koşarken ya da sadece yaşarken hep yanıbaşındadır kendin.Duydugun bir müzik, tattığın bir lezzet konuştuğun gündelik cümleler, hep ama hep kendini anımsatacak sana. Sen düşünüp bulmadıkça seni kızdıran üzen şeyi her konuştuğun gözde o kızdıklarını görecek, onu yaşayacaksın. En güzel zamanlarda, en keyif aldığın anlarda bile gelip onutaracak yanıbaşına bu sahibi belli, geleceği çoktan çizilmiş tanıdık duygu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heryerdesin asında, kocaman büyük bir enerjisin ve binbir hüzne bürünüp de dağılmış gibi yayılmışsın koca dünyanın her bir köşesine. Annenin en sediğin kurabiyesinin kokusu, pazartesi sendromlarının içimize ilmek ilmek yerleşmesine sebep olan arı maya silgisinin fosforlu rengi, en büyük serginin en güzel yağlıboya tablonun en sofistike rengi… Ya da gözünü kapattın diyelim, kulaklarını da tıkadın say, en siyah karanlıklarda sen varsın yine yalnız sen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar aklımda, bilmediğim ülkelere, tanımadığım kalabalıklara gidiyorum. Yanımda en çok ben var. Sevdiğim görmek istediğim ya da kaçtığım herşey yanımda benimle. İçimdeki benin üzgün yanlarını iyileştirmeye, güzelliklerini ise salıvermeye gidiyorum orta yere.İstanbul ise bensiz 10 gün. Kar yağacakmış duyduğum kadarı ile, poyraz beni sever bekler de öyle eser bilirim. O yüzden içim rahat, aklım hep yanımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize güzel hafta sonları, ardından da güzel bir hafta olsun. Umut ve güzellik hep yanbaşınızda olsun!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1850539594930073548?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1850539594930073548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1850539594930073548' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1850539594930073548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1850539594930073548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/tatil.html' title='Tatil'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TQFb0yMLfSI/AAAAAAAAA8Y/uaZpIDy8fz0/s72-c/benkendim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-5766357280033181968</id><published>2010-12-09T00:57:00.003+02:00</published><updated>2010-12-09T01:00:42.597+02:00</updated><title type='text'>Geçmiş, gelecek ve 2011 dileklerim</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TQANnj-erAI/AAAAAAAAA8Q/I2PoMTn66hs/s1600/findiklikurabiye.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TQANnj-erAI/AAAAAAAAA8Q/I2PoMTn66hs/s320/findiklikurabiye.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548449714243808258" /&gt;&lt;/a&gt;Bir arkadaşınızın, hem de çok yakın bir arkadaşınızın, önemli bir karar aşamasında fikrinizi sorduğu, sizin söyledikleriniz üzerine size güvenip karar verdiği, sonra da hayatın plansızca getirdikleri yüzünden verdiği karardan mutsuz olduğu ve herşeyden size sorumlu tuttuğu bir durumla karşı karşıya kaldınız mı hiç? Ben kaldım. Ve unutayım mı düşüneyim mi konuşup ikna mı etmeye çalışayım yoksa yakılacak yorganın değip değmediği pirenin büyüklüğünü mü muhasebe edeyim bilemedim. Üzüldüm elbet ama üzüldüğümden de çok düşündüm. O hep aynı kapılara açılan büyülü soru olan ‘’neden’’ i günlerce sordum kendime. Önce hislerimi dinledim, sonra ruhumu… Arada aklımı soktum devreye, bazen de o hayat dediğimiz bize öğretilenlerden ibaret kuralları, kaideleri… Ama hep ama hep hep hep aynı kapıya çıkıyorum ben. Elimde bir kalem, defterlere, buzdolabının üstüne, otobüs duraklarına, elime gözüme, her ama her yere aynı şeyi yazıyorum ben ‘’Şikayet etmek harekete geçmekten daha kolaydır’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimde kimse bu yazıyı okuyup da üstüne alınmasın nolur. Yaşadığım ve kelimelere dökmeye çalıştığım şey o kadar derin ki benim, kimsenin hiçbir lafı ile ‘’budur’’ dedirtebilecek kadar basit ve gündelik değil… Daha derinlerde, çok daha büyük. Hayatta gözlerimizin önünden ruhumuza geçecekleri elerken, eleğimizin deliklerini kontrol etmemizi gerektirecek kadar da ciddi ve kişisel. Oysa ben.. oysa ben en çok  okumayı, ondan da çok okuduğumun üç katı kadar düşünmeyi sevmez miyim? Nerede hata yaptım darken… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken bir müzik açtım bu akşam… Bir de şarap… Bir de kallavi bir puro… Duman ve alkol insanı kendine getirir, sarsar, en çok da sarmalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani Sıla’nın yeni şarkısı var ya ‘’Acısa da öldürmez ‘’ İşte tam da o tatta…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 yıl olacak bloga yazmaya başlayalı. Döndüm de okudum yıllar yıllar evvel yazdıklarımı. Neler yaşamış neler beklemiş neler bulmuşum, sanki kocaman bir aynaya bakmışım gibi…. Seneler seneler geçtikçe gözlerimin kenarında minikten başlayan çizgiler, ama içindeki maviler hep aynı, hep poyraza benzeyen lacivert… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan tam 3 yıl once 2007 yi 2008 e bağlayan yılbaşında 2008 den dileklerimi yazmışım. Koca bir 3 yıl geçmiş dileklerimi sıralayalı, baktım ki ben 2011 den yine aynı şeyleri dileyeceğim. Çünkü benim ihtiyacım hep aynı, hep huzur, hep sevgi, hep sakinlik ve dinginlik. En çok da güzellik. Hepimizin tanrıya biraz daha yaklaşabilmek için peşinde koşup durduğu güzellik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok erken biliyorum, belki yılın son yazısı olmalı bu, ama bu sefer erken olsun dileklerim, üzerinde daha çok düşünmek ve yenilerini eklemek üzere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat! Seni seviyorum! Bana verdiklerini seviyorum! Senden beklediklerimi seviyorum! Çünkü en çok aynadaki beni seviyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz zaman diliyorum yeni yıldan onu yaşayabilmek için. En azından yılbaşı kurabiyeleri yapmak için aldığım şeker hamurunu zamansızlıktan kullanamadığım için hamurdan özür dilemeyecek kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece hal hatırlaştığımız bir arkadaşımın beni anladığının onda biri kadar anlasın beni istiyorum yanımdakilerin.Anlamayacaklar içinse Tanrı’dan unutma yeteneği istiyorum yerine başka birşey koymaksızın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihavent beni bırkmasın yanında da rakı olsun, bir de upuzun dost sofraları olsun, anlattıkça anlatayım kulak çınlatayım istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapmak isteyip yapamadıklarımı, söylediklerimden pişman olduklarımı, bir de içimdeki aşkı anlatabildiğim kalemim bu sene de kırılmasın benimle olsun istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenip de sindirdiğim herşeyin yanına bir de affetme yetisi istiyorum bu sene. Bir porsiyon öyküme konu olan herşeyi bir bir affedip çekilmek istiyorum yaralı geçmişimin yanından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın öbür ucunda, unutamadığım bir Avrupa şehrine, yine Noel Arefesi’nde gitmek, bu sefer eşimin ellerini tutan ellerime gri yün eldivenler giymek, bir yudum kahve içmek, dünyayı da pembe görmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bir sene ne yaşarsam yaşayım fonda Vaya Con Dios’dan Je l'aime je l'aime çalsın, içim hop hop etsin, yüzüm de hep gülsün istiyorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sevdiklerim yanımda olsun, hayatımdan çıkardıklarım çıktıkları yerde dursun, bir de fındıklı kurabiyeler pişirmeye devam edeyim istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2011 hepimizin tüm dileklerini gerçekleştirsin, yerlerine de yeni dilekler koysun istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler  &lt;br /&gt;250 gr. oda ısısında tereyağ &lt;br /&gt;1 yumurta &lt;br /&gt;2 yemek kaşığı nişasta &lt;br /&gt;3 yemek kaşığı pudra şekeri &lt;br /&gt;3.5 su bardağı un &lt;br /&gt;1 paket kabartma tozu &lt;br /&gt;1/2 su bardağı ince çekilmiş fındık &lt;br /&gt;1 kase dövülmüş fındık  &lt;br /&gt;Hazırlanışı  &lt;br /&gt;Yumurtasının sarısı ile beyazını ayırın. Sarısını tereyağ ile yoğurun. Üzerine Nişasta, un, kabartma tozu , pudra şekeri ve ince çekilmiş fındığı ekleyip iyice yoğurun. Hamru buzdolabına kaldırıp 30 dakika kadar dinlendirin. 30 dakika sonra fırın ısısını 175 dereceye gtirin. Hamurdan vezi büyüklüğünde parçalar koparıp ellerinizle yuvarlayp önce yumurta akına sonra iri çekilmiş fındığa batırın. Fırında 20 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-5766357280033181968?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/5766357280033181968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=5766357280033181968' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5766357280033181968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5766357280033181968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/gecmis-gelecek-ve-2011-dileklerim.html' title='Geçmiş, gelecek ve 2011 dileklerim'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TQANnj-erAI/AAAAAAAAA8Q/I2PoMTn66hs/s72-c/findiklikurabiye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-2836028781084205580</id><published>2010-12-08T10:48:00.007+02:00</published><updated>2010-12-08T17:52:10.283+02:00</updated><title type='text'>Bebek Laduree Açıldı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9HN5XzhBI/AAAAAAAAA8I/VZ9wZqBFbRc/s1600/laduree.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9HN5XzhBI/AAAAAAAAA8I/VZ9wZqBFbRc/s320/laduree.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548231570008278034" /&gt;&lt;/a&gt;Merakla takip edilen ilgiyle beklenen Laduree pastanesi İstanbul Bebek’de açıldı sonunda.  Gidip gelirken inşaatına, vitrinine baktığım, Paris hayelleri kurduğum Laduree Pastanesi’nin açılmasının üzerinden neredeyse 1 ay geçecek ama ben daha geçtiğimiz hafta gidebildim, görebildim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lacivert bir akşamüzeri yaşanıyor İstanbul’da, biz Arnavutköy’de taksiden inip minik bir yürüyüş yapmak istiyoruz. Biz yürüdükçe adımlarımızla bir batıyor güneş, hava kararıyor. O karanlığın aksine Bebek ışıl ışık, cıvıl cıvıl. Birkaç adım sonra Laduree’nin önündeyiz..Senelerdir uzaklardan takip edip aylardır da açılmasını beklediğimiz için heyecanlıyız, yüzümüzde taşıdığımız bir heyecanla açıyoruz kapıyı. Enerjimizi gözlerimizdeki pırıltı ile birleştirip o güzel küçük yeşil kapıdan içeriye uzatyoruz ki  garip bir elektrik ile karşılaşıyoruz. Doğma büyüme İsviçreli bir Türk kızının yarım yamalak Türkçesi ile bize canı gönülden etmeye çalıştığı yardım ve misafirperverlik dışında geri kalan herkes dünyanın asıl sahipleri sanki, ve biz de onlara ait dünyanın garip yabancıları… O yasak bu yasak, sanki bir devlet dairesindeyiz gibi hissediyoruz kendimizi. Sanki birazdan bir taahhütname uzatıp alışverişimizi maddelere bağlayacaklar, hadi hayırlısı diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle fotoğraf çekmek yasak –ki hiçbir yerde bunun sebebini anlayabilmiş değilim. Eğer senin bilgi paylaşımının bu kadar yoğun oldugu bir devirde, bir internet siten var ve butun urunlerin sadece 1 tık ötede sergilenebiliyorsa, ürünlerine seven müşterilerinin fotoğraf çekmesini neden istemezsin hiç anlamam. Bu sebeple hiç fotoğraf çekemeden hevesim kırılıyor ve başıyoruz ürünleri incelemeye.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9G0V0pwfI/AAAAAAAAA7w/G7f4nSsRXa8/s1600/Untitled-2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9G0V0pwfI/AAAAAAAAA7w/G7f4nSsRXa8/s320/Untitled-2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548231130968867314" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9HAByN3nI/AAAAAAAAA74/rWyDBbrk918/s1600/cikolata.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9HAByN3nI/AAAAAAAAA74/rWyDBbrk918/s320/cikolata.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548231331748372082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9GwHz8iOI/AAAAAAAAA7o/XlX9VMXNAvc/s1600/Untitled-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9GwHz8iOI/AAAAAAAAA7o/XlX9VMXNAvc/s320/Untitled-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548231058488330466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parisdeki mağazaların aksine macaron dışındaki butik bölümü oldukça eksik, zaten mağaza çok küçük, ama yine de Laduree’a ait birçok şey bulabiliyorsunuz.  Çok çeşitli çaylar, reçeller, çikolata ve mumlar ilk göze çarpanlar. Ama asıl gönlümüzde yatanlar büyüklü küçüklü kutular bizim, hemen incelemeye başlıyoruz. Güzelim Laduree kutularının arasında bir güzel kutu beğeniyoruz arkadaşımla, bir hayli büyük ama bir o kadar da şık ve zarif. Bunlara ek olarak da birer küçük kutu macaron alıp akşam yemeği öncesi ağzımızı tatlandırmak istiyoruz. Çeşitler çok çok fazla ama Laduree’nin gül yaprağı ile çok ünlü bir macaronu var ilk onu tercih ediyor diger tercihleri görevliye bırakıyoruz ki bize en güzellerinden versin diye. Tam bu esnada bir ikram bekleyip tadına bakmak istediğimizi iletiyoruz ki o da yasak. Senelerce Türkiye’de içeriye girdiğim her pastanede ne almak istersem once bir parça uzatarak ikram eden misafirperver Türk insanın aksine, ikram etmeyi bırakın, bir ikram isteğini reddeden bir zihniyet bana zerafeti ile gönlümü çalan Fransız insanına mı yoksa Türkiyede Fransızlaşmaya çalışan garip karekterlere mi bilmiyorum ama birsürü duyguya isyan ettiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9HHmog_PI/AAAAAAAAA8A/QPbxuDpsNFo/s1600/kutu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9HHmog_PI/AAAAAAAAA8A/QPbxuDpsNFo/s320/kutu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548231461898878194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tadına da bakmak istemiyoruz, fotoğraf da çekmeyecegiz bize kutumuzu ve macaronlarımızı verin çıkalım diyoruz ki içeriden birden mağaza müdürü çıkıyor. Hanımefendi bize o beğendiğimiz büyük kutuları almak istiyorsak içlerini 4 değişik ürün ile doldurmamız gerektiğini, Parisde prosedurun böyle olduğunu ama bu mağazada 3 ürün alsak yeteceğini söylüyor. Senelerde müşteri hizmetleri alanında İnsan Kaynakları yapmış biri olarak, bir prosedürü çalışanı atlayarak müdürün iletmesenin müşteride ne tarz gerginliklere yol açtığını müşteri tarafından bildiğim ve anladığım için kırılıyor, peki diyoruz, şu 3 ürünü de alalım da gidelim bir an once buradan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laduree Türkiye’den hayal kırıklığı ile ayrılarak, çıkıyoruz. Biliyoruz ki heryerin, her işletmenin kuralları var, hele ki yabancı bir markanın mağazasıysanız bir gram bile şaşamazsınız o kuralardan. Ama senelerce öğrendiğim ve öğretmeye çalıştığım birşey var; insiyatif ile zerafet birleşince ‘’müşteri memnuniyeti’’ oluşuyor, buna çok üzülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın bir zamanda İstinye Park’da bir şube daha açacaklarını duydum. Hayallerimi yeni şubeye saklıyorum, ve umutla bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-2836028781084205580?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/2836028781084205580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=2836028781084205580' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2836028781084205580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2836028781084205580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/bebek-laduree-acld.html' title='Bebek Laduree Açıldı'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP9HN5XzhBI/AAAAAAAAA8I/VZ9wZqBFbRc/s72-c/laduree.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1164269665992465078</id><published>2010-12-07T11:55:00.007+02:00</published><updated>2010-12-07T11:58:52.756+02:00</updated><title type='text'>Doğal Şifa: Bal Limon</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP4E4VT06PI/AAAAAAAAA7g/I1HlQ4SrWq0/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP4E4VT06PI/AAAAAAAAA7g/I1HlQ4SrWq0/s320/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547877156806519026" /&gt;&lt;/a&gt;Çocukluğumdan beri içerim bal limonu. Bilgiye erişim bu kadar kolay değilken büyüklerin anlatimı ile bilirdik yararlarını, şimdilerde saymakla bitiremedikleri gibi pastil üreticileri bile ürünlerinden en çok bal limonlu olanların tüketildiğinden bahsediyorlar. Ben tadını o kadar çok seviyorum ki, hani hergün yapsam içerim diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenmemde protein, karbonhidrat ve sebze meyve dengesine çok önem verdiğim için çok da sık grip olmam aslında, en son 2,5 yıl once grip olmustum, ama bu zamanlarda solunum yollarım benimle cok uzun süren bir inatlaşmaya girerler. Hafif akıntı, bazen hapşuruk, geceleri boğaz yanması peşimi bırakmaz, ben kendimi mandalina elma roka ve bol limonlu tavuk çorbasına boğarım. Ama diyorum ya tüm bunların yanında bir mucize vardır ki, herşeyden daha iyi gelir bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP4EoVX6fmI/AAAAAAAAA7Q/1bOuTxnF7nE/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP4EoVX6fmI/AAAAAAAAA7Q/1bOuTxnF7nE/s320/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547876881945755234" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bardak suyu cezvede kaynatırken içine 2 adet limon sıkıyorum ben, sonra da 3 tatlı kaşığı kadar bal ekliyorum. Ekşi seveler daha az, tatlı sevenler daha çok ekleyebilirler tabi, çok da minimetrik bir tarifi yok bu mucizenin, ikisi bir araya geldiğinde bir formul mü çıkıyor yoksa bal ve limon ayrı aynı mı iyi geliyor bilmiyorum  ama tüm şikayetlerim geçiveriyor benim. Özellikle soğutmadan, kendimi zorlayarak içebileceğim maximum sıcaklıkta içiyorum bal limonu, böylece bir sıcaklık ile ter atıp toksinlerimden de kurtuluyorum. Hele evdeysem, üzerinde bir de battaniye ile şekerleme yaparsam değmeyin keyfime.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP4Ewv7_Y8I/AAAAAAAAA7Y/GiGJB6CZ4JQ/s1600/3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP4Ewv7_Y8I/AAAAAAAAA7Y/GiGJB6CZ4JQ/s320/3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547877026515346370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafta birçok kişinin boğaz ağrısı ve burun akıntısı şikayetinden yakındığını duyuyorum. Eğer gribal bir enfeksiyonunuz yok ise bu tariff tam da sizin ilacınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1164269665992465078?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1164269665992465078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1164269665992465078' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1164269665992465078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1164269665992465078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/dogal-sifa-bal-limon.html' title='Doğal Şifa: Bal Limon'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TP4E4VT06PI/AAAAAAAAA7g/I1HlQ4SrWq0/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-281732725330631074</id><published>2010-12-06T09:36:00.008+02:00</published><updated>2010-12-06T09:49:26.201+02:00</updated><title type='text'>Kırmızı hafta ve geri sayım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPyTwYJVqyI/AAAAAAAAA7I/S8As_rTdV0A/s1600/IMG_0019.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPyTwYJVqyI/AAAAAAAAA7I/S8As_rTdV0A/s320/IMG_0019.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547471300338232098" /&gt;&lt;/a&gt;Herşey kırmızı sanki, bardaklar çanaklar, gecemize eşlik eden minik mumlar, evimden içeriye girmeye çalışan ve bir kolundan tutup salona almak istediğim gökkuşağının içi, en önemlisi blogumun yeni hali, ruhum ve tüm hafta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol kahve, kitap ve yanına da eşlik eden cevizli çikolata parçalı kekim var yanımda bu hafta ve bu hafta tatile kalan son günleri sayma haftası, üç iki biir diye. Valizdeki eksikler, toparlanacak notlar, yedeklenecek elektronik eşyalar var zihnimde. Birkaç parça ütü, koca koca botların kazakların valizlenmesi, ve perşembe akşamı huzurla ama heyecanla ertesi gunku uçağa kadar güzel bir uyku. Tatile giderken, evden çıkarken ya da uçağa binerken giyeceğiniz şeyin hatırlanabilir ve ‘’Özel’’ olmasını isteyenlerden misiniz benim gibi? Eğer öyleyse işiniz zor tabi, ne yapar ne eder o özel kıyafeti bulup alana kadar yılmadan ararım ben, sonra da ömür boyu hatırlarım o güzel anda ne giydiğimi. Tüm valizleri içeriye verip biletlerimizi alıp, en son güvenlikten de geçip uçağı beklerken içeceğim kahvenin hayalini kurup kurup gülümsüyorum. Ama hep diyorum ya bazen tatilden daha güzeldir tatil heyecanı diye, varsın zaman hızlı hızlı geçmesin bu hafta, hayali bile o kadar heyecanlı ki, ağır ağır yaşamak istiyorum her anını. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPyTnZCA-tI/AAAAAAAAA7A/2BmShTRfaUA/s1600/Untitled-1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPyTnZCA-tI/AAAAAAAAA7A/2BmShTRfaUA/s320/Untitled-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547471145957128914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPyTaomwyDI/AAAAAAAAA64/9NLNL565gg0/s1600/gokkusagi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPyTaomwyDI/AAAAAAAAA64/9NLNL565gg0/s320/gokkusagi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547470926799489074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnim bunlarla doluyken dün evlerimize misafir olan kış aklımı derinden derinden çakmakta. Bazen kaloriferle ısıtıp, bazen de balkona çıkıp serinliğini yüzümde hissederek yaşadım dün kışı, kavuştuk sarıldık sonunda, o memnun ben memnun uzun br sure ayrılmamak üzere sarmalandık.Birazdan fotoğraf makinemle çıkıp güzel mi güzel kış fotoğrafları çekeceğim bugun, gerisi sizlere anlatmak zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimize mutlu bir hafta, kıpkırmızı bir pazartesi olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevizli çikolata parçalı kek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 adet yumruta&lt;br /&gt;1 su bardağı tozşeker&lt;br /&gt;1/2 su bardağı süt&lt;br /&gt;1/2 su bardağı sıvıyağ&lt;br /&gt;1,5 su bardağı un&lt;br /&gt;1 paket kabartma tozu&lt;br /&gt;1 çay bardağı ince çekilmiş ceviz&lt;br /&gt;1/2 paket ufak kırılmış bitter çikolata&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Yumruta ve şekeri bembeyaz olana kadar çırpın.&lt;br /&gt;2-Süt ve yağ da ekleyerek çırpmaya devam edin.&lt;br /&gt;3-Un ve kabartma tozunu ekleyip karıştırın. En son ceviz ve çikoaya parçalarını da ekleyin.&lt;br /&gt;4-Soğuk fırın derecesini 180 dereceye getirip keki fırına verin, 50 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-281732725330631074?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/281732725330631074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=281732725330631074' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/281732725330631074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/281732725330631074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/krmz-hafta-ve-geri-saym.html' title='Kırmızı hafta ve geri sayım'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPyTwYJVqyI/AAAAAAAAA7I/S8As_rTdV0A/s72-c/IMG_0019.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-6727077540443353269</id><published>2010-12-05T11:50:00.003+02:00</published><updated>2010-12-05T11:56:32.680+02:00</updated><title type='text'>Mutlu sıcacık bir pazar günü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPthPfwzwmI/AAAAAAAAA3M/nvc2mJTol-4/s1600/kis.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPthPfwzwmI/AAAAAAAAA3M/nvc2mJTol-4/s320/kis.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547134284889047650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğuk bir kış günü, bizi evimizde ısıtacak en güzel şey harika bir pazar kahvaltısına eşlik eden sıcacık çaylarımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimizde gazetemiz, rüzgarın sesine karışan bir müzik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadunyalarımı kenara alacağım bugün, rüzgar ve soğuk üşütmesin onları. Orkidemi de camın önüne aldım karanlıkta kalmasın diye. Çayımı yudum yudum yudumlarken Sponge Bob izledik, pazar misafirlerimiz gidince poyrazı izlemek için sahile inecegiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar, sen ne güzelsin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkse mutlu pazarlar!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-6727077540443353269?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/6727077540443353269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=6727077540443353269' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6727077540443353269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6727077540443353269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/mutlu-scack-bir-pazar-gunu.html' title='Mutlu sıcacık bir pazar günü'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPthPfwzwmI/AAAAAAAAA3M/nvc2mJTol-4/s72-c/kis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-3092412929777467141</id><published>2010-12-03T12:08:00.003+02:00</published><updated>2010-12-05T18:57:42.593+02:00</updated><title type='text'>Paris, Nazım Hikmet ve heyecanım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPjBuaJRi9I/AAAAAAAAA2s/8mBQssrkk_o/s1600/paris.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPjBuaJRi9I/AAAAAAAAA2s/8mBQssrkk_o/s320/paris.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5546395944143129554" /&gt;&lt;/a&gt;Bilgisayarımı değiştirdim, apple’a transfer oldum. Hayatınızda hersey apple ise herşey cok kolay, hatta çok çok kolay ve zevkli, ama zinciri bozan tek bir halkanız varsa eğer, bu kolay ve kaliteli dünyadan soğuyabiliyorsunuz benim gibi. Yeni laptopum Canon marka fotoğraf makinemi tanımıyor, CF kartımı da cikarip takabilecegim bir bolumu yok. Bu yüzden çektiğim fotografları aktaramıyor, blogumu da güncelleyemiyorum malesef. Minik bir kart okuyucu almak gerekiyor, namı ünlü bir sarışın olarak da 2 kez yanlış ürünü aldım eve geldim. Şimdi makinemdeki fotoğraflar bana, ben yanlış kart okuyuculara bakıyorum. Oysa çok güzel fotoğraflarım var sizlerle paylaşmak istediğim, ama sanırım birkaç gün daha buralarda olamayacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O benim ne kadar anlatsam da Nazım Hikmet’den okuyunca her yazdığımı silesim gelen bir Paris şiirini bu güzel paris kurabiyeleri ile paylaşmak istiyorum sizinle, Parise gitmeme 7 gün kala… Ruhuma en iyi gelen Avrupa zamanı, yılbaşı arifesi, daha once gittiklerimden daha heyecenalı çünkü bu sefer sevgilim yanımda paylaştığım hiçbirşey eksik kalmayacak... Üstelik kar var tüm Avrupada, ben bu 20 derecelik sarı sıcakta kalın atkıların, boğazlı kazakların alışverişini yapıyorum etraftakilerin şaşkın bakışları altında kıs kıs gülerek. &lt;span class="fullpost"&gt;Yaşadığımız birçok şeyin hayalini kurmanın onu yaşamaktan daha heyecanlı olduğunu düşünmüş müydünüz? İşte ben de şimdi tam da o heyecanları yaşıyorum. Akşam erken uyumak zorunda olmayacağımız bu güzel cuma gününde içinizin bu şiirle aydınlanması dileği ile..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz vakit varken, gülüm, &lt;br /&gt;Paris yanıp yıkılmadan, &lt;br /&gt;henüz vakit varken, gülüm, &lt;br /&gt;yüreğim dalındayken henüz, &lt;br /&gt;ben bir gece, &lt;br /&gt;şu Mayıs gecelerinden biri &lt;br /&gt;Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara &lt;br /&gt;öpmeliyim ağzından  &lt;br /&gt;sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a &lt;br /&gt;çiçeğini seyretmeliyiz onun,  &lt;br /&gt;birden bana sarılmalısın, gülüm, &lt;br /&gt;korkudan, hayretten, sevinçten  &lt;br /&gt;ve de sessiz sessiz ağlamalısın,  &lt;br /&gt;yıldızlar da çiselemeli &lt;br /&gt;incecikten bir yağmurla karışarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-3092412929777467141?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/3092412929777467141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=3092412929777467141' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3092412929777467141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3092412929777467141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/12/paris-nazm-hikmet-ve-heyecanm.html' title='Paris, Nazım Hikmet ve heyecanım'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPjBuaJRi9I/AAAAAAAAA2s/8mBQssrkk_o/s72-c/paris.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-6281213033608876086</id><published>2010-11-29T22:38:00.008+02:00</published><updated>2010-12-05T18:46:04.180+02:00</updated><title type='text'>Tüm Pozitif Enerjim Orkideme</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPQTDggvzJI/AAAAAAAAA2k/F9_ap0uiIFA/s1600/orkide1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPQTDggvzJI/AAAAAAAAA2k/F9_ap0uiIFA/s320/orkide1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545077992187743378" /&gt;&lt;/a&gt;Ne yapsam yüzümün gülmediği bir güzel var bizim evde : Orkide...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç saksı aldım şimdiye kadar, kaçı hediye geldi. Bir türlü bakamadım, çiçeklerini döküverdiler üzgünce. Bu sefer çok heves ettim önce sayfa sayfa okudum hakkında onu daha iyi tanıyabilmek için. Soğanını, ailesini öğrendim ilkten, sonra bakım şartlarını. Gittim kendime güzel mi güzel beyaz bir orkide aldım üzerinde 9 tane çiçek olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınlık ama direk güneş almayan bir ortam öneriyordu uzmanlar. Ne kadar narin bir çiçek olduğunu düşünürken aslinda bu okuduğumun Orkide yetiştirme yolunda sadece birkaç adım oldugunu farkettim okudukça. Toprak her zaman nemli olacak ama ıslak değil, dibinde hiçbir zaman su olmayacak, sularken köklere yaprağa ve özellikle çiçeklere hiçbir zaman su gelmeyecek.Ortamdaki hava her zaman temiz olacak ama rüzgar da almayacak. Yani haftada 2 gun 1 çay bardağı su verin değil, sanki bir kadınmış gibi öğrenin araştırın huyuna göre davranin der gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyseki önemli bir ipucu okudum bir gün. ''Eğer çok su verirsenin yaprakları açık renk olur ve yumuşar, az su verirseniz yapraklar koyu renge döner ve sertleşir'' diyordu bir uzman. Böylece kesfettim huyunu suyunu benim güzelin. Öyle direk su dökmektense minik bir fısfıs ile haftada 2 en çok 3 kez 5 er 6 şar kez fısfıslamak şartı ile besledim kendisini. Ne köklerine su geldi ne dibine ne yaprağına çiçeğine. Tam 2 ay gül gibi yaşadık bizim evde aydınlık ama direk gün ışığı almayan büfemin tam üstünde. Dokuzuna ayrı bir isim, ayri bir hikaye yazdım, su verirken hatirladikça gülümsedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPQSqo5cc4I/AAAAAAAAA2c/2CpaGGWWIoI/s1600/orkide3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPQSqo5cc4I/AAAAAAAAA2c/2CpaGGWWIoI/s320/orkide3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545077564942087042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPQSjWO36VI/AAAAAAAAA2U/RFV3cCWMwdk/s1600/orkide2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPQSjWO36VI/AAAAAAAAA2U/RFV3cCWMwdk/s320/orkide2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5545077439672609106" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bana, ben ona alışmış yaşarken, yoğun bir hafta su vermeyi unuttum güzele. Üstelik evde olmadığımız için camlar kapılar kapalı, hani beni bıraksaniz benim bile çiçeklerimi dökeceğim cinsten sarı bir sıcak yaşadı Eylül başında. İkişer üçer döktü çiçeklerini. Çok üzüldük, ama yılmadık. Bir orkide çiçeğini dökerse ne yapılmalı diye daha fazla okudum bu sefer. Orkide senenin belli zamanlarinda çiçeklerini mi döker bilmiyorum ama, herkes üçüncü boğumdan itibaren budanması konusunda hemfikirdi. Dibinden saydim ve üçüncü boğumundan budadım, aynı özenle beslemeye sulamaya devam ediyorum. Geçen gün ucunda ve soparisnda minicik eflatun goncalar olan bir Orkide gördüğümde hemen sahibine sordum. Çiçekleri döküldüğü zaman üçüncü boğumdan budadıklarını, sulama ve beslemeye aynen devam ettiklerini, ek olarak da saksıyı haftada 1 gun 10 dakikalığına temiz suya oturtup çıkardıklarını söyledi. 1,5 sene bir sopa olarak yaşamış Orkidesi, en sonunda da goncalarını vermiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi benim güzel de tekrar sevindirir mi beni diye meraktayım. Gidip gelip bakıyorum ucuna bir değişim var mı diye.  Şimdilerde sanki minik yeni bir yaprak çıkardı çabası ile. Aklıma fotoğraflayıp sizinle paylaşmak geldi.aranızda benim gibi bir tecrübeyi mutlulukla sonuçlandıranınız var mı acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-6281213033608876086?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/6281213033608876086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=6281213033608876086' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6281213033608876086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6281213033608876086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/tum-pozitif-enerjim-orkideme.html' title='Tüm Pozitif Enerjim Orkideme'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPQTDggvzJI/AAAAAAAAA2k/F9_ap0uiIFA/s72-c/orkide1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4900923300496157726</id><published>2010-11-28T20:21:00.006+02:00</published><updated>2010-11-28T20:34:34.854+02:00</updated><title type='text'>Yılın son ayını beklerken şekersiz incirli kek</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPKfVBdiULI/AAAAAAAAA2E/BL9nEgiA1L8/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPKfVBdiULI/AAAAAAAAA2E/BL9nEgiA1L8/s320/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544669274764890290" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mart kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırsa da en soğuğusun sen ayların biliyorum. Ilık serinleri geride bıraktıran, dolaplarımızdaki kalın kazakları çıkartansın üstelik. Sen daha gelmeden sana hazırlanmak için gecen seneki bütün atkılarımı, eldivenlerimi dolaptan çıkarır bir güzel yıkar ütülerim hem. Ama nasıl ki doğada iyiyi kötü, kötüyü iyi yapan, herşeyin onu ‘’tamlaştıran’’  bir eşi varsa eğer, seninle bereber de her yanımızı kırmızı yılbaşı süsleri sarıyor, soğuğunu unutturup içimizi ısıttırıyor biliyorum. Hem kışı ‘’kış’’ yapacak kadar soğuk, hem yalnızlığı ile içimizi soğutan sonaharı ısıtacak kadar sıcaklık getiriyorsun bize süslerinle. Soğuğun kadar sıcak, sıcağın kadar soğuksun işte, bu kadar da özelsin aslında…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de sana hazırlıklarımı yaptım bugün pazar sakinliğinde. İçinden saçörgüsü geçen kazaklarımı yıkadım ütüledim. Polar battaniyelerimi kaldırıp yün battaniyemi çıkardım kanepemin hemen yanına. Beyaz bir şapkam vardı geçen sene aldığım, üzerinden aylar geçmiş aklımdan bile çıkmış, sanki askerlik arkadaşımı görmüşçesine sevindim. Mavi sarı bütün bardaklarımı bir kenara itip yerine kırmızılı yeşilli yılbaşı bardaklarıyla doldurdum mutfaktaki heryeri. Güzel mi güzel yılbaşı kurabiyeleri, cupcakeleri yaptım eşe dosta, yaptım ki bu cıvıl cıvıl ruhum onlara da bulaşsın, onlar da tadını çıkarsınlar senin ruhunun diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPKfNj-67GI/AAAAAAAAA18/A_Jvz0IWFSo/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPKfNj-67GI/AAAAAAAAA18/A_Jvz0IWFSo/s320/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544669146592767074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPKfbndWYsI/AAAAAAAAA2M/-3F4cDMBGrU/s1600/3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPKfbndWYsI/AAAAAAAAA2M/-3F4cDMBGrU/s320/3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544669388043870914" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana yaklaşmakta olan günlerin ılık mı ılık bir sabahında en yakın arkadaşım ile yaptığım bir kahvaltıda yediğim enfes bir incirli keki denedim üstelik  evde, hem de üzerini bembeyaz karlarlardan bir yılbaşı ağacı ile süsleyerek. Kahveme tat, burnuma huzur getirdi seni huzurla heyecanla beklerken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki hafta seni daha misafirperver karşılayabilmek için ağacımı ve yılbaşı süslerimi çıkaracağim 11 aydir beni bekledikleri yerden.Sevgilim bir gece erken gelse istiyorum eve, yine her sene olduğu gibi açsak bir şişe kırmızı şarabımızı, ayın 30 günü çalsa bıkmayacağım ‘’La Vie En Rose olsa salonumuzda. Yemyeşil mumlarımız, kıpkırmızı hayallerimizle ısınsak, başlasak yeni bir yılın en güzel umutlarını saymaya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek bir dileğim var benim 2011 den bu sene, elbet uzun da bir öyküsü… yazacağım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana 2 gün kaldı Aralık ayı, yarisini evimde, yarisini kocaaa bir tatilde gecirecegim için cok heyecanlıyım, gel artik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncirli Kek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 adet yumurta&lt;br /&gt;1,5 çay bardağı pekmez&lt;br /&gt;1 çay bardağı zeytinyağ&lt;br /&gt;2,5 su bardağı çavdar unu&lt;br /&gt;Kabartma tozu&lt;br /&gt;2 su bardağı rendelenmiş havuç&lt;br /&gt;1 su bardağı kırık çeviz&lt;br /&gt;5 adet minin parçalara kesilmiş kuru incir&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı taçın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Yumurta ve pekmezi iyice çırpın.&lt;br /&gt;2-Zeytinyağ da ekleyip çırpmaya devam edin.&lt;br /&gt;3-Çavdar unu ve kabartma tozunu ekleyip çırpmadan karıştırın.&lt;br /&gt;4-Geri kalan malzemeleri de ekleyip karıştırın.&lt;br /&gt;5-Yağlanmış kek kalıbına döküp soğuk fırının ısısını 180 dereceye getirip 50 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4900923300496157726?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4900923300496157726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4900923300496157726' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4900923300496157726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4900923300496157726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/yln-son-ayn-beklerken.html' title='Yılın son ayını beklerken şekersiz incirli kek'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPKfVBdiULI/AAAAAAAAA2E/BL9nEgiA1L8/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7484419051747778738</id><published>2010-11-27T16:36:00.009+02:00</published><updated>2010-11-27T16:40:40.961+02:00</updated><title type='text'>Çikolatalı Kek ve Mihrimah Camii Öyküsü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEX-sBrC3I/AAAAAAAAA10/TJi9n1qcMv4/s1600/kek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEX-sBrC3I/AAAAAAAAA10/TJi9n1qcMv4/s320/kek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544238982007294834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftalardır kitaplıkta duran bir kitap var ‘’Mehmet Coral Işıkla Yazılsın Sonsuza Adım’’.  Süleymaniye’de bir hastanede doğmamdan mıdır yoksa hayatta güdülendiğimiz herşey gibi bu da sonrada öğrenmedir mi bilmem, Mimar Sinan ve Kanuni zamanı İstanbul mimarisine, havasına pek meraklıyım. Sayısız hikaye, makele kitap okudugum, belgesel izledigim, sohbetine dahil olduğum bu konu benim ilgimi çeken araştırmaların en başında gelir. Senelerce Süleymaniye’deki restaurantlarda yediğim yemekten sonra içtiğim kahvenin katık olduğu hayallerim, aldigim nefes İstanbul’un tartışmasız en huzur veren yeridir bana. Kitap da elimdeki kitap bittikten sonra okunacak sıradaydı ve başlayıp bir çırpıda bitiriverdim elbet. Bitirdiğimin gecesi arefeydi ve bildiginiz üzere başbakan bayramın 1. Günü 3 yildir restarasyonda olan Süleymaniye’yi ibadete acacak, Mihrimah sultan camiini de 13 yıl aradan sonar halka acacakti. Tüm bunlar bi araya gelince beni arefe gecesi bir heyecan sardi. Rüyamda once Mihrimah Sultanı sonra zavallı Şehzade Mehmet’I gördüm. Hal boyle olunca bayramın birinci günü tüm ziyaretleri bitirip düştük adı Güneş ve ay anlamına gelen Mihrimah Camii yollarına. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEX3Jra0_I/AAAAAAAAA1s/OGr8uHF91z8/s1600/IMG_9700.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEX3Jra0_I/AAAAAAAAA1s/OGr8uHF91z8/s320/IMG_9700.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544238852528067570" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEXx6Vf_fI/AAAAAAAAA1k/HkQC1B0Avkk/s1600/IMG_9665.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEXx6Vf_fI/AAAAAAAAA1k/HkQC1B0Avkk/s320/IMG_9665.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544238762510253554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılın sadece birkaç gününde Üsküdar ve Edirnekapıdaki iki Mihrimah Sultan Camiinde bir camiinin arka cephesinde güneş batarlen, diğerinden ay doğmaktadir. Çokça rivayete gore Mimar Sinan’in Mihrimah Sultan’a olan gizli ve karşıkılsız aşkını ithaf ettiği bu iki güzel eserde camiinin pencere sayısının eşit olduğu dinsel kelimelerden, içindeki ferahlık ve aydınlığın aşkına karşılık gediği çinilere kadar sayısız detay ve gizem saklı. Tam da bizim gittiğimiz gece bir köşesinden parıl parıl göz kırpan ay ışığı beni ne kadar mutlu etti anlatamam. Basılmaktan bir kısmı erimiş mermere adım attığımda 500 senelik bir taşa bastığımı, camiinin açılışında buraya teşrif eden kişilerden, Mihrimah’ın yüzüne kadar nice hayeller kurdum. Tam bunları sonsuz bir huzurla yaşarken gece bekçisi kapimizi çalıverdi. Süleymaniye’de çokça yaşadığım ‘’Hanım başını örtüver’’ cümlelerinden biri ile karşılaşacagimi sanirken çok daha tuhaf ve acısını yaşadım. Camiiyi doyasiya yaşayıp fotoğraflayabilmem için bekçiyi oyalamaya çalışan eşim bekçiye once kendisini tanıttı. Bekçi 13 yildir yani restorasyon başladığı günden itibaren bu camiide çalıştığını söyledi. Eşim kendisine ‘’bu camiiyi kim yaptirdi biliyor musun?’’ sorusuna ‘’Evet biliyorum bizim patron yaptirdi’’ seklinde cevap Verdi. Bu insanı isyan ettirecek cevaba karşılık yılmayan eşim kendisine ikinci bir soru sordu ki ben kitabımı ona hediye etmek istedim ama ne care? Kendisi ‘’Mihrimah Sultan kim biliyor musun?’’ sorusuna da ‘’Yok abi bilmiyorum’’ diye cevap Verdi. Biz camiide biraz daha kalabilmek amacı ile restorasyon muduru ile gorusmek istedik ve kendisi ile hem camii hem de restorasyon konusunda cok faydali bilgiler edindik. Ama13 yil ekmeğini yedigi bir iş hakkında merak edip de iki helime okumayan, hele ki yaşadığımız toprakların altın çağına hükmetmiş bir padişahın kızına Mimar Sinan gibi bir dehanın yaptığı bir eser hakkında herhangi bir fikri olmayan yurdum insanı beni çok çok üzdü. Biliyorum ki ne kadar bilgi sahibi olur, ne kadar tanırsak o kadar sahip çıkarız özümüze. Hala gidip tek tek anlatasim var ona ama denizde bir kum tanesi, neye yarayacak çabam?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEXq7_zZdI/AAAAAAAAA1c/eg6WWF5wkAA/s1600/IMG_9663.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEXq7_zZdI/AAAAAAAAA1c/eg6WWF5wkAA/s320/IMG_9663.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544238642697037266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEXjoRaWUI/AAAAAAAAA1U/7RCv4ubsMMo/s1600/IMG_9656.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEXjoRaWUI/AAAAAAAAA1U/7RCv4ubsMMo/s320/IMG_9656.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544238517143099714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEXdxlQV-I/AAAAAAAAA1M/8BO_vLheqtE/s1600/IMG_9655.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEXdxlQV-I/AAAAAAAAA1M/8BO_vLheqtE/s320/IMG_9655.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544238416563034082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradan çıkıp Süleymaniyeye, sonra da Şehzadebaşı camiine gittik. Gece yarısına kadar sokaklarda fotoğraf çektim, bomboş İstanbul’un aşkını iliklerime kadar hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size tüm bunları yazarken ne tesaduftur ki İZ TV’de Mimar Sinan’in Cihangir içi yaptirdiği eserleri anlatan bir belgesel var. Yeni demlenmiş filter kahvemi yudumluyor, çikolata parçalı kekimi yiyorum. Havada meteorolojinin uyarı yaptığı güzel bir fırtına, fonda güzel bir Ray Charles şarkısı, aklımda hep gormek istediğim Mostar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çikolata parçalı kek&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;3 adet yumurta&lt;br /&gt;1,5 su bardağı toz şeker&lt;br /&gt;½ su bardağı erimiş tereyağ&lt;br /&gt;½ su bardağı süt&lt;br /&gt;1 su bardağı +2 yemek kaşığı un&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı kakao&lt;br /&gt;½ paket damla çikolata&lt;br /&gt;kabartma tozu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı.&lt;br /&gt;1-Yumurta ile şekeri çırpın. Sırayla yağ ve sütü de ekleyip çırpın.&lt;br /&gt;2-Un, kabartma tozu, çikolata ve kakaoyu aynı anda ekleyerek çırpmadan karıştırın.&lt;br /&gt;3-180 derece soguk fırına ekleyip çalıştırın ve 50 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7484419051747778738?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7484419051747778738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7484419051747778738' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7484419051747778738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7484419051747778738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/cikolatal-kek-ve-mihrimah-camii-oykusu.html' title='Çikolatalı Kek ve Mihrimah Camii Öyküsü'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TPEX-sBrC3I/AAAAAAAAA10/TJi9n1qcMv4/s72-c/kek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-6971457278987503031</id><published>2010-11-26T15:34:00.006+02:00</published><updated>2010-11-26T15:37:53.480+02:00</updated><title type='text'>Kırgınlık, bugun açılan Ladurée ve Sebzeli Lazanya</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TO-3nrMfySI/AAAAAAAAA1E/Vl2whz5RxPY/s1600/IMG_9201.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TO-3nrMfySI/AAAAAAAAA1E/Vl2whz5RxPY/s320/IMG_9201.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543851558554290466" /&gt;&lt;/a&gt;‘’Kırılma ama’’ diye başlayan bir cümleyi karşımızdakinin kırılıp kırılmayacağından emin olamadığımız durumlar için mi kullanırız yoksa kırılacağını bile bile söyleyip kendimizi emniyete almak için mi? İşte ben bazen buna emin olamıyorum, ve kim olursa olsun bu kelimelerle başyan bir cümleyi ister istemez sorguluyorum. Kırılıyorum ve cevap olarak ‘’kırılıyorum ama’’ diyen bir başka cümle ile de başlamak istemiyrum.  Evet kırıldım, ve şimdi sana ne anlatsam hangimize ne faydası olacak ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi benim bu kırgınlığıma en iyi gelecek şey dışarı çıkmak. Dünku güneşe inat bugun kapalı bir hava ve serpiştiren bir yağmur var dışarıda fotoğraf çekmeyi sevenlerin en sevdiği cinsten. Evde incirli ve pekmezli kek pişti az once, ev işte şimdi ev gibi kokuyor. Laptopumun açılış sayfasında bugunku Hurriyette çıkmış bir haber: ‘’II:Abdulhamidin arşivinden İstanbul fotoğrafları’’. Gözlerim dala dala bakıyorum her bir detaya. Aylardır haberini beklediğimiz Laduree da bugün açılmış Bebek'de. Şimdi çıkıp sahile kadar yürüsem, ardından otobüs seyahatinin en zevkli güzergah olan boğazdan Bebeğe varsam iyileşir miyim? Rengarenk makaronlar fotoğraflasam, iki tane da ağzıma ativerip yollara düşşem iyi gelir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum da her bir hissimiz, her bir duygumuz bildiklerimizdir aslinda. Kızmayı, üzülmeyi ya da sevinmeyi gülmeyi hep sonradan öğreniyoruz biz. Hiçkimse hayattaki en doğru şeyi bilmiyor elbette ve yapamıyor da. Ama biz beklenti içinde isek eğer, sanirim ne olursa olsun mutlu sonla çıkamıyoruz o hikayeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka şeyler yazacaktim bugun, güzel bir Mimar Sinan hikayesi, kırgınlıgım yüzünden yarına kaldı. Siz bugün kırgınlıgıma ortak oluverin benim, yarın içinizi açacağım söz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başemel sos sevmediğim için kendi kendime uydurduğum ve tüm aile tarafından çok sevilip defalarca yenen bir Lazanya tarifi vermek istiyorum size. İçerisindeki domates sosunu eylül ortasndaki son kırmızı Çanakkale domateslerinden yapıp kış boyu kullanmak üzere dondurucuya stokladığım domateslerden yaptım. Domatesi rendeliyor, çok az tuz ve 1 kesme şeker ile kaynatıyor, soğutup 2 şer su bardağı boyutunda buzdolabı poşetlerinde saklıyorum.Eğer sizin bu tarz bir stoğunuz yok ise karton domates rendelerinden ya da en kotu taze domates satın alarak yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebzeli lazanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler &lt;br /&gt;½ paket lazanya&lt;br /&gt;2 su bardağı domates sosu ( ya da 2 su bardağı rendelenmiş ve kaynatılmış domates)&lt;br /&gt;1 diş sarımsak.&lt;br /&gt;2 adet patlıcan&lt;br /&gt;2 adet kırmızı biber&lt;br /&gt;1 s bardağı kaşar peynir rendesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı.&lt;br /&gt;1-Dolaptak domates sosunu çözdürüp ezilmiş 1 diş sarımsak ile kaynatın. Domates sosunuz tok ise domatesleri rendeleyip az tur ile kaynatıp sos yapın)&lt;br /&gt;2-Patlıcanları alaca soyup, enine dilimleyip tuzlu suya yatırın.&lt;br /&gt;3-Bu arada biberleri enine dilimleyip ızgarada her iki yanını pişirin.&lt;br /&gt;4-Patlıcanları da tuzlu sudan çıkarıp kurulayarak yine her iki yanını ızgara edin.&lt;br /&gt;5-Buyukce bir borcamın dibine 2 kepçe domates sosu dökün, üzerine 1 sıra lazanya dizin.&lt;br /&gt;6-Lazanyanın üzerinde biber ve patlıcan dilimleri yerleştirip 2 kepçe sıcak domates sosu dökün.&lt;br /&gt;7-Böylece bir kat lazanya ve sebze, bir kat domates sosu olarak malzemeleri dizin.&lt;br /&gt;8-En üstüne rende kaşar peynirini serpin ve fırına verin.&lt;br /&gt;9-200 derecede 30-35 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-6971457278987503031?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/6971457278987503031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=6971457278987503031' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6971457278987503031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6971457278987503031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/krgnlk-bugun-aclan-laduree-ve-sebzeli.html' title='Kırgınlık, bugun açılan Ladurée ve Sebzeli Lazanya'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TO-3nrMfySI/AAAAAAAAA1E/Vl2whz5RxPY/s72-c/IMG_9201.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-5386506165137943225</id><published>2010-11-24T12:25:00.001+02:00</published><updated>2010-11-24T12:27:39.296+02:00</updated><title type='text'>Poyraz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOzoW-9WGjI/AAAAAAAAA08/THDX7cTDK8U/s1600/poyraz.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOzoW-9WGjI/AAAAAAAAA08/THDX7cTDK8U/s320/poyraz.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5543060722941303346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnimde objelerle özdeşleşmiş anılar var benim. Öğretmenler günü dediğinde nedense aklıma çocukluğumuzda dikdörtgen uzun şeffaf kutulara konan o çirkin kırmızı tek gül geliyor. Haftalığımdan ayırıp öğretmenime böyle bir gül almşlığım var herhalde ki bu gül aklımdan bir türlü çıkmıyor. Mesela anneler gunu deyince de  içinde kadifeden bir anne suratı olan ayaklı altın sarısı bir tabak geliyor. Kesik bir film gibi, arada aylar süren bir anı yok ama böyle belli basil şeyler de hiç unutulmuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar zor gecirdim ki gectiğimiz günleri, herkesin pastırma yazı diyerek bayildigi içinin içine sıgmadigi lodos beni tabiri caiz ise bir lodos baligina ceviriyor. Keskin bir baş agrısı, solunum yollarımda bir baski, depresif bir halsizlik ve baş dönmesi. Bu yuzden bayramın hemen her gununu evde gecirdim diyebilirim. Hatta beynimin zonkladigi bir gun havanın poyraza dondugu an deniz kenarına gidip dakikalarca kıpırdamadan havanın kokusunu icime cekecegime soz verdim.Bugün de güneş var havada ama o gectigimiz çok hafta üstüste yaşadığımız ve benim sızlandığım lodostan degil. Bildiginiz sert bir ruzgar, arada ısıtan bir guneş, ama hava duru, hava net ve berrak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmenler gününe MEF kullarına alelacele yetiştirdiğim kurabiyelerin yorgunlugundan olsa gerek sabah çok erken uyanıp kahvaltı yaptiktan sonar kanepede miskinlik yapiyorum. Tüm bunları düşünüyor ve biraz kestirip kalkıp fotograf cektirmeyi dusunurken bir mesaj dustu malime, ardından bir telefon. Bu sabah Bahcesehir Üniversitesinde derste olan eşim, erkenden vardıgı okul bahcesinin denize bakan kısmında poyrazın fotografını cekip yollamış bana heyecanla. Tamam dedim kalkıyorum artik dogru sahile. Bir kahve yaptım once ayilmak icin, simdi de oturmuş bunları yaziyorum ama bugün içim nedense dalga dalga benim. Az evvel daha once hic farktmedigim bir blogu farkediyor ve okudukça okuyasim, yaratıcılıgındna etkilenip birsürü plan yapasım var, ama birden onlar gidiyor ben battaniyenin altına giriyor gozlerimi kapatiyorum. Ruhumda içimin kıpır kıpır olmasını kıskanan ve onu engelleyen bir baskı , gözlerim bile dalgın sanki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugun bana neler oluyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-5386506165137943225?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/5386506165137943225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=5386506165137943225' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5386506165137943225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5386506165137943225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/poyraz.html' title='Poyraz'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOzoW-9WGjI/AAAAAAAAA08/THDX7cTDK8U/s72-c/poyraz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-6790326728850429063</id><published>2010-11-23T00:51:00.013+02:00</published><updated>2010-11-23T01:02:55.599+02:00</updated><title type='text'>Beyoğlunda bir sabah öyküsü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0FZdvwNI/AAAAAAAAAz8/bAjHtBHp9iI/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0FZdvwNI/AAAAAAAAAz8/bAjHtBHp9iI/s320/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542510665004990674" /&gt;&lt;/a&gt;Sabah diyorum, erken diyorum yanına bir de fırsat dediğim zaman herşey istediğim gibi oluyor. En sevdiğim şehre on günlük tatil için vize randevusundayız. Fırsat demişim  ya bir kere randevuyu en erken saat olan 08.15 e almışım üstelik randevudan yarım saat de erken gelme zorunluluğunu da hesaba katarak. Ev hafif karanlık, üzerimde hep o sabahı hatırlamak istediğim bir kıyafet, yanımda sevgilim yollar bomboş... Eksik 2 belgenin de fotokopisini çektirip konsolosluga girdikten onbeş dakika sonra gülen bir suratla çıkıyoruz dışarı,  henüz randevu saatimiz bile gelmemiş ve biz hesapsız yirmi güzel sabah dakikası kazanarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seneler seneler evvelinin Beyoğlu yaşantısına bu kadar meraklıyken kahvaltı için  elbette soluğu Gezi Pastanesi’nde aliyoruz.  Fırına girmeyi bekleyen ekmekler, fırında pişen ekmekler, yeni çıkan ekmekler derken tüm kokular adeta birbirine karışıyor.. Sabahın çok erken saatlerinin verdiği bir armağan olsa gerek deyip sakin ve boş salonda bir masaya oturup başlıyoruz fotoğraf çekmeye. Pencereler, aplikler, vitrinler derken kahvaltımız geliyor ve o güzelim sabah koşuşturmacasının içinde ama sakin bir kahvaltı yapıyoruz.. Gazete türk kahvesi derken eşim işe gidiyor ve ben başlıyorum sabah Beyoğlu’yu yaşamaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0Q6GNe4I/AAAAAAAAA0E/ri3fwpJ8n7I/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0Q6GNe4I/AAAAAAAAA0E/ri3fwpJ8n7I/s320/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542510862743206786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr1O-BO-5I/AAAAAAAAA00/Kdr5BHF0e5U/s1600/8.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr1O-BO-5I/AAAAAAAAA00/Kdr5BHF0e5U/s320/8.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542511928947964818" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr1FZq0FCI/AAAAAAAAA0s/THfIvsFvbCU/s1600/7.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr1FZq0FCI/AAAAAAAAA0s/THfIvsFvbCU/s320/7.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542511764571427874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk şaşırdığım şey ve belki de bugüne kadar hiç bilmediğim İstiklal caddesinde arabalarla karşılaşıyorum. Caddesinin arabaya kapanış saati olan saat ona kadar büyük bir gürültü, toz duman ve stresten uzaklaşmak için giriyorum bir kitapçıya. Bir görevli ve ben varız sadece. Akşamdan sanki birbirleri ile fısıldaşan kelimeler güne hazırlanmak için her bir kitabın arasında usul usul dinleniyor ve ben onların fısıltısında geziniyorum. Birkaç fotoğraf, rahat bir gezintiden sonra zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor ve çoktandır okumak istediğim bir kitabı da satın alarak kitapçıdan çıkıyor ve kahvemi içmek için starbucksa giriyorum. Hava ılık hatta sıcak olmasına karşın starbucks’ın her sonbaharıma neşe katan kıpkırmızı yılbaşı ürünleri ile karşılaşıyorum. Bir an önce evime dönüp tozlu dolaplardan yılbaşı ağacımı ve süslerimi çıkarıp  evimi kıpkırmızının enerjisine dönüştürmek için sabırsızlanıyor kahvemi yudumluyorum. Bir kahve bir cümle derken saat on oluyor ve sevimsiz arabalar caddeyi bana ve benim gibi meraklı insanlara bırakıyor nihayet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0xNdpo9I/AAAAAAAAA0c/MMS4R-rQd2c/s1600/5.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0xNdpo9I/AAAAAAAAA0c/MMS4R-rQd2c/s320/5.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542511417697608658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0678CqGI/AAAAAAAAA0k/bVeDaaFgwv4/s1600/6.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0678CqGI/AAAAAAAAA0k/bVeDaaFgwv4/s320/6.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542511584791930978" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güne hazırlanmakta olan bir pastanenin vitrini, üzerine sabah güneşini almış kahvaltı yapan keyifli kediler takılıyor aklıma, fotoğraflıyorum. Tünele kadar yürüyor ve biraz oturuyorum bir taşa. Gelen geçen derken iyice kalabalıklaşıyor cadde ve ben kendimi asmalı mescidin boş sandalyelerinin arasına atıyorum. Tam bir yere oturup kitabıma devam edecekken bir sokak arasında eskimiş çerçeveleri temizleyip satan bir dükkan görüp giriyorum içeri. Salonumda duvar kağıdı yaptığım bir duvarıma ne zamandır aradığım aynaları buluyor ve sipariş ediyorum hemen. Dükkan sahibi siparişlerimi not alıyorken dükkandaki antika eşyalara dokunuyor ve öykülerini hissetmeye çalışıyorum parmaklarım ve kulağımla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;......Derken zaman doluyor ve ben yapmak istediklerimi başka bir Beyoğlu gününe bırakıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0dtQNeCI/AAAAAAAAA0M/zZ1nEG59cy8/s1600/3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0dtQNeCI/AAAAAAAAA0M/zZ1nEG59cy8/s320/3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542511082633787426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0odSzirI/AAAAAAAAA0U/LQ4UD0VJOc4/s1600/4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0odSzirI/AAAAAAAAA0U/LQ4UD0VJOc4/s320/4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542511267328264882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah demiş sabah anlatmışken güzel  bir Pazar sabahı kahvaltısı olan bu fırında tek kişilik yumurtaları anlatmak istiyorum size. Daha önce inernette ve birçok dergide kitapta farklı tariflerini görüp yapmaya niyetlendiğim bu yumurtaları kendi damak zevkime göre tariflendirdim. Siz de diğer malzemeler ile oynayabilir kendi tarifinizi yaratabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek kişilik kaplarda fırında yumurta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;1 adet yumurta&lt;br /&gt;1 dilim tost ekmeği&lt;br /&gt;6 kaşık süt&lt;br /&gt;1 dilim pastırma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Fırın ısısını 170 dereceye getirin&lt;br /&gt;2-Tek kişilik fırın kabına (dilerseniz benim gibi muffin kaplarına dilerseniz cam sufle kaplarına) 3 yemek kaşığı süt döküp tüm yüzeye yayın&lt;br /&gt;3-Kalıp ya da bir çay bardağı yardımı ile tost ekmeğimi fırın kabı büyüklüğünde kesin ve frın kabına koyun, üzerine 3 yemek kaşığı süt dökün&lt;br /&gt;4-1 dilim pastırmayı ufak parçalara bölüp ekmeğin üzerine yerleştirin.&lt;br /&gt;5-En son yumurtayı kırıp fırına verin ve yaklaşık 17-20 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-6790326728850429063?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/6790326728850429063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=6790326728850429063' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6790326728850429063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6790326728850429063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/beyoglunda-bir-sabah-oykusu.html' title='Beyoğlunda bir sabah öyküsü'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOr0FZdvwNI/AAAAAAAAAz8/bAjHtBHp9iI/s72-c/1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-5310136505062146471</id><published>2010-11-18T14:13:00.005+02:00</published><updated>2010-11-18T16:15:05.653+02:00</updated><title type='text'>bugün.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOUZwkdC-VI/AAAAAAAAAz0/J-u8wX6JtnI/s1600/IMG_9661.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOUZwkdC-VI/AAAAAAAAAz0/J-u8wX6JtnI/s320/IMG_9661.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5540863238759184722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İstanbul bomboş, yalnız sakin hallerinin pozlarını vermek için sabırsız bizi bekliyor. Hava serinliyor, en sevdiğim bulutlar gökyüzünde bugün. Akşam dostlar, sabah halasna bayramlaşmaya gelecek bir küçük kuzu. Fırında pişmekte olan çikolatalı kekin kokusu akşamüzeri kahveme eşlik etmek için beni bekliyor. Vazomda bayram misafirlerimden güzelim taptaze kasımpatları. Erken yatmak yok, geç kalkmak yok, hayattan daha hızlı olmak için içimde bir çaba en heyecanlısından... Beni içimdeki ışığa kavuşturan şehrin vizesi pasaportumun en temiz sayfasında. Serin havayı bekleyen mavi elbisem üzerimde, alyansımın takılı oldugu parmagımda nazar boncuklu manikur. Digiturk kanal 437 de jazz klasik, elimde Hıfzı Topuz'un ''Nişantaşı Anıları''ndan tozlu sarı sayfalı anılar, makinemde aktarılmayı bekleyen güzel fotograflar. &lt;br /&gt;Daha ne olsun?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-5310136505062146471?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/5310136505062146471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=5310136505062146471' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5310136505062146471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5310136505062146471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/bugun.html' title='bugün.'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TOUZwkdC-VI/AAAAAAAAAz0/J-u8wX6JtnI/s72-c/IMG_9661.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1563616252204701838</id><published>2010-11-09T18:33:00.003+02:00</published><updated>2010-11-09T18:35:14.686+02:00</updated><title type='text'>Bu sabahların bir anlamı olmalı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNl3_RCj5uI/AAAAAAAAAzs/-JShAzD28Iw/s1600/karnibahar.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNl3_RCj5uI/AAAAAAAAAzs/-JShAzD28Iw/s320/karnibahar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537589145618343650" /&gt;&lt;/a&gt;Eskiden ne çok severdim geceleri. Geç uyanmak pahasına geç yatmayı, kimsenin izlemediği dizilerin bilmemkaçıncı tekrarında kanal değiştirmeyi, garip garip ürünlerin uzuuun süren reklamlarını izlemeyi, şiir okumayı, en çok da yazmayı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman her şeyi değiştirmeye devam ederken gecelere olan ilgimi de azaltmaya başladı. Annemle bundan yaklaşık 10 sene önce taşındığı evinde, güneşin Topkapı Sarayının üzerinden doğuşunun izlenebildiği salonunda çok erken kalkıp gün doğumlarını izlemeye başlaması ile konuşmuştuk. Bana yıllar geçtikçe insanın ne çok şey kaçırdığını fark ettiğini, bu yüzden eskiden yapmadığı şeyleri daha çok yapmaya başladığından bahsetmişti. Gün doğumunu izlemek de en iyi örnek olsa gerek. Ben de eşim askerdeyken yaşadığım o evde sayısız sabah gün doğumu izledim. Bugüne değin yazlıkta arkadaşlarım ile kumsalda sabahlamak dışın gündoğumu izlemediğimi fark ettiğim an da ne çok şey kaçırdığımı anladığımı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar sabahları daha çok seviyor daha çok huzur buluyorum sanki. Ben sabahları sevdikçe, daha çok uykumun geldiği ve eni uyanmamak için zorladığı bünyeme inat elimden geldiğince erken kalkmaya çalışıyorum. Ve biliyorum ki İstanbul sabahları bir gelin kadar süslü, bir aşık kadar heyecanlı, bir anne gibi masum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunları düşünerek kardeşime kahvaltıya gideceğimiz sabah tazecik Pazar sabahı ekmeği almak için Eyüp’e gittik. Sabahın o erken saatlerinde güneşin daha önce hiç yaşamadığınız ve fark etmediğiniz açısıyla bilmediğiniz bir köşeye, vitrine, taşa vuruşunu görüp heyecanlanır mısınız? Ben heyecanlandım. Bu tarihi semtte arvavut kaldırımlı taşlara adımlarımı atarken daha erken kalkmaya ve elimde fotoğraf makinesi ile yollara düşmeye söz verdim kendime. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzde kocaman bir bayram tatili var. Ellerinde haritalar, akıllarında notlarla yollara düşecek insanlardan farklı olan biz evcil iki sevgili çoktan izlenecek filmlerin, okunacak kitapların ve huzurun programını yaptık. Tabi ki sabah erken kalkıp bomboş şehrin kokusunu içimizde hissettikten sonra…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraftaki güzel fırında karnabahar. Bizim en sevdiğimiz, tezgâhtan kalkana kadar çokça pişirip tükettiğimiz tarifinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 orta boy karnıbahar&lt;br /&gt;Pişirmek için su&lt;br /&gt;2 su bardağı yoğurt&lt;br /&gt;2 yumurta&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı un&lt;br /&gt;1 çay bardağı zeytinyağ&lt;br /&gt;1 su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri&lt;br /&gt;Tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sos için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarımsaklı Yoğurt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarifi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnıbaharları ayıklayıp çiçek çiçek ayırıp iyice yıkayın. Kaynamakta olan tuzlu suya ekleyip karnıbaharlar yumuşayana kadar pişirin. (Yaklaşık 20-25 dk).Bu arada yoğurt yumurta un ve sıvı yağı bir karıştırıcı ile iyice karıştırın. Pişen karnıbaharları bir kevgir yardımı ile fırın tepsisine alın.Üzerine hazırladığınız yoğurtlu karışımı eşit miktarda dökün. Rendelenmiş kaşar peynirini ekleyin.Üzeinin nar gibi kızarmasını istiyorsanız en son üzerine bir bıçak yardımı ile fındık büyüklüğünde 5-6 parça margarin koyun ve 180 derece önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin (Yaklaşık 30-35 dk) Fırındak çıktıktan sonra 10-15 dakika dinlendirip üzerine sarımsaklı yoğurt dökerek servis edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1563616252204701838?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1563616252204701838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1563616252204701838' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1563616252204701838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1563616252204701838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/bu-sabahlarn-bir-anlam-olmal.html' title='Bu sabahların bir anlamı olmalı'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNl3_RCj5uI/AAAAAAAAAzs/-JShAzD28Iw/s72-c/karnibahar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-2352894545203555381</id><published>2010-11-05T13:00:00.008+02:00</published><updated>2010-11-05T13:21:23.025+02:00</updated><title type='text'>Zaman Mandalina Zamanı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNPkcXCJb_I/AAAAAAAAAzc/w4mNehLvYkk/s1600/mandalina1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNPkcXCJb_I/AAAAAAAAAzc/w4mNehLvYkk/s320/mandalina1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5536019542838964210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Zaman… Yıllardır hakkında bir sürü şey yazılıp çizilen, felsefe ve fiziğin bir araya gelip hakkında bir sürü teori ürettiği bir kavram. Siz ne yaparsanız yapın geçen, ama yaptığınız aktiviteye göre de süresindeki algımızın değiştiği, bazen güzel bazen kötü, ama hepimizin hayatında var olan zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışırken arkasında koştuğum, şimdi ise evdeyken beni iteleyen, tüm programlarımızın amacı, çoğu zaman yönetemediğimizden yakındığımız, bazen de geçmesini istemediğimiz güzel zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçiyorsun gidiyorsun hep. Bazı gün alnımızın ortasında bir kızgınlık çizgisi olarak kalıyorsun, bazı akşam da yanağımızdaki kücük gamzelerini çukurlaştırıyor, ama her günün sonunda bizi biraz daha büyütüyor biraz daha olgunlaştırıyorsun. Bir bakıyoruz ki moda dergilerinin yapraklarında özenip aldığımız tüvit pançolarımızı bile giyemeden kışa döndürmüşsün sonbaharı, gün geliyor ki özlemle beklediğimiz sevgiliyi getirmiyor koynumuza, sancılarla uzattıkça uzatıyorsun kendini… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her gün yeni bir fırsat sunuyorsun bize kendinden daha hızlı. Gelip geçerken yakalayabilirsek saçlarından bizim oluyor, anı yaşıyoruz. Ya sonrası diye düşünürsek sen yanımızdayken, daha bir hızlı alıyorsun elimizden o fırsatları bir daha vermemek üzere, sonra biz de elimizdekini yaşayıp sonra da adına kader deyip geçiyoruz. Daha güzel bir güne saklarsam o pahalı şarabı, sona bir açıyorum ki eskimiş, ekşimiş, o an açıp içersem o güzel şarabı o zaman da  aklımda daha güzel bir gün olur muydu acaba diye soru işaretleriyle. Zamanın tek manasının ‘’an’’ olduğunu çokça düşündürerek, ve yaşadığımı o anın, ne olursa olsun bize ait ve güzel olduğuna inanarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senelerce Paris hayali kurduktan sonra Paris’e ilk adım attığım anda olmuştu bana.  Hani size de olur mu çok hayal kurduğunuz bir anı yaşarken ‘’acaba bu anı ben mi yaşıyorum’’ diye düşündüğünüz., sonra yanınızdakine dönüp ‘’işte o hep hayalini kurduğumuz anın içindeyiz farkında mısın dediğiniz. Hayat ve zaman hep bu yan yana anlardan ibaret aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNPkSm75a7I/AAAAAAAAAzU/W20k6x6Gkvs/s1600/mandalina2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNPkSm75a7I/AAAAAAAAAzU/W20k6x6Gkvs/s320/mandalina2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5536019375309024178" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sene başka bir şarkıya âşık oluyorum ben o şarkının bestelendiği zamanla aynı zamanda yaşadığıma şükrederek. Sezen Aksu’nun o en manalı şarkılarını, Goran Bregovic orkestrasını ik karşımda gördüğüm anı,  Zeki Alaysa Metin Akpınar’ın Devekuşu Kabaresini çocukken tiyatrosunda izlediğimde, Ajda Pekkan’ı her duyduğumda bunarı hissederim de, en çok Müzeyyen Senar’ı canlı izlemek istemiştim ben. Bir içki firmasının sponsorluğunda Sepetçiler Kasrı’nda verdiği geceye gitmek istemiş, ama bir türlü kısmet olamayan o basiretlerimden en büyüğü bağlanmış ve o geceye gidememiştim. İş güç çıktı şu oldu bu oldu derken, Müzeyyen Senar da o geceden birkaç gün sonra hastalanıp o muhteşem sesini kaybetti. O an ‘’fırsat’’ın zamandan çok daha önemli olduğunu anladım, daha çok düşünür daha çok koşturur oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşımıza ne gelirse gelsin, o an, o fırsat bir daha bizim olmayabilir. Niye evdeyiz şu an, neden bu güzel sonbaharın kırmızı yaprakların tadını çıkarmıyoruz, bir sonraki sonbaharda da aynı sağlıkta, aynı imkânlarda olabilecek miyiz? Biz gündelik işlerimizle koşuştururken etrafımızda o ana ait ne fırsatlar gelip geçiyor bir an gözlerimizi kapatıp düşünemez miyiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNPkK5piccI/AAAAAAAAAzM/V4RyiJqJXKw/s1600/mandalina3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 160px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNPkK5piccI/AAAAAAAAAzM/V4RyiJqJXKw/s320/mandalina3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5536019242893341122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fotoğraflarını gördüğünüz yeşil sarı güzeller de yeşil mandalinalar. Her sonbahar sadece 3-4 hafta tezgâhlarda oluyor, sonra yerini mumlanmış büyümüş kocaman mandalinalara bırakıyor.. Gazetede bir tarif gördük annemle ve hemen pazardan alıp uyguladık. Bu tarif ile yaptığınız şurupları uzunca bir süre buzdolabında muhafaza edebiliyoruz. Keklere pastalara ekleyip harika tarifler elde edebiliyor, bol buz ve su ile kokteyller, ya da tekila ve votka ile hoş kokulu kış içkileri yudumlayabiliyoruz. Başka neler yapılabilir düşünüp deneyimleyip paylaşacağım sizlerle &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz de yapmak isteseniz pazarda bu mandalinayı bulabileceğiniz son günler. Güzel bir fırsat bu mandalinaları mutfağımıza getirmek için son kez uçuyor gökyüzünde. Hadi yakalayın saçlarından!&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNPkBLsJZmI/AAAAAAAAAzE/HO39c9c_Mk0/s1600/mandalina4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNPkBLsJZmI/AAAAAAAAAzE/HO39c9c_Mk0/s320/mandalina4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5536019075937429090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 bardak yeşil mandalina suyu (bu yaşlaşık 5 kilo yeşil mandalinadan elde ediliyor)&lt;br /&gt;4 bardak toz şeker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılışı&lt;br /&gt;Mandalinaları sıkıp her 1 bardak mandalina suyuna 1 bardak toz şeker ekleyin ve kapaklı bir kaba koyun. Bu kabı 2 gün boyunca ara sıra karıştırarak ya da çalkalayarak şekerin eriyip iyice karışmasını bekleyin. Daha sonra bu karışımı şişelere doldurup ağzını kapatın ve hiç açmadan 15 gün botunca karanlık ve güneş almayan bir yerde bekletin. Ardından kullanmak üzere açtığınız her şişeyi buzdolabında muhafaza ederek kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-2352894545203555381?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/2352894545203555381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=2352894545203555381' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2352894545203555381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2352894545203555381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/zaman-mandalina-zaman.html' title='Zaman Mandalina Zamanı'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNPkcXCJb_I/AAAAAAAAAzc/w4mNehLvYkk/s72-c/mandalina1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-6905819858816795446</id><published>2010-11-03T16:28:00.005+02:00</published><updated>2010-11-03T23:29:28.143+02:00</updated><title type='text'>Simit öyküsü, talihsizlikler ve Pasta Malzemeleri indirimi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNFxzr2Vj-I/AAAAAAAAAy0/sfrYlXtTEIA/s1600/misirunu.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNFxzr2Vj-I/AAAAAAAAAy0/sfrYlXtTEIA/s320/misirunu.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535330549772947426" /&gt;&lt;/a&gt;Geçen akşam televizyonda lezzetli bir simidin nasil anlaşılacağından bahseden bir haber yapmışlardı. Şekli, kokusu, rengi derken herkes kendince fikrini söyledi de; bence güzel simit için hiçbir riske girmeye gerek yok, güzel simit küçük olur bir de Eminönü’nde olur. Rengi kokusu falan da beni pek ilgilendirmez, ağzına attığında seni İstanbul’da hissettirir olur biter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımda bunlarla düşüyorum yollara, Tarabya’dan Eminönü’ye simit yemeye...Gidip bir simit alacağım, denizin iyot kokusunu içime çekeceğim, sonra da büfeden bir ayran alip kalabalığın ortasında bir taşa oturup afiyetle simidimi yiyip simitçinin ve güzel meydanın fotoğraflarını çekeceğim diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabaya binip metro istasyonuna gidiyor ve 15 dakika yer bulamıyorum arabayı park edecek. Ama işin ucunda simit var yılmak yok diyip eve geri dönüyor arabayı yerine park ediyor, bir taksiye atlayıp tutuyorum istasyonun yolunu. Böyle başlayan günlerde size de olur mu bilmiyorum ama tam merdivenleri inip hızlı adımlarla araca ilerliyorum ki binmek üzereyken kapılar kapanıyor metro hareket ediyor ve ben başlıyorum bir sonraki aracı beklemeye. Simit diyorum, fotoğraf diyorum, henüz en sakin anlarım çünkü. Kitabımı açıp başlıyorum derin derin okumaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki araba binip Taksim’e varıyorum, Finiküler ile Kabataş’a, oradan da tramvay ile Eminönü’ne varacağım ve tahmin edebileceğiniz gibi her iki araçta da aynısı başıma geliyor, koşa koşa araca yaklaşıyorum ki Truman Show gibi birileri aracın kapısını kapatıyor ve ben bir sonraki sefere kalıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNFx5HZh4fI/AAAAAAAAAy8/acZrpDwcUwQ/s1600/un.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNFx5HZh4fI/AAAAAAAAAy8/acZrpDwcUwQ/s320/un.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535330643067658738" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken planladığımdan 1 saat 15 dakikalık bir gecikme ile Eminönü’ndeyim. Yeni Caminin önünde bir simitçi gözüme kestiriyor, yol boyu boynumu ağrıtmış makinemi çantamdan çıkarıyorum, başlıyorum bir güzel simit fotoğrafları çekmeye. Ama tam o anda fark ediyorum ki makinenin kartı içinde değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her güzelliği fotoğraflayıp ölümsüzleştiremem ya, ben de eve gidip anlatırım, hatta belki çekeceğimden daha güzel bir kare olur cümlelerim diyorum. Derken bir fırın arabası yaklaşıyor simitçiye. Üzerinde kırık beyaz sert hasır bir örtü ve altında kokusu ile insanları simitçinin önünde bir anda sıra yapan sıcacık simitler. Eminönü’nde olmak, simit yemek ve o simidin sıcacık olmasını sadece ikinci kez yaşıyorum ben, kelimelere kifayet bırakmayan, ayranın varoluş sebebini açıklayan ve günlerce farklı öykülere konu olabilecek anlar yaşıyorum kendimce. Hani Nutella kavanozunu ilk açtığınızda üzerindeki sarı ambalajı delersiniz ve burnunuza gelen ilk kokuda oturacak ve gözlerinizi kapatacak bir yer ararsınız ya, işte öyle bir an benimki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir simit hikâyem ve güzel simit fotoğraflarım olacaktı size, ama sadece hikâyem var bugünlük, fotoğrafta da ne zamandır canımın çektiği mısır unlu tuzlu peynirli kek. Bir de güzel haberim var pastacı kurabiyeci arkadaşlara. Fermo’dan Nüansa giden sokakta 3 farkı pasta malzemeleri dükkânı açılmış, bu duruma da senelerdir burnundan kıl aldırmayan Fermo bir çok ürüne %70 indirim yaparak bir de o dükkanda hiç alışık olmadığım güler yüzlü çalışanlar edinerek uyum sağlamış. Şaşkınlığım bir anda mutluluğa dönüşüverdi.  Malzeme ihtiyaci olanların Fermo’ya göz atmasını tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısır unlu tuzlu peynirli kek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;2 su bardağı mısır unu&lt;br /&gt;1 su bardağı beyaz un&lt;br /&gt;1,su bardağı yoğurt&lt;br /&gt;1/su bardağı süt&lt;br /&gt;1/2 su bardağı zeytinyağı&lt;br /&gt;½ demet dereotu&lt;br /&gt;Kabartma tozu&lt;br /&gt;150 gr. Beyazpeynir&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Fırın ısısını 180 dereceye getirin.&lt;br /&gt;2-Mısır unu, beyaz un, kabarta tozu ve tuzu derin bir kapta harmanlayın.&lt;br /&gt;3-Zeytinyağı süt ve yoğurdu ekleyerek bir kaşık yardımı ile kek hamuru kıvamında bir hamur hazırlayın.&lt;br /&gt;4-En son dereotunu ve peyniri de ekleyip yağlanmış ve unlanmış yuvarlak kalıba hamuru iyice yayın.&lt;br /&gt;5–180 derece fırında aynen kek pişirir gibi yaklaşık 40–45 dakika pişirin. Üzeri kızarıp, batırdığınız kürdan temiz çıkınca fırından alabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-6905819858816795446?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/6905819858816795446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=6905819858816795446' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6905819858816795446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6905819858816795446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/simit-oykusu-talihsizlikler-ve-pasta.html' title='Simit öyküsü, talihsizlikler ve Pasta Malzemeleri indirimi'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TNFxzr2Vj-I/AAAAAAAAAy0/sfrYlXtTEIA/s72-c/misirunu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-8370479617833377622</id><published>2010-11-01T22:30:00.004+02:00</published><updated>2010-11-01T22:38:59.108+02:00</updated><title type='text'>Kış Çayları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM8k8omDC1I/AAAAAAAAAys/iGcWnOmhdxQ/s1600/cay.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM8k8omDC1I/AAAAAAAAAys/iGcWnOmhdxQ/s320/cay.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534683091169381202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herkes gibi benim de bu aralar boğazlarım ağrıyor, burnum ve gözlerim akıyor, arada da halsizliklerim oluyor mevsim geçişlerinden. Tesadüf müdür yoksa gerçek midir bilmiyorum ama sanırım grip olmamanın yolunu budum ben. Sonbaharda iki kez ve kıştan ilkbahara çıkarken iki kez olmak üzere yılda dört kez bildiğiniz 10-15 gün süren ateşli grip olurdum çoğumuz gibi. En son grip olduğum 2008 Şubat ayından bu yana bu mevsimlerde boğaz yanması dışında bir rahatsızlığım olmadı hiç Çözümü beslenmede buldum kendimce. Eskiden ne olsa yerken artik günde 6 öğünde de meyve ve sebze yiyorum mutlaka. Öğle ve akşam yemeklerimde roka ile domatesi eksik etmiyor, ara öğünlerimde mutlaka mevsim meyveleri yiyor, et sevmeyen biri olarak da ana öğünlerimde hep sebze yemekleri yiyorum. İşin sırrının sağlıklı beslenip metabolizmayı güçlendirmek olduğunu keşfettiğimden bu yana da grip olmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM8kbQ3BIOI/AAAAAAAAAyU/MmRyJadfFqs/s1600/kitap1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM8kbQ3BIOI/AAAAAAAAAyU/MmRyJadfFqs/s320/kitap1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534682517862424802" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat grip dışında bahsettiğim soğuk algınlıklarına da çeşit çeşit bitki çayları ile çözüm buldum. Yazılı ve görsel medyada hergün ne yememiz ya da ne yemememiz konusunda bilgi bombardımanına tutuluyoruz, bence önemli olan doğru seçimi yapabilmekte. Geçen gün mayıstan bu yana çektiğim ama hiçbir doktorun bir teşhis bulamadığı bir ağrım sebebi ile bir arkadaşımın önerdiği bir doktora gittim. Eskiden doktorlar bir hastalık teşhisi koyamadıklarında ‘’psikolojik’’ diyip insanı hemen terapiye yönlendirirlerdi. Çeşitli vitamin markaları ile anlaşma yapmış olmalarından mütevellit kensisi bana çeşitli tetkikler sonucunda bilmemne çiçeği yağı özünden oluşan bir bitkisel ilaç önerdi. Teşekkür ederek ayrıldım yanından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM8kqU6reaI/AAAAAAAAAyc/GUxmOn49R6k/s1600/tarcin.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM8kqU6reaI/AAAAAAAAAyc/GUxmOn49R6k/s320/tarcin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534682776649562530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de soğuk algınlığı gibi basit durumlarda insan alternatif tedavileri kendisi keşfedebiliyor. Yaptığım araştırmalar ile bu sene kış çayımı Mısır Çarşısına giderek ve bol bol okuyarak oluşturdum. Akşamları bir demlik demliyor ve eşimle birlikte içiyoruz. İnanın sabaha tüm boğaz ağrım geçmiş oluyor. İçeriği şunlardan oluşuyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekinezya&lt;br /&gt;Papatya&lt;br /&gt;Kuşburnu&lt;br /&gt;Ihlamur&lt;br /&gt;Melisa&lt;br /&gt;Mürver&lt;br /&gt;Söüt Kabuğu&lt;br /&gt;Kekik otu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaklığı sebebi ile arabayla gitsem dur kalktan yorulacağım, vesait ile gitsem yolu bitmeyecek bir mesafede olan kitap fuarına senelerdir gidemiyorum maalesef. Bugün öğleden sonra bu güneşli havayı da fırsat bilerek sahilde hafta sonu Radikalin verdiği kitap ekindeki fuar ile ilgili hemen her satırı okudum. Söyleşileri ve imza günleri olan yazarlara katılamayacağım için çok üzüldüm tabiî ki ama gerekli tüm notlarımı alarak listede okumamı bekleyen kitaplarıma eklentiler yaptım. Yaşasın kitabın eşlik ettiği bitki çayları ile dolu kış akşamları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese sağlıklı ve sıcacık kış akşamları dilerim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-8370479617833377622?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/8370479617833377622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=8370479617833377622' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8370479617833377622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8370479617833377622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/11/ks-caylar.html' title='Kış Çayları'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM8k8omDC1I/AAAAAAAAAys/iGcWnOmhdxQ/s72-c/cay.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1444034026087187499</id><published>2010-10-31T21:49:00.002+02:00</published><updated>2010-10-31T22:30:08.309+02:00</updated><title type='text'>Evde İşler Bitmez</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM3Ia81uB3I/AAAAAAAAAx8/mba8S__qnNc/s1600/elmaliturta.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM3Ia81uB3I/AAAAAAAAAx8/mba8S__qnNc/s320/elmaliturta.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534299882441803634" /&gt;&lt;/a&gt;Bir temizlikçi krizi var bizim evde yıllardır, yalnız olmadığımı duymaya ihtiyacım var ne olur ses verin. Ne olur sizin de basınıza benzer şeyler geldiğinden bahsedin.&lt;br /&gt;6 senelik evliliğimizde 5. temizlikçiyle de yollarımı ayırmak zorunda kaldım.Yok ben çok şey beklemiyorum, öyle fazla titiz iş beğenmeyen her şeye takan biri de değilim. Ben anlatayım siz dinleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlendiğim ilk sene abimin de evine gelen temizlikçiden kasım ayına denk gelen üçüncü ayın sonunda benden zaman istemesi sonucu kendisine güle güle demek sorunda kaldım.Yıl sonu olabilir anlıyorum da daha seninle 3 aydır birlikte çalışıyoruz o da senin zam dönemine mi geldi ben anlamadım. Serbest çalışmak ne güzel şey yahu, bundan sonra ben de sigorta yaptırmadan şartlarımı kendim koymaya karar verdim is hayatında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci temizlikçimiz anneme de yıllardır gelen bir teyzeydi, benim Tarabya’da onun ise Beylikduzu’nde oturması sebebi ile kadıncağız yollara daha fazla dayanamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü temizlikçimiz en yakın arkadaşım ile bana ve onun da bir diğer yakın arkadaşına gelen biz kızdı. İyiydi hoştu fakat aklı o kadar havadaydı ki ‘’sabah çıkarken senden şunu yapmanı rica etmiştim neden yapmadın’’ diye sorduğumda gülmeye başlıyor ve ‘’ben onu unutmusuuuum sekinde kıkırdıyordu. 200 den fazlasını tamamladığım ve 3 haftadır masanın üzerinde duran 1000 parçalık puzzle’ı sormadan etmeden bozup kutusuna ayırmıştı mesela. Arkadaşıma misafir geldiği bir gün herkesle birlikte eline çayını alıp sofraya oturmuş, arkadaşım da misafirlerine cay koyarken ironi ile karışık kendisine ‘’çay içer misin’’ diye sorduğunda bardağını uzatıp ‘’açık olsun lütfen’’ dediği gün onu ruh sağlığımız bozulacak endişesi ile hayatımızdan çıkarttık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü temizlikçimiz bize sadece 1 gün gelebildi. Apartmanı bulamayacağı endişesi ile onu sitenin girişinden almamı rica eden Dudu abla, beni gördüğü an elini kaldırıp ‘’hu huuuu’’ diye bağırarak yanıma koşmaya başladı. Tüm gün bana ‘’camları sildim caağğnııımm, kova nerde cağğğnımmm, telefon çalıyor cağğğnım’’ diye seslendikten sonra ona ütüleri gösterdiğimde ‘’ben ütü yapmıyorum’’ dedi. Kendisine ‘’ben neden yapıyorum?’’ diye cevap verdikten sonra selametle uğurladım, Allah yolunu acık etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşinci temizlikçimiz bugüne kadar anlaştığım tek kişiydi ama çocuğu okula başladığı için isi bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altıncı talihliyi arayıştayım dostlarım. Zira yoğunluktan ölmekteyim. Annem ben çalışırken ‘’evde hiç iş bitmez’’ derdi inanmazdım, hakikaten öyleymiş. İşe gidince insanın gözü bir suru şeyi görmüyor, ama evdeyken sürekli bir derleme toplama temizleme durumlarında insan. Mesela bulaşık makinesinin deterjanı, tuzu ve parlatıcısı hiç aynı anda bitmiyor bizim, ille bir lambası kırmızı yanacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar ev benim üstüme geliyor sanırım, pastırma yazından faydalanmalı, kendini dışarı atmalı. Yoksa fotoğrafını gördüğünüz zaman gerektiren turtalardan yaptıkça yapıyor yedikçe de yiyorum. Yine de şikâyet etmemeli, kendisi çok lezzetli ve doyurucuydu. Elmaların bu kadar lezzetli olduğu günlerde bu tarz tariflere ağırlık vermenizi öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elmalı turta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamuru için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 su bardağı un&lt;br /&gt;3 yemek kaşığı pudra şekeri&lt;br /&gt;1 adet yumurta&lt;br /&gt;150 gr soğuk tereyağ&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı soğuk su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç Malzemesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 adet elma&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı tozşeker&lt;br /&gt;1 su bardağı ceviz&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı tarçın&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı mısır nişastası&lt;br /&gt;1 tutam tuz&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı tozşeker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Hamur malzemelerini yoğurun ve yumuşak bir turta hamuru oluşturun. Bu hamuru streç folyoya sarıp buzdolabına kaldırın.&lt;br /&gt;2-Fırın ısısını 170 dereceye getirin.&lt;br /&gt;3-Elmaların kabuklarını soyup çekirdeklerini ayıklatın ve derin bir kaba küp şeklinde doğrayın. Diğer malzemeleri de ekleyip karıştırın.&lt;br /&gt;4-Dolapta dinlendirdiğiniz hamuru 2 eşit parçaya ayırın. Birinci parçayı merdane ile açıp yuvarlak ve yalanış kalıbınıza yayın.&lt;br /&gt;5-Harcı tartın ortasına dökün.&lt;br /&gt;6-Diğer kısmı yine merdane ile açıp şerit şeklinde kesin ve üzerine kafesler oluşturun.&lt;br /&gt;7-Fırında kızarıncaya kadar pişirin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1444034026087187499?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1444034026087187499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1444034026087187499' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1444034026087187499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1444034026087187499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/10/evde-isler-bitmez.html' title='Evde İşler Bitmez'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TM3Ia81uB3I/AAAAAAAAAx8/mba8S__qnNc/s72-c/elmaliturta.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7417196666873359249</id><published>2010-10-26T20:18:00.004+02:00</published><updated>2010-10-26T20:20:46.684+02:00</updated><title type='text'>Arkası Yarın</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TMcbjBeBsxI/AAAAAAAAAx0/-ncEsuHb_jE/s1600/corba.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TMcbjBeBsxI/AAAAAAAAAx0/-ncEsuHb_jE/s320/corba.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5532420955751691026" /&gt;&lt;/a&gt;Eşim radyonun birinde rastlamış ‘’Arkası Yarın’’ a. Evet evet çoğumuzun çocukluğunda radyolarda dinlediğimiz arksı yarınlar. Eskiden olsa ne çok konuşur ne çok arardık böyle rastladığımız şeyleri değil mi? Şimdi google var Allahtan, yazdık hemen bulduk bir tanesini ve bilgisayarımıza indiriverdik. Gündüz dinleyelim, gece dinleyelim derken bu özel piyeslere hakkını verebilecek zamanı ayırdık ve bir kasabaya gelecek olan müfettişin kasabadaki yerel yönetimden halka kadar kulaktan kulağa yarattığı endişenin anlatıldığı piyesi başladık dinlemeye, ve dinlerken de çocukluğumuza dair yaptığımız o derin yolculuğa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokulda sabahçı olduğum zamanlar rastlardım arkası yarınlara. Annem babam uyurken kahvaltımızı hazırlar ve kahvaltı için bizi uyandırırdı. Hatırlar mısınız eskiden kaloriferler Hava ne kadar soğuk olursa olsun sabah belirli bir saatte kapıcının kazana attığı kömürler ile yakılır, akşam da yine belli bir saatte söndürülürdü. Sabah da herhalde bizim okula gitme saatimiz işte bu kaloriferlerin yanmadığı ya da yansa bile evi henüz ısıtmadığı zamana denk gelirdi ki annem mutfağı elektrikli bir ısıtıcı ile ısıtır bizi öyle uyandırırdı. Biz de pijamalarımızın üzerine giydiğimiz anneanne örgüsü kalın yelekler ile kahvaltı sofrasına gelir, muhtemelen havanın yeni yeni aydınlanmaya başladığı sabah saatlerinde kahvaltımızı yapardık. Peynir, zeytin, reçel, tereyağ ve süt. İşte arkası yarınlar da bizim bu kahvaltı zamanlarımıza rastlardı. Her bölüm sona erdiğinde acaba yarın ne olacak merakı ile üzerinden birkaç dakika sohbet ederdik. Hatta annemlerin gün içerisinde birbirleriyle bile bu piyesleri konuştuğunu hatırarım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Görselliğin hiç olmadığı bu radyo kanallarında piyesin tüm duygularını yansıtabilmek için kapı gıcırtıları, ayak sesleri gibi detaylar vurgulandıkça biz de kendimizi bir anda bu masal dünyanın içinde buluverdik. Kasabaya vilayet tarafından gizli görevle atanan müfettişin kasabada yarattığı merakla karışın endişe sanki bizim evin duvarlarında yankılandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki yazılarımda bahsettiğim berjerimi istediğim renge kaplattım, annemle çıktığımız bir Eminönü turunda çeşit çeşit kış çayları alıp renkli minik kavanozlara doldurdum, defterimde denemeyi planladığım birsürü ekmek tarifim var, misafirler geliyor, şaraplar içiliyor, keyifler her zaman olduğundan daha da dorukta. Haaa bir de balkonuma rengarenk kasımpatılar aldım her sabah şarkımı onlara söylüyorum. Ocağımda kaynayan sıcaxık bir çorbam da var. E hadi kış gel artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Arkası yarini dinlemek isteyenler TGRT FM in http://www.tgrt-fm.com.tr/ adresinde yayın akışı bölümüne tıklayarak dinleyebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köfteli erişte çorbası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;1,5 litre su&lt;br /&gt;½ su bardağı erişte&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı zeytinyağ&lt;br /&gt;100 gr kıyma&lt;br /&gt;1 çay kaşığı tuz&lt;br /&gt;1 çay kaşığı karabiber&lt;br /&gt;3 su bardağı yoğurt&lt;br /&gt;1 adet yumurta&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı nane&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazılanışı&lt;br /&gt;1-1 litre suyu ocağa koyup içine erişte ve zeytinyağ ekleyip 15 dakika kaynatın.&lt;br /&gt;2- Bir kapta kıymaya tuz ve karabiber ekleyerek yoğurun, ardından fındık büyüklüğünde toplar yaparak kaynayan suya atın ve 10 dakika daha kaynatın.&lt;br /&gt;3- Köfte ve erişteler pişerken başka bir kapta yoğurt, yumurta ve naneyi iyive karıştırın.&lt;br /&gt;4-Yoğurtlu karışımı yavaş yavaş tencereye ekleyip kaynadıktan sonra 5 dakika daka pişirin ve dinlendirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7417196666873359249?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7417196666873359249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7417196666873359249' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7417196666873359249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7417196666873359249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/10/arkas-yarn.html' title='Arkası Yarın'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TMcbjBeBsxI/AAAAAAAAAx0/-ncEsuHb_jE/s72-c/corba.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-3779217872661128286</id><published>2010-10-01T13:08:00.008+02:00</published><updated>2010-10-01T13:12:59.871+02:00</updated><title type='text'>Vişne Likörü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TKXBu6ScI5I/AAAAAAAAAxs/E0ieVCxg5SU/s1600/visne-likor.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TKXBu6ScI5I/AAAAAAAAAxs/E0ieVCxg5SU/s320/visne-likor.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5523033529704522642" /&gt;&lt;/a&gt;Ben yaptim. Kendim yaptım. Çok özendim, çok bekledim ama değdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce günlerce araştırma yaptım okudum, yazıştım tavsiyeler aldım. Sonra yine günlerce vişnelerin en güzellerini aradım, buldum yıkadım. Ardından tüm aşamaları keyifle ve bir o kadar büyük bir heyecanla gerçekleştirdim. En sonunda da muhteşem bir vişne likörüne kavuştum. Bu sene bir deneyeyim eğer güzel olursa seneye çokça yaparım demiş, 1 kg vişneden yapmıştım likörümü, şimdi o kadar pişmanın ki. Bu kadar güzel olduğunu bilsem kilolarca yapar herkese hediye götürürdüm sevinçle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayeleri seviyorum ben, öyküleri, yaşanmışlıkları. Bu yüzden burası ‘’Bir Porsiyon Öykü’’ ya, yemeklerin bile bir öyküsü var olmalı… Hayatta hiçbir şey kuru kuruya bir yudumda tüketilip geride bırakılmamalı, her an özel, her an güzel…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üşenmeden inatla marketten aldığım Limon kolonyasını Çukurcuma’dan aldığım cam kolonya şişesine doldururum ben. Kimbilir kaç bayram kaç misafire kolonya ikram edildi senden diye düşünürüm, dokundukça sevinirim öyküsüne öykü katıyorum diye. En sevdiğim tabaklarım ben daha doğmadan annemin aldığı beyaz üzerine mavi işlemeleri porselenlerdir. Öyle arkalara derinlere de saklamam üstelik bildiğiniz günlük kullanırım onları, hayat bir gün o da bugün çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TKXBOfIu1qI/AAAAAAAAAxU/sZWib5VZKbc/s1600/bardak.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TKXBOfIu1qI/AAAAAAAAAxU/sZWib5VZKbc/s320/bardak.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5523032972660233890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırf bu öykü merakım yüzünden aldım ya eşimin annesinin evindeki eski berjerleri, vazomdaki gülleri, her gün kullandığım annemin düğününe hediye gelen el yapımı kül tablasını.Çünkü her bir eşyada, objede o eşyaların bir önceki sahibinin de benimle birlikte olduğunu, böylece o eşyaya daha çok ruh katıldığına inanırım ben. Bu yüzden düğünümde gelinliğimin üzerine babamın anneme 10. evlilik yıldönümlerinde hediye ettiği bir kolyeyi takmıştım hediyeden 4 yıl sonra vefat eden babam da düğünümde benimle olabilsin diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu bilen sevgilim de hep eski İstanbul’u yaşamak ister benimle. Eski abajur şapkalarını, kocaman duvar saatlerini bulur hep bana. 6 ay sonra modası geçecek bir yüzük yerine torunum bile taksa hoşuna gidecek takılar alır bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden istedim ki öyküsü olan bir vişne likörü yapayım, uzun uzun anlatayım, içerken de o geçen kocaman 3 ayı anayım konuşayım. Lökörün her yudumunda ben evlenirken yine kendi düğününe gelen bu likör takımını bana hediye eden yengemi anıp yepyeni öyküler yazayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TKXBowYZmTI/AAAAAAAAAxk/8tflYT3s7sM/s1600/likor-sise.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TKXBowYZmTI/AAAAAAAAAxk/8tflYT3s7sM/s320/likor-sise.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5523033423965952306" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: &lt;br /&gt;1-Tarif sevgili &lt;a href="http://www.acemiasci.com/2009/02/visne-likoru-ve-likorlu-pasta.html"&gt;Acemi Aşçı’dan&lt;/a&gt;, kendisine bu güzel lezzet için çok teşekkür ederim.&lt;br /&gt;2-Tatlı içki sevmeyen biri olarak seneye ½ kg tozşekeri 1-2 yemek kaşığı kadar azaltmayı planlıyorum, ama siz normalde tatlı içki severseniz tarif hiç de öyle fazla şekerli falan değil.&lt;br /&gt;3-Likör yapımı tamamlandıktan sonra taneleri atmayıp buzluğa aldım, çok yakında o güzelim taneler ile brownie ve pasta yapmayı planlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vişne Likörü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 kg vişne&lt;br /&gt;½ kg tozşeker&lt;br /&gt;1 büyük şişe votka&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Vişnelerin saplarını ayıklayıp yıkayın.&lt;br /&gt;2-Bir kavanoza 1 kat vişne 1 kat tozşeker dizin. Ağzını sıkıca kapatıp balkonunuzun en çok güneş alan yerin koyun.&lt;br /&gt;3- 1 ay boyunca her gün kavanozu 1-2 kez sallayarak güneşten eriyen şekerlerin suyunu salan vişne ile karışmasını sağlayın.&lt;br /&gt;4- 1 ayın sonunda kavanoza votkayı ekleyip kapağını sıkıca kapatın ve mutfak dolabınızın en serin ve güneş almayacak yerine yerleştirin.&lt;br /&gt;5-2 aylık bekleme süresinden sonra likörünüz hazır. Taneleri ayırıp likör şişesine koyarak oda sıcaklığında muhafaza edip tüketebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-3779217872661128286?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/3779217872661128286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=3779217872661128286' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3779217872661128286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3779217872661128286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/10/visne-likoru.html' title='Vişne Likörü'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TKXBu6ScI5I/AAAAAAAAAxs/E0ieVCxg5SU/s72-c/visne-likor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-5381487813921900782</id><published>2010-09-24T11:59:00.008+03:00</published><updated>2010-09-24T12:07:55.039+03:00</updated><title type='text'>Pera'da kitap, yağmur ve rüzgar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJxqM6NM5iI/AAAAAAAAAxM/5IGb7BYSK4c/s1600/crumble.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJxqM6NM5iI/AAAAAAAAAxM/5IGb7BYSK4c/s320/crumble.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520404013264987682" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün yaşadığım o kadar çok şey beni yazamaya itti ki, sonunda yapmayı planladığım her şeyi bir kenara bırakıp sokak sokak kırtasiye aramaya başladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an bu satırları yıllardır hayal ettiğim üzere ‘’hafta içi’’ Pera’da bir cafede duble espressomu yudumlarken yazıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senelerce sabah işe giderken gökyüzünde gri bulutlar olduğunda, öğlen yemeğinden ofise dönerken ve çok işim varken yüzüme serin serin temiz rüzgârlar vurduğunda, ya da bir Cuma günü sadece keyif yapmak için, herkes işinin başındayken ve sokakları bomboşken Beyoğlu’nda fotoğraf çekmek ve kahve içip yazı yazmak istedim ben. Bu hayallerimin çoğu iş yoğunluğu yüzünden, geri kalanı da üşengeçlikten gerçekleşemedi maalesef., Tanrım gerçekleştirmek istediğim ne çok hayalim var! Ama şimdi Pera’dayım, dönmem geren bir işim yok, hatta saatten haberim bile yok. Hava tam da istediğim gibi. İnsanın yıllardır hayalini kurduğu bir şeyin tam da içindeyken durup bir an ‘’işte o an bu an’’ diye düşünmesi ne güzel bir duygudur.Ve bu kadar özel bir anı yaşadığımı bilirmişçesine az önce sahaf festivalinde bütün kitapların kapaklarını bir anda havaya kaldıran bir poyraz ile koca bir sağanak geldi üzerimize. Ve hemen ardından hiç o sağanak olmamış gibi gökyüzü aydınlanıverip kıpkırmızı bir güneş battı en uzaklarda. Bugün tanrı, ruhum, doğa ve lezzet benden yana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJxp_nlAJyI/AAAAAAAAAw8/WrHxXSBSLbM/s1600/kitapruzgar.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJxp_nlAJyI/AAAAAAAAAw8/WrHxXSBSLbM/s320/kitapruzgar.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520403784926242594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bir günü Pera’da geçirdim ben. Bazen güneş bazen de çok sevdiğim Eylülün serin rüzgârları eşlik etti bana. Hava bugün tam da ruhum gibi: Üzerimdeki kot ceketime şükrettirecek kadar serin, ama boynumdaki şifon fuları zaman saman gevşetme ihtiyacı hissettirecek kadar da sıcak. Tüm bunları an an yaşarken yürüdüğüm cadde-i kebirde içime dokunan o kadar çok şarkı duydum ki. Önce Fransız Konsolosluğunun önünde klarneti ile ‘’Lale Devri’’ni çalan yaşlı adamın fotoğrafını çekmek istedim. Sonra kışın kapıda olduğunu hissettiren Louis Armstrong’un peşinden Starbucks’a giriverdim ve güzel bir latte içtim. Ardından aşağı doğru yürürken Mephisto’dan gelen ‘’Harmandalı’’ ile kapısında bir durakladım. İçeri gireyim mi girmeyeyim mi diye düşünürken kendimi hızlı adımlarla kitapların arasında buluverdim. Bu senelerin klasiği çalarken, bu kitapçıda o kadar çok şey aradım ki kendime ait. Bir kitap, bir kalem, bir fotoğraf ama sadece bana ait…. Ama Milliyet Sanat dergisini alarak ve bulmak istediklerimi bir sonraki sefere bırakarak çıktım bu kitapçıdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJxqG5Qtp8I/AAAAAAAAAxE/UYJzZZa05k0/s1600/kitap.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJxqG5Qtp8I/AAAAAAAAAxE/UYJzZZa05k0/s320/kitap.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5520403909932066754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu yıllardır hayalimde kurdukları size aktarırken bu güzel Cuma sabahında, sardunyalarıma yağmur çiseleyen balkonumun hemen önünde, bana bu aynaya baktıran günün etkisi hala üzerimdeyken kahvemi yudumluyor dün akşamdan kalan Crumble’ımı yiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul: Seni seviyorum. Sen iyiki seninleyim, iyiki Eyüldeyim ve iyiki kalem tutan parmaklarım var dedirtecek ne çok sürprizle dolusun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeftali-Vişne Crumble&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;1 adet büyük boy şeftali&lt;br /&gt;1 su bardağı dondurulmuş vişne&lt;br /&gt;1 su bardağı un&lt;br /&gt;3 yemek kaşığı tozşeker&lt;br /&gt;50 gr. Oda sıcaklığında tereyağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Fırın ısısını 175 dereceye ayarlayın&lt;br /&gt;2-Şeftalinin kabuklarını soyum küp şeklinde doğrayın, vişneler ile birlikte fırın kabına yerleştirin.&lt;br /&gt;3-Un, Şeker ve tereyağını karıştırıp kum kıvamında crumble hamurunu oluşturun.&lt;br /&gt;4-Hamuru meyvelerin üzerine serip fırın kabını fırına yerleştirin ve 30 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-5381487813921900782?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/5381487813921900782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=5381487813921900782' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5381487813921900782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/5381487813921900782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/09/perada-kitap-yagmur-ve-ruzgar.html' title='Pera&apos;da kitap, yağmur ve rüzgar'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJxqM6NM5iI/AAAAAAAAAxM/5IGb7BYSK4c/s72-c/crumble.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4006003357582885692</id><published>2010-09-21T17:58:00.007+03:00</published><updated>2010-09-21T18:14:38.483+03:00</updated><title type='text'>Sonbahar yaprakları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjLx1xA_8I/AAAAAAAAAwU/CUDcjPEl_fE/s1600/maya.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjLx1xA_8I/AAAAAAAAAwU/CUDcjPEl_fE/s320/maya.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519385400449236930" /&gt;&lt;/a&gt;Bugün pasaportumu yenilemek için gittiğim büroda memurun hemen arkasındaki cama takıldı gözüm. Hepinizin tahmin edebileceği gibi beş dakika sonra intihar edebilecek mutsuzlukta görünen bayan bir memur, millete bin bir küstahlık yapan diğer erkek memurlar, mesleğin nedir sorusuna ‘’diş hekimi’’ olarak cevap aldıktan sonra öğrenim durumunuz diye saçma sapan soru sorabilecek kadar yaptığı işe yabancı aklı havada bir diğer memur ve biz vardık odada. Bizimle ilgilenen memurun hemen arkasında yere kadar bir cam, camın tam da önünde neredeyse üç dört avuç büyüklüğünde kahverengi kocaman  bir yaprak, ve etrafında sararmış bir sürü ot vardı Ne zaman kahverengi bir yaprak görsem çok heyecanlanırım, e tuhaf değil mi? Bugün de o yaprağı gördüğümde birden oradan oraya koşmak isteyecek kadar heyecanlandım. Önce gidip hayatından bezmiş kadının masasına mis kokulu lilyumlar almak geldi. Küstah memura masasına koyup çalışırken yüzüne bakabileceği bir ayna almak, diğer herkese de kahve yapmak geldi nedense. Ben olsaydım bunların yerinde dedim, önümüzdeki birkaç hafta hatta şanslıysak 1 ay kadar sürecek olan sarı sonbaharda dökülen yaprakların toplandığı bir koridora bakan bir odam olsa, her gün de o odada çalışmak zorunda olsam, masamdaki tüm kırtasiye eşyalarını pembeye boyamak gelirdi içimden. Her sabah işe giderken herkese kahve alır, her gün yeni bir çalışma arkadaşımın masasına küçük sürpriz hediyeler bırakırdım. Tüm bunları düşünürken bu etrafımdaki insanlar düşüncelerimi okusalar benimle nasıl dalga geçerler dedim kendi kendime. Mutsuzluğum, söylenmenin, şikâyet etmenin ve tüm bunların yarattığı yetmezliğin hayal güçlerimizi zindanlara hapsettirdiği ülkemde, az sonra koca bıyıklı bir çöpçü gelip o yaprağı süpürerek çöplerin arasına attı bile. Birilerimiz için mutluluk yaratmanın kaynağı olan bir yaprak, bir diğerimiz için ‘’çöp’’ sayılabiliyor dedim ve şişman mutsuz memurun sorusu ile kendime geldim. ‘’Mesleğiniz nedir?’’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjIbgdTu7I/AAAAAAAAAwE/uaG7Rkh3Yeg/s1600/un.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjIbgdTu7I/AAAAAAAAAwE/uaG7Rkh3Yeg/s320/un.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519381718237428658" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesleğim ev hanımı şu sıralar, ama bildiğiniz ev hanımı. Öğlene doğru sandalyenin döşemelerini silerken buldum kendimi. Hey gidi dedim kendi kendime, bundan 3 ay evvel bir döşeme hangi deterjanla silinir bilmezken, şimdi kalkmış bir de döşeme siliyorsun öyle mi? Nedense bir temizlik rahatsızlığı geldi bu günlerde. Her şeyi yıkamak istiyorum, camları, halıları, bütün kazakları, yatak örtüsünü, abajur şapkasını, en altta kaldığı için aylardır kullanılmamış masa örtüsünü. Neden bilmem kitaplığımdaki tüm kitapları indirip alfabetik olarak düzenlemek, yemek defterimdeki tüm tarifleri temize çekmek, çok kez sil baştan düzenlediğim fotoğraf albümlerini bu sefer başka bir kritere göre kategorize etmek istiyorum. Biliyorum, zihnimin böyle şeylerle oyalanıp dinlenmeye ihtiyacı var, bu yüzden sorgulamıyorum kendimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjKT05bKqI/AAAAAAAAAwM/dM0jgyXdcB4/s1600/ev.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjKT05bKqI/AAAAAAAAAwM/dM0jgyXdcB4/s320/ev.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519383785308367522" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Miskin haftadan sonra bu da arınma haftası oldu sanki. Arınırken, bolca Edith Piaf dinleyip mutfakta vakit geçiriyorum. Fotoğrafını gördükleriniz eşimin ‘’acil durum atıştırmalıkları’’ ismini koyduğu mayalı hamurdan başkası değil aslında. Bir ölçü hamurun bir kısmını sade bir kısmını zeytinli kekikli diğer kısmını peynirli olarak pişiriyorum. Soğur soğumaz buzdolabı poşeti ile buzluğa koyuyorum. Buzluktan alıp fırın tepsisine dizip 150 derecede 15 dakika ısıtınca yeni pişmişler gibi oluyor, eşimin de acil durumlarda hayatını kurtarıyor. Kimi zaman sabah kahvaltısı oluyor, kimi zaman akşam yemeğinde ekmeklerin yanında ekmek çeşidi, kimi zaman da habersiz gelen misafire ikram. Çok amaçlı çok bereketli hayat kurtarıcı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 bardak ılık süt&lt;br /&gt;1 su bardağı sıvıyağ&lt;br /&gt;1 paket kuru maya&lt;br /&gt;1 kg. un&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı tuz&lt;br /&gt;3 yemek kaşığı şeker&lt;br /&gt;2 yumurta sarısı&lt;br /&gt;Çörekotu&lt;br /&gt;Kekik, peynir, zeytin ezmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Fırın ısısını 160 dereceye getirin.&lt;br /&gt;2-Süt, Yağ, Maya, un, tuz ve şekerden bir hamur hazırlayın.&lt;br /&gt;3-Fırın tepsisine yağlı kağıt verin ve hamurun mayalanması için 15-20 dakika bekleyin.&lt;br /&gt;4-Hamurdan ceviz büklüğünde parçalar koparıp elinizde açın ve içine dilediğiz malzemeyi koyup kapatın, üzerine yumurta sarısı sürüp çörekotu serpin.&lt;br /&gt;5-Fırın tepsisine aralıklı olarak dizin ve fırını kapatıp tepsiyi içine koyun.&lt;br /&gt;6-30 dakika mayalandırıp fırını çalıştırın ve üzerine kızarana kadar pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4006003357582885692?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4006003357582885692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4006003357582885692' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4006003357582885692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4006003357582885692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/09/sonbahar-yapraklar.html' title='Sonbahar yaprakları'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjLx1xA_8I/AAAAAAAAAwU/CUDcjPEl_fE/s72-c/maya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4210925473012563238</id><published>2010-09-15T14:37:00.006+03:00</published><updated>2010-09-21T18:16:00.142+03:00</updated><title type='text'>Miskin Hafta</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjMJDulr6I/AAAAAAAAAwc/x25oLl6exKY/s1600/kurabiye.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjMJDulr6I/AAAAAAAAAwc/x25oLl6exKY/s320/kurabiye.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519385799334145954" /&gt;&lt;/a&gt;Miskin hafta ilan ettim bu haftayı. Üzerimde pijamalarımla kahve makinesinin başında vakit geçiriyorum neredeyse, insanın bazen böyle zamanlara da ihtiyacı oluyor mu? Erkenden kalkıp iki bölüm Friends izleken biraz kahve içip yeniden uyuyorum mesela. Uyandığımda salonda film izlerken sabah tezgahın üzerinde bıraktığım kahve fincanımın bana verdiği huzursuzluğu, dolapta biten domatesin rahatsızlığını, ya da biriken ütülerin baskısından arınmak için müzik dinliyorum. İnsan 1 hafta hiçbir şey düşünmeden, hiçbir sorumluluğunu yerine getirmeden yaşayabilir rahat ol diyorum kendime ama hayır, ne zaman mantığım kendi beynime hükmedebildi ki? Hemen kalkıp yatağı topluyorum cici bici örtülerimle, perdeleri açıp odaya bolca güneş dolduruyorum. Mutfağı toparlayıp ne pişirsem diye geçiriyorum içimden. Hemen arkasından banyoya gidip bir oda parfümü sıkıyorum, banyodan tüm eve mis gibi yayılıyorlar. Bir kahve daha demlesem mi diye düşünürken kendime gelip ne yapıyorsam bırakıp televizyonun karşısındaki battaniyenin altına giriyorum hemen. Aklım bir iki dakikalığına bana yenilse de yine hatırlatıyor kendini kalk ütü yap diye. Sonra bir bakıyorum akşam oluvermiş bu şekilde. Zaman benim değil mi bu hafta da böyle harcayıvereyim diyorum. Bolca savuruyorum zamanı sanki para üstü gibi arta kalan zamanımı geri vereceklermiş gibi, biliyorum. En sevdiğim ay üstelik Eylül benim, senede 1 kere gelen Eylülü de çöpe mi atıyormuşum varsın giden Eylül olsun. Benim gönlüm tüm mevsimleri Eylüle döndürür isterse diyorum, kendimi biliyorum ve bekliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJCwWgezO6I/AAAAAAAAAvs/LRy9I4-wEFk/s1600/kurabiye2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJCwWgezO6I/AAAAAAAAAvs/LRy9I4-wEFk/s320/kurabiye2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517103444251589538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bolca kitap var elimde. İşten ayrıldığımdan bu yana geçirdiğim kaliteli zamanlardan beni en çok mutlu mesut esen kısmı dilediğim kadar kitap okuyabilme rahatlığı oldu. Eskiden bir kitap listem vardı, okumak istediklerimi eklerdim, alıp okuduklarımı da silerdim. Böylece hem aklıma gelen kitapları takip edebilmiş olurdum hem de ne okuduğumu görürdüm geriye dönük, yine onlardan birini yapmalı sanırım. Çünkü yavaş yavaş Elif Şafak hayranı oluyorum ben. Özellikle bu Pazar köşesindeki yazısından sonra beyninin çalışma biçimini bir kez daha tebrik edip okumadığım tüm kitaplarını da okuma kararı aldım. Listeye Elif Şafak’dan başlamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJCwRlzMyrI/AAAAAAAAAvk/lzHVQUIm6Ec/s1600/kurabiye1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJCwRlzMyrI/AAAAAAAAAvk/lzHVQUIm6Ec/s320/kurabiye1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5517103359779982002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birazdan tarifini vereceğim kurabiyeyi sanırım ki 1 ay evvel falan pişirmiştim. Pişirirken sabretmenin, emek vermenin, ince ve nazik olmanın bu kurabiyede olduğu kadar hayatın her yerinde de ne kadar önemli olduğunu düşünmüştüm hatta. Çünkü bu kurabiye her zor tarifte olduğu gibi kendi içinde bir sürü detay ve zaman barındırıyor. İlk okuduğunuzda çikolata rendelemek yerine damla çikolata koymak istiyorsunuz mesela. Unu elemek yerine karıştırmak, buzdolabında bekleme süresini tamamen atlamak istiyorsunuz. Çünkü hayat hep hızlı ve bir her ana birkaç şeyi birden sıkıştırmak, yetiştirmek zorunda hissediyoruz kendimizi. Ama öyle olmuyor maalesef. Seçici olup, az şeye konsantre olmak ve konsantre olduğun şeyin hakkını vermek gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediğim gibi tarifin özünde &lt;a href="http://cafefernando.com/turkce/cikolatali-cafe-fernando-kurabiyeleri/"&gt;Cafe Fernando’nun&lt;/a&gt; söylediklerine harfi harfine uydum, ve kurabiyeler harika oldular. Onun tariflerindeki püf noktalarına sadık kalınca insan harikalar yaratıyor zaten de, ben bir tek vanilya konusunda fire veriyorum, çünkü vanilyayı hiçbir tatlı, kurabiye, kek vs. gibi tariflerde sevmediğim için hiçbirine de eklemiyorum. Benim damak tadima göre harika oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 su bardağı un&lt;br /&gt;1 paket kabartma tozu&lt;br /&gt;1 çay kaşığı tuz&lt;br /&gt;225 gr tereyağı&lt;br /&gt;1,5 su bardağı toz şeker&lt;br /&gt;2 adet yumurta&lt;br /&gt;280 gr  rendelenmiş bitter çikolata (Ben %85 Lind kullandım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırınınızı önceden 180°C’de ısıtın. &lt;br /&gt;Karıştırma kabında un, tuz ve kabartma tozunu karıştırın.&lt;br /&gt;Ayrı bir kapta tereyağ, şeker ve yumurtaları iyice çırpın.&lt;br /&gt;Aynı karışıma uynu karışımı da ekleyip karıştırın, en son rendelenmiş çikolatayı da ekleyin ve kurabiye hamurunu tamamlayın.&lt;br /&gt;Kurabiye hamurunu 30 dakika boyunca buzdolabında dinlendirin.&lt;br /&gt;Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp tepsiye aralıklarla dizin çünkü pişerken çok yayılıyorlar.&lt;br /&gt;180 derece ısıda 10-12 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4210925473012563238?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4210925473012563238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4210925473012563238' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4210925473012563238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4210925473012563238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/09/miskin-hafta.html' title='Miskin Hafta'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TJjMJDulr6I/AAAAAAAAAwc/x25oLl6exKY/s72-c/kurabiye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7229331889617313294</id><published>2010-09-06T09:37:00.003+02:00</published><updated>2010-09-06T09:42:51.617+02:00</updated><title type='text'>Güle Güle Nehir...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TISbbk6KjtI/AAAAAAAAAvM/DlG9ko2G6fw/s1600/IMG_1610.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TISbbk6KjtI/AAAAAAAAAvM/DlG9ko2G6fw/s320/IMG_1610.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513702741874740946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam da adın gibiydin &lt;a href="http://nehir-im.blogspot.com/"&gt;Nehir&lt;/a&gt;, gürül gürül aktın hepimize gücünle ne dersler verdin. Simdi duydum ki anneciğinin sıcak kucağından cennete akmışsın adın gibi Nehir gibi. Sonsuz huzur senin olsun. Hepimiz gözlerimiz yollarda Türkiye'ye dönmeni bekliyoruz anneciğinin biraz olsun yanında olabilmek için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7229331889617313294?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7229331889617313294/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7229331889617313294' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7229331889617313294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7229331889617313294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/09/gule-gule-nehir.html' title='Güle Güle Nehir...'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TISbbk6KjtI/AAAAAAAAAvM/DlG9ko2G6fw/s72-c/IMG_1610.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-2189726300508603932</id><published>2010-09-02T14:03:00.008+02:00</published><updated>2010-09-02T14:16:41.711+02:00</updated><title type='text'>Facebook</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH-UsKasWDI/AAAAAAAAAu0/62bpdr9dN-U/s1600/havuc1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH-UsKasWDI/AAAAAAAAAu0/62bpdr9dN-U/s320/havuc1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512287955356244018" /&gt;&lt;/a&gt;Facebook hayatımıza girdiğinden bu yana istediğimiz her şeyi bu ortamda sevdiklerimizle paylaşır hale gedik. Hergun en az 2-3 başlık paylaştığım facebookdan şikâyetçi olduğumu sanmayın sakın, her şeyin dozunun insanın kendi iradesinde olduğuna inanırım ben. Sınırsız arz vardır toplumda, sen d&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ilediğini talep edersin, ihtiyacını alır geri kalanını bırakırsın/bırakabilmelisin. ‘’Eskiden doğum günlerinde bir telefon ederdik, şimdi facebook geldi, bir mesajla bitiriyoruz kutlamaları da, her şey tükendi’’&lt;/span&gt; diyenleri de kusura bakmayın ama anlamam. Facebook olmadan önce doğum gününü kutladığım herkesin yine telefonla doğum gününü kutluyorum ben, gidebildiklerimin yanına gidiyor, götürebildiklerime hediyeler veriyorum, tüm bunlara ek olarak da ne rehberimde telefonu ve hafızamda sureti kalmış ilkokul arkadaşımı da facebookdan takip edip doğum günün kutlayabiliyorum mesela. Her şeye iyi tarafından bakmak, ihtiyacımız kadarını almak, gerisini de biraz hayatımızdan çıkarmayı becerebilmemiz gerekiyor, her şey dengede gizli. Benim rahatsız olduğum konu facebookda statüsünde düşüncelerini paylaşanlar. Kurulan gruplar sayesinde her gün haberler bölümümüze felsefi, edebi, dini bir sürü bilgi ve söz geliyor malum. Kimi zaman Balzac’dan bir söz okuyup düşünüyoruz, kimi zaman Mevlana’dan… Oldukça da bilgileniyoruz aslında, düşünüyor, öğreniyor ve ruhumuzu büyütüyoruz geliştiriyoruz. Ama bu alanlarda o anki ruh haline uyan her cümleyi statüsünde paylaşan insanları da anlayamıyorum maalesef. Bunları paylaşırken ne anlama geldiğini, sözün ağırlığını ya da her şeyi bırakın ne kadarını gerçekleştirebildiğimizi hiç düşünüyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yerde okumuştum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH-U1EIElUI/AAAAAAAAAvE/Sfrt7seSxw8/s1600/havuc3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH-U1EIElUI/AAAAAAAAAvE/Sfrt7seSxw8/s320/havuc3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512288108286350658" /&gt;&lt;/a&gt;Düşündüğünüz, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylemek istediğiniz, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylediğinizi sandığınız, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;söylediğiniz, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;karşınızdakinin duymak istediği, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;duyduğu, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anlamak istediği, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anladığını sandığı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve anladığı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arasında farklar vardır. Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela… En son ne zaman facebookda yazdığımız, paylaştığımız bir şeyin bu 9 ihtimalini düşündük biz? En son ne zaman özel birini çok kırdığımızı fark edip ondan özür diledik? İnsanları affetmenin onlardan alınacak en büyük intikam olduğunu düşünüyor muyuz gerçekten Victor Hugo’nun bu değerli sözünü palaşırken? Yoksa bunu paylaşır paylaşmaz bilgisayarı kapatıp kızdığımız kişiye intikam planları mı yapıyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH-Uwyu-gSI/AAAAAAAAAu8/_cps60bxiJU/s1600/havuc2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH-Uwyu-gSI/AAAAAAAAAu8/_cps60bxiJU/s320/havuc2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512288034898215202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya şarkılar? Tüm ömrünü kavuşamadığı sevgilisinin fotoğrafına bakarak geçiren bir aşk adamının güftesindeki sözcükler ne kadar geçerli bizim hayatlarımızda? Hiç aşık olduk mu düşünmeden?  Hayatta &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;‘’herşeye rağmen’’&lt;/span&gt; sevebiliyor muyuz birini örneğin? Tüm hataları, tüm anlaşmazlıkları hatta tüm vurdumduymazlıkları ona ait bir renk olarak görüp dokunabildik mi o renklere? Ya da ‘’seni seviyorum’’un anlamını gerçekten biliyor muyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye paylaşıyorsunuz demiyorum yanlış anlamayın, sadece düşünün diyorum, olmak istediğimiz, özendiğimiz, hedeflediğimiz insana ne kadar yakınız? Ya da olmak istediğimiz insan olma yolunda ne yapıyoruz sahiden?  Yok sadece beğendim, paylaştım diyorsanız amenna, diyecek lafım yok. Ama bir şey katmak istiyorsaniz kendinize bir durup düşünün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben uzun zamandır hoşça vakit geçiremediğim birine, dün gece geçirdiğimiz güzel saatlere teşekkür etmek için bu güzel sağlıklı havuçlu muffinleri pişirdim. Güzelce paketledim, kurdeleledim, yarin sabah ofisine göndereceğim. Sonra da facebookdaki statüme onu ne kadar özlediğimi yazacağım. Arkadaşım bu kalorisi düşük sağlıklı muffin ile hem karnını hem de aynalarda ruhunu doyuracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi siz bugün bir sevdiğiniz için gerçekten ne yaptınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuçlu Muffin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 yumurta&lt;br /&gt;1 büyük çay bardağı üzüm pekmezi&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı esmer şeker&lt;br /&gt;½ su bardağı zeytin yağ&lt;br /&gt;3 yemek kaşığı yoğurt&lt;br /&gt;2-5 su bardağı kepekli un&lt;br /&gt;1 paket kabartma tozu&lt;br /&gt;2 su bardağı rendelenmiş havuç&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı tarçın&lt;br /&gt;1 çay bardağı iri kırılmış ceviz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Fırının ısısını 180 dereceye getirin.&lt;br /&gt;2-Şeker, pekmez ve yumurtayı iyice çırpın.&lt;br /&gt;3-Yağ ve yoğurdu da ekleyerek çırpmaya devam edin&lt;br /&gt;4-Tam buğday unu, kabarma tozu ve tarçını birlikte ekleyip karıştırın&lt;br /&gt;5-Karışıma ceviz ve havucu ekleyerek karıştırın.&lt;br /&gt;6-Muffin kalıbında 20-22 dakika dakika pişirin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-2189726300508603932?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/2189726300508603932/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=2189726300508603932' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2189726300508603932'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2189726300508603932'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/09/facebook.html' title='Facebook'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH-UsKasWDI/AAAAAAAAAu0/62bpdr9dN-U/s72-c/havuc1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-9081813488818645475</id><published>2010-09-01T12:38:00.004+02:00</published><updated>2010-09-01T12:45:55.405+02:00</updated><title type='text'>Hoşgeldin Eylül</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH4tXVNb3JI/AAAAAAAAAus/4GnCkwigjgs/s1600/yagmur1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 160px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH4tXVNb3JI/AAAAAAAAAus/4GnCkwigjgs/s320/yagmur1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511892872801803410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül tam da Eylül gibi geldi bugün. Gece mışıl mışıl uyurken eşim uyandırdığında fırtına o kadar şiddetliydi ki her zaman yaptığım gibi elimde battaniyem ile salona gelemedim bu sefer. Acele ile balkondaki sehpa ve koltukları çektik geri, en önde olan fesleğenleri yağmurdan, rüzgârı sevmeyen camgüzellerini de yağmurdan korumak için bir köşeye çektik. Evdeki camları birer birer kapadık ve güzelce bir müzikle sonbahar tatili hayalleri ile içtik keyif sigaralarımızı. İşte dedim içimden, Eylül tam da Eylüle yakışır bir şekilde geldi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül bir sürü şeydir aslında; okullar Eylülde açılır mesela. Defter kitaplar, okul çantaları ve o gördükçe üçer beşer almak istediğim renkli su mataraları eylülde çıkar pazarlara. Yazlıklardan Eylülde dönülür örneğin. Dönüşe birkaç hafta kala azar azar gittikçe götürülür fazlalıklar kışlık eve, en son da kesin dönüş sabahı yazlık kapısı güzelce kilitlenir ve koca bir kalabalığa, büyük şehre doğru yolculuk başlar. Sonra incir ile çekirdeksiz üzüm Eylülde çıkar raflara, yazın tüm enerjisini, güneşin en sarısını içinde biriktirerek olgunlaşırlar, tüm yazı bir lokmada tattırırlar sanki bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylüldür bize çook sıcak geçmiş bir yazdan sonra ilk kez tarhana çorbası pişirme isteği uyandıran, dolaplara kalkan ve sıcaklığı ile yumuşaklığını bize özleten battaniyelerimize kavuşturan. Lahana çıksa da acılı kapuska yemeğine ekmek bansak dedirten, Sezen Aksu dinleten, yazı yazdıran, şiir okutan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tüm bu duygularla yaşıyorum Eylülün bu ilk ve çok güzel gününü. Dün anlattığım berjerimde, hemen yanında duran üst tarafını mini bir kitaplığa çevirdiğim şaraplığıma yudumladığım kahvemi koyarak, tatil planları yaparak ve üşümenin o çok özlediğimiz tadını çıkararak.…  Balkonumdaki demirlere çarpıp sıçrayan yağmur damlalarının fotoğrafını çekiyor, azıcık ıslanıp içeri giriyorum. İyiki geldin Eylül, bu sene kendini çok özlettin, hemen gitme olur mu? Hemen teslim etme kendini pastırma yazına.. birkaç gün serinlet mutlu et bizi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-9081813488818645475?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/9081813488818645475/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=9081813488818645475' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/9081813488818645475'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/9081813488818645475'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/09/hosgeldin-eylul.html' title='Hoşgeldin Eylül'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TH4tXVNb3JI/AAAAAAAAAus/4GnCkwigjgs/s72-c/yagmur1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-3796662235773137410</id><published>2010-08-31T10:31:00.004+02:00</published><updated>2010-08-31T10:34:55.857+02:00</updated><title type='text'>Karar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THy-Q6pMdNI/AAAAAAAAAuk/LxA0LN8_dGQ/s1600/IMG_7381.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THy-Q6pMdNI/AAAAAAAAAuk/LxA0LN8_dGQ/s320/IMG_7381.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511489241823868114" /&gt;&lt;/a&gt;Kararsız kaldığım, karar veremediğim ya da vermek istemediğim zamanlarım vardır elbet, ama genel olarak çok da ince eleyip sık dokuyan insanlardan olmadım hiç. Hatta çoğunlukla acele ile karar verip aldığım, bu yüzden çok da fazla kullanamadan yenisini satın aldığım eşyalarım çokçadır evde. Fakat 5 yılı aşkın bir süredir devam eden evliliğimizde L koltuğumun yanına almak istediğim berjerime bir türlü karar veremedim. İlk zamanlar vitrinlerdeki modellere bakındım uzunca. Bir dönem şu an annemin yazlık evinin deposunda olan hani çocukluğumuzdaki oymalı mobilya takımının teklisini alıp yeniden yatırmayı düşündüm, hani mobilyası ve oyma yerleri eskitme beyaz, döşemesi de kadife çingene pembesi olanlardan. Yok, durdum ondan da vazgeçtim. Sıfırdan bir berjer çizip mobilyacıya yaptırmaya karar verdim, hatta fiyat dahi aldım ama ne olduysa ona da karar vermedim. &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman geçen akşam eşimin ailesinde iftardayken aklımıza onların kullanmadığı ve çok eski olan bir berjer koltuk geldi aklımıza. Aslında berjerimizin bir öyküsünün olmasını çok istiyorduk biz, çocukluğumuzu ya da başka birilerinin mutlu anlarını taşıyan bir koltuk. Sorduğumuzda evin deposunda olduğunu söylediler. Bir anda ve bunca hikâyeden sonra ne olduysa anında gidip berjere baktık, çok da beğendik ve arabamıza yükleyip eve getiriverdik! O an dedim ki kendi kendime aslında karar vermek çok da zor bir iş değil, doğru zaman ve doğru şey karşına çıktığı zaman senin bir şey yapmana gerek kalmıyor zaten, karar dediğin şey o an kendi kendine oluşuveriyor. Bir arkadaşım söylemişti bana ‘’sonuç düşünmeyi bıraktığın noktadır’’ diye. Hatta ofiste masamın karşısına bu sözü yazım aylarca her sabah görmüştüm ve düşünmüştüm. Aynen bu şekilde ben de berjer ile ilgili düşüncelerimi bıraktığım an sonuca, bu güzel berjere kavuşmuş oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece çok geç saat olmasına rağmen hemen berjeri evimize çıkardık, hayal ettiğimiz yere koyduk. Yanına da ayaklı abajurumuzu… Ertesi sabah yazın bu son günlerinde sürpriz bir sonbahar sabahına uyandık. Herkes bilir ki benim sonbaharı ne kadar çok sevdiğimi, yaz mevsimini sevmediğim için bu sıcak günlerle ne kadar zor mücadele ettiğimi, bu yüzden bu sürpriz bana pekiyi geldi. Sabah çayımı evimizin yeni misafiri büyük berjerimizde serin balkonumda rüzgârla dans eden sardunyalarımın manzarasında içtim, uzun uzun gazete okudum. Çok yakın zamanda kadife Çingene pembesi döşeme ile kaplanacak berjerimin mavi döşemesine uzun uzun baktım, birlikte çok yaklaşan kış aylarının karanlık günlerinde dışarısı buz gibiyken sıcacık evimizde kurabiye pişirip kahve içeceğimiz günlerin hayalini kurdum. Üzerinde sizlerimi kıvırıp saatlerce kitap okuyacağım, sonra da geniş kulaklarına başımı yaslayıp gözlerimi dinlendireceğim günlerin çok yakında olduğunu hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resmi tatil sebebi ile tatil olan hafta içi günümüz de evde bol bol televizyon miskinlik ve atıştırma ile geçiverdi. Fotoğraftaki sodalı böreğimiz de akşamüzeri çayımıza eşlik eden lezzetlerimizden biriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sodalı Börek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 adet yufka&lt;br /&gt;1 şişe soda&lt;br /&gt;1 çay bardağı zeytinyağ&lt;br /&gt;1 adet yumurta&lt;br /&gt;200 gr. Beyaz peynir&lt;br /&gt;Çörekotu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Yumurta, soda ve zeytinyağını bir kapta iyice çırpın ve börek harcını oluşturun.&lt;br /&gt;2-Küçük bir borcama 1 adet yufka döşeyip börek harcından dökün.&lt;br /&gt;3-İkinci kat yufkayı döşeyip kenarlarını da içine kapatın ve üzerine peyniri ufalayın&lt;br /&gt;4-Üzerine börek harcından dökün&lt;br /&gt;4-En son yufkayı da ekleyip tüm kenarları içine kapattıktan sonra böreği 3-5 yerinden bıçak ile delin ve kalan tüm börek harcını yedirin ve en üste çörekotu serpin.&lt;br /&gt;5-Buzdolabından 1 saat dinlendirin.&lt;br /&gt;6-180 derece fırında üzeri kızarana kadar yaklaşıl 40-45 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-3796662235773137410?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/3796662235773137410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=3796662235773137410' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3796662235773137410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3796662235773137410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/08/karar.html' title='Karar'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THy-Q6pMdNI/AAAAAAAAAuk/LxA0LN8_dGQ/s72-c/IMG_7381.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4278406188213785343</id><published>2010-08-25T23:44:00.007+02:00</published><updated>2010-08-25T23:50:19.827+02:00</updated><title type='text'>Bulutlar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THWO_MBExGI/AAAAAAAAAuM/KoDbuol7-9o/s1600/4.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THWO_MBExGI/AAAAAAAAAuM/KoDbuol7-9o/s320/4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509466935366304866" /&gt;&lt;/a&gt;Önce ağzından yemeğini düşürmek üzere olan bir kargaya, sonra kalabalık bir civciv sürüsüne benziyor bulutlar rüzgâr onları hızlı hızlı dağıttıkça. Ve ben hayatta en sevdiğim şeylerden birini yapıyorum; sahilde elimde fotoğraf makinesi ile hızla hareket ederek şekil değiştiren bembeyaz pamuk gibi bulutları seyrediyor, kendimce bir şeye benzettiğim an da fotoğraflıyorum. Kulağımda her zamanki gibi joy FM, bilmem ki kaçıncı kez Edith Piaf çalarak bana show yapıyor, aklımda okuduğum kitapta kaldığım heyecanlı bir öykü, tek endişem kollarımın bir yerinden daha az bronzlaşan herhangi bir yerini nasıl karartacağım konusu…. Oooh diyorum kendi kendime hayat ne de zormuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THWPHwWt9KI/AAAAAAAAAuc/heTlTqseMns/s1600/kombin1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 241px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THWPHwWt9KI/AAAAAAAAAuc/heTlTqseMns/s320/kombin1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509467082559714466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senelerdir olduğu gibi 10 günlüğüne annemin yanındayım. Deniz aynı, annem aynı, mevsim aynı… Diğer senelerden tek farkı artık çalışmadığım için tatil yaparken gün saymıyorum. Sıkılırsam aniden İstanbul’a dönebilirim yahut mutlu isem birkaç gün hatta birçok gün daha uzatabilirim tatilimi. Bolca güneş, çokça kulaç, uzun gece yürüyüşleri,  tadına doyulmayan anne yemekleri,  en sevdiğim rengin yani mavinin saat saat değişen tonları, çalmayan alarmlar, saate bakmadan uyunan uykular, geceleri mehtap ve o doğanın muhteşem senfonilerinden biri olan dalga sesleri eşlik ediyor günlerime. Aklımda da hep aynı şarkı: Sertab Erener: Uzanmışım kumsala, güneş damlar içime… Bu kadar güzel şey olur da hayat tam olur mu olmaz tabi, tek eksik sevgilim…. Çalışıyor, gelemiyor hatta arayamıyor bile…&lt;br /&gt;Günler böyle olunca, ve çalışmamaya alışınca da, çalışırken &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; ‘’bugün günlerden ne?’’&lt;br /&gt;‘’ayın kaçı oldu?’’&lt;br /&gt;‘’aaa bugün pazartesi mi ben çarşamba sanıyordum!’’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi o çok kıskandığım cümleleri ister istemez ben de kurar oldum. Hayat insana her şeyi yaşatarak öğretiyor derlerdi de inanmazdım. İnsan sevmediği, kızdığı, yargıladığı, hatta sinirlendiği, hatta ‘’ben hayatta yapmam’’ dediği şeyleri nasıl da farkında olmadan yapıveriyor yaşadıkça bir bir görüyoruz.  Evet, hayatta her şey bizler için bunu bir kez daha çok net bir şekilde anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THWPENp5hSI/AAAAAAAAAuU/l37KNmyQlEk/s1600/kombin3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THWPENp5hSI/AAAAAAAAAuU/l37KNmyQlEk/s320/kombin3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509467021705315618" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün annemle uzun zamandır çıkmadığım Pazar alışverişine çıktım ve pazarda bu kadar taze otları bir arada bulunca da geçenlerde House Cafe’de yediğim bahçe salatasını sonunda evde de deneyebildim. Dereotu kokusuyla bu kadar taze, nane tazeliğiyle bu kadar yakıcıyken tüm salata severlere bu salatayı öneriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Soldaki bulutları İstanbul Boğazına, sağdakini ise kocaman bir yelkenlinin acılmakta olan beyaz yelkenine benzettim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçe Salatası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roka&lt;br /&gt;Göbek Salata&lt;br /&gt;Kıvırcık Salata&lt;br /&gt;Maydanoz&lt;br /&gt;Dereotu&lt;br /&gt;Salatalık&lt;br /&gt;Beyaz Peynir&lt;br /&gt;Yeşil Zeytin&lt;br /&gt;Zeytinyağ&lt;br /&gt;Limon&lt;br /&gt;Kıtır Ekmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4278406188213785343?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4278406188213785343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4278406188213785343' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4278406188213785343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4278406188213785343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/08/bulutlar.html' title='Bulutlar'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/THWO_MBExGI/AAAAAAAAAuM/KoDbuol7-9o/s72-c/4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7338166204568194081</id><published>2010-08-18T17:01:00.008+02:00</published><updated>2010-08-18T17:07:40.577+02:00</updated><title type='text'>Kaldığımız Yerden</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TGv2GaL5f5I/AAAAAAAAAt0/uGKWqNbUmHE/s1600/domatesli-sehriye.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TGv2GaL5f5I/AAAAAAAAAt0/uGKWqNbUmHE/s320/domatesli-sehriye.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506765559359438738" /&gt;&lt;/a&gt;‘’Nerde kalmıştık?’’ diye başlanır ya söze, aslında hiçbir yerde kalmaz insan, eski bir tabirle otlarla kayalarla kaplı bile olsa su yolunu bulurmuş ya, insan da öyle yaşar gider işte zamanı. Ben de bir yerde kalmadım bu misal, araya arkasından ‘’bekliyorduk’’ desek de hayat boyu hiçbirimizin beklemediği ölüm, ardından kabullenme, yenilenme, dinlenme zamanları girdi, benim de ruhum işte o su gibi yolunu buldu aktıııı gitti bugünlere geldi. Hayat körpe ruhlarımızı olgunlaştırmak için bizlere verilmiş fırsatlardan ibaret sanki, acı da olsa tatlı da olsa her yaşanılan bizi büyütüyor bazen ağlatarak bazen de güldürerek. Her acıya ağlayacak olsak var halimize! Her birinden varlığa dair bir anlam, sebebe dair bir işaret bulup inanıp törpülüyoruz kendimizi. Eğer tüm bu olgunluğu sıkıntılarımız geçtikten sonra değil de sıkıntımızın tam da ortasında söyleyebiliyorsak bir arpa boyu yol almış sayılır mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu ruhsal gel-gitlerin yanında devam eden gündelik hayatta hepiniz gibi ben de bayıltan sıcaklar ile mücadele ettim. Hani kışın fırtına şeklinde kar yağdığında evden dışarı çıkamaz mahsur kalırız ya, aynen o misal bu sıcaklarda ben de klimanın altından bir yere ayrılamadım. Fırsat bu fırsat diyip bol bol okudum, aklımdakileri pişirdim, yazıda da gördüğünüz gibi evimde sevdiğim şeylerin fotoğraflarını çektim. İzlenmeyi bekleyen filmler, evimde yapmayı hayal ettiklerim derken biraz hava serinlese de fotoğraf makinemi alıp artık kendimi İstanbul’un aşkına vurabilsem diye söylenmedim desem yalan olur. Hava durumunun hafta sonundan itibaren kuvvetli poyraz ve yağış uyarısı verdiği bugün benim umutlarım yeniden yeşerdi sanki. Kışı ve serini o kadar özledim ki alışveriş merkezlerinde sonbaharlık kreasyonlarını çıkaran mağazalardaki yağmurluklara dokunmak bile beni heyecanlandırıyor. Sıcaklardan herkes bunaldı da normalde bile yaz mevsimini, sıcağı sevmeyen biri olarak bir de benim halimi düşünün…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TGv2NpvY97I/AAAAAAAAAt8/-VzMkgBzG90/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TGv2NpvY97I/AAAAAAAAAt8/-VzMkgBzG90/s320/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506765683793917874" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada hem dinlenmek hem de teselli bulmak için 3 gün İstanbul’da 4 gün yazlıkta annemle birlikte vakit geçiriyorum. Sanırım ihtiyacım olan bu ki, Annem mutfakta yemek yaparken televizyon karşısında elimde bir dergi ile uyuyakalmanın huzurunu şu an nerede arasam bulamam gibi geliyor. Yine yazlıkta olduğum bir güne rastlayan meteor yağmurunu zifiri karanlıkta dalga sesleri ve kulağımda Melon Şapka ile izlemek beni çocukluma götürdü. Çok ünlü bir gösteriye özenle hazırlanmış bir sahne gibi gökyüzünde sanki avucumun içine kayan tüm yıldızları tek tek saydım ve dilek tuttum, bu sene de dileklerim gerçekleşir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TGv2V_uj6PI/AAAAAAAAAuE/JJA5AaQN6Qg/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TGv2V_uj6PI/AAAAAAAAAuE/JJA5AaQN6Qg/s320/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5506765827134974194" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu sıcakları domatesli tarifler ve karpuz ile geçiştirip enerji topluyorum, Yazmak istediğim çok yazı, çekmek istediğim çok fotoğraf, pişirmek istediğim çokça yemek var.  Hepsi sırada, hepsi ruhumda. Ve bunlar birleştirince büyük bir hayalime kavuşmuş olacağım, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Domatesli Biberli Arpa Şehriye Pilavı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1/2 çay bardağı zeytinyağı&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı tereyağı&lt;br /&gt;3 adet tatlı sivribiber&lt;br /&gt;3 adet orta boy domates&lt;br /&gt;2 su bardağı arpa şehriye&lt;br /&gt;2 su bardağı sıcak su&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı tuz&lt;br /&gt;Taze çekilmiş karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Zeytinyağı ve tereyağı pilav tenceresiye koyup bu yağda ince dilimlediğiniz sivri biberleri çevirin.&lt;br /&gt;2-Bu arada domatesleri rendeleyin ve kavrulan biberlere domatesi ekleyin, 5 dakika boyunca suyunu çektirene kadar çevirin.&lt;br /&gt;3-Ardından şehriyeleri ve sıcak suyu ekleyip karıştırın.&lt;br /&gt;4-Tuzu da ekleyip altını kısıp suyu bitene kadar pilav gibi pişirin. (Burada süre veremiyorum cünkü bütün pilavlar pirincin cinsine, tencereye ve ısıya göre değişik sürelerde pişiyor)&lt;br /&gt;5-Sıcakken tane karabiber ekleyip servis edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7338166204568194081?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7338166204568194081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7338166204568194081' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7338166204568194081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7338166204568194081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/08/kaldgmz-yerden.html' title='Kaldığımız Yerden'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TGv2GaL5f5I/AAAAAAAAAt0/uGKWqNbUmHE/s72-c/domatesli-sehriye.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-541964786880970172</id><published>2010-07-20T14:17:00.013+03:00</published><updated>2010-08-18T17:06:54.880+02:00</updated><title type='text'>Zeytinyağlı Dolma Öyküsü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TEWF7EAfstI/AAAAAAAAAtM/PV2rp7nNGaQ/s1600/dolma.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 241px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TEWF7EAfstI/AAAAAAAAAtM/PV2rp7nNGaQ/s320/dolma.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495946170010153682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz yağmurunun en güzeli, onu dinlemek için balkona çıktığınızda komşunuzun kızarttığı patlıcan kokusuna eşlik eden&lt;br /&gt;toprak kokusudur.Çünkü yaz patlıcan kokar, domates şeftali kokar.Tüm kokular bir araya geldiginde de insanı bir &lt;br /&gt;huzur kaplar sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salonun ortasinda kocaman siyah bir sehpam var benim geldigi gunden beri sevemediğim.Üstüne örtü örtmeyi sevmem &lt;br /&gt;dakikasinda toz olur, kitap okurken ayaklarımı uzatirim konforsuzlugu kitap keyfimi böler. Üzerine vazo, tabak&lt;br /&gt;ille birsey kormak zorundasinizdir, bu zorundalik bile stres yaratır bende ne koysam ne etsem diye. Yillarca bu &lt;br /&gt;sehpayi atip L koltugumun ucundaki kocaman pufu ortaya koymayi planladim. Örtü yok konfor var, rahatlik var ne &lt;br /&gt;olur dedim, ama nedendir bilemem o koca siyah sehpaya bağlandim bir yerinden hep. Altındaki dergilik bölümünü&lt;br /&gt;mü sevdim, evliligimizin ilk eşyalarından biri oldugu icin mi bağlandim bilmiyorum, ama senelerce sehpayi ne &lt;br /&gt;atabildim ne sevebildim. Günlerden birgun benzer sehpaya sahip olan kardeşimin taşındıgı yeni evine gittigimde&lt;br /&gt;ortada sehpa olmadıgını gorunce heyecanlanıp ''ben de ortadaki sehpayi atmak istiyorum'' dediğimde aldığım cevap karşısında ana sorunun&lt;br /&gt;sehpa olmadigini farkettim.Benim sorunum istedigim dile getirdigim hayal ettigim seyleri yapmak icin çaba sarfetmemekti,&lt;br /&gt;hatta daha da korkuncu yapmamak icin diger taraftan bağlayıcı unsurlar bulup kendimi 'yapamamakla'' suclamaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gun işyerime gidip istifa ettim.Nasıl yaptim, nasil ettim bilmiyorum ama yillardir ayni sehpami istemedigim&lt;br /&gt;gibi işe de gitmek istemiyordum. İlle hersey tam olmak zorunda mi hayatta ben sebepsizce, hatta sadece canim&lt;br /&gt;istemedigi icin istifa ettim. On iki senelik aralıksız suren iş hayatıma sonunda sadece dinlenmek istedigim icin &lt;br /&gt;bir anda ara verdim. İnsan sadece ''istedigi'' için birşey yapamaz mı? İlle mantikli gerekçeleri, nedenleri mi olmalı hayatta?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi...&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bir salı öğleden sonrası salonumda yağmur yağarken, saatin kaç oldugunu bilmeden, ayın kaçı olduğunu düşünmeden,&lt;br /&gt;balkonumdan gelen fesleğen kokusu ile yazı yazıyorum.Eskiden telefonum çalarsa uyanırım korkusu ile dalamadigim oğle&lt;br /&gt;uykularından neşe ile uyanıyorum. Hergun taze temekler pişiriyor ve üşenmeden facebookdaki gruba girip yazıyorum&lt;br /&gt;ne pişirdiğimi.Sabahları erkenden uyanıp çay demliyorum ve evimde ikinci bardak çayımı saate bakmadan içiyorum, gazetemi&lt;br /&gt;okuyorum. Hergun yatagımı topluyorum hem de cici örtülerim ile. Bir yere yetisme telasim olmadigi icin bakır cezvemde en kısın ateşte&lt;br /&gt;ağır agır pişiriyorum türk kahvemi, yanında mutlaka bir bardak soguk su aliyorum, üşenmeden balkona cikiyorum.&lt;br /&gt;Sardunyalarım, begonyalarım ile konusuyor, feslegenimi sevip elimi kokluyorum hemen. Öğlen yemeğimdeki&lt;br /&gt;salatama balkonumdan nane kopariyor, likor olmak üzere güneşi çağıran vişnelerimi sallıyorum hafifçe. Bolllaşan&lt;br /&gt;tüm pantolonlarımı terziye goturebiliyor, kişlık tüm montlarımı temizlikçiye goturmek icin vakit bulabiliyorum. Hatta oyle ki &lt;br /&gt;temizlikci giderken Neroya ugrayip kahve bile içebiliyorum.Bugun Bab_ı Esrarı nerede okusam diye aniden evden &lt;br /&gt;çıkıyor sonra aniden ana amacımın kitap okumak oldugunu unutup bir markete giriyor, markette gordugum tazecik&lt;br /&gt;cevizlere aşık oluyor, hemen cevizleri alip eve gelip havuclu kek pişiriyorum. ''ben neden disari cikmistim'' diye &lt;br /&gt;dusundugumde geliyor aklima unuttugum amacim. Yillarca biktigim ''sonuc odaklılıgımdan'' sıyrılıp birden keyif odakli&lt;br /&gt;oluyorum. Zamanın aslında o kadar da hızlı gecmedigini, aksine ne kadar yavas oldugunu, yapilacak ne cok sey &lt;br /&gt;oldugunu farkediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TEWGQxJ0NSI/AAAAAAAAAtk/OZ-utYrs3PM/s1600/3.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 165px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TEWGQxJ0NSI/AAAAAAAAAtk/OZ-utYrs3PM/s320/3.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495946542906094882" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trafik yokken, heryer tıklım tklım degilken sokaklarda yuruyor, fotograf cekiyorum. Sonra eve gelip yıllarca&lt;br /&gt;küs oldugumuz zeytinyağlı dolmaya veriyorum tum pozitif enerjimi. Hadi dolma diyorum, hersey duzelmeye başladı bak,&lt;br /&gt;beni gorenler yıllardır gozlerimin altında yapışmış olan morluklarımın bile gectigini soyluyor, cildin guzellemiş,&lt;br /&gt;sesin durusun bile degismis diyorlar. Yıllardır hayalini kurdugum kitaplığı da alip monte ettik, daha kitaplarımı&lt;br /&gt;yazar sırasına dizecegim sen de bana bir sans ver de guzelce bir dolma ola ne olur diyorum. Sanki beni dinliyor dolma,&lt;br /&gt;cevap veriyor, anne dolması gibi oluyor hemen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TEWGFpSDXUI/AAAAAAAAAtU/GLWisIFeGdE/s1600/1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 226px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TEWGFpSDXUI/AAAAAAAAAtU/GLWisIFeGdE/s320/1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495946351814597954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TEWGNWuqG_I/AAAAAAAAAtc/CefpaYMO0gw/s1600/2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 243px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TEWGNWuqG_I/AAAAAAAAAtc/CefpaYMO0gw/s320/2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495946484273257458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırada çok şey var yapilacak, en cok da yazılacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba yeni hayatım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1/2 kg. dolmalık biber,&lt;br /&gt;2 tane soyulmuş domates, &lt;br /&gt;4 adet kuru soğan, &lt;br /&gt;yarım su bardağı zeytinyağı,&lt;br /&gt;1 paket dolmalık fıstık,&lt;br /&gt;2 su bardağı pirinç,&lt;br /&gt;1-5 su bardağı sıcak su &lt;br /&gt;2 tatlı kaşığı nane, &lt;br /&gt;2 tatlı kaşığı karabiber, &lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı tuz&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı tarçın,&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı dolma baharı&lt;br /&gt;yarım limonun suyu, &lt;br /&gt;2 kesme şeker, &lt;br /&gt;1 çay bardağı kaynamış su, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1- Dolmalık biberlerin saplarını cıkarıp yıkayın, domatesleri 5-6 kucuk parçaya ayırın.&lt;br /&gt;2-Zeytinyağında soğan ve dolmalık fıstıkları fıstıklar tarçın rengi oluncaya kadar kavurun.&lt;br /&gt;3-1,5 su bardağı sıcak suyu ekleyin, ardından nane, karabiber, tuz, tarçın ve dolma baharını da ekleyerek kısık ateşte&lt;br /&gt;pirinçler suyu çekene kadar pişirin.&lt;br /&gt;4-Pişen harcı solmaların 2/3 u dolacak şekilde doldurun ve ustlerine kestiginiz domatesleri kapak olarak ekleyin.&lt;br /&gt;5-Dolmaları bir tenzereye dizip yarilarına gelecek şekilde su koyup, limon ekleyin.&lt;br /&gt;6-Kısık ateşte gerekirse tekrar sıcak su ekleyerek pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-541964786880970172?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/541964786880970172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=541964786880970172' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/541964786880970172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/541964786880970172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/07/zeytinyagl-dolma-oykusu.html' title='Zeytinyağlı Dolma Öyküsü'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TEWF7EAfstI/AAAAAAAAAtM/PV2rp7nNGaQ/s72-c/dolma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-2373185594311772696</id><published>2010-06-07T15:18:00.007+03:00</published><updated>2010-06-07T17:00:53.102+03:00</updated><title type='text'>Yenilik</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TAzjvpDCHGI/AAAAAAAAAtE/vdL1PAq8j0g/s1600/brushetta.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TAzjvpDCHGI/AAAAAAAAAtE/vdL1PAq8j0g/s320/brushetta.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480005254214982754" /&gt;&lt;/a&gt;Aylar aylar sonra işe gitmediğim bir gun kendi evimde yaziyorum bu satırları. Çok sevdigim bir dostumla baştan aşağı yenilediğimiz çalışma odamda, yine de eskilerden ufak birkaç izin kokusu ile dün ve bugünü birleştirmeye çalışarak. Güzel müziklerim, taptaze kahvem, bir de kavun kokulu el kremim var fonda. Ben bunları yazarken, ya da yazmazken bir şeyler akıp gidiyor ve biz ona zaman diyoruz değil mi? İstediğimiz şekilde geçirirsek ‘’mutlu’’ istemediğimiz şekilde geçirirsek ‘’mutsuz’’ diye adalandırdığımız anlardan oluşan zaman, ne yaparsak yapalım bir şekilde geçiyor işte. Önce dakikalar, sonra saatler günler, derken bir bakmışsın seneler geçmiş gitmiş. Geriye donüp bakıp gülümsüyor bir de özlüyorsan seviniyorsun mutluyum diye, bu kadar basit aslında mutluluk öyle mi?&lt;br /&gt;Ruhumda bir perde ile uyandım bu sabah. Hani hayatında katlanmak zorunda olduğun bir sürü şeye katlandığın için karar veremediğin, etrafça ‘’ne istediğini bilmeyen şımarık’’ olarak tarif edilen, sadece daha fazla incinmemek, incitmemek için veremediğin kararlara olan tahammülünün sonu ile karşılaşırsın ya. Sen sabır edersin, düşünürsün halbuki siyah ya da beyazdır hayat sen neden inatla gride durursun ki? Neden mi? &lt;span class="fullpost"&gt;  Kendi başına veremediğin birsürü kararı hayat senin adına versin ve sen de sorumluluk pişmanlık hissetme diye öyle mi? O kadar da kaçak değil.&lt;br /&gt;Sektörümde önemli isme sahip olan bir firmanın tamamen kendi imkanları ile yaptığı araştırma sonucu bana yaptıkları görüşme talebi sonucu görüşme saatine 1 saat kala firmayı arayarak görüşmekten vazgeçtiğimi söyledim. Benim tanıdığım Zeynep nazik olmak, kırıcı olmamak adına bu trafikli ve yağmurlu İstanbul trafiğinde Tarabyadan Üsküdar’a gider, o görüşmeyi yapar sonrasında da teklifi reddederdi. Ama kimin ne düşündüğünün umrumda olmadığı bir sabaha uyandım diyorum ya, hayır olsun tüm bu değişimler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında bir güzel çay yaptım kendime. Kızarmış ekşi mayalı ekmek ve krem Fransız peynirine 1 bölüm Hause ekleyerek tam anlamı ile bir sabah yaşadım. Ardından bir SMS ile işe gitmeyeceğimi ilettim, sadece 1 SMS, ben bugün işe gelemiyorum… Kendimi saatlerce denedim ne kadar dayanacağım ofisi aramamak icin, ne zaman vazgeçip giyinip gideceğim diye ama olmadı, hala bu saatte umarsızca evdeyim, bir SMS daha atıp işi gücü sorasım bile yok, hatta merak bile atmiyorum. Yaklaşık 6 saattir kendi sesimi duymadım, telefonlara cevap vermedim, sadece müzik ve kahve var. Ben varım, iç sesim, aradığım huzur, güzel bir jazz albümü, yağmurun sesi, leylak kokulu duş jelimin buram buram aroması, bir de sabah yıkadığım çamaşırların beni mest eden deterjan kokusu… Yeni çamaşır yıkanmış ev bana hep öğlen okuldan dönüşleri hatırlatır. Yuva çok dinlendirici ve arındırıcı bir yermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘’Sadece aptalların dikkate alındığı bir dünyada yaşıyoruz, o halde kimse beni anlamıyor diye üzülmek neden’’ demiş Oscar Wilde. Bunu düşünüyordum günlerdir zaten, şimdi de bir güzel tecrübe ediyor yüzleşiyorum kendimle. Kimbilir neler dediler benim için değil mi? Görüşmeye gitmedi, işe gitmedi, zaten haftalardır dalgın ve mutsuz görünüyordu, beni aramadı bana anlatmadı, beni sevmedi, beni isyemedi. Ne derseniz deyin ben gerçekten iyi e mutluyum, bu yeni halimi paylaşmak isteyen varsa buyursun yanıma gelsin taptaze kahvem var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çok zaman oldu yazmayalı dostlar. Birçoğunuz benden özelden haber aldınız, eşim askerde ve ben annemin yanındaydım. Şimdi döndü ve ben de evime yuvama döndüm. Yavaş yavaş mutfağıma ve alışkanlıklarıma konsantre olmaya çalışıyorum. Evimi çok ama çok özlemişim, tadını çıkarmaya çalışıyorum. Yeniden evlenmiş gibi şaşkın ve beceriksizim mutfakta bu yüzden şu sıralar ekteki brushettalar, makarna ve kolay yemekler karnımızı doyuruyor bizim evde. Yanında bolca şarap ve keyif var. Yakında yeni tarifler ve öykülerde görüşmek üzere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brushetta&lt;br /&gt;2 dilim tost ekmeği&lt;br /&gt;½ çay bardağı zeytinyağ&lt;br /&gt;2 diş sarımsak&lt;br /&gt;2 adet domates&lt;br /&gt;5-6 yaprak roka&lt;br /&gt;5-6 yaprak fesleğen&lt;br /&gt;2 adet ceviz içi&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı rendelenmiş permasan peyniri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;1-Sarımsakları rendeleyip zeytinyağına ekleyin ve 30 dakika kadar bekletin.&lt;br /&gt;2-30 dakika sonra tost ekmeklerini üçgen bir şekilde kesip üzerlerine zeytinyağı gezdirin.&lt;br /&gt;3-Fırının sadece fan bölümünü çalıştırarak ekmeklerin üzerini kızartın, altı yumuşak kalsın.&lt;br /&gt;4-Domatesi minik minik doğrayın, roka fesleğen ve cevizi de doğrayıp karıştırın.&lt;br /&gt;5-Fırından çıkan ekmeklerin üzerine bu karışımı ekleyin ve en üste de toz permasan serpin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-2373185594311772696?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/2373185594311772696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=2373185594311772696' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2373185594311772696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/2373185594311772696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/06/yenilik.html' title='Yenilik'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/TAzjvpDCHGI/AAAAAAAAAtE/vdL1PAq8j0g/s72-c/brushetta.gif' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-3635824515644851914</id><published>2010-02-01T23:37:00.004+02:00</published><updated>2010-02-01T23:42:36.809+02:00</updated><title type='text'>Mektup-1</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/S2dKhHZ14iI/AAAAAAAAAss/v8E6jypm0cc/s1600-h/IMG_3906.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/S2dKhHZ14iI/AAAAAAAAAss/v8E6jypm0cc/s320/IMG_3906.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433393408229368354" /&gt;&lt;/a&gt;Hani bana Cuma gunu dedin ya ‘’sen gelince Ankara’nın havasi isiniyor, halbuki burası o kadar soguk ki normade’’ diye. Sen nasil beni inandıramıyorsan Ankara’nın soguk olduguna ben de sen olmayınca nasil bir ben oldugumu sana, hatta kendime bile inandıramıyorum çoğu zaman. Oysa beni ben yapan şeyler o kadar basit ki, ama hepsi seninle beraber gittiler....  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz zaman gecti, uyuduk uyandık,ben seni özlemşsindir diye oradan oraya et yemeye sürüklerken, senin zorunla oturdugumuz o huzurlu restaurantta,  ilk aksam yemegimizde ‘’Sen busun iste’’ dedin garsona siparis verirken, ‘’sen permasanlı roka salatasının yanında kırmızı sarap içen birisin, neden bir baskası gibi olup etrafındakileri mutlu etmeye calisiyorsun’’? Bir an kendime geldimo an, sahi ben neden sadece ben olamıyorum sence?&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;Neden her istedigimi net bir sekilde ifade edip, beni mutsuz eden seyleri hayatimdan cikaramiyorum? Oysa birbirimizi o kadar iyi tanyoruz ki biz seninle, mesela tam 28 gun sonra seninle birlikte kesintisiz  gecen bu 2 gunden senin aklında kalan ve kalacak olan tek şeyin saatlerce sokaklarda elele yurumemiz oldugunu soyleyeceksin  bana degil mi? Oysa daha ne cok sey yaptık seninle dusunsene...İstanbul’da, bu esir alınmıs 24 saatimizde, çogu yere soguktan, üşengeclikten ya da nedensizlikten araba ile giderken, birlikte elele, saate bakmadan, yonumuzu bile bilmeden yuruyebilmenin kıymetini anlayabilmek icin 6 ay ayrı mı kalmamız gerekiyordu seninle? Sokakta nedensizce, sebepsizce, vakitsizce elele saatlerce yuruyebilmek icin..... Ne çok şey için ayrı kalmamız gerekiyormus oysa yeni yeni anliyoruz degil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra belki erken yapilan bir kahvaltıdan sonra televizyon izlerken elele uyuyakalmamızı soylersin bana. Elimde telefon aramanı beklemeden, uyandığımda yalnız olmayacagimin bildigi huzur ile, korkmadan, sıcramadan, kabus gormeden bir ogleden sonrası uykusu cekmeyeli ne kadar oldu sahi?  Biliyormusun ki bir Cumartesi ogleden sonrası sen evde  Simpson seyrederken omzuna dayanıp uyuyakalmak, o uyku ve uyanıklık arasında televizyondan gelen seslerin bilindikliginin verdigi his dunyanın en huzurlu seylerinden biridir bu kadın icin. Sahi safak 103 mu demistin bugun telefonda, daha o kadar cok mu var gelmene...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En cok İstanbul’u ozledin biliyorum, Karakoyden Eminonune gecen kopruden asagiya bakıp gecen teknelere el salladigimiz o gun gibi bir gun yasamak istiyorsun hayalinde. Hatta belki canın sonra da Saray’da Supangle yemek isteyeceki yanında da buzz gibi bir diet kola. Sonra Selçuk Abi’yi arayip rakı kavun ve peynir bir de bizim CD’yi hazirlamalarını isteyip kendini boğazın hırcın guzelliğine teslim etmek isteyeceksin. Sahi sensizken sensizlik kadar çirkinleşen bu şehir sen varken bu kadar guzel olabilecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi sen benden ellerimle yazılmıs, parmaklarımın kokusu sinmis mektuplar istiyorsun biliyorum. Burayi okuyanlar da ilgilerini cekebilecek başka konularda yazmamı. Ama ben bu aksam herkesin istegini toparlayamayacak kadar tarifsiz duygular icerisindeyim.Gun gectikce daha karmasiklasan, vakit gectikce gelişin yaklaştıkça rahatlayacagina daha bir gomulen ayriliga...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sitenin sakinleri sen gelene kadar ‘’seni’’ yazmama kızarlar mı acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu tarifi de sen geldikten sonra sana hazirlayabilmenin umudu ve hayali ile yaptım. Çok sevecegine o kadar eminim ki.&lt;br /&gt;Mantar ve sebzeli arpa şehriye salatası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 su bardagı arpa şehriyesi&lt;br /&gt;2 litre su&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı tuz&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı zeytinyağ&lt;br /&gt;2 adet kırmızı biber&lt;br /&gt;1 adet kabak&lt;br /&gt;1 adet patlıcan&lt;br /&gt;1 su bardağı ince dogranmış mantar&lt;br /&gt;½ su bardağı beyaz şarap&lt;br /&gt;Karabiber&lt;br /&gt;Kekik&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı tereyağ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.2 Litre suyu tencereye koyup kaynatın, şehriyeleri ve tuzu haşlanması içine ekleyin ve ara ara karıştırarak şehriyeleri haşlayın.&lt;br /&gt;2.Derince bir tavada zeytinyağını kızdırın, biber, kabak mantar ve patlıcanı minik minik doğrayarak ekleyin&lt;br /&gt;3.Beyaz şarabı da ekleyerek, sık sık karıştırarak sebzeleri pişirin.&lt;br /&gt;4.Sebzeleri ocaktan almadan karabiber ve kekiği ekleyin.&lt;br /&gt;5.Haşlanan şehriyeyi sebzelere ekleyip karıştırın ve ocagın altını kapatın.&lt;br /&gt;6.Fırın ısısını 180 dereceye getirin ve tum bu karisimi derin bir borcama alın, tereyağını da ekleyip fırına verin ve 15 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-3635824515644851914?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/3635824515644851914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=3635824515644851914' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3635824515644851914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3635824515644851914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/02/mektup-1.html' title='Mektup-1'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/S2dKhHZ14iI/AAAAAAAAAss/v8E6jypm0cc/s72-c/IMG_3906.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7682939298721460092</id><published>2010-01-23T01:14:00.005+02:00</published><updated>2010-02-01T23:46:34.152+02:00</updated><title type='text'>Divane Aşık Gibi</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/S2dLsCTVpeI/AAAAAAAAAs0/ljjLCEi9UF4/s1600-h/IMG_3891.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/S2dLsCTVpeI/AAAAAAAAAs0/ljjLCEi9UF4/s320/IMG_3891.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433394695350101474" /&gt;&lt;/a&gt;Güneş doğar, güneş batar, ama insan uyumaz bazen düşünür...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerden Cuma, saat 00:49, ben varım şarabım var, bi de fırtınanın sesi, hani şu gunlerdir bekledigimiz fırtınanın naif sesi. Divane aşık gibi ‘’divane aşık gibi’’ yi dinliyorum. Ah diyorum, burda koynumda olsaydı, saat kaç olursa olsun uyandırırdı beni bu fırtınanın sesine, kalk  Zeynep derdi, senin havan gelmis. Ve ben gecenin kacı olursa olsun kalkardım,  çam ağaçlarına bakan salonun kucuk camının önüne oturur fırtınayı seyrederken elinde sıcacık bir bardak süt ve battaniyeyle girerdi salona. Bilmezdi ki ben fırtınaya degil onun gelme ihtimaline aşıktım oysa, yanımda olmasa fırtına neye yarar ki?  Allahım diyorum gittiginden beri, ya benden once çeker giderse bu dünyadan, o zaman kim anlar beni, kim anlar geceleri uykumda kendimi acıtırcasına bagırışlarımı, korkularımı. Kim bilir benim en çok üzüm ekmek ve peynir sevdigim sabah kahvaltılarımı?  Sahi ya uzun uzun anlatip ifade etmeye calismiyorum ki kendimi bir bakıyorum yeşil gözlerine,  o anliyor beni de ötesini de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gunlerdir yazmamı bekleyen o kadar kişi var ki, biliyorum. Napıyorum, ne ediyorum merak ediyorlar. Çokça da yazı yazdım yayınlamak icin, ama hiçbirini ekleyemedim buraya, az evvel de hepsini sildim gitti yazıldıkları yerden. Günler geliyor ve geçiyor bu aralar, ben oylece duruyorum sanki, bir masanın altında çok büyük bir sarsıntının bitmesini bekler gibi. Basım ellerimin arasında, ne kadar acırsa acısın canım bitecek diyerek sabretmeye calisiyorum. İnsanlar  ‘’Biraz daha alisabildin mi’’ diyor bana içimden kızıyorum onlara. Bu alısabilecegim, alısmak istedigim bir durum degil ki! Hem ben  ‘’ilk bekleyen sen misin’ ciler kadar basit hissedemedim ki hayatta hiçbir zaman. Şu gun su saatte bu düşüncelerle başbaşa olan benim cunku başka kimse degil!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi yapayalnız hissediyorum çokça. Nasıl anlatırsam anlatayım anlasılmaz durumlar içerisindeyim.  Bilgenin dedigi gibi, senin en çekici ama en zayıf yönün bu. Sahi ben de boyle miyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koskoca bir hafta sonu var şimdi eskiden gecip bitmesin diye zamanı durdurmak istedigim şimdilerde bitsin de Pazartesi olsun diye saatleri saydıgım. Evimden, esyalarımdan, en cok da mutfagımdan uzaktayım, yine de fırsat buldukça mutfaga girip birşeyler yapmaya çalışıyorum. Fotograftakiler de gecen Pazar mutfakta Aretha  Franklin dinleyip kendi kendime dans ederek yaptıgım portakallı kekler. Yalnızlıgı paylaşmaya iyi gelir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Portakallı Cupcake&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 yumurta&lt;br /&gt;2 su bardağı şeker&lt;br /&gt;1 su bardağı zeytinyağ&lt;br /&gt; 2 adet rendelenmiş portakalın kabugu&lt;br /&gt;1 su bardağı taze sıkılmış portakal suyu&lt;br /&gt;3 su bardağı un&lt;br /&gt;1 paket kabartma tozu&lt;br /&gt;1 çay kaşığı tuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yapılışı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Fırın ısısını 180 dereceye getirin&lt;br /&gt;2-Yumurta ve şekeri beyaz olana kadar çırpın.&lt;br /&gt;3-Yağ, portakal kabugu rendesi ve portakal suyunu ekleyip karıştırın.&lt;br /&gt;4-Un, kabartma tozu ve tuzu ekleyip cupcake kaplarına dökün&lt;br /&gt;5-18-20 dakika kadar pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7682939298721460092?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7682939298721460092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7682939298721460092' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7682939298721460092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7682939298721460092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2010/01/divane-ask-gibi.html' title='Divane Aşık Gibi'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/S2dLsCTVpeI/AAAAAAAAAs0/ljjLCEi9UF4/s72-c/IMG_3891.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7698463782241624134</id><published>2009-12-28T19:42:00.007+02:00</published><updated>2010-01-23T01:21:27.153+02:00</updated><title type='text'>Hasret</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SzjvVrl6ChI/AAAAAAAAAsU/SxVQR01vtks/s1600-h/16.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 134px; height: 200px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SzjvVrl6ChI/AAAAAAAAAsU/SxVQR01vtks/s200/16.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420345307298400786" /&gt;&lt;/a&gt;‘’Bu sene yılbaşı agacımı sizin eve mi kuracagım?’’ dedim anneme. Oyle ya ben ağaç kuracagım o gidecek nerdeyse. Hayir dedi annenm, her sene evinde ne yaşıyorsan onu yaşayacaksın, hiçbirsey aksamayacak, hicbirsey degismeyecek.. Yoksa nasil başa çıkabilirsin ki boyle bir durumla. Tek yolu doğal oldugunu kabul edebilmekte..&lt;br /&gt;Her sene oldugu gibi bir şişe şarabımızı actım sevgilimle, DVD’de Frank Sinatra, hem de guzelim sesine eşlik edein goruntuleriyle...Bir an durdum, sevgilim tek tek elleriyle ağacı süslerken, ben bu ağacı kaldırırken sen kimbilir nerelerde olacaksın dedim. Gözümden iki damla yaş geldi, gormesin diye mutfağa gittim gizlice agladim geri geldim..&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;Sonra bayram tatili geldi, Büyük adaya gittik şairlerin şehrinde, dizelerin sokaklarına. Havada yağmur, avuçlarımda aşkım, geçmişi hayal ede ede yürüdük adanın sokaklarında. Geceleri açık havada şarabımızı yudumlarken fonda Levent Yüksel’den o en güzel şarkı: Fırtınam felaketim hasretim, yetmiyor sevişmeler yetmiyor... Aşkımı bu adama yettiremiyorum ki dedim kendi kendime, fırtına olsam, felaket olsam, hasret olsam yeter mi diye diye gözlerine baktım. Böylesine iyi bir insanın tutup da bana aşık olmasının verdiği şükrü hissettirmeye çalıştım her bakışımda.. Hissetti de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra tatil bitti evimize döndük. 2009 başından bu yana kurban bayramının son gunu evimize donecegiz, ertesi gun sevgilim asker olacak deyip durdum. Kendimi nasil şartladıysam artık evden içeri girip de valizleri yere bırakınca anladım ki ‘’o an gelmiş’’. Gunlerdir hatta aylardır, askerlik nedir ki gelir geçer, ikimize de iyi gelecek, bi zbirimizi ozlemeyi ozledik gibi zırvalıklar aldı başını gitti bir anda ve ben gerçegin ta kendisiyle o kadar keskin bir şekilde yüzleştim ki... Yatak odasına gidip annemi aradım ve dedim ki: ‘’Anne ben şimdi ne yapacagım?.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gunler gunleri kovaladı, sevgilim 17 gunluk asker oldu. Şimdilerde yolda dengemi kaybetmiş gibi yürüyor, sigarayi ilk biraktigim gunku gibi elimi ayagimi nereye koyacagimi bilmiyorum. O gri bulutları sevgilim göremeyecek diye seyretmiyor, duydugum bir müzikte ellerini tutamiyorum diye kötü oluyorum.  Henuz 17 gundur yok yanımda ama sanki 5 aydir onu gormemiş gibi hasretim. Her telefonundan sonra buruluyor, her aksam yataga başımı koydugum zaman kendimi yarım hissediyorum. Geçen hafta evime gittigimde şarkılar soyledigi sardunyalarımızın bile boynunu buktugunu gordum, cicekler de insan özler mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar olup biterken her sabah şükrederek uyanıyorum. Birini bu kadar sevebildigime, 7 seneden sonra birini bu kadar özleyebilecegim bir aşk yaşadıgıma şükrediyorum. Her sabah 05:30 da bana gunaydin diyen kocamın benim sesimdeki guzellik ile şarj olduguna, her gece ruyasında gorebilecek kadar bana aşık olduguna şükrediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her sene yeni birşey diler insan yeni yıldan, ben herkes için aşk diliyorum bu yıl, herkese benim kadar güzel bir aşk...&lt;br /&gt;Bu gelgitlerde yazamadigim icin beni merak eden, yorum birakan, özelden mail gonderen herkese ayrica teşekkür ediyorum. İnsanın yüzlerini bile gormedigi insanlardan dostluk alması o kadar özel ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7698463782241624134?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7698463782241624134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7698463782241624134' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7698463782241624134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7698463782241624134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/12/hasret.html' title='Hasret'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SzjvVrl6ChI/AAAAAAAAAsU/SxVQR01vtks/s72-c/16.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-8296717983099665372</id><published>2009-10-31T19:53:00.012+02:00</published><updated>2009-10-31T20:09:59.585+02:00</updated><title type='text'>Şükür</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sux6HvuSuSI/AAAAAAAAArs/121zS9XjvZ0/s1600-h/corba.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sux6HvuSuSI/AAAAAAAAArs/121zS9XjvZ0/s320/corba.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398824326798686498" /&gt;&lt;/a&gt;Bütün bir gün evde üşüdüm.Sanki bu yağmur ve soğuk daha öncekiler gibi gelip geçiciymiş sanarak aklıma kaloriferi yakmak gelmedi bile. Zaten sabah uyandığımda bu kadar da soğuk değildi hava. Yağmuru ve fırtınayı görerek geride kalmşı üç beş parça yazlık giysiyi de kaldırarak kabanları ve mantoları çıkardım. Önce güzelce bir havalandırdım, sonra da herbirini askıya astım ki kırışıklıkları açılsın. Sonra üzerime bir hırka aldım, az sonra da ayağıma çorap. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sux6RdIM63I/AAAAAAAAAr0/pj6H8ItLH6c/s1600-h/cicek.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sux6RdIM63I/AAAAAAAAAr0/pj6H8ItLH6c/s320/cicek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398824493605776242" /&gt;&lt;/a&gt;Yağmur, fotoğraflarda gördüğünüz henüz evime yeni konuk olan ve tam anlamı ile alışkanlıklarına ve ihtiyaçlarına alışma safhasında olduğum sıklemenlerimin boynunu bükecek kadar fırtınaya dönüştüğünde onları balkondan almak için uğraşırken salonumun penceresinin ne kadar güzel bir sokağa baktığını bir kez daha farkettim. Bu sefer elime makinemi alıp bu güzel ve tanıdık sonbaharın fotoğraflarını çekmeye başladım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sux6ky3jf5I/AAAAAAAAAr8/b2VTt4-Vmdo/s1600-h/fener.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sux6ky3jf5I/AAAAAAAAAr8/b2VTt4-Vmdo/s320/fener.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398824825859047314" /&gt;&lt;/a&gt;Yaz boyu balkonumuzda şarabımıza eşlik eden fenere bir mum yaktım ve onu da kasımpatılarımın yanına koydum. Sanki bana poz verirmiş gibi bir an rüzgara direndiler sırayla. İyice üşüyene kadar çektim fotoğraflarını. Ayağıma aylar önce kaldırdığım ve tekrar giymek için sabırsızlandığım patiklerimi de geçirdim. Rüzgardan kopmak üzere olan Türk Bayrağını balkondan sökerken aklıma geldi kalorifer yakmak. Eskiler hep 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında okullar ve işyerleri tatil olduğu zaman evde sobayı kurduklarını, soğukarın bu tarihten sonra geleceğini söyler ya, bayrağı indirirken aklıma geldi ki bu soğuk geçici değil. Doğuca kombinin yanına gittim kaloriferi yakmak için. Kombinin hemen altındaki fırında pişen peynirli böreğin kokusu burnuma gelince de az bir zaman sonra geceleri üşümemek için yün yorganımızı çıkaracağımızı anımsadım ve yüzüme bir gülümseme yayıldı. Bir anda markete gidip çeşit çeşit bitki çayları almayı, hemen ilerideki fırından kepek alıp kepekli kurabiye pişirmeyi, yarım kalan kitaplarımı raflardan indirip sıraya koymayı hayla ediverim. Ben kışı çok seviyorum....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sux661p9lBI/AAAAAAAAAsE/Zzk_6effY9g/s1600-h/aaac.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sux661p9lBI/AAAAAAAAAsE/Zzk_6effY9g/s320/aaac.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398825204564464658" /&gt;&lt;/a&gt;Ama fırtına öyle bir hiddetlendi ki arabaya kadar bile yürüyemeyeceğimi anlayıp vazgeçtim.  Radyoda ''My funny valentine'' çalarken onca sorundan, mutsuzluktan, sıkıntıdan sıyrılıp kendime armağan ettiğim bu günü yaşadığıma şükrettim. Çünkü şükür şu sıralar aklımdan geçen en güçlü duygulardan bir tanesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneanneme kanser teşhisi konup onu hastaneye yatırdığımız ilk gün, kardeşimin bebeğinin olduğu henüz yedinci gündü. Ben tam 1 hafta önce bebeğin dünyaya sancılarla gelmesini izleyip doğumun ne kadar mucizevi birşey olduğu sarhoşluğu ile yaşarken bir anca kendimi tam da karşı uçta, ölümle yüzleşirken buluverdim. Yan odada babası üçüncü ameliyatını olduğu için tam üç aydır hastanede bir sandalyede uyuyan kadın ile tanıştığımda ''üç ay hastanede kalma'' tabiri bana çok umutsuzca gelmişti. Oysa biz bugun hastaneye yatalı bir ay oldu ama benim hala umudum var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemin annesini kaybediyor oluşunu izlemek beni çok üzüyor. Kelimelere dökemediği onca şeyi gözlerinden anlamak ama hiçbirşey yapamamak ne tuhaf. Bu sabah annemle telefon ile konuşurken dün gece üç aydır yan odada yatan kadının babasının vefat ettiğini öğrendim. Annem '' şükür annem hala hayatta'' dedi. Başkalarının felaket karşısında kendi durumunun onunkinden iyi olması sebebi ile hissedilen duygunun ''şükür'' olması ne ironik değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse... Haftaiçi anneannem büyük bir ameliyat olacak, ve sonucunun ne olacağını hiç bilmiyoruz. Bizleri nelerin beklediğini, neler yaşayacağımızı tahmin edemediğimizden bugun bir mola verdim ben. Ruhumu dinlendirip hazırlık yaptım daha zor günlere.Daha da zor günler olduğunda daha çok şükredeceğiz öyle mi?&lt;br /&gt;Kalorifer ısınıp böreğim pişerken de sıcacık bir kış çorbası yaptım kendime. En sevdiğimden hemde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyonda at arabaları ile seyahat edilen bir Avrupa kentinde geçen bir film vardı. Aynı bugun gibi karanlık, yağmurlu ve soğuk bir günde at arabasının çıkardığı tıkır tıkır sesi eski bir masal dinliyormuşum gibi huzur verdi bana. Film hiç bitmesin, battaniyem hiç açılmasın, yağmur hiç dinmesin istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 litre su&lt;br /&gt;1 bardak kırmızı mercimek&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı zeytinyağı&lt;br /&gt;2 bardak sıcak su&lt;br /&gt;1 tablet etsu&lt;br /&gt;Deniz tuzu&lt;br /&gt;Pul biber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- 1 litre su ile mercimeği düdüklü tencerede 10–15 dakika kaynattım.&lt;br /&gt;2- Tenceredeki çorbayı blender den geçirdim &lt;br /&gt;3-Çorbaya zeytnyağ, 2 bardak sıcak su , etsu tableti, deniz tuzu ve pul biber ekleyip 5-10 dakika kaynattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-8296717983099665372?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/8296717983099665372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=8296717983099665372' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8296717983099665372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8296717983099665372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/10/sukur.html' title='Şükür'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sux6HvuSuSI/AAAAAAAAArs/121zS9XjvZ0/s72-c/corba.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-8694645825463575792</id><published>2009-09-22T17:16:00.005+02:00</published><updated>2009-09-22T17:21:20.108+02:00</updated><title type='text'>Enerji</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Srjq3KPmciI/AAAAAAAAArc/tmd8pKNScO4/s1600-h/peynirliborek.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Srjq3KPmciI/AAAAAAAAArc/tmd8pKNScO4/s320/peynirliborek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5384311587884921378" /&gt;&lt;/a&gt;Akşamları yorgun argın kapının önüne geldiğinizde, elinize anahtarlığınızı aldığınız zaman hep ama hep yanlis anahtarı kapıya sokmaya çalışanlardan mısınız? Bir kez de eline ilk tuttuğunda doğru anahtar gelmez mi insanın? Ya da anahtar ararken, elinizi kocaman çantaya daldırdığınız zaman çantanın içindekileri tek tek saçıp sokağa,  anahtara hep en son mu ulaşanlardan mısınız? Arabaya binip caddeye çıktığınız zaman gözünüzü rahatsız eden güneşten korunmak için güneş gözlüğü aramaya çalıştığınız zaman da ilk o salak anahtar mı gelir elinize? Dakikalarca aradığınız minicik ruju bulamazken kaç kez geçer o aramadığınız gözlük elinize?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben tam da böyle biriyim aslında neden bilinmez. Ofiste otuzsekiz tane üstüste evrağın arasında benim aradığım ya en alttadır ya da en alttan iki üç üstte. Ama alttan aramaya başlasam üstte olur aradığım hep.  Kola makinesinde hep diet kola yoktur mesela, normal kola ve zero da agzina kadar doludur, sonra ben bu durumlarda sinir olmamak için kola makinesine inerken bu sefer zero alip içeceğim o da guzel değil mi diye kendi kendime telkinde bulunurken bu sefer zero bitmiş agzina kadar diet kola doludur makine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kakaolu kek yapacağım zaman kakao yoktur evde, muhakkak yoktur ama. Ben nasilsa kakao yoktur diye kakao alip eve geldigimde de yumurta yoktur dolapta.  Ben inat eder vazegeçmem ama kek yapmaktan, çıkar bir kez daha gider markkete yumurta alirim bu sefer. Ama hayatta insanların önüne önüne gelen şeyleri de hayretle izlerim mesela. Kimileri için hayat hep daha kolaydır, şans mı dersiniz, yıldız mı yoksa doğru zaman doğru yer tekniği mi bilemem ama benim yapacağım herşey hep zordur.  Eşimin iki saattir kullandığı internet, ben laptopumu açınca çat diye kesiliverir, PC bunu hep yapiyor der eşim elime mac verir, bendeki mac bağlanmazken bu sefer eşimin elindeki PC bağlanır internete ne sinir bir durum değil mi? Önünüzdeki metroya bindiği an kapiarın kapanması, tam gözünüze kestirdiğiniz yere nereden çıktığını göremediğiniz birinin gelip parkedivermesi, en begendiğiniz markanın en sevdiğiniz hırkasının en guzel renginin sadece size uyacak bedeninin tükenmiş olması... Buna çekim yasası dendiğini o kadar iyi biliyorum ki. Ve nasil düzeleceğini de... Ama ben bunları yaşadıkça ‘’ şimdi aradığımı buluverecegim’’ diyemiyorum ki rüzgari tersine çevireyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, tüm bunları takmadan bir bayram tatili geçirdim ben.  En önemlisi yazlık ile vedalaştım bugün. Dün yağmur sonrasi yıllardır yürümediğim kadar uzun bir yürüyüş yaptım sahilde. Bir dolu fotograf çektim iskelelerde, evlerin önlerinde, ne kadar olmuş buralara gelmeyeli dedim kendi kendime... Kırık bir iskelenin üstüne bir kuş konumuştu, yapayalnız bu kuşun fotoğranı çekeyim diye eğildiğimde yanına başka bir kuş kondu ve kuşlar öpüşmeye başladılar. Hemen sayfanın sağ tarafına ekliyorum görmeniz için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aylar süren bir ayrilik yaşayacağız ama yazlığı bir daha gördüğümde çiçek açmış erik ağacımın beni bekleyeceğini düşünerek bir kışa hazırlanıyorum.  Evde geçirdiğimiz hafta sonları da bizi kışa yavaş yavaş hazirliyor zaten.  Okumak istediğim ama hep ertelediğim birsürü kitap aldım ve başladım sırayla okumaya. Sonra biriken tarifler var bu kış sırayla denemek istediğim.  Kış ortasında yazı anmak için buzluğa konmuş domatesler, bezelyeler, en çok özleyeceğim saksıdaki fesleğenler...&lt;br /&gt;Bu tarif de bir kışa hazırlık hafta sonundan, peynirli börek hep en sevdiğim olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Malzemeler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 adet yufka&lt;br /&gt;1 çay bardağı süt&lt;br /&gt;1 çay bardağı zeytinyağ&lt;br /&gt;250 gr. Beyazpeynir &lt;br /&gt;2 adet yumurta&lt;br /&gt;Çörekotu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hazırlanışı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırın ısısını 180 dereceye getirin&lt;br /&gt;1 yumurtayı , beyazını bir kaba alarak ayırın. Bu kaba diğer yumrutayı kırın, süt ve zeytinyağ ekleyerek karıştırın.&lt;br /&gt;1 adet yufkayı tezgaha serip bir ucunu diğerinin yarısına gelecek şekilde katlayın.Karışından 2-3 kaşık dökerek yufkayı ıslatın.&lt;br /&gt;Yufkanın dışına peyniri koyun ve rulo şeklinde sarıp fırın tepsisine yerleştirin. Diğer yufkaları da bu şekilde serip bir bıçak ile böreğe minik kesikler açın ve kalan karışımı böreğin üzerine dökün.&lt;br /&gt;Üzerine yumurta sarısı sürüp çörekotu serpin.&lt;br /&gt;180 derecede 35-40 dakika börek kızarana kadar pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-8694645825463575792?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/8694645825463575792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=8694645825463575792' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8694645825463575792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8694645825463575792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/09/enerji.html' title='Enerji'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Srjq3KPmciI/AAAAAAAAArc/tmd8pKNScO4/s72-c/peynirliborek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-1194657654964611101</id><published>2009-09-19T20:11:00.006+02:00</published><updated>2009-09-19T20:26:35.482+02:00</updated><title type='text'>İyi Bayramlar</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SrUhW5sJ7sI/AAAAAAAAArU/qyUU0zjku1M/s1600-h/nohutsalatasi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SrUhW5sJ7sI/AAAAAAAAArU/qyUU0zjku1M/s320/nohutsalatasi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5383245606918155970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"vaniköy'den suya atlardım çocukken.&lt;br /&gt;maskara akıntısı&lt;br /&gt;çengelköy'de bırakırdı beni&lt;br /&gt;yürüyerek eve dönerdim sonra.&lt;br /&gt;hayattan başka ne bekleyebilir insan?&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;atlama cesareti en önce&lt;br /&gt;koyverme bilgeliği&lt;br /&gt;anaforların nirvanasındaki haz, coşku, heyecan ve delilik&lt;br /&gt;kıyıya çıkacak kadar bir aklıbaşındalık ve usluluk&lt;br /&gt;eve dönecek kadar bir sorumluluk ve çaba&lt;br /&gt;ve huzur içinde bir uyku&lt;br /&gt;öğleden sonra&lt;br /&gt;evde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşamak... bir akıntıya kendini kaptırmaktır.&lt;br /&gt;düşünmek ise akıntılara kafa tutmaktır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emre Yılmaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygularıma tercüman olan satırlardan bazıları bunlar... Çokça düşünüyorum şu sıralar bu satırları, acaba diyorum ben yirmidört saatin yirmibeşi koştururken bi yerlerde bana ait olması gereken ya da bana ait olabilecek neler kaciriyorumdur...&lt;br /&gt;Neyseki bayram tatiline girdik, dört gün de olsa insanın kendi kendine kalıp bedenini ve ruhunu dinlendirebilecegi, görmediği uzaktakilere görmeye fırsat ayırabileceği zamanlar var kapıda. Erkenden kalkıp uzun bir sahil yürüyüşü yapıp ardından güne espresso ile başlayınca hayat birakmak istemeyeceğim kadar güzel geldi bugun.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt; &lt;br /&gt;Buradan beni okuyan herkesin bayramını tebrik ederim. Sizlere bayram için yazdan kalan, Tamek yarışması için hazırladığım Nohut Salatası hediye ediyorum. Bol bol dinlenmeniz ve sevdikleriniz ile sımsıcak sarılmalar geçirmeniz dileği ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nohut Salatası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler&lt;br /&gt;1 Paket Tamek Haşlanmış Nohut&lt;br /&gt;1 Demet ince kıyılmış taze soğan&lt;br /&gt;2 adet küp kesilmiş domates&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı kimyon&lt;br /&gt;1 tatlı kaşığı pul biber&lt;br /&gt;limon&lt;br /&gt;tuz&lt;br /&gt;zeytinyağ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm malzemeleri derin bir kapta karıştırın ve ılık servis edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-1194657654964611101?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/1194657654964611101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=1194657654964611101' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1194657654964611101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/1194657654964611101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/09/iyi-bayramlar.html' title='İyi Bayramlar'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SrUhW5sJ7sI/AAAAAAAAArU/qyUU0zjku1M/s72-c/nohutsalatasi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-680544550107492057</id><published>2009-09-07T21:28:00.006+02:00</published><updated>2009-09-07T21:32:06.885+02:00</updated><title type='text'>Hatıra</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SqVfF_VXi-I/AAAAAAAAArM/1vI5P1TWkAM/s1600-h/makarna.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SqVfF_VXi-I/AAAAAAAAArM/1vI5P1TWkAM/s320/makarna.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378809886468967394" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz Eylül’ün başıyken  ve yaza doğru dürüst veda bile edememişken, taksiden apartmana yürüme mesafesinde sırılsıklam olmanın tek avuntusudur yazmak. Her sene, bıkmadan usanmadan her sene yapılan ‘’bu yaz ne çabuk geçti’’ sohbetinin en iyi ilacıdır. Oradan buraya koştuturken not alamadığımızın, ve sırf bu yüzden hayyatta güzel olan bir sürü anıyı, anı unuttuğumuzun farkında mısınız? İşte bu pişmanlığa en iyi gelen çaredir yazmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam beş senedir, iki üç ayda bir saatlik vuslatlara mecbur kalan hasretimizi, bu sene doyasıya 1 tam güne yaymışken, akşam üzeri eve dönerken arabadan markette indiğimizde konuşmuştuk bizi ne çok özlediğimizi... Biz kuzen dedim, biz bundan beş sene evvel bu kadar birbirimizi özleyeceğimizi bilmiyorduk ya hani, belki de beş sene sonrasının kaderinde birlikte bir hayat paylaşmak vardır ne dersin? &lt;span class="fullpost"&gt; Mesela dedim, seninle aynı apartmanda oturuğumuz, telefon, internet ve camdan yukarı bağırmaların yeterli olmadığı zamanlarda, ayağıma terliklerimi geçirip iki kat yukarı çıkıp kapıyı vurur yanına gelirdim ya gecenin bir yarısı sıkıldığımda. İşte o bir rüyaydı hakikaten, ben tekrar o deni büyük bir rüya hayal etmiyorum da, hani seninle aynı sitede, ayni mahellede, onu da geç aynı semtte otursak hani. Arabaya binip sana gelmek beş dakika sürse de ben sırf spor olsun diye yürüsem sana gelirken. Şu markete uğrayıp aynı bu akşam olduğu gibi dört tane bira alsam da şişeleri sallayarak sana gelsem, gelmeden az evvel de telefon açsam müsait misin diye. Ne hafta sonu, ne bayram tatili ne yeni yıl bayramları olmasın bizim sohbetlerimizin bahanesi. Ertesi gün işe gidecek olsak da ben saate baksam eve geri dönmek için. Sen kötü bir gün geçirmiş olsan ofiste onu konuşşak sıradan şeylerden hiç konuşamadığımız yıllara inat. Sonra ben kalksam evime dönsem de sen eskiden olduğu gibi ben eve varana kadar br şarkı bestelesen de kaydetsen, sonra sabahlara kadar ona söz yazmaya çalışşak nasıl olur dedim. Belki bir gün olur be kuzen dedin, inanarak, imrenerek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çok şeyin hayalini kuruyor insan. Çalışmamayı, upuzun tatilleri, sessizliği, daha zayıf olmayı, ya da ne bileyim aklından geçen bütün kitapları okumuş olmayı... Fakat yağmur ve sonbaharla birleşen bir Pazartesi sendromunu atlatmanın tek yolu yapayalnız evde, yanmış mumların arasında eski bir Sezen şarkısı ile yazı yazmak,  bir dost hayali kurmak olmamalı. Belki yollarından biri olmalı ama tek yolu değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çook eskilerden bu makarna, haftalar haftalar evvel dört tane bira alıp geldiğimiz evimde biraya eşlik eden bir tarif, şimdi yazarken bile ne güzel akşammış dediğim akşamdan. Koşturmaktan tekrarının nasil da hayalini kurduğumu yazamadığım akşamdan.  Bu akşamlardan onlarcası yüzlercesi olsun, ben hep yazayım istiyorum.  Gerçek olur mu bu hayalim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz bitiyor, sonbahar en sevdiğim mevsim.... Kızımın adı bahar mı olsun eylül mü karar veremediğim kadar çok sevdiğim mevsim...  Bir sürü yemek fotografı var size anlatmak istedigim, ama her biri tehlikeli melankolik yazılara gebedir söylemedi demeyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Fırında domatesli fesleğeni makarna&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1 paket makarna&lt;br /&gt;1 demet fesleğen&lt;br /&gt;5 adet domates&lt;br /&gt;1 çar bardağı süt&lt;br /&gt;1 çay bardağı kaşar peyniri rendesi&lt;br /&gt;Zeytinyağ, tuz, tane karabiber&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hazırlanışı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;•Makarnayı haşlayıp süzün&lt;br /&gt;•Rendelenmiş domates, ince kıyılmış fesleğen, süt, zeytinyağ ve tuz ile karıştırıp fırın tepsisine yayın,&lt;br /&gt;•Üzerine kaşar peyniri rendesi ile tane karabiber serpin&lt;br /&gt;•175 derecede 30-35 dakika pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-680544550107492057?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/680544550107492057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=680544550107492057' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/680544550107492057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/680544550107492057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/09/hatra.html' title='Hatıra'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SqVfF_VXi-I/AAAAAAAAArM/1vI5P1TWkAM/s72-c/makarna.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-8321414156271986932</id><published>2009-08-12T11:52:00.007+03:00</published><updated>2009-08-12T12:04:55.183+03:00</updated><title type='text'>Zaman Dursa!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SoKFq3r-4wI/AAAAAAAAArE/T0eJbxpmdOE/s1600-h/m.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SoKFq3r-4wI/AAAAAAAAArE/T0eJbxpmdOE/s320/m.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369000677328478978" /&gt;&lt;/a&gt;Tatilimin ikinci ve son bölümünü geçirmek için yine yazlıktayım, annemin yanında, hani daha önce de bahsettiğim gibi bir avuç sevinç almaya geldim yine. Eşim yetiştirmesi gereken bir projesi yüzünden yine katilamadı bana, oysa ben eşim gitmeden önce son tatilimizi uzun uzun yaparız bu yaz sanıyordum ama kısmet deilmiş, artık geldikten sonra diye umut ediyorum... &lt;br /&gt; Perşembe akşamı çantamı hazırlamak için işten eve döndüğümde yağmurun yağdığı yaz günlerinin hayalini kurdum hep. Yazın ortasında birden şakır şakır yağmaya başlayan yağmurun değmediği herhangi bir kuytuda,  walkmanim ile İlhan İrem dinlediğim, eve dönmeye çalışırken ayakkabılarımın çamur olduğu upuzun toprak yolda benim gibi ıslanan kedilerin başını sevdiğim, ve eve geldiğimde peynirli anne poğaçası kokan evimi... &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt; Eskiden kışlık evimize döndüğümüzde çalışma masamda bıraktığım mektup kağıtlarımı unutacağım kadar uzun olurdu yazlar. Şimdiki gibi aklımıza estikçe İstanbul’a gidilmezdi yazları, ya okula kayıt olup kitapları almaya, ya da bir resmi işlem halletmeye gidilirdi. Okullar kapanıp yaz olduğu zaman kıyafet, kap kacak, kitap ne varsa annemle babamın arabasına tıka basa doldurur, iki araba arka arkaya şimdilerde yarım saat süren yolu iki saatte tıngır mıngır gelirdik, abim babamın arabasında, ben ise annemin... Haziran ortasındaki kazak giydiriğimiz akşamların serinlerden, eylül başındaki sonbahar rüzgarlarına, sert lodos fırtınalarına kadar kaç değişik esintiyi, kaç değişik duyguyu yaşar, doyasıya eğlenirdik.&lt;br /&gt;Tüm bunların anısı ve yağmur hayalleri ile hazırladım çantamı ve uyudum. Sabaha karşı aniden bastıran bir sağanak ve ardarda vuran gökgürültüsü ile korkarak uyandım. Tamam dedim hayallerim gerçek olacak. Ben bu sefer suyun üzerinde sırtüstü yatıp da sadece yüzümün açıkta kaldığı gökyüzünden yağmur damlalarını hissedeceğim. Aynen de öyle oldu! Cumartesi minderimin üzerinde kitap okurken aniden bastıran yağmur tam da hayal ettiğim gibiydi.... Önce beni sonra tüm denizi ıslattı, aklımda elimde okuduğum kitaptan bir satır ile yüzmeye gittim hemen; ‘’ balık yüzdüğü okyanusu denetleyebilir mi?’’&lt;br /&gt;Günlerden Çarşamba oldu. Aynen çocukluğumdaki gibi annem kalkıp bütün bahçe ile birlikte pazara gitti sabahtan. Koca bahçede yapayalnız yaprakların çıkardığı sese eşlik eden nefesimden başka ses yok. Yazımı yayınlayıp, btmesini istemediğim kitabımdan iki sayfa okuyup kendimi başka şeyler ile oyalamak üzere sahile ineceğim. Uzun uzun yüzdükten sonra biraz voleybol, ardından güzel bir uyku... Ve tüm bunlar seneler sonra bile olsa çalışma masamdaki mektup kağıtlarımı unutturacak kadar keyifli ve huzurlu geliyor bana. Peynirli poğaça mı? Hala yapamadık annemle, siz şimdi pisicik Mika’mızın fotoğrafı ile oyalanın, poğaça fırından çıktı çıkacak!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-8321414156271986932?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/8321414156271986932/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=8321414156271986932' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8321414156271986932'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/8321414156271986932'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/08/zaman-dursa.html' title='Zaman Dursa!'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SoKFq3r-4wI/AAAAAAAAArE/T0eJbxpmdOE/s72-c/m.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-641750597513813743</id><published>2009-07-28T21:53:00.007+03:00</published><updated>2009-08-12T11:54:23.327+03:00</updated><title type='text'>Manolya Ağacı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sm9JS1awxnI/AAAAAAAAAqs/rjxwCNTmM6Q/s1600-h/Flowering-Tree.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sm9JS1awxnI/AAAAAAAAAqs/rjxwCNTmM6Q/s320/Flowering-Tree.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363586269147350642" /&gt;&lt;/a&gt;''Beni sorsalar sana nasil anlatirsin'' deseler; ‘Hani seneler sonra nerede manolya kokusu duysam çocukken bizim evin önünde açan manolya ağacının kokusu burnuma gelir de teyzemin peynirli poğaçasının verdiği huzuru hatırlarım ya, işte seni sevmek de manolya kokusu gibi, her daim huzurlu, her daim bana ait ‘’diye cevap verirdi adam, eger hala hayatta olsaydı...&lt;br /&gt;Seneler seneler evveldi, buralardan çekip gideli çokça oldu ya, gitmeden önce kendince anlamadığı bir dilde söylerdi aşk şarkısını karısının gözünün içine baka baka. Ne karısı anlardı bu dili, ne de adamın anladığını sanırdı. Belki ikisinin gizli aşk diliydi bu şarkı kimbilir.&lt;span class="fullpost"&gt; Birine ölmek istercesine aşık olursun ya hani, ne varlığı yeter sana ne yokluğu, hiç gibi olmak istersin onunla, açımak, acıtmak en çok da kanatmak istersin hissetmek için, aynen öyle... Hiçbir biçime sokamadığın, betimleyemediğin ve hiçbir kelimeyle anlatamdığın aşk gelip girivermişti onların koynuna. İnsan birini sokakta yürürken görüp evlenme teklifini kabul eder de hemen ardı sıra 18 ay asker yolu gözler miymiş? aşık olur, evlenir de mutlu olur mu dersiniz, oluyormuş. Hep aynı şarkı, aynı melodi kadına söylediği, ne anlama gelir bilir mi kadın? Bilmez. Bilmez ama hisseder belki de adamın tenine dokununca.&lt;br /&gt;Bir kısa evlilik, iki küçük çocuk derken adam çeker gider bu dünyadan geldiği gibi ani ve hızlı...&lt;br /&gt;Hayat alabora etti herkesi başka başka yanlara, şarkısız sözsüz başka dünyalara, masalara, rakılara ve mezelere...&lt;br /&gt;Kadın peşi sıra 23 yıl arar bu dilini adını, kimin soylediğini bilmediği şarkıyı. En kalabalıklarda kendini sahipsiz kimsesiz hisseder insan da derdine hiçbir kelam  tercüme olaz ya, öyle yalnız, öyle yapayalnız bir şarkınıın peşinde geçen yirmi üç yıl. Kadere inat, yazılan yazılara inat unutmadı melodiyi,  ismini, geçmişini unutmaktan korkmadı ya kadın, en çok şarkıyı unutmaktan korktu.Bir çok şarkıya benzetti durdu şarkıyı ama bulamadı. &lt;br /&gt;Seneler seneler sonra bir konserde biri ana diliyle soyledi sarkıyı, hiç beklemediği bir anda, tesadüfen...&lt;br /&gt;Telefonuma kaydettim hemen şarkıyı, sonra eşimle birlikte bulduk, bu sözleri Boşnakça olan şarkıyı eşim ana dili Boşnak olan kuzenine tercüme ettirdik, buyurun buradan yakın;&lt;br /&gt;Bana kahve pişir sevgilim&lt;br /&gt;Kendine pişirdiğin gibi&lt;br /&gt;Gece yarısı geleceğim&lt;br /&gt;Yanına oturacağım&lt;br /&gt;Bana yatağında yer aç sevgilim&lt;br /&gt;Sanki sen yatacakmışsın gibi&lt;br /&gt;Gece yarısı gelip yatacağım&lt;br /&gt;Gelme sevgilim gerek yok&lt;br /&gt;Başka bir sevgili var artık&lt;br /&gt;Çünkü sen de bana başkalarının daha iyi olduğunu söylemiştin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="width:300px;"&gt;&lt;object width="300" height="110"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/wCWgxBaHNS/aus=false/"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/wCWgxBaHNS/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="110" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="background-color:#E6E6E6;padding:1px;"&gt;&lt;div style="float:left;padding:4px 4px 0 0;"&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/"&gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/embedsearch/E6E6E6/" border="0"  /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;form method="post" action="http://www.imeem.com/embedsearch/" style="margin:0;padding:0;"&gt;&lt;input type="text" name="EmbedSearchBox" /&gt;&lt;input type="submit" value="Search" style="font-size:12px;" /&gt;&lt;div style="padding-top:3px;"&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/ads/banneradclick.ashx?ep=0&amp;ek=wCWgxBaHNS" rel="nofollow"&gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/ads/bannerad/152/10/" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/ads/banneradclick.ashx?ep=1&amp;ek=wCWgxBaHNS" rel="nofollow"&gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/ads/bannerad/153/10/" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/ads/banneradclick.ashx?ep=2&amp;ek=wCWgxBaHNS" rel="nofollow"&gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/ads/bannerad/154/10/" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/ads/banneradclick.ashx?ep=3&amp;ek=wCWgxBaHNS" rel="nofollow" &gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/ads/bannerad/155/10/wCWgxBaHNS/" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/form&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br/&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/people/D44Xu8n/music/gLmmAQMf/suzan-karde-kafu-mi-draga-ispeci/"&gt;Kafu Mi Draga Ispeci - Suzan Kardeş&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-641750597513813743?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/641750597513813743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=641750597513813743' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/641750597513813743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/641750597513813743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/07/manolya-agac.html' title='Manolya Ağacı'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sm9JS1awxnI/AAAAAAAAAqs/rjxwCNTmM6Q/s72-c/Flowering-Tree.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-7015993278024610109</id><published>2009-07-28T15:33:00.002+03:00</published><updated>2009-07-28T15:35:41.920+03:00</updated><title type='text'>İstanbul'da yaz</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sm7wWlwTUlI/AAAAAAAAAqk/fRnjngha8d4/s1600-h/22.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sm7wWlwTUlI/AAAAAAAAAqk/fRnjngha8d4/s320/22.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5363488477127332434" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tatil yetmedi pek tabiki kime yeter ki diye döndüm yuvama. Önce bir Pazartesi sendromu, herşeyi unutan beynimin armağanıdır bana salı olunca hiçbir sendromu kalmayanlardanım ben. Bu kadar şeyi unutuyorken asıl unutmak istediklerimin de her sabah benimle beraber uyanması nedendir onu da bilemem pek tabi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyseki hafta cok yogundu da neye ugradigimi sasirdim birden Cuma oldu bir baktım döndüğüm yerde yazlıktayım, şarabımı açmışım kaldığım yerden devam ediyorum. O kadar uzun yıllardır yazlıktayız ki biz, mesela temmuz ayında bir Cumartesi günü İstanbul’da kalsam elimi ayagimi nereye koyacagimi sasiririm ben. Ya yapacak sey bulamam, ya da yapacak onca şeye aynı anda koşturur kendimi de etrafımı da bunaltırım biliyorum. Ama buna ragmen eşimin Pazar ogleden sonrasına bir toplantisinin cikmasi ile erken döndük bu hafta yuvamıza. Önce sabah erkenden kalkıp yuzduk uzun  uzun. &lt;span class="fullpost"&gt;Sonra o kimsenin sahilde olmadigi saatlerde yanyana güneşlendik sevgiliyle, bu sene tatile gidemiyoruz ya birlikte, bak bu saatte kimse yokken seninle tatilde gibiyiz dedi kandirdi beni. Ardından hamile kardeşimize armağan olarak mozart for babies ile yaptık Pazar kahvaltımızı, erken ıslak, serin ve mutlu. Bu kadar güzellikten sonra denizi ve güneşı bırakıp İstanbul’a donmek uzmedi tabiki beni. Bir Pazar ogleden sonrası evimde, ustelik kendi kendime, ustelik hava da beş dakika sonra yagacakmis gibi griyken ne çok kitap okudum bir bilseniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiyse onumuzdeki hafta cikacagimin ikinci iznimin hayallerini kuruyorum kafamda. Yine heyecanlıyım, yine yazlıktayım, yine uçurtma bayramlarına gidiyorum buzz gibi Mojitolar ile sevinmeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mojito (4 kişilik)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 adet sarı limon&lt;br /&gt;2 adet yeşil limon&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı tozşeker&lt;br /&gt;Yarım demet taze nane&lt;br /&gt;3 şişe sade soda&lt;br /&gt;½ şişe bacardi&lt;br /&gt;Bolca buz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Sarı limonları kabukları ile birlikte 5-6 parçaya bolun.&lt;br /&gt;2.Yarım demet nanenin yarıdan fazlasını tek tek dallarını kopararak toz şeker ile limonlara ekleyin ve limonları iyice suları çıkana kadar yogurun. (Hatta sabredebileceseniz karışımı bu şekilde 10-15 dakika bekletin derim.)&lt;br /&gt;3.Sonsa suyunu süzüp soda ve bacardi ile karıştırın.&lt;br /&gt;4.Yeşil limonu ince ince dimleyin.&lt;br /&gt;5.Bardaklara once buz sonra sırası ile  limon, taze nane, ve en son da hazırladığınız karışımı ekleyin.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-7015993278024610109?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/7015993278024610109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=7015993278024610109' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7015993278024610109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/7015993278024610109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/07/istanbulda-yaz.html' title='İstanbul&apos;da yaz'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/Sm7wWlwTUlI/AAAAAAAAAqk/fRnjngha8d4/s72-c/22.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-3774285580620740632</id><published>2009-07-09T20:33:00.005+03:00</published><updated>2009-07-09T20:35:46.699+03:00</updated><title type='text'>Uçurtma Bayramları</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SlYp_vZ1T8I/AAAAAAAAAqc/TSDrqlWAqgc/s1600-h/ggg.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SlYp_vZ1T8I/AAAAAAAAAqc/TSDrqlWAqgc/s320/ggg.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356514981837098946" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmiyor bu hayat&lt;br /&gt;Ve sonu gelmiyor bu sonsuzluk acısının&lt;br /&gt;Sonu gelmiyor insan acısının&lt;br /&gt;Yolsa ben ister miydim&lt;br /&gt;Öykülerde saklanarak yaşamak...&lt;br /&gt;Sonsuzluğu&lt;br /&gt;Senin o kısacık ömrüne çevirmek istemz miydim...&lt;br /&gt;Öyküler denizin en dibinde&lt;br /&gt;Saklanmak ister miydim...&lt;br /&gt;Ama ne zaman soluk almak için çıksam,&lt;br /&gt;Bitmiyor, bitmiyor bu hayat...&lt;br /&gt;Yoksa bu karanlık sonsuzlupu&lt;br /&gt;Senin o kısacık ömrünle değiştirmek&lt;br /&gt;İstemez miydim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..........demiş Cezmi Ersöz, ne iyi etmiş... Kendi kendime bir DNR terapisinde öylesine alıverdim kitabı elime. Çokça zamandır ruhumla oynadığım saklambaçta yakalanmamak için olsa gerek Cezmi Ersöz okumaz olmuştum. O kadar öylesine dokundum ki o kitaba... Belki de fonda çalan Patricia Kaas etkisi de yardımcı olmuştur bu kadar yoğum hissetmeme.  O günler evvel Harbiye’de biz aşıkların iliklerine kadar güzellik dolduran o kadının sesiydi belki de beni bu kadar etkileyen kimbilir. Oysa ben sadece yarın çıkacağım tatil için alacağım kitapları seçiyordum. &lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski bütün güzel şarkılarını bir albüme toplayıp bizleri düş bahçelerinde yürüten Sezen Aksu ile geçen yaz akşamlarıma ara veriyorum. Yarın akşam tam dokuz günlüğüne izne çıkıp yazlığa, annemin yanına gidiyorum. Sabahları herkes uyurken kırık iskeleye kadar yüzmeyi, arkasından bir bardak sıcak çay içip uykuya dalmayı hayal ediyorum. Hemen uyanıp yukarıdakine benzeyen yüzlerce cümleden herhangi birini okumak, gece olunca ayaklarımı mehtaba kadar uzatmak, bir de üzerimde incecik bir pike ile şarap içmek, yapayalnız oturmak istiyorum çocukluğumun geçtiği kumlarda.  Düşünmek, hatırlamak bazen de unutmak. Bir rüyaya bir ümide yaslanıp yaralanmak sonra da sevgilere tutunmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben uçurtma bayramlarına gidiyorum sevinmeye.. Ölümsüz özgür çocukluğuma yeniden yol vermeye, koşmaya... Annemden bir avuç sevinç alıp yalnızlara, koskoca şehirde yapayalnız olanlara sevinç vermek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilenmek ve aldığım yerden devam etmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-3774285580620740632?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/3774285580620740632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=3774285580620740632' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3774285580620740632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/3774285580620740632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/07/ucurtma-bayramlar.html' title='Uçurtma Bayramları'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SlYp_vZ1T8I/AAAAAAAAAqc/TSDrqlWAqgc/s72-c/ggg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-4497066304675796323</id><published>2009-05-09T19:42:00.007+03:00</published><updated>2009-05-09T20:07:20.708+03:00</updated><title type='text'>Süpriz</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SgWyfPs92PI/AAAAAAAAAqU/RqsF8bpmtTo/s1600-h/patates.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 214px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SgWyfPs92PI/AAAAAAAAAqU/RqsF8bpmtTo/s320/patates.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333865583551043826" /&gt;&lt;/a&gt;Cuma akşamını başbaşa geçirelim mi dedi sevgili. Elbet dedim, bir Cuma akşamını seninle başbaşa geçirmekten daha büyük bir keyif var mı benim için? Nereye gideceğiz dedim, sır... bir cevap yok. Sorgulamıyorum o halde ben de. İlla herşeyi bilmek zorunda mıyım? Bilsem ne değişecek ki şunu mu giysem bunu mu taksam diye stres olmaktan başka? Hem süprizleri keyifli kılan kendini süprize teslim etmek değil midir? O halde ben de sonuna kadar tadini çıkarayım bu süprizin dedim. Klasik Cuma kıyafetlerimi giydim işe giderken. Koca hafta giyilen ütülü pantolon, kol düğmeli gömlekten sonra Cuma giyilen jean nasil da kayif veriyor. Sırf bu sebepten bir kez daha en sevdiğim gün olabilirsin Cuma!&lt;br /&gt;Neden bilinmez gri-beyaz-siyah olan gardrobuma renkli hem de pembe bir gömlek aldım bir gün evvel, hem de renkli olmayı sevmememe rağmen. Pembe gömleğime sarı saçlarımı tarayınca, mavi gözlerime delacivert rimelimi sürünce tüm gün barbie bebeğe benzettiler beni. ofiste Meğer ben tam süprize göre giyinmişim de bilmiyor muşum! Sonradan düşündüm ki nereye gideceğimi blseydim tam da böyle rengarenk, bahar gibi giyinmek isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam olunca ‘’sen arabanı garajda bırak’’ dedi sevgili, ben seni başka bir arabayla almaya geliyorum! Allah allah desem de içimden yok dedim düşünmeyeceğim, sorgulamayacağım. Kendimi  yedi yıl evvel gözüm kapalı  nasil biraktıysam bu adamın kollarına, bu akşam da öyle bırakmak istiyorum. Bir kadeh şarap içip azıcık rahatlasam şu kontrol delisi durumumdan kurtulabilirim elbet ama akşamın 6 sinda ofiste şarap ne arar? Rujumu tazeledim bindim sevgilinin arabasına. Hop ikinci köprüdeyiz. Tamam dedim, ilk çıktığımız akşam gittiğimiz restauranta götürüyor bu adam beni ne güzel. Orada şarap da var hem, taze rokalı bir salata da istedim mi değmeyin keyfime. Sonrasında Bağdat Caddesinde bir dondurma turu diye düşünür buldum kendimi. Nolur biri bana yardım etsin, düşünmek istemiyorum derken Bostancı sapağından sapıverdik sağa. Demek Cafe Cara’ya gitmiyoruz dedim. Sonra arabamızı herhangi bir sokak arasıymış gibi görünen bir yere park ediverdik. Arabadan indik inmesine de insan neyreye gideceğini  bilmediği zaman boş boş duruveriyormuş sokağın ortasında. Kendimi elimi tutan sevgilinin yönüne bırakıverdim. Caddeye çıkar çıkmaz ilk ışıklardan karşıya geçmek üzere yaya geçidinde durmuştuk ki artık dayanamayıp sordum ‘’Aşkım biz nereye geldik?’’ Sevgili yüzünde pek ender görebildiğim  bana özel gülümsemesiyle gözlerime baktı, sanki birkaç dakika sürdü. Sonra yüzünü tam karşıya çevirip gümeye devam etti. Ben de sevgilinin baktığı yöne bakmıştım ki dizlerimin bağı çözüldü sanki. Hayatımda hiç canlı dinlemediğim, hep istediğim ama bir türlü gidemediğim Sezen Aksu Konseri’nin afişi tam karşımda duruyordu!.....&lt;br /&gt;.................. derken Sezen çıktı sahneye. Senelerce düşünmüştüm ben Sezen’i sahnede ilk hangi şarkısı ile dinleyeceğim diye.  En sevdiğim şarkısı ‘’Gül’’ mü? Yoksa çocukluğumu hatirlatacak eski bir şarkısı mı? Hüzünlü bir melodi ile mi görecektim ben Sezen’i ilk yoksa kıvır kıvır göbek atarken mi?  Karşımda o sahnede devleşen minik bir serçe, ellerimde sevgilinin kalp atışlarını hissettiğim sıcacık elleri, gözlerimin yaşını sevgilinin omzuna bırakırken, tam da otuz yaşıma basmama üç gün kalmışken, haftalardır beynimde dolaşan duygularımı, biten giden dertlerin beni ittiği yeni bir başlangıcı yazmak istediğim, anlatmak istediğim düşüncelerimi sezen yazıvermiş zaten:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başımı omzuna yaslamaya&lt;br /&gt;Hayata yeniden başlamaya&lt;br /&gt;Bağında, bahçende, pınarlarında&lt;br /&gt;İçimi yıkamaya geliyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="width:300px;"&gt;&lt;object width="300" height="110"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/G2GxCV4Zgi/aus=false/"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/G2GxCV4Zgi/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="110" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="background-color:#E6E6E6;padding:1px;"&gt;&lt;div style="float:left;padding:4px 4px 0 0;"&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/"&gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/embedsearch/E6E6E6/" border="0"  /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;form method="post" action="http://www.imeem.com/embedsearch/" style="margin:0;padding:0;"&gt;&lt;input type="text" name="EmbedSearchBox" /&gt;&lt;input type="submit" value="Search" style="font-size:12px;" /&gt;&lt;div style="padding-top:3px;"&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/ads/banneradclick.ashx?ep=0&amp;ek=G2GxCV4Zgi" rel="nofollow"&gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/ads/bannerad/152/10/" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/ads/banneradclick.ashx?ep=1&amp;ek=G2GxCV4Zgi" rel="nofollow"&gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/ads/bannerad/153/10/" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/ads/banneradclick.ashx?ep=2&amp;ek=G2GxCV4Zgi" rel="nofollow"&gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/ads/bannerad/154/10/" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/ads/banneradclick.ashx?ep=3&amp;ek=G2GxCV4Zgi" rel="nofollow" &gt;&lt;img src="http://www.imeem.com/ads/bannerad/155/10/G2GxCV4Zgi/" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/form&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br/&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/people/D44Xu8n/music/nV-N8-Kg/sezen-aksu-kutlama/"&gt;Kutlama - Sezen Aksu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum günün kutlu olsun dedin sevgili. Hayatımda aldığım hiçbir hediye ile doğduğum güne bu kadar içten ‘’iyiki’’ dememiştim.. İyi ki doğmuşum, iyi ki beni Tanrı’ya bir kez daha inandıran bu kadını görmüş, duymuş,seyretmişim. Ve iyiki bu kadını dört saat boyunca sevgili ile elele, gözlerinin içine bakan gözlerinin yanı başında izlemişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesine güzel bir süpriz karşısında sevgiliye en sevdiği yemek ile teşekkür etmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malzemeler &lt;br /&gt;4 adet iri patates&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı zeytinyağ&lt;br /&gt;Pulbiber&lt;br /&gt;Kekik&lt;br /&gt;Tuz&lt;br /&gt;1/2 çay bardağı su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazirlanışı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırın ısısını 200 dereceye getirin. Patetesleri küp doğrayıp bütün malzemeler ile karıştırıp 50 dakika fırınlayın.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-4497066304675796323?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/4497066304675796323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=4497066304675796323' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4497066304675796323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/4497066304675796323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/05/supriz.html' title='Süpriz'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SgWyfPs92PI/AAAAAAAAAqU/RqsF8bpmtTo/s72-c/patates.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-6089028837761151140</id><published>2009-05-05T15:33:00.004+03:00</published><updated>2009-05-05T15:39:25.563+03:00</updated><title type='text'>Hıdrellez</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SgAydVY668I/AAAAAAAAAqM/dg7QrSjxRVk/s1600-h/hidrellez.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SgAydVY668I/AAAAAAAAAqM/dg7QrSjxRVk/s320/hidrellez.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332317438345931714" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu akşam bir dilek dileyin gönlünüzden, ve bütün iyiliklerin gerçekleştiği, bütün çözümsüzlüklerin çözüme dönüştüğü bir sene hayal edin. Balkonunuzdaki bir çiçeğe su verin önce, sonra dileğinizi düşünün gül ağacı niyetine... Ve gökyüzüne gönderin dileğinizi... Bir mum yakın karanlık odanıza, bir de Sezen Aksu'dan ''Gül'' dinleyip uzaklara dalın, o çok uzaklardan deniz esintisi gibi huzur gelsin yüzünüze çarpsın sezenin sesi ile...&lt;br /&gt;Her hayal birgün gerçek oluyor, gerçekten diler ve gerçekten inanırsanız gerçek olmaması için hiçbir sebep yok çünkü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/35986058-6089028837761151140?l=papatyadunya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://papatyadunya.blogspot.com/feeds/6089028837761151140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=35986058&amp;postID=6089028837761151140' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6089028837761151140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/35986058/posts/default/6089028837761151140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://papatyadunya.blogspot.com/2009/05/hdrellez.html' title='Hıdrellez'/><author><name>Bir Porsiyon Öykü</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13218951962831424662</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://bp0.blogger.com/_3umwwBA_Cz8/R26KMEi8YbI/AAAAAAAAAUY/edy3OGsNfbA/S220/recepkapak.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SgAydVY668I/AAAAAAAAAqM/dg7QrSjxRVk/s72-c/hidrellez.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-35986058.post-2989634329995587142</id><published>2009-04-19T22:06:00.003+02:00</published><updated>2009-05-09T19:46:25.738+03:00</updated><title type='text'>Erguvan Gezintisi Birinci Bölüm</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SeuEhXVqciI/AAAAAAAAAp8/5h7xBzAqQzA/s1600-h/mercimek_salatasi.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5326496693031170594" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_3umwwBA_Cz8/SeuEhXVqciI/AAAAAAAAAp8/5h7xBzAqQzA/s320/mercimek_salatasi.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Mayısın 12 sinde doğmamdandır baharı bu kadar sevmem. Ve kızım olmasını adını da Bahar koymayı çok istememin tek sebebidir. Çünkü bahar bir uyanıştır tükenmiş herşeyden. Yeniden doğmak, sebepsiz umut etmektir. Kışın yokluğuna acısına dayabilmenin tek yolu baharın umudu, yeniden geleciğini bilmenin rahatlığıdır aslında. Soğuğun ve yokoluşu ‘’geçici’’ olduğunun kanıtıdır bahar. En güzel, en mavi mevsimdi...&lt;br /&gt;Bu hafta perşembeden itibaren hava ‘’bahar kokuyor’’ diyordum zaten. En nihayet kısa kollularımız ile dolaşıp sımsıcacık güneşi içimizde hissettiğimiz güzel ama bir o kadar da kısa sürecek olan bahar geldi. Tadını çıkarmak için çok acele etmemiz gerekiyor zira geldi mi gelecek mi derken bir bakmışız yazın yapış yapış sıcağı başlamış, koca kış kendimizi hapsettiğimiz kaloriferli evlerimizin bu sefer klimalı bölümlerine hapseder oluvermişiz kendimizi.&lt;br /&gt;İşte tam da bu baharın tadını çıkarmak için &lt;a href="http://papatyadunya.blogspot.com/2009/03/tatil-hayali.html"&gt;daha evvel bahsettiğim &lt;/a&gt;erguvan gezintisini yapmak üzere Pazar sabahı için benim adıma erken sayılabilecek bir saatte buluştuk arkadaşımla Boğaziçi Ünversitesi’nin kapısının önünde. Kendim ve etrafımdakilerin ruh sağlıpı, can güvenliği için uyanır uyanmaz kahvaltı edip çay içme gerekliliğim en çok dışarıda kahvaltı edeceğim sabahlar rahatsız ediyor beni. Çünkü ben ne yazıkki çay içmeden, kahvaltı etmeden sinir küpü gibi gezinenlerdenim. Daha yüzümü yıkamadan çay suyu koyar, kızartma makinesine ekmek koyarım sabaharları.Kahvatı yapmadan evvel konuşamadığım, göremediğim, hissedemediğim için okula girer girmez hemen ilerideki enfes manzaranın tadını malesef çıkaramadım.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Şimdi düşünüyorum da normal bir durumda benim orada on onbeş fotoğraf çekmem, muhakkak birşeyler içip sessizce oturmam gerekirdi. Malesef şöyle bir bakıp meydana yürümeye devam ettim. Bana küçüklüğümün Bebek Koru’sunu andıran bu okulda kendimce öyle eskilere öyle eskilere gittim ki bir an nerede olduğumu bile unuttum. Geçen sene Çatalca da yuvarlanmak için saatlerce aradığım papatya tarlalarından tutun da mis kokulu ıhlamur ağaçlarına kadar envayi çeşit ağacı, bitkiyi bir arada bulunduran bu koru Pazar sabahıma keyif üzerine keyif kattı. Bütün köşelerinin şişman ve bakımlı onlarca kedi tarafından esir alındığı bu şirin okulda sessizce ve geçen vapurların düdükleri ile lezzetli bir sandviç ile ettiğimiz kahvaltının keyfine diyecek yoktu. Arkadaşımın okul anılarını dinlerken tam da boğazın karşı kıyısında duran kendi okuluma bakıyor, kendi anılarımda gidip geliyordum. Öğlen 1
